8 Mart 2010 Pazartesi

Yazması Tehlikeli İlişkiler - Gönül: Arkadaşının kardeşi, eski sevgilisi vs...

Tehlikeli İlişkileri yazmaya başlayalı 8-9 ay olmuştur. Anlattıklarımdan da anlaşılacağı üzere, kadın erkek ilişkilerinin hepsi tehlikelidir, çünkü iki tarafın da kendince çakallıkları vardır. Kim çözmüş ki ben çözeyim. Yazıyorum sadece. Ufak tefek detaylar işte. Şimdiyse biraz daha gerçek bir tehlikeden bahsedeceğim adamım, biraz daha gerçek bi' tehlikeden.

Gönül. Belki de şimdiye kadar özel olarak bu kelimeye çok da dikkat etmediniz. Halbuki Gönül, üstüne çok şarkı yazılmış önemli bir anahtar kelimedir. İlginç de bir kelime. Kalp değil, yürek değil, gönül.

Bu üçünün çok kısa analizini yapayım:

Kalp, genel olarak hep romantizmle anılır. O vıcık sevgilerin vazgeçilmez organıdır. Şu gibi kelimelerle anılır, kırılmak, acımak, sızlamak... Şarkılar da şöyledir. "Bu kalp seni unutur mu?", "Kalbim sızlar içim titrer", falandır filandır...

Yürek, bu daldaki kelimelerin arabesk yüzüdür. Acılar daha çok onun üzerinden ifade edilir. Bu yüzden ağlamak, sızlamak, cız etmek gibi fiilleri peşine katmaya bayılır. "Ağla yüreğim ağla", "Vur durma vur yüreğim vur." gibi gibi.

Ama gönül. Gönül var ya, bi tanedir. Canımın içidir. O bu işleri en iyi beceren kelimedir. Öyle ağlamakla, sızlanmakla hiç anılmaz. Daha çok deli olmak, ferman dinlememek, uslanmamak filan gönül kelimesine eşlik eden eylemlerdir. Kimi zaman hoppa derler ona, ki bu benim gözümde hiç değerini azaltmaz. Şarkılarda bile en özgürüdür. Barış'ın ağzında "Gönül ferman dinlemez." Orhan Gencebay'ın ağzında "Uslanması gerekendir." "Uslan artık deli gönül, bak gelip geçiyor ömür." diye boşuna demez. Fikret Kızılok'un ağzındaysa, o yapma dediği halde yapandır. "Yapma dedim yaptın gönül."

Eeee, "Gönül bu, ota da konar boka da" deriz. Oh ne güzel valla. Bütün pis işleri gönül yapsın, sözüm ona o "ulvi" kalp de Sevgililer Gününün simgesi filan olsun. Yok öyle. Yavşakkalpli diye bir söylem yok, ama ayrangönüllü var. Ayıptır. Gönül'ün hakkını teslim edelim. Kalple yürek, ilişkiler anlamında acı ve uyşukluk verirken, gönül, işleri yabancıların da dediği gibi spice up eder, yani hayatı baharatlandırır (Spice up mıpays ap, bugün de üzerimde bi amerikan mandalığı var ki sormayın, yazının başında da adamım madamım demiştim hatırlarsanız.) Gönül işi.

Neyse bu yazımın çıkış noktası şu:

"Meyil etmesem daha iyi olacak" dediğimiz kızlar vardır. (Offf çok güzel konu.) Bu, yakın bir arkadaşınızın eski kız arkadaşı olabilir, ya da başka bir arkadaşınızın bir şeyler yaşamak isteyip de yaşayamadığı bir kız olabilir, ya da bir diğer bir arkadaşınızın güzel kız kardeşi... Bir arkadaşınızın hem eski kız arkadaşına hem kız kardeşine de olabilir. Olmaz diye bir şey yok. Olur. Dikkat dikkat. Tehlikeli sulardasınız! "Girme o işlere oğlum", dersiniz, ama kimi zaman da olur işte. Gönül bu, ferman dinlemez. "Uslan artık deliiii gönüüül, bak gelip geçiyor ömüüür. Uslan artık deliiiiiii, divane gönül." dersiniz. Öte yandan "Bu gönül her şeye aç değil" dersiniz ama "doyuracak mı bilemezsiniz" de...

Her şeyden önce kendi duruşumu ortaya koyayım. Bunu söylemeye hiç gerek bile duymuyorum ya neyse. Herkesin ne yapmak istiyorsa yapması gerektiğinden yanayım. Ben bir arkadaşım eski sevgilimle beraber olsa buna hiç bozulmam. Kızkardeşime yazsa da hiç bozulmam. Koca kız kimle olmak istiyorsa olur. Ayrılırsa da ayrılır. Onun kendisini üzmesini izin verirse sonunda da üzülebilir.

4-5 yıl kadar önceydi. Bir öğlen yemeği sırasında bir arkadaşımın eski kız arkadaşı Vendetta ile karşılaştım. (Arkadaşımla samimiyet seviyem 5,5/10, Öyle ayda bir iki konuştuğum bir tip.) Neyse ben hem bir iş toplantısını oh ne güzel dışarıda olurum diye öğle yemeğinde aradan çıkartmak istemiştim. Yemek yiyeceğimiz yere giderken, karşı taraf arayıp gelemeyeceğini söyledi. Lan ben de ne yapayım diye düşünürken aldım okuyacak bir şeyler, girdim bir yere. Cafe restoran kırması bir yer, plazalara yakın sayılabilecek ama çok plaza ruhu olmayan bir mekandı. Yan masada tıkır tıkır tıkır birisi laptop'ıyla,

"Öğlen vakti tek başıma kafedeyim, gördüğün gibi internette sörf yapar bir halim de yok, dikkatli bak çalışıyorum. öyle hafiften salaş gibi görünüyor olabilirim ama farkındaysan hiç alakası yok çok da özenliyim." diyor.

Demiyor da anlıyorsun hemen bakınca. Biraz daha bakınca şöyle o da beni keser gibi oldu ki, bi baktım Vendetta. "Selam naber?, maber. Nası gidiyo hayat? Naptınız Seko'yla" falan filan. Ya gelsene beraber yiyelim dedi (ki o bir şey yemiyordu). Yiyeceksen geleyim, yemeyeceksen kaşında tıkınmak istemiyorum dedim. O da laptop'ını kapattı ve "Tamam." dedi. Laptop'ını kapatıvermesi çok hoşuma gitmişti. Şalter attırıcı bir hareketti. Sanırım karıncalanma anım laptop'ını kapatarak bana tamamen yöneldiği andı. Açıkçası ne iş yaptığını filan hatırlamıyordum. Ondan konuştuk. işini anlattı, o an bayağı akıllı bir kadın olduğunun farkına vardım, modayla ilgili bir şeyler özet olarak. Ancak dizaynır değil. Benim kalın kafam tam anlamadı bile ne iş yaptığını. 1,60, minyon kasa, 7,2, esmer seksi hatlar. Minyonun seksi hatlısı çok güzel oluyor. Kafamda notu motu vermeye başlamışım, dönülmez yola girmişim ki Seko geldi aklıma. Lan herif kafaya mafaya takmış olmasın bunu dedim içimden. Hemen sordum, Seko'yla görüşüyor musun diye? "Yok" dedi. İçim rahatladı. "Zaten çok sinir olmuştu bana ayrılalım dediğim zaman. Ateş fışkırmıştı gözlerinden çok korkmuştum." dedi. Hasiktir dedim. Lan denyo ne ateş fışkırtıyosun gözünden yaa, ayrılmak istemiş kız işte ne var. Seko'nun kızgınlığını mızgınlığını o kadar bilmiyordum, anlatmıştı gerçi bir şeyler de aklımda bile kalmamış. Zaten başka bir sevgilisi var şimdi.
Ben ilk buzların erimesinden sonra akşam hemen aradım Vendetta'yı, hafiften kültürsever bir imajı vardı. Hemen sinemaya davet ettim. O sıralar "V for Vendetta" oynuyordu. Adı da oradan gelir. Bir haftalık bir kovalamacanın ardından biz artık bildiğiniz sevgiliye dönüştük. Ben de Seko'yu aradım. "Lan Seko şimdi bana dünyada kadın mı kalmadı diyeceksin ama böyle böyle durumlar oldu" diye anlattım. Seko çok ciddiye aldı. Benimle sadece kendisini gıcık etmek çıktığını. Benim de az yavşak olmadığımı, ondan ayrıldıktan hemen sonra başka bir kızla çıkmasının intikamını böyle çıkarttığını filan anlattı. Ben yok öyle bir şeyi anlatmaya çalıştıkça sinirlendi. Artık iyice tartışma ve kavga platformuna taşıdı işi. Ben erkeklerle prensip olarak kavga etmem. Haberin olsun diyip kapattım sonunda. Bu Maldonado herkesi aramış sonra, kızı da aramış sıçmış sıvamış filan. Hala konuşmam o günden beri, evlenmiş galiba. Allah'ın sopası yok diye boşuna dememişler. Kurban olduğum ne hale getirmiş fukarayı.
Kısa sürdü bizim de Vendetta'yla. Fazla "sanatsal" bir kişilik kaldı bana göre. Çok çekemedik birbirimizi. Sadece bir arkadaşımı daha iyi tanımama vesile oldu. Böyle bir iyiliği dokundu bana. Bu arada Vendetta harbiden İtalyanca intikam demek ha. Yoksa, yoksa... Lütfen"Kullanılıp atıldın T.İ" deyin bana. Çok istiyorum bunu...

Bir tane daha olaylı hikayem var aslında. Yakın bir arkadaşımın kardeşi, hiç kod adı mod adı vermeyeceğim. Olur da bir gün deşifre olursam bilsin istemem. Bana kalsa bin kere söylerdim de kız söylememi hiç istemedi, sebebini bilmiyorum. Saygı duyuyorum. Baya acayip bir şeydi zaten.

Sonuç: [Daha yazacak çok şey var ama...]
Arada üçüncü hassas bir şahıs varsa, "nasıl davranacağınızı biraz onun hassasiyetlerini göz önüne alarak konumlayın." filan demeyeceğim. Bence çatır çatır söyleyin, söyleyin ki kafalar alışsın. En azından sizin çevrenizdekiler öğrensin biraz yetişkinlere yetişkin gözüyle bakabilmeyi... Bu işin akrabalık ilişkisiyle, ex işlerle filan bi alakası yok. Siz samimiyetle anlatın derdinizi, o yine de sizin kalbinizi kırarsa, "Aldırma Gönül" deyin geçin.

"Her çiçekten bal alırsın
Her gördüğünle kalırsın
Sen kendini ne sanırsın
Belki gün uslanırsın
Gönüüüül....."

Lütfen ama lütfen baştan sona dinleyiniz.

İşte: http://fizy.com/s/1ais32


Bu konu güzel, kimbilir
belki de to be contintin.

Çok dipnot:
Bir keresinde daha bir arkadaşımın kız kardeşine aşık olmuştum. Çok çocuktum o zaman. Arkadaşım eğer "ciddi" isem tabii ki neden olmayacağını söylemişti. Bilirsiniz, benim de bu konularda şakam yoktur. Bilirsiniz. Ciddiyim tabi oğlum demiştim. Ciddiyetten neyi kastettiğini ne o söyledi ne ben ona sordum. Kız bırakmıştı sonra beni, kız bırakınca benim kekonun kabullenmesi daha kolay oldu. Ben bıraksam ibnenin bayrak taşıyanı olurdum kesin.

15 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

küfkedisi dedi ki...

Yok bu intikam işi değil kanımca. Siz tesadüfen karşılaşmışsınız, amaç intikam olsaydı çok daha planlı programlı giderdi işler, malum kadın milleti sinsidir. Ki sen Seko ile çok samimi değilmişsin eminim intikam için daha yakına dalardı. Yani üzgünüm Tİ kullanılıp atılmadın :)))

T.İ. dedi ki...

tuh be.

cipim dedi ki...

bence tamamen kullanılıp atıldın T.İ. Hatun planı sendeki karıncalanmayı hissedince 10 saniyede yapmıştır kesin. Böylede hızlı düşünebiliriz biz.
Benimde benzer bir hikayem var. Kankamın evlenmeden önce senelerce çıktığı ama benim tanımadığım adam aynı işi yaptığımızdan dolayı görmüş beni. Benim kankayla bağlantı kurup tanıştırmasını istemiş. Kız biraz direndikten sonra bana söyledi ama eski sevgilisi olduğunu söylemedi. Hatır için görüştüm ama hoşlanmadım adamdan. Sonraki gün adamın bizim hatunun eski sevgilisi olduğunu öğrenince sinirlenip çıktım adamla. ama adammı benim kankadan intikam almak istedi, ben mi adamla çıkarak kankaya ders vermek istedim, kankamı adama bak ben evlendim seni sallamıyorum demek istedi, daha çözemedim.

T.İ. dedi ki...

İyi dedin Cipim. Bak bunu iyi dedin. Resmen kullanıldım ya. İnanamıyorum. Çok kötü hissediyorum.
Siz, siz kadınlar bunu yapmaya mecbur musunuz? Hiç düşünmüyorsunuz değil mi? Yani siz kadınlar... Hiç önemi yok bizim ne hissettiğimizin değil mi?
Bir intikam oyunun esiri olarak resmen bir et parçası gibi kullanıldım. Bundan sonra kadınlara bakış açım çok değişti. Hiçbirine güvenmeyeceğim. Bakalım kendimi toparlamam ne kadar sürecek?

T.İ. dedi ki...

Toparlandım. 20 saniye filan sürdü takriben.

küfkedisi dedi ki...

Ah içim parçalandı kıyamam :))) Güvenme bizi harcarız acımadan, çok artistsin çoookkk :D

cipim dedi ki...

20 saniyeee. Lanet olsun hayatını bu kadar karartan, seni bir mendil gibi kullanıp atan kadına. :)

Adsız dedi ki...

Hiç çirkin bir kadına aşık oldun mu diye sorsam?

Diyar dedi ki...

Kadınlar için daha büyük bir olaydır: kankanın eski erkek arkadaşı ile çıkma mevzusu.. Bir kere başıma geldi, açık açık söyledim. Hatun da keyfine bak dedi. 1.5 sene de o insanla birlikteydim.

Ama ama yukarıda anlatılan genel bir şey değildir. Genelde biz ortalığı birbirine katar, arar sorar söver, burunlarından getiririz karşı tarafın. İş bu nedenden arkadaşın biraz kadın vari takılmış.

T.İ. dedi ki...

@Adsız: Sorunuzda bir mantık hatası olduğu aşikar. Elbette ki olmadım. Yani bana göre çirkin bir kadına nasıl aşık olabilirim ki?
Size göre çirkin bir kadına belki aşık olmuşumdur.

@Diyar:Dediklerinize tam olarak katılmıyorum. Bu duruma isyan etme hali kadınlarda da en az erkekler kadar vardır cümlesine katılırım fakat kadınlarda daha fazla olduğuna katılmam. Sebebi şu, gözardı ettiğiniz birçok erkeğin sahip olduğu namus anlayışına takılıyor bu durum. Ben bu duruma ırzcılık diyorum. Bana göre ırzcılık, ırkçılık gibi büyük bir ayıp. Eski kız arkadaşıyla beraber olunca ırz düşmanı oluveriyorsun. Ya da kızkardeşiyle... Erkeklerin bu konudaki saçma potansiyelini hor görmeyiniz. Kadınlar kıskançlıktan, erkekler ırzcılıktan...

Adsız dedi ki...

Geberdin mi T.İ. :=)
ne zaman karıncalanıcaksın diye beklemedeyiz haberin ola:D

Morpheus dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Morpheus dedi ki...

Şu anki durumuma uygun olduğu için bu yazıyı seçip okudum:)

İyi iş çıkmış kısaca. Keşke onca lambırtıya değse idi diyor insan tabi böyle alengirli işlerin sonunda.

Bence durum her zaman bu kadar sükunet ile karşılanmayacaktır. Bazı durumlar var ki söylenmemelidir. Hele ki böyle salça, sıçmık karakterli bir insan olduğunu biliyorsanız aman diyim söylemeyin. Böylece ilişkiye 'yasak aşk' kodunu da girmiş olduğunuzdan daha bi ekşınsal falan oluyor..
Muhtemelen Vandetta'nın eski erkek arkadaşı arkandan: " Ne oldu lan yarraağım, haberim oldu da ne oldu, al sana!" deyip kıs kıs gülmüştür.. Bu, Vandetta'nın seni kullanmasından daha acı T.i.

Al bir de buradan bak :)

T.İ. dedi ki...

Morpheus dediğinde haklısın. Ancak şu case'de: Herifin dediklerini takıyor olsaydım. Hiç umurumda değil ki, onun beni kötülemesiyle bana bozulacak insanla da işim olmaz ki zaten. Hatta iyi bile olur. Elenmiş olurlar hayatımdan. Ben onun hakkında, onun benim için kötülediği şeylerin bin katını biliyorum. Kadınları da tanımıyor fdangoz. Kız neler anlattı bana :). Ben de millete telefon açıp onları mı anlatayım. O kadar vaktim yok ki :)

rovanniemi dedi ki...

Teşekkür ederim.
Güzel bir yazı, giriş kısmı özellikle.Bir erkeğin gönül,yürek ve kalp üçgenini böyle analiz edebilmesi çok ilginç doğrusu.
Ancak ne yazık ki sorumun cevabının bu olduğunu zannetmiyorum.Hatta alakasız olduğunu söyleyebilirim."Gönül" benim aklıma gelebilecek en son şeydi.Yine de sağol.

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket