13 Temmuz 2009 Pazartesi

Bir one night hikayesi: Lafonten, Kontes, Müdire...

"Kadınların evlenmeleri nasıl bir zaferse, erkeklerin de one night'ları işte öyle bir zaferdir."
Bu lafı daha önce hiç kimse söyledi mi bilmiyorum. İlk ben söylüyorsam da literatüre benimle geçmesinden büyük bir onur duyarım.

Bu lafı bir övünç cümlesi olarak etmedim. Bana bu lafı ettirenler utansın. Çünkü ülkemiz kadınları, cinselliği ellerinde bir silah olarak tutmaya bayılıyorlar. Cinselliğe koydukları bariyer, bir ilişkide, flörtte onların en önemli kalelerinden biri. Bu bariyeri yıkanı ya da böyle bir bariyeri hiç olmayanı "kötü kız" olarak nitelendiriyorlar. (Büyük bir yüzdeden bahsediyorum. Herkes böyle değil tabii ki de)

Haksızlık etmek istemem, bu saçma nitelendirmenin asıl bayrak taşıyanı da erkekler. Hemcinslerim hiç kusura bakmasınlar, teşbihte hata olmazmış, bu durum ancak ve ancak Türk Deyimler Sözlüğü'ndeki
şu deyimle ifade edilebilir.


Neyse yine sadede gelemeden bi araba laf ettim. Gördüğünüz üzere haftasonu bir one night'ım oldu. Ben de bunun altını doldurabilmek için didiniyorum. Bunu yapabilen kadınlara bayılıyorum. Samimiyetime ne kadar inanırsınız bilmem. Ancak çok çok büyük saygı duyuyorum, bence çok güvenilir ve düzgün insanlar pek çoğu. Yani, ertesi gün benim onu aramayacağımı biliyor. Aynı şekilde ben de onun beni aramayacağını biliyorum. Çünkü benle işi olmaz, o kadar belli ki. Ben ölsem gebersem beni yine aramaz. Ben de o ölse geberse onu aramam. Birimiz Şam, diğerimiz Bağdat. Peki bu tensel çekime engel mi? Cevap veriyorum: Vazgeçtim vermiyorum. Beni az biraz tanıdığını var sayıyorum.

Cumartesi gecesi cadde üzerinde değil ama Bağdat Caddesi'ne yakın, ismi S. ile başlayan bir mekana gittik. 3 kişiydik, daha doğrusu 3 kişi başladık. Bir arkadaşım, kız arkadaşı ve ben. Çok kısa profillerini aktarayım. Çünkü ileriki anlatacaklarımda bu tiplerden bol bol bahsedeceğim. 3 kişiyiz demiştim. Lafonten, kız arkadaşı ve ben. Lafonten 15-20 yıllık bir arkadaşım. Ona niye Lafonten dediğimizi söylemeden edemeyeceğim, çünkü çok komik bir hikayesi var:

Bu zamanında pornoculardan böyle 10'lu filan film takımları alırdı. O zamanlar utanıyor da herhalde bakamadan bir anda alıp kaçıyor 10'lu seti. Porno satıcısı ne verirse o, tezgahta vakit harcayamıyor gerilimden. Neyse bir gün almış gelmiş yine 10'luyu. Aralarından bir tanesi hayvanlı çıktı. O günden beri biz buna Lafonten deriz. :)))) (O filmleri çekenler, bundan gelir elde edenler her türlü belalarını bulsunlar o ayrı, iğrenç ötesi aşşalık yaratıklar. Nefret ediyorum. Tiksiniyorum.) Ama bizimkine de Lafonten dememiz komik, ne yapayım. Neyse Lafonten komik adamdır, hür tür "piçlik" bundadır ama kız arkadaşının yanında accayip kuzudur. Mizacı öyle, kadınlara pek dayanamaz.

Lafonten'in kız arkadaşı, lakabı Kontes, cici bir kızdır. Biz takmadık bu adı, liseden arkadaşlarının söylemi... Bizle filan arası iyidir. Bize asla kıl gitmez. Severiz. Ama Lafonten'ciğime hep sert yapar. Çünkü Lafonten ancak öyle idare edilebilir bir tiptir. Kız işi biliyor yani. Kontes bizden 4 - 5 yaş küçüktür. Güzeldir.

Ben bu aralar available'ım, available olduğumda arkadaşlarımın kız arkadaşları alarm durumunda olurlarsa o kızları pek bir sever hanelerine artıyı hemen yazarım. Geceye Kontes'in bir arkadaşı gelecekti, sonradan lakabını Bolonez koyduğum o kız gelmeden önce, ben karşı masadaki 1 erkek 2 kızlı gruptaki yalnız kadına kafayı takmıştım bile... Ona da Müdire adını taktım (business kasa). Büyük bir şirkette iyi bir pozisyondaydı çünkü. Bolonez'in lakabı da niye bolonezdi? Çünkü daha masaya gelmeden, o restoranttaki favorisi olan Spagetti Bolonez sipariş edilmişti bile...




Bolonez mi? Müdire mi?
Neler yaşandı?
bir sonraki post'ta :)

Kapmaya başladım bu işi yavaş yavaş. Az sonralar, bi sonraki seriye saklamalar filan... Şov Haber gibiyim. Ama okuyucum yok işte sorun o. Bildiğim bir tane okuyucum var. Ona da sevgiler...

8 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

Edward Ander dedi ki...

ehehe.. hakkaten heyecanlı olmuş. keşke musait olaydım da sırasında takip edeydim. şimdi hemen ikinci posta geçiyorum.
benden de sevgiler saygılar. bu blog okurlarıyla çılgın atmaya başlar yakında merak etmeyin efenim. =)))

zerzewat dedi ki...

artık bi okuyucun daha war =))
yalnız anlatım şahane,okudukça meraklanıyo insan.

zerzewat dedi ki...

haa bu arada en çok hoşuma giden ne oldu biliyomusun?
kadınlarında one night stand olayını icra etmesine keko gibi yaklaşmaman.
ha henüz yapmadım.ama sanıyorumki öyle bi durum olsa (fırsat demek istemedim okadarda diil =)) )
hayır demem.
o sigara içişe tanık olmalıyım =))

T.İ. dedi ki...

Sağol zerzewat. Cidden çok mutlu ediyor beni yeni okuyucu ve okuyuculardan gelen yorumlar. Biraz yavaşladım zaten. Okunmadıkça yazasım da gelmiyor. Ancak inançlıyım büyük bir arşiv oluşturacağım burada. Biraz tahminimden fazla sürecek o kadar.

efsa dedi ki...

ama yanılmıyorsam erkekler; tuvalette işerken bile deliği tutturunca zafer olarak algılıyorlar.
Neden bir "kazandım" içgüdüsü var ki sizde?

efsa dedi ki...

Birde biz yorumcu kullarına acı da kelime doğrulama şeysini kaldır :))

varol döken dedi ki...

yorumlar ayrı sayfada açılsa daha iyi olur...

ve bir sonraki postu okumadan bile müdireler her zaman önde gelir:)

semmy dedi ki...

bişey sormak istiyorum... daha evvel blog yazmışlığın var mı?

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket