27 Ağustos 2009 Perşembe

Aldatmak ve Bıcıbıcı Devam...

Aldatılmak ayrı bir tecrübe, yaşamayan bilemez. Resmen apayrı bir öğreti, bambaşka bir baştan aşağı kaynar sular dökülüşü. Aldatılmayı ne kadar hakettiğinin ya da haketmediğinin hiç önemi yok. İğne gibi, cızzz diye giriveriyor. Daha önce de yazdığım gibi, ben Bıcıbıcı'da olayı biraz abartmıştım. Kaçak katından kaçak etine, her boku yedim. Hakettim mi? Kesin hakettim.

Olay şöyle vuku buldu. Çarpılma gecemden bir gün öncesinden alıyorum: Adam adama markaj olmadığı için işin cılkını çıkardığımı söylemiştim. Nispeten az kullandığım bir yöntem olan İnternet'ten tanışıp buluşmak üzere sözleştiğim bir kız vardı, Samyeli, bu kez ben takmadım bu adı, rumuzunun içinde vardı, samyelibilmemneydi rumuzu... Ortalama, vasat alt bile diyebilirim. Ama çekici geliyor işte.

İnternet ile başlayan ilişkilere dair de yazacaklarım var aslında. Bir ara değinmeliyim. Ancak çok kısa özetimi geçeyim, internet münasebetlerinde bir erkek doğruları söylüyorsa, işi çok kolaydır. Bir sonraki postumda İnternet ve arkadaşlık siteleri konularına değineyim. Buraya yazarsam çok uzatacağım çünkü.


Gibigibiydi. Bu kadar cingöz değildi ama, azıcık daha saftirik suratlıydı.

Samyeli boya sarı saçlı, Taksim ve Anadol Kasa kırması, 6,5 civarı bir tipti. Bıcıbıcı bende kaldığı için İnternet şubemizi işyerimize taşıyalı 3-4 ay filan olmuş işte. Samyeli'de sürpriz yok, çünkü webcamle yemediğimiz halt kalmamış zaten. Buluşmaya karar verdik. Ben, one night stand peşindeyim, o da öyle süper bir love story olmayacağının farkında zaten. Gerçekten öyle bir ağıma düşürme durumu yok. Bