30 Temmuz 2009 Perşembe

Usta ile Margarita, bir tatil ilişkisi...

Bana kısa bir tatilin tanımını yap, senin için neler ifade ediyor deseniz: "Bünyeye bol bol güneş, kafaya bir f5, Djemba Djemba'ya da bir eş demektir." derim. Djemba Djemba da kim mi? Bilmeyenler için.

Küçük bir tatil yaptım. Hem de pek huyum olmayan bir şekilde tek başıma. Yani Sapinto. Biz böyle diyoruz (oğlum T.İ ekle vocabulary'e: Sapinto=Sap) Gümbet'teydim. Yani Güm, Bed!

Öyle yazınca beklentiler artmasın. 3-4 gün kalabildim zaten, işlerim çok, o yüzden.



Day 1:

İlk gün gündüz açıkçası mal gibi dolandım. Zannedersiniz Maldonado'yu Gümbetspor'a kiralık vermişiz. Akşamsa tam bir hüsrandı. Güya tek başıma gittim, tanıdık üstüne tanıdık, tanıdık üstüne tanıdık. Bi de babamın aile dostları filan denk gelmesin mi? Bilal Amca, tam bir fenomen. Bana diyo ki: "Lan el kadardın el. Kucağımıza doğdun. Bize pipini gösterirdin pipiniiii. Hayta" tarzı muhabbetler. Diyemiyorum ki, "Bilal Amcacım mantalite aynı, değişiklik yok. Şimdi de pipimi gösterme derdindeyim. Lakin hedef kitle tamamen değişti.". Onlar da demiyolar ki bu çocuğun bi derdi vardır, tek başına geldiyse bi sebebi vardır. Yok, sanki evlerine misafirliğe gittim Bodrum'a. Neyse hadi, misafirperverlik eleştirilmez.

O gün halim de yoktu, odaya erken döndüm. Yattım zıbardım. Hatta ilk yatınca gözüme uyku girmedi. Kendi kendini teskin etme kafası vardır ya "ya bu da kafa dinleme tatili olsun, böyle işte ne güzel ooooh, dostlar güneş müneş" mantalitesine bile getirdim kendimi. Tam bir züğürt tesellisi. Sabah uyandığımda neyse ki Djemba Djemba bi gece önce zihnimde kurduğum kafa dinleme zırvalarını dimağımdan silmem için bir uyarı atışı yaptı.

Day 2:

Djemba Djemba'nın uyarı atışını müteakip beach'e gittim. Güzelce konuşlandım. Mp3 player'ım, dergim, erken saat olmasına rağmen şezlongumun yanına gelen buz gibi biram. Kışın yapılan yatırımların meyvesi düz karnım, her şey hazır. Başarısızlık halindeyse, kafamı tekrar "lan bu kafa dinleme tatiliydi zaten"e getirebilecek düzenlemeleri de yaptım beynimde. Beklentilerim yüksek değil.

Öğlen oldu, bir arkadaşım aradı, cep telefonunda onla konuşurken biraz daha yüksek sesle konuşarak, iki yandaki şezlongda yer alan hanımefendi ikilisine zarfı da atmış oldum. Kalkıp yürüyüp telefonda tam kritik cümleleri onların şezlongun önünden geçerken söyledim filan. Yüksek sesle "Yok be Hakancım, çok bunaldım Serra'yla olanlardan sonra, biliyosun. Bi süre yok o işler, neler geldi başıma biliyosun" tarzı cümleler kurdum. (Serra diye biri yok. Bunu yaptım, çünkü kadınlar böyle şeyleri accayip merak ederler. Çatlarlar dinlemezlerse. Dinlerlerse moral vermeyi sever çabuk samimiyet kurmaya bayılırlar.) Neyse bu çabam dikkat çekmekle beraber ilk anda işe yaramadı. Ancak bir saat sonra başlayacak muhabbetin temellerini sağlam bir şekilde attı.

Dediğim gibi iki kişiydiler. Tatile 2 arkadaş gelmişler. İstanbul'da olduklarında ikisi de business kasa. Bir tanesi çok fit, yaklaşık 7,8. Diğeri de eh işte, 6,9. 7,8 olanın adı Pembe Panter (pembe bikinisi vardı), 6,9 olanın adı da Margarita (o da frozen çilekli margarita içiyordu habire)

Öğlen tavla oynamaya başladılar, ben de bu güzel fırsatı kaçırmayıp izleyici olarak yamandım. Kısa muhabbetler. İkisi de bronz. Baktığım zaman ilk 7,8'e oynamaya karar vermiştim zaten. Gülüşü mülüşü çok güzel. Daha önceki postlarımdan hatırlarsanız, pervane sınırını aşmış bir kız. Zaten bikiniyle görüp karar veriyorsanız 7,8'e sağlıklı bir karardır.

Akşam ne yaptıklarını falan filan sordum klasik yola girdim. Sözleştim.

İşler değişti.


Pembe panterle Margarita geldiler. Ben acemilik yapmayıp, o barlarda olan masamsı şeylerden bir tanesini ayırtmıştım. Öyle barlarda gezgin olmak iyi bir taktik değil, bir üssün olacak. Oraya ara ara uğrayacaksın. Üssün olmadı mı köpekbalığı gibi oluyorsun, kadınlar da "avcı" yaftasını yapıştırdı mı işin zorlaşır.



Gündüz plajda full capture bütün vücudunu gördüğüm bir kız, gece kıyafetini bi çakınca, o eteği azıcık daha sıyrılsın diye deli olmuyor muyum, kendime bir türlü anlam veremiyorum. Aslında veriyorum da ne bileyim işte... Seksapel sen nelere kadirsin?

Kıyafetler giyilince Margarita (6,9) benim aklımı başımdan almaya başladı. Siyah bi elbisesi vardı. Mini, tadında bir dekolte. Çok güzel bir kolye ve bilezik, ayakta abiye bir sandalet (tanımlamak zor biliyorum ama çok şıktı) saçlar açık, arada bir kaç tutamı örmüş onu sanki taç gibi dolamış filan. Saçların rengini büyük bir ihtimalle azıcık açmış, ama doğal bir şekilde. Bronz tenle mükemmel bir uyum. Pembe Panteri de anlatayım, sarı düz bir elbise, sanki plaj kostümü gibi, ayakta babet, saçlar açık, hafif makyaj. Zaten güzel bir vücut, ne giyse yakışır. Bir tatil akşamı için ultimate bir kıyafet. Ama + puanları Margarita toplamadı desem yalan.

Pembe Panteri de Margarita'yı da çok sevdim. Ancak ikisini de başka bi türlü seviyodum. Arzulamak anlamındaysa Margarita çok ön plana çıktı.

Burada çok ince bir konu var. Güzel kıza mı yazmalı, yoksa ortalama olana mı? Sonuçta cevap tabii ki kim senin kriterlerine göre göre daha güzel daha kafaysa ona. Ama işler o kadar basit değil. Ben "mükemmeliyetçi" biriyim diyerek bu işin içinden çıkmak taktik bir hatadır.

Çünkü neden?
Doğa da da bu böyle. Aslan daha semiz eti var diye büyük bizona saldırıyo mu? Saldırdığı da oluyo ama her zaman değil. Doğru seçimi yapıyor.
Normalde şansının %40-50 olduğu ortalama bir kadın var diyelim. O ortalamanın yanında kendinden güzel bir arkadaşı varsa ve sen ortalamaya yazıyorsan şansın %90'lar mertebesine çıkar. Çünkü kadınlar hoşlanılmaktan ve bunu göstermekten çok zevk alırlar. Ötekiylese şansın her ahval ve şeraitte %20-30'lar mertebesindedir. Ötekine de yazabilirsiniz yazmayın demiyorum. Ancak durum muhakemesini iyi yapmak lazım. Yoksa ben de güzel kadın severim ne var ki?

Neyse;
Zaten o gece bana Margarita daha bi güzel göründü de :))). O margarita, ben küçük şişe biralarla kah topu kanatlara aktardık, kah hücum pres yaptık. Güzel bir gece, Pembe Panter yokken birkaç kez öpüştük. Öpüşmek için Pembe Panter'in gittiği anları beklemesi o gece için şansımın olmadığının en önemli işaretiydi. Demek ki arkadaşını çok takıyordu, ne der filan diye. Otellere döndük, yarın ola hayrola.

Yarın: Usta ile Margarita 2 :)

5 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

Wanted dedi ki...

bence ikisini birden götürmekte bir alternatif olabilir.eminim odalarına gidince margarita pembe pantere anlatmıştır herşeyi.belki onunda canı çekmiştir he? ne dersiniz?

Dona Gump dedi ki...

sacmalik derim

bettyblue dedi ki...

biraz geç okumaya başladım bloğunu ama yine de bir yorum yazmak istedim. Senin bodrum'a gidip günbet'i tercih etmene ıyykk öğğk demek istiyorum. GÜMBET yaaa bodrum'un en berbat yeri. ordan geçerken içim kalkıyor. Çıs tak çıs tak müzik eşiğinde erkek bulmaya gelmiş koca memeli hollandalı kızlar ve onları düzmek için bekleyen çükleri kalkmış zavallı erkeklerimiz......

T.İ. dedi ki...

Nerde hareket orda bereket demişler. Pek katıldığımı söyleyemeyeceğim. Kaldığım yer azıcık dışarısındaydı. Ben vıcık kalabalık yerlerine neredeyse hiç takılmadığım için yorumunuzu kendime yapılmış kabul etmiyorum. O açıdan bakarsanız Bodrum, sırf ismi bile artık vıcık. Burada nerelere takıldığınıza da bağlı. Ben çok dikkatliyim o konularda.

bettyblue dedi ki...

peki hadi öyle olsun bu seferlik

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket