19 Ağustos 2009 Çarşamba

Aldatmak ve Bıcıbıcı

Bu aralar pek havamda değilim. Niye olduğunu gerçekten bilmiyorum. Hayat enerjim düştü. Çakram dip yaptı. Çok az başıma gelir hayatta bu durum, iki yılda bir filan. Ne öyle ortamdan ortama koşasım ne de aksiyondan aksiyona uçasım var. İşime verdim kendimi. Geçer yakında. Geçen postta size yabancı bir sevgili ile ilgili bir şeyler yazacağım demiştim. Biraz ileri atıyorum o yazıyı. Ciddi değil eğlenceli şeyler yazmak istiyorum. Biraz modumu değiştirmek için.

O halde yine hafiften kaynayan sulara dalıyorum. Şimdiye kadar niye hiç yazmadım, değinmedim diye hayret ettiğim bir konu seçtim bugün. Aldatmak. Tamam, tamam. İbnelik yok. Hem aldatmak, hem de aldatılmak.

Yok öyle çünkü. Bir laf vardır, askerlik yapmış olanlar bilir. “Sen de s.kim .mcıkta, bedenim cennette olsun istiyorsun.” derler. Çok güzel laftır. Hem hiç acı çekmeyeceksin hem kral olacaksın tarzını kendine huy edinmiş insanlara çakılası çok güzel bi laftır. Misal Lafonten ibnesi, “S.kim .mcıkta, bedenim cennette olsun” ekolünün bayrak taşıyanıdır. Paşa hiçbir zorluğa gelmesin, her şey de hazır olsun, ne isterse yapsın, kimse ona kızmasın, o yapsın başkası yapmasın... Bende yok öyle. Rakip sahada çok kadınla bulunursan, kalende gole de hazırlıklı olacaksın.


Kadınlarsa genellikle çok adamla rakip sahaya geçmezler. Monogamiye daha yatkındırlar. Ama erkeklerden çok daha iyi kontraatakçılardır. Bitirici kontratak silahları vardır. Ne demek istedim biraz açayım. Misal ilişki bir erkek için artık karıncalanmaya başladığı zaman, yeni bir kapı açması, rakip alana bir oyuncu daha taşıması, ya da bizim deyişimizle kaçak kat çıkması uzun zaman alabilir. Oysa kadın, buna karar versin yeter. Bir gün içerisinde kalenden topu çıkartır, koşa koşa santraya götürürsün valla. Ancak kadın da buna kolay kolay karar vermez. Verenleri elbette vardır, fakat istisna. Kadınlar aldatmak yerine ayrılmayı tercih ederler. O ayrılıklarının sebeplerini arkadaşlarıyla konuşup onlar tarafından ne kadar haklı olduklarının tescillenmesi, bir iki hafta bütün herkesin onlarla hassas dönemlerinde olduğu için ilgilenmesi daha cazip gelir. Kadınlara aldatmak için ciddi sebepler gerekirken, erkekler derinlemesine düşünmezler. Pamuk ipliğine bağlıdır. Monogamiye olan inançları daha azdır.

Adı Meltem’di. Kod adıysa Bıcıbıcı. Adı bıcıbıcı kaldı, çünkü: Ben Demet diye bir arkadaşımın evine kahvaltıya gitmiştim (yalnız değildim 7 8 kişilik bir kahvaltıydı.). Biz gittiğimizde bir arkadaşının gece onda kaldığını, şu anda banyoda olduğunu çıkınca onun da masaya oturacağını söylemişti. Tabii hemen bende cinsel tansiyon tavan yapıvermişti bile. Meltem diye biri var, gece Demet’te kalmış, o anda banyoda. Sakin ol Djemba Djemba, sakin ol.


