tek gecelik ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tek gecelik ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2009 Salı

Müdire vs Bolonez devam...

Masada arkadaşım, kız arkadaşı ve ben oturmaya devam ediyorduk. Benim karşı masadaki muadilim ise bir önceki post'umda belirttiğim gibi bussiness kasa güzelce bir kadındı. belki benden 3 4 yaş büyük. Belli ki arkadaşlarına iş çıkışı katılmış, eve uğranmamış. Makyajı ve kıyafeti değil, ama saçları ele veriyor. Çok güzel değil, ama çok seksi. Dizüstü siyah etek, bronz baccaklar, topuklu siyahlar, üstünde de omuzları şöyle karpuz gibi hafif kabarık, kollarının ucu dantelli beyaz bir gömlek. Martini içiyor. Çok klas.

Biz kesişmeye başladık zaten. Böyle kadınlara aşırı bakmamak lazım, her kesişmenin bir tesadüf gibi olmasına dikkat etmeli. Yoksa ilgisi hemen kaçar. Biz müdireyle göz temasını sürdürürken, Kontes'in arkadaşı Bolonez geldi. (Bu arada böyle olunca, yani isimleri böyle lakaplarla söyleyince sanki uyduruyormuşum gibi oluyor, normalde böyle yapmıyorum biliyorsunuz, ama olay çok yakın bir zamanda gerçekleştiği için isim vermek istemiyorum.)
Nerde kalmıştım? Bolonez geldi, sarı bukleli saç, renkli göz, uzunluğu tam kararında düz kırmızı elbise, çok başarılı makyaj, inanılmaz eller. Şarap içiyor.

Bu gibi durumlarda, yani arkadaşlarınız çöpünüzü çatıyorsa değişmez bir kural vardır. Güya, kız benim onun için gelmediğimi sanar, ben de onun benim için geldiğini bilmem. Amma palavra, yıllardır sürer.

Bolonez'in gelişi, piyasamı acayip arttırdı. Müdire artık bana alenen bakmaya başladı. Kafaya koymuş, silecek Bolonez'i... Masada bunun farkında olan tek kişi Lafonten. Diğer kızların sırtı dönük Müdire'ye. İbne de habire sırıtıyo. Ben centilmenliği elden bırakmıyorum tabii, Bolonezle de temas halindeyim sürekli. Ama benimki, yani Djemba Djemba, yani cinsel organım, beynime sinyalleri "müdireeeee, müdireeee" diye yolluyor. Bir yol bulmam lazım. Kontes de ağzıma sıçar, cır cır cır cır aylarca konuşur. Yok efendim arkadaşını o duruma düşürmem doğru muymuş bilmemne, bana diyeceklerinin tamamını buraya yazsam, içiniz daralır. Tuvalette Lafonten'e dedim ki oğlum ben şu kızla bi konuşabilirsem (müdire) sonra milleti toplayıp gidebilir misin? Bakarız dedi.

Müdire'nin masasında yalnız kaldığı bir an, ben bizim masadan kalkıp ona hemen bir Martini Dry yolladım. Garson allahtan tanıdık. Sonra bizim masaya döndüm. Bu, masadaki diğer kızla işim yok, gözüm sende mesajı idi. Kadınlar böyle mücadelelerin uzamasına fazla gelemez. Çocuk oyununa çevirmeden işi bitirmek gerekir. Mücadele uzarsa, "Amaaan salak tipim değil zaten" oluverirsin.



Lafonten'e artık siktir git deme boyutuna getirmiştim ki, Kontes bi çakallıklar olduğunu çakozladı ve sinirlendi. Bir şekil, Lafonten'in de hakkını yememeyim, başarılı bir organizasyonla hepimiz oradan kalktık. Benim 5 dakika sonra geri döneceğimi yalnızca Lafonten biliyordu.

Döner dönmez masaya değil bara geçtim. İsterim ki barmenle muhabbet ettim filan diyeyim size, ama buradaki barmenlerin genellikle amerikadakiler gibi öyle kalender görmüş geçirmiş bir halleri yok. Hıyar gibi bi adamdı. Bi sigara yaktım. Hayatta içmem aslında. Ama yalnızken çok işe yarıyor, gerizekalı gibi bir sağa bir sola bakmaktan kurtarıyor insanı. Karizmatik sigara içme dersi aldım ama, ördek gibi içmiyorum, son derece cool'um. Az Nick Cave videosu izlemedim bunun için. Lazım oluyor.

Neyse sigarayı yaktım, dudaklarımı fazla açmadan, dudağımın her iki tarafını da teğet geçirerek üflüyorum sigarayı, dumanla havada "hadi artık müdireee" yazabilsem inanın öyle üfleyeceğim. Yanındaki erkek tipi kestim iyice, şöyle "ben masamdaki kadına yan baktırmam" diyen bir tip mi falan diye, alakası yok. Bu sefer onlar masadayken yolladım içkiyi, kırmızı bir şey olsun istedim. Yap dedim baremene en kırmızısından.. Valla ne yaptığını bilmiyorum, ama kadınların seveceği meyvesi bol kıpkırmızı bir şeydi. Ahududu koysaydın dedim, güldü barmen. Pezevenk. Artık bir şekil konuşacağız. Zaten saat geç olmaya başladı, mekan dans müziklerine döndü. İşte benim havalar. Zaten hem ben hem o alkollü. Bundan sonrası standart prosedür. Kızın konuşması filan gayet düzgün. Bir önceki post'taki yazmıştım. Böyle kadınlara bayılıyorum. Hiç tipi değilim. O çok üst düzey bir plaza müdürü peşinde. Seviyor o hayatı, ben sevmem.



Her kadın, kendisine bir şey ısmarlanmasından hoşlanıyor. Bunun parayla pulla, hasabı ödetmekle filan alakası yok, ya da bir salak içkinin parasını vermekle. Gerçekten o kadar basit değil. Bir şekil özel hissediyorlar. Bu konuda erkekler biraz fazla abartıyorlar.

Neyse, eve gidince meydana çıktı ki, müdire kendine gaayet iyi bakmış. Değişik pozisyonlar denemeyi seviyor, alkolden miydi bilmiyorum gerçi. Ortalama üzeri,7/10'luk bir performansa da sahip. Sabah kahvaltı da ettik. Öyle "ay yüzüne bakmadan gitmek istiyorum" tipinde saçma salak bir tribe de girmedi.

Sırada kontes'in gönlünü almak var. Bolonezi de tam olarak kafamdan silmiş değilim. Bir ilişki belki olabilir. Gerçi bana bakar mı artık bilmiyorum.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Bir one night hikayesi: Lafonten, Kontes, Müdire...

"Kadınların evlenmeleri nasıl bir zaferse, erkeklerin de one night'ları işte öyle bir zaferdir."
Bu lafı daha önce hiç kimse söyledi mi bilmiyorum. İlk ben söylüyorsam da literatüre benimle geçmesinden büyük bir onur duyarım.

Bu lafı bir övünç cümlesi olarak etmedim. Bana bu lafı ettirenler utansın. Çünkü ülkemiz kadınları, cinselliği ellerinde bir silah olarak tutmaya bayılıyorlar. Cinselliğe koydukları bariyer, bir ilişkide, flörtte onların en önemli kalelerinden biri. Bu bariyeri yıkanı ya da böyle bir bariyeri hiç olmayanı "kötü kız" olarak nitelendiriyorlar. (Büyük bir yüzdeden bahsediyorum. Herkes böyle değil tabii ki de)

Haksızlık etmek istemem, bu saçma nitelendirmenin asıl bayrak taşıyanı da erkekler. Hemcinslerim hiç kusura bakmasınlar, teşbihte hata olmazmış, bu durum ancak ve ancak Türk Deyimler Sözlüğü'ndeki
şu deyimle ifade edilebilir.


Neyse yine sadede gelemeden bi araba laf ettim. Gördüğünüz üzere haftasonu bir one night'ım oldu. Ben de bunun altını doldurabilmek için didiniyorum. Bunu yapabilen kadınlara bayılıyorum. Samimiyetime ne kadar inanırsınız bilmem. Ancak çok çok büyük saygı duyuyorum, bence çok güvenilir ve düzgün insanlar pek çoğu. Yani, ertesi gün benim onu aramayacağımı biliyor. Aynı şekilde ben de onun beni aramayacağını biliyorum. Çünkü benle işi olmaz, o kadar belli ki. Ben ölsem gebersem beni yine aramaz. Ben de o ölse geberse onu aramam. Birimiz Şam, diğerimiz Bağdat. Peki bu tensel çekime engel mi? Cevap veriyorum: Vazgeçtim vermiyorum. Beni az biraz tanıdığını var sayıyorum.

Cumartesi gecesi cadde üzerinde değil ama Bağdat Caddesi'ne yakın, ismi S. ile başlayan bir mekana gittik. 3 kişiydik, daha doğrusu 3 kişi başladık. Bir arkadaşım, kız arkadaşı ve ben. Çok kısa profillerini aktarayım. Çünkü ileriki anlatacaklarımda bu tiplerden bol bol bahsedeceğim. 3 kişiyiz demiştim. Lafonten, kız arkadaşı ve ben. Lafonten 15-20 yıllık bir arkadaşım. Ona niye Lafonten dediğimizi söylemeden edemeyeceğim, çünkü çok komik bir hikayesi var:

Bu zamanında pornoculardan böyle 10'lu filan film takımları alırdı. O zamanlar utanıyor da herhalde bakamadan bir anda alıp kaçıyor 10'lu seti. Porno satıcısı ne verirse o, tezgahta vakit harcayamıyor gerilimden. Neyse bir gün almış gelmiş yine 10'luyu. Aralarından bir tanesi hayvanlı çıktı. O günden beri biz buna Lafonten deriz. :)))) (O filmleri çekenler, bundan gelir elde edenler her türlü belalarını bulsunlar o ayrı, iğrenç ötesi aşşalık yaratıklar. Nefret ediyorum. Tiksiniyorum.) Ama bizimkine de Lafonten dememiz komik, ne yapayım. Neyse Lafonten komik adamdır, hür tür "piçlik" bundadır ama kız arkadaşının yanında accayip kuzudur. Mizacı öyle, kadınlara pek dayanamaz.

Lafonten'in kız arkadaşı, lakabı Kontes, cici bir kızdır. Biz takmadık bu adı, liseden arkadaşlarının söylemi... Bizle filan arası iyidir. Bize asla kıl gitmez. Severiz. Ama Lafonten'ciğime hep sert yapar. Çünkü Lafonten ancak öyle idare edilebilir bir tiptir. Kız işi biliyor yani. Kontes bizden 4 - 5 yaş küçüktür. Güzeldir.

Ben bu aralar available'ım, available olduğumda arkadaşlarımın kız arkadaşları alarm durumunda olurlarsa o kızları pek bir sever hanelerine artıyı hemen yazarım. Geceye Kontes'in bir arkadaşı gelecekti, sonradan lakabını Bolonez koyduğum o kız gelmeden önce, ben karşı masadaki 1 erkek 2 kızlı gruptaki yalnız kadına kafayı takmıştım bile... Ona da Müdire adını taktım (business kasa). Büyük bir şirkette iyi bir pozisyondaydı çünkü. Bolonez'in lakabı da niye bolonezdi? Çünkü daha masaya gelmeden, o restoranttaki favorisi olan Spagetti Bolonez sipariş edilmişti bile...




Bolonez mi? Müdire mi?
Neler yaşandı?
bir sonraki post'ta :)

Kapmaya başladım bu işi yavaş yavaş. Az sonralar, bi sonraki seriye saklamalar filan... Şov Haber gibiyim. Ama okuyucum yok işte sorun o. Bildiğim bir tane okuyucum var. Ona da sevgiler...
 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket