"Bin yastıkta kocayın." Hadi tamam, tek eşliliği seçmişsiniz ama bari şöyle renkli bi hayatınız olsun bile demiyor. Çeşitlilik olsun, biraz baharatlı olsun. Yok arkadaş. Bir yastık, ille de terinizle koksun, şöyle ense terinizle. Sarartın onu, öyle oldu mu daha kutsal bir kurum haline gelir bu evlilik. Diğer türlü sıradan olur ille de biraz pislik olacak içinde. Yoksa gerçek evlilikten sayılmaz. Ne kadar çok sarılık, ne kadar çok ense teri, o kadar birbirine bağlı çiftsiniz. Hadi bakiym. Yahu resmen temel anlayış bunu öğütlüyor.
Ben ilişkisinde huzur arayanları sevmem. Bu da ayyynen bir yastıkta kocamak gibidir. Aynı tat aynı doku, bunu anlatabilmek için yazdım zaten yukarıdakileri. Çok iyi de reputasyonu vardır "huzur"un bu anlamda.
"Bence ilişkide önce huzur." dedi mi birisi... Sanki .mına koyim ilişki gurusu oluyo'. Öyle bi saygınlık geliyo üstüne. "Yani ben aştım o tatları, kalmadı bitti artık. Tattan tada koştum, Rocco'yla bile yattım ama zamanında, şimdi huzur, evet saaadece huzur istiyorum." S.ktir git lan. Yer miyim ben. İçim bayık benim demiyosun da.
Yine sinirim tepeme çıktı işte, şahitsiniz. Var ya, Nerde ilişkide huzur arayan kadın var, kaçarım ben ondan. Hem de topuklarımı kıçıma vura vura, arkama bile bakmadan kaçarım. Erkeğin huzur arayanı samimidir, ama biraz saftır, kektir. Kadının huzur arayanı tehlikelidir. Bir kadın ilişkide önce huzur muzur diyosa anla ki "ben yatakta 4,5/10'u geçmem çok zorlarsan 5 olurum. Daha da zorlama huzurum kaçar. Hiçbi fanteziye de gelemem. Huzur diyorum anlamıyo musun ne fantezisi" filan gibi gibi bakar. Bi de o kadının içerde mutfakta bitki çayı için süzgeçli bardağı kesin vardır. En büyük mutluluğudur o. Y.rrak otu demler onla, en çok o mutlu eder onu. Sen g.tünü yırt o hazzı yaşatamazsın ona. Y.rrak otu dinginlik verir ona. Ben y.rrak otu içmem dediğinde de huzuru kaçar.
Arkadaşı azdır. "Büyük Huzur Projesi" adı altında senle uğraşır, huzurunu kaçırır. Ne zaman biraz işler iyi gitmese, öyle çok da değil ha biraz, hemen huzur istemeye başlar. Huzur Acil servisi kurmak lazım onlara bir tane.
Erkekler yapı olarak zaten kadınlara göre daha huzurlu varlıklar. Bir kere kendi grupları içinde de huzurlu olabiliyorlar. Yalnız başlarınayken de huzurlular, hemen yapacak bir şey bulurlar. Hiç bir şey bulamazlarsa maç seyrederler, evde top sektirirler, bir şeyler okurlar, porno seyrederler... Özetle, kendi kendileriyle uğraşmazlar, iç huzuru yakalamaları daha kolaydır. Kadınlar yalnız kalınca (ilişkiler anlamında demiyorum gerçekten yalnız), kendilerini oyalayamazlar, gerilirler. Sonra da y.rak otunda derman ararlar [tamam tamam, bazıları]. Yani aslında sorunun kökü bence burada yatıyor. Erkek huzur arıyorum dediğinde ne istediğini daha bir biliyor. Kadınlarsa bilmiyor. Ben var ya, olmaz ya hadi diyelim "huzur işi"ne girdim. O minvalde yaşamaya karar verdim şu üç günlük hayatı, var ya o doğu felsefelerinin hepsinin ne kadar seks numarası varsa yalarım yutarım. Tao'sundan Tantrasına bulaşmadığım iş kalmaz. Lafta kalmaz o huzur.
Bazı yazıları yazarken, gerçekten sinirleniyorum. Bunu da yazarken sinirlenmiştim.
Huzur çok güzel bir şey, içinin böyle s.kindirik olarak boşaltılması kanıma dokunuyor. Anlamı da güzel. Lan otla çayla olacak iş mi?
Kod adı Melita'ydı, adını tahmin etmişsinizdir. Hani bazı kadınlar vardır ya, yaşından çok genç gösterirler. Öyle bir tipti. 26 yaşındayken 17 gibi durur. Lafonten "Lolita gibi olm" demişti, adı da Melis'ti. Adı da kaldı Melita. "Olm bu reşit değildir, bi' kafa kağıdına bak şunun çaktırmadan" demişti bana. Melita tahmin edebileceğiniz gibi minyon kasa, kumral. Çok güzel bir ses. Tamamen tesadüf eseri tanışmıştım. Sosyal çevremden değil. Dıdının dıdısının dıdısı tadında. Çok beğenmiştim ilk gördüğümde, ilk görüşüm şöyle oldu. bir arkadaş toplantısıydaydık. hani şey olur ya, masadaki kızlardan birinin telefonu çalar, o da "Aaa gel gel tabi, 5 dakkacık da olsa uğrayıver" der. o şekilde gelir, aslında sırf onu görmek için. Hatta ilk geldiğinde hep şey ikilemini, stresini yaşar, gözlerinden okunur o stres. "Ya herkese merhaba desem masaya gelince, biri başka bir tarafa bakıyo olacak, sonradan beni masada görünce ay ne yabani şeymiş bi merhaba bile demedi diyecek. İlk bi herkese merhaba derken biraz daha bağırsam mı?" Ne demek istediğimi tam anlatabildim mi bilmiyorum. Tanımadığın kalabalık bir masaya merhaba deme sendromu. Ben Melita'da bunu o kadar net gözlemledim ki ve bu hali o kadar şirin ve seksiydi ki. Hemen karıncalandım. Öyle de bir durumdaki Melita'nın bizim masadaki arkadaşını da neredeyse hiç tanımıyorum. Bir yandan da içinde oldukça rahat olduğum bir grup.

Kuvvetli bir merhaba
Melita 5 dakika durdu zaten. Hemen kalktı. Ben hemen gittim Melita'nın bizim masadaki şubesine... Dedim ki, "valla istersen öküz de, istersen küstah de, istersen her istediğini elde edebileceğini zanneden salak y.vşak de ben bu kızla bir kez daha mutlaka görüşebilmek istiyorum" dedim. "Hemen arasana" dedim. Kız da sağolsun hiç gıcıklık yapmadı bana, şimdi aramayayım da ben sizi konuştururum tekrar bir şekil filan dedi. Telefonunu verdi bana Melita'nın, msn'ini verdi. Ben de Melita'ya direkt söyledim. Ben senin bir masayı selamlarkenki ikilemine tutuldum diye. Ona da sevimli geldi herhalde. İyi bir giriş oldu. Sonrası bant kaydı. 2 ay aynı evde yaşadık Melita'yla, çok varlıklı bir kızdı. Çok da güzeldi ama neye yarar. Güzelliği kullanmayı bilmedikten sonra. Beni huzurla dövmüştü. Hayatta bir mücadelesi olmadığı için saçma saçma şeylere sarıyordu. O da iyi değil. Valla ben ayrıldım. Kusura bakma dedim.
Ayrıldıktan sonra kesin bu acıya gelen iyi bir ot bulup demlemiştir. Arkamdan en çok bok atılan ayrılıklarımdan biri bu oldu. Uzun zaman geçti üstünden, pek umursamıyorum tabii ki. Dün akşam rastlaştım kendisiyle, galiba o çizgisinden biraz kayıp seksi kıza oynamaya başlamış. Yanlış zaman, yanlış insan diye düşündüm içimden. Bir selamlaştık, naber dedik sadece.
Sizinle de paylaşayım dedim.
Sanırım 2009'un son postu
Herkese huzur dolu bir yıl diliyorum, gerçekten.
Hamiş:
Ben huzuru bizim şirkette bi' Halime Ablamız var onun çayında buluyorum. Bi' demliyo, kokusu cihana yayılıyor.