Breakfast at Demet's

Daha sonradan fazlasıyla öğrenecektim zaten de bu kızın bu hayattaki en belirgin özelliklerinden birinin banyoda çok uzun kalması olduğunu. Vallahi gülcemalini ilk görüşüm neredeyse kahvaltının sonuydu. Koridordan göründüğü an Demet’e baktım zaten. Bıcıbıcıyı kafaya taktım hemen. Bıcıbıcı minyon kasa, esmer ve yeşil gözlü. Çok güzel, daha doğrusu kendine çok dikkat ediyor. Çok severim öyle kadınları. Hani böyle bazı kızların elleri daha doğrusu sadece elleri de değil, tenleri böyle yumuşacık olur ya, hep aşırı temiz ve hep yumuşacık. Böyle balçığa girip çıksa yine de yumuşacık, tertemiz olur. Onun gibi bir şey. Esmer tende daha bi güzel oluyor. Her giydiği şeyi mağazadan yeni almış ilk defa giyiyor sanırsın. Oysa ki öyle değildir, ama bir şekil başarır bu kız onu. 1,62, ayarında bir kilo, çok güzel bir ses tonu, Bıcıbıcı güzel kızdı. Saçları dalgalıydı, ama hep fönlü dümdüz daha güzel olduğunu düşündüğünü söylerdi. Bence yanılıyordu. Normalde bir kız, başka bir kız arkadaşının evinde kalmış, sabah nasıl bir sahne beklersiniz? Kıçında yılların birikimi bir pot olan eşofman, kirli ama hep evde giyildiği belli bir çorap, üstünde arkadaşından aldığı azıcık bol, ev sahibi kızın eskiden günlük hayatında giydiği ama şimdi sokağa onunla çıkmayacağı bol bir tişört filan... Oysa Bıcıbıcı bi' çıktı. O ne güzellik. Salak gibi şıkıdım şık olmaya kasmamış. Pazar sabahı kıyafeti, ama ne kadar güzel. Güzel “ilk defa giyiliyormuş gibi gözüken” bir nike eşofman altı, eşofman altı hafif ispanyol paça gibi, karbeyaz, ince güzel bilekleri açıkta bırakan yarım spor çorap, dar bir beyaz body. Esmer vücut beyaz body. Kulakta güzel küpeler sırf kulak memesinde duran aşağıda doğru sarkan bir şeyleri olmayan küpeler (Hanımlar bunların özel bir adı var mı?) İlk defa bir kızı cümlelere dökerken bu kadar zorlanıyorum, hala da size Bıcıbıcı’yı tam tasvir edebilmiş değilim. Offf.

Tam olarak böyle bir kızdı. Şu sahne onun evdeki en olası tablosu gibi bir şeydi. Resim buradan alıntıdır.

Bıcıbıcı’yla tekere ilk hareketi vermek benim açımdan kolay oldu. Çünkü biz oradan ayrıldıktan hemen sonra beni sormuş. Bir yemekte alınan telefonlar. Biraz kadınların kurallarına göre oynanan SMS’leşme oyunları. Bunlar da ayrı güzeldir. Mesajlaşmaktan pek hoşlanmam, ama flirting aşamasında kullanılası bir tool. Benim kriterim çok net. Ne zaman ki yazdığın bir kız sana “ben yatıyorum, iyi geceler” gibisinden bir sms atar, sen de “tatlı rüyalar” tarzı bir sms atarsın, o da gülücük mülücük atar. Artık o zaman iş bitmiştir. Pik noktası odur, ordan sonra sms dozunu azaltmak lazım. Sana uyuduğunu haber veriyorsa bu “pencereyi aç perdeyi arala geleceğim rüyalarına” demektir.

Bıcıbıcıyla dört beş ay kadar beraber olduk. Sonra ben karıncalandım. Zaten benim default ayarlarım karıncalı. İki üç aylığına karıncaları dondurmayı başarıyorum, sonra onlar yine kazanıyor. Bıcıbıcıyla biraz abarttım bu işi. Adam adama oynayan bir tip değildi. Öyle olunca ben biraz gemi azıya aldım. Onla beraberken başka bir kızla kaçamağı geçtim, kısa süreli birkaç ilişki yaşadım mesela, kaçak kat çıkmışken bir de ayrı bir tek gece yaşadım filan. O zamanlar daha da bir meraklıydım zaten böyle şeylere. Bunların hepsinin götüme nasıl kaçtığını, kalemden topu nasıl çıkarttığımı bir sonraki postumda anlatacağım. Söz arayı böyle uzatmadan...

4 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

Wanted dedi ki...

bıcıbıcı lafını severim bende :D
sms konusunda ki cümleler tam anlamıyla doğru.
insanları çok iyi tahlil ediyorsun :D
ben de severim..

Dona Gump dedi ki...

benim anlamadigim neden erkekler bukadar cabuk bikiyorlar ve baskalarina yoneliyorlar, ortada gorunul bir sebeb olmadan.

Bir dergide okumustum erkekler flort doneminde oyunlari seviyorlarmis kadinlara bakis. Bu konuda ne dusunuyorsunuz?

T.İ. dedi ki...

Kendi adıma konuşayım, yaşadığım şeyin kelime karşılığı kesinlikle "bıkmak" değil. Eskisinden bıkmaktan değil ama yeninin heyecanından oluyor bu durum. Yani sevgilinden hiçbir açıdan üstün olmayan bir kadın (akıl/güzellik/başka kriterler) aklı baştan alabiliyor. Bunun bıkkınlıkla alakası yok. Daha önceki bir post'umda da yazmıştım sanırım Bunun tren kaçırma hissiyle alakası var.

Adsız dedi ki...

kafam basmıyor hem biriyle ilişkide ol hem başka bi kızla tanış yakınlaş gez toz takıl... hani bir gece çıkarsın çok denk gelir falan, 1 gece olur biter. sonra tekrar arayınca falan mı sürüyor bunlar? o arada kaç tane yalan söyleniyor sevgiliye, soru soruyor diye kaç tane azar çakılıyor?
özellikle kelimelerin bile yetmediği bir kız evinde otururken başka bir kıza nasıl dokunuluyor. nolur biri bunu bana anlatsın. artık eleştirmiyorum bile gerçekten anlamak istiyorum.

sel.

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket