Biz kesişmeye başladık zaten. Böyle kadınlara aşırı bakmamak lazım, her kesişmenin bir tesadüf gibi olmasına dikkat etmeli. Yoksa ilgisi hemen kaçar. Biz müdireyle göz temasını sürdürürken, Kontes'in arkadaşı Bolonez geldi. (Bu arada böyle olunca, yani isimleri böyle lakaplarla söyleyince sanki uyduruyormuşum gibi oluyor, normalde böyle yapmıyorum biliyorsunuz, ama olay çok yakın bir zamanda gerçekleştiği için isim vermek istemiyorum.)
Nerde kalmıştım? Bolonez geldi, sarı bukleli saç, renkli göz, uzunluğu tam kararında düz kırmızı elbise, çok başarılı makyaj, inanılmaz eller. Şarap içiyor.
Bu gibi durumlarda, yani arkadaşlarınız çöpünüzü çatıyorsa değişmez bir kural vardır. Güya, kız benim onun için gelmediğimi sanar, ben de onun benim için geldiğini bilmem. Amma palavra, yıllardır sürer.
Bolonez'in gelişi, piyasamı acayip arttırdı. Müdire artık bana alenen bakmaya başladı. Kafaya koymuş, silecek Bolonez'i... Masada bunun farkında olan tek kişi Lafonten. Diğer kızların sırtı dönük Müdire'ye. İbne de habire sırıtıyo. Ben centilmenliği elden bırakmıyorum tabii, Bolonezle de temas halindeyim sürekli. Ama benimki, yani Djemba Djemba, yani cinsel organım, beynime sinyalleri "müdireeeee, müdireeee" diye yolluyor. Bir yol bulmam lazım. Kontes de ağzıma sıçar, cır cır cır cır aylarca konuşur. Yok efendim arkadaşını o duruma düşürmem doğru muymuş bilmemne, bana diyeceklerinin tamamını buraya yazsam, içiniz daralır. Tuvalette Lafonten'e dedim ki oğlum ben şu kızla bi konuşabilirsem (müdire) sonra milleti toplayıp gidebilir misin? Bakarız dedi.
Müdire'nin masasında yalnız kaldığı bir an, ben bizim masadan kalkıp ona hemen bir Martini Dry yolladım. Garson allahtan tanıdık. Sonra bizim masaya döndüm. Bu, masadaki diğer kızla işim yok, gözüm sende mesajı idi. Kadınlar böyle mücadelelerin uzamasına fazla gelemez. Çocuk oyununa çevirmeden işi bitirmek gerekir. Mücadele uzarsa, "Amaaan salak tipim değil zaten" oluverirsin.

Lafonten'e artık siktir git deme boyutuna getirmiştim ki, Kontes bi çakallıklar olduğunu çakozladı ve sinirlendi. Bir şekil, Lafonten'in de hakkını yememeyim, başarılı bir organizasyonla hepimiz oradan kalktık. Benim 5 dakika sonra geri döneceğimi yalnızca Lafonten biliyordu.
Döner dönmez masaya değil bara geçtim. İsterim ki barmenle muhabbet ettim filan diyeyim size, ama buradaki barmenlerin genellikle amerikadakiler gibi öyle kalender görmüş geçirmiş bir halleri yok. Hıyar gibi bi adamdı. Bi sigara yaktım. Hayatta içmem aslında. Ama yalnızken çok işe yarıyor, gerizekalı gibi bir sağa bir sola bakmaktan kurtarıyor insanı. Karizmatik sigara içme dersi aldım ama, ördek gibi içmiyorum, son derece cool'um. Az Nick Cave videosu izlemedim bunun için. Lazım oluyor.
Neyse sigarayı yaktım, dudaklarımı fazla açmadan, dudağımın her iki tarafını da teğet geçirerek üflüyorum sigarayı, dumanla havada "hadi artık müdireee" yazabilsem inanın öyle üfleyeceğim. Yanındaki erkek tipi kestim iyice, şöyle "ben masamdaki kadına yan baktırmam" diyen bir tip mi falan diye, alakası yok. Bu sefer onlar masadayken yolladım içkiyi, kırmızı bir şey olsun istedim. Yap dedim baremene en kırmızısından.. Valla ne yaptığını bilmiyorum, ama kadınların seveceği meyvesi bol kıpkırmızı bir şeydi. Ahududu koysaydın dedim, güldü barmen. Pezevenk. Artık bir şekil konuşacağız. Zaten saat geç olmaya başladı, mekan dans müziklerine döndü. İşte benim havalar. Zaten hem ben hem o alkollü. Bundan sonrası standart prosedür. Kızın konuşması filan gayet düzgün. Bir önceki post'taki yazmıştım. Böyle kadınlara bayılıyorum. Hiç tipi değilim. O çok üst düzey bir plaza müdürü peşinde. Seviyor o hayatı, ben sevmem.

Her kadın, kendisine bir şey ısmarlanmasından hoşlanıyor. Bunun parayla pulla, hasabı ödetmekle filan alakası yok, ya da bir salak içkinin parasını vermekle. Gerçekten o kadar basit değil. Bir şekil özel hissediyorlar. Bu konuda erkekler biraz fazla abartıyorlar.
Neyse, eve gidince meydana çıktı ki, müdire kendine gaayet iyi bakmış. Değişik pozisyonlar denemeyi seviyor, alkolden miydi bilmiyorum gerçi. Ortalama üzeri,7/10'luk bir performansa da sahip. Sabah kahvaltı da ettik. Öyle "ay yüzüne bakmadan gitmek istiyorum" tipinde saçma salak bir tribe de girmedi.
Sırada kontes'in gönlünü almak var. Bolonezi de tam olarak kafamdan silmiş değilim. Bir ilişki belki olabilir. Gerçi bana bakar mı artık bilmiyorum.




