30 Mart 2010 Salı

Uzun süreli ilişki kadınları - Ekinoks

Kod adı Ekinoks. Çünkü onunla 21 Martta tanışmıştık. Bu sene değil, yaklaşık iki sene önce. Size garip geliyor olabilir. Ancak bu lakap takma huyum son beş altı senedir çok acayip bir hal aldı. Lakap takıyorsam, o isim hayret edilecek derecede çok kullanılıyor ve o kişinin üzerine yapışıyor.

Mesela bu anlatacağım kızı şu an cidden bütün arkadaşlarım Ekinoks diye anıyor. İlk gününü çok net hatırlıyorum. Lafonten'e telefonda haber vermiştim, yeni bir kızla tanıştığımı, hatta o akşam onlarla buluşmaya yeni sevgilimle geleceğimi filan söylemiştim. "Mine'yle gelicem ben haberin olsun" dedim. Bu da bana dedi ki "Ooo yeni sevgilinle mi geliyorsun, adı ne?" Herife Mine'yle gelicem diyorum, bana adı ne diyo. Ekinoks dedim.

“N'iye?” dedi.
"21 martta tanıştık da ondan" dedim.
"Tanıştığı günün adını koymuş öküze bak dedi bana . Robinson Crouse musun lan y.vşak. Cuma koysaydın bari kızın adını" dedi. (Harbiden de cumaya geliyordu o sene 21 mart).

Oysa ki tanıştığım günü koymak ne kelime, 21 Mart ekinoksunu çok severim ben. Baharın müjdecisidir. İki senedir de her 21 martta, Ekinoks güzel saçlarıyla aklıma gelir. Eski kız arkadaşlarımla tanışma tarihlerimi kolay kolay hatırlamam. Ancak Ekinoks bu özelliğiyle kazınmıştır zihnime.

Bazı kadınlar vardır ki, ilişki geçmişleri hep uzun süreli ilişkilerden oluşur. Hadi one night stand’i filan geçtim, cv'sinde hiç öyle bir iki ay çıkıp da ayrıldığı erkek arkadaşı filan bile yoktur. Bu kadınların genellikle düzgün bir aile yaşantıları vardır. Modern çekirdek aile yapısında büyümüş olurlar. Aileye yalan söylemezler, gerek kalmaz daha doğru tabii. Anne babadan erkek arkadaşlarını saklamazlar. Babayla kızın erkek arkadaşının arasında adı konulmamış bir gerginlik olmaz. Anneyse erkek arkadaşıyla olan cinsel hayatına dair detaylar bile bilir (Baba o gece bir kız arkadaşında kaldıklarını sanar, sanmasa bile öyle sanmakla daha mutludur. Kimse de fazla kurcalamaz).

Bu uzun süreli ilişki kadınları genellikle evlilik düşkünü değillerdir. Çünkü uzun soluklu ilişkilerin zorluklarını iyi bilirler. Bir noktadan sonra üzerlerinde yaş baskısı artar ancak öyle evlenirler. En büyük ortak özellikleri, ayrıldıktan sonra hep uzuuun toparlanma süreçlerine girmeleridir. Gerek aile çevresinden, gerekse kendi çevresinden, taliplileri her zaman çoktur. Aile çevresinden olanlar anne vasıtasıyla iletilse de olmayacak duaya amin olduğunu anne de bilir. Kızlarına güvenirler. Bugüne kadar hep düzgün ilişkiler yaşamıştır zaten kızları. Hiçbir gün çılgın bir punkçı ya da ileride rockstar olmayı hayal eden bir tip getirmemiştir karşılarına... Ekinoks işte biraz bu dünyaların kadınıdır.

Ekinoks’la tanışma hikayem tam bir tesadüfler zinciri. İş yaptığımız bir firma var. Sahibi ile arkadaş da oldum. Bir iş için toplantı yapmamız gerekiyordu. “Tıkma oğlum bizi toplantı odasına hem yemek yiyelim hem de konuşalım” dedim. O da bir öğlen yemeğine çıkardı bizi. Ortağımla ben gittik. Ortak bir projenin ön görüşmelerini yapacağız. Onun firmasında bu ortak projenin yürütücüsü olarak Ekinoks geldi. Hani şöyle bir model çalışan kadın vardır. O paraya hiç ihtiyacı yok. Hatta işe gidip gelmek için verdiği taksi parası maaşından fazla. Ancak çalışmamak da bir yerde işine gelmiyor. Para problemi yok ama çalışıyor. Ailesi bu durumdan çok mutlu. “Geleceği olan bir iş”te çalışıyor kızları, çok kazanmıyor ama zaten önemi yok. Biraz öyle bir durum var.
Yemek bir başladı. Sağolsun ortağım adamla bütün detayları konuşuyor. Ekinoksla ben toplantının daha bi konuyla alakasız tarafı olarak kaldık. Yemeğin sonuna doğru projenin ertelenmesi gerektiği, boşuna herkesin zarar edeceği gerçeğiyle yüzleştik. Yüzleştik yüzleşmesine de, Ekinoks’un at kuyruğu saçlarıyla da, o güzelim koyu renk saçlarına inat masmavi bakan gözleriyle de, her daim allık sürülmüş gibi duran yanaklarıyda da, upuzun kirpikleriyle de, uzun ve ince bacaklarını örten gri kırçıllı pantolonunun altından görünen topuklularıyla da yüzleştik, 7,5 Ataköy/Yeşilköy/Ataşehir kasa, bu kasanın tarifini de bilahare ekleyeceğim.

tamam kabul bu kadar iddialı değildi ama çok da aşağı kalmazdı.

Projeyi yapmayalım tamam da, bu da can yani. Ben ne yapacağım. Derken bir mucize oldu. Ekinoks’la öyle bir ortak tanıdığım çıktı ki, ısmarlasam bu kadar olmaz. Ortak tanıdık kim mi? Limbooooooooo! Bu kadar olmaz. Akkşamına aradım. Bu arada Limbo’yu tanımayanlar lütfen okusunlar bu büyük insanı: Limbo1, Limbo2.

Akşam:

Limbocum n’aber?” diye aradım.
Cevaba bakınız: “Ne istiyosun?” (gülerek).
“Ne isteyeceğim Limbo’cum, iyilik güzellik.
“İyilik güzellik ha. Bi iyiliğimi istediğini anlamıştım. Güzellik kim?”
Çok çakal ya. Sesimden çözüyor. Limbo’nun çok iyi bir arkadaş grubu var. Beni zamanında, Limbo’yla beraberken yani, o gruba yaklaştırmadı, yavşaklık ederim diye korktu herhalde. Haklıdır. Ancak seneler Limbo’yla aramızda o kadar güzel bir arkadaşlık geliştirmemize sebep oldu ki... Kız resmen her şeyi aştı benim gözümde. Saygıyla eğiliyorum önünde. Hiç şüphem yoktu bana yardım edeceğine. Durumu anlattım. Ekinoks’u söyledim. Onların arkadaş grubunun en genç üyesiymiş Ekinoks. “En genç olacak tabi, n’apiym seni artık?” dedim. "Yaparız bir şeyler" dedi. Haftasına buluşturdu bizi.

Uzun süreli ilişki kadınları, elektriklenmenin hissedildiği ve ilişki başlamadan önceki geyikleri yapmaktan büyük haz duyarlar. Hayatları o oluverir. “Acaba niye öyle dedi ki” “Şöyle yaptı yapmasına tamam, ama ondan sonra da aramadı. Ona ne demeli” “Ben ilgisi olup olmadığına çok emin değilim. Bazen sanki sevdiği başka birisi varmış gibi konuşuyor.” Gibi cümlelerin arkadaşlara sarf edildiği o evreyi mutlaka yaşamak isterler. Aynen uydum kurallarına. Hepsini yaşattım ona. Böyle şeyler ortada bağlayıcı bir durum olmadığında beni sıkmıyor. Hatta hoşuma bile gidiyor. Hem bir haltlar yesem suçlu değilim, hem de mutluyum. No problem. 3 ay kadar sürdü bu ara dönem.

İlgimi hep belli ettim, ancak açık açık hiç konuşmadım. Sonra da tamam artık dediğim noktada, söyledim derdimi. Biraz ayak yapmadı değil, “Aslında biraz şaşırdım, bana sanki hep...”le başlayan cümlelerle. Olsun, hepsine ok’im. Hem aklıbaşında hem de çok güzel bir kızdı. İncecik. Günlük kıyafet olarak kot pantolon, güzel nike ayakkabıları, dar bir bluz, onun da üstüne kapşonlu (tabii ki takılmış değil) bir yelek. Atkuyruklu kızlara kapşonlu şeyler çok yakışıyor. Örtmeyecek o kapşonu, at kuyruğu hafiften onun üzerinde duracak. Kadınlar çok iyi biliyorlar işi ya, boşuna büyük hayranlık beslemiyoruz biz.

Ömrü hayatının en kısa ilişkisi sanırım ben oldum. İki ay sonra ayrıldık. Ayrılmak isteyen taraf ben oldum. Aslında biliyordum başıma gelecekleri ama yine de önüne geçmesi mümkün olmayacak kadar da çok sevdim ve beğendim onu. Ayrılma sebebim açıktı. Sürekli ve sürekli Bay Mükemmel olmanı bekliyor. Uzun süreli ilişki kadınlarının bir çoğunda var bu özellik. Sürekli Bay Mükemmel takıntısı. Örneğin, onun bir arkadaşının yanında “Ya s.ktirtmesinler, töbe yarabbim.” dediğimde o akşam buna çok üzülebiliyordu. Keşke o arkadaşımın yanında başka türlü ifade etseydin filan... O boyutta denyoluk. Nereye kadar tahammül edebilirdim. Edemedim.
Programlı olmayı da çok severdi, güzel bir şey öğretti bana mesela.

Eğer bir kadınla yemeğe çıkıyorsanız. Mutlaka yer ayırtın. O mekanda o gece sizden başka kimse olmasa bile, mekanın bomboş olacağını bilseniz bile yer ayırtın. Yerin ayırtılmış olması önemli bir detaydır. Kadınla beraber gittiğiniz yerde sizi "nobody" olmaktan kurtarır. Girdiğiniz gibi önemsendiğinizi hissedersiniz. Beyler, bunun bizim için o kadar da önemli olmadığını ben de biliyorum. Ancak, hanımlar buna bayılırlar. Çoğu zaman kendileri de farkında değillerdir. Ancak bu detaylara emin olun çok dikkat ederler. Kararsızlıklar her zaman kadınları bunaltır. Restorana gittiğinizde şuraya mı oturalım buraya mı, buranın manzarası daha iyi sanki, ay orası tuvalete yakın, filan gibi durumlar sizin için bir mükemmeli yakalama arzusuyken kadınlar için bir gerilim olabilir. Sevmezler ortada tavuk gibi kalmayı. Erkekler için böyle durumlar problem değildir. Arkadaş ortamlarında ortadaki t.şakoğlanı oldukları çok olmuştur. Kadınlar öyle değildir. Erkeklerin birbiriyle dalga geçme, hatta çoğu zaman birbirlerini küçükdüşürme üzerinden kurdukları bir eğlenme iletişimi vardır. Çocukluktan beri biz buna alışığızdır. Ancak kadınlar öyle değildir. Örnek vereyim. Bir kız beni terk ettiğinde, ertesi sene "Ulan ne g.t etti seni Bıcıbıcı" diye başlayan bir muhabbet benimle dalga geçme şeklinde bütün gecenin lokomotif konusu olabilir. Oysa kadın ortamında böyle bir şey asla gülünç olmaz. Bir kadın bir erkek tarafından terk edilirse kadınların muhabbeti daha başka olur. Hiçbir kadın o kadınla kolay kolay dalga geçmez. Kadınlar bir ortamda merkez kişi olacaklarsa ille de star olmak isterler. Bakınız bütün düğünler. Dalga geçmeyi filan geçtin, bir düğünde gelinden başka hiçbir kadın beyaz bile giyemez. Erkekler arasında böyle bir şey olduğunu düşünsenize...


Neyse mevzuya dönüyorum. Kadınların restoranın ortasında tavuk gibi kalmaktan ne kadar irite olduklarından bahsediyordum. O basit gibi görünen yer ayırtmanın altında kadının okuduğu metin bambaşkadır. "Benimle çıktığı önemsenmiş, iş şansa bırakılmamış."tan tutun ortada tavuk gibi kalmamanın verdiği ruhsal rahatlığa kadar birçok artısı vardır. Basit gibi görünür, ama önemli bir detaydır. Gerek olmadığına emin olsanız bile yer ayırtmak iyidir. Ben bunu bilir bunu söylerim.

Ekinoks’la dün yazıştım. Yeni bir sevgilisi varmış. Bir seneyi geçmiş. Billie Jean yazayım diye oturdum yine neler yazdım.

8 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

Adsız dedi ki...

billie jean yaz! meraktayız

cipim dedi ki...

uzun ilişkiler güzeldir, kısa yıpratır. Ama uzuna denk elene kadar kısalarla zaman geçirmek hoş olabilir.

T.İ. dedi ki...

@cipim: uzun mu yıpratır kısa mı? Büyük tartışma konusu...

@Adsız: Bakalım...

cipim dedi ki...

kısa yıpratır bence. farklı farklı ten, farklı kokular allak bullak eder. uzunda taraflar birbirini kasmıyorsa, kendilerine eğlence çıkarıyorlarsa dahada önemlisi ilişkiyi yenileyebiliyorlarsa güzel oluyor. 2 kuruşlul adamları musallat etmeye değmez ömrümüze :)

leyla dedi ki...

kadınlar için kısa yıpratır, erkekler için uzun.

T.İ. dedi ki...

Dışı sizi yakar, içi bizi.

leyla dedi ki...

bekliyoruz hala. Billie Jean ne oldu, son durum nedir meraktayım.

Adsız dedi ki...

Sana aşk yaramıyor be T.İ. :D

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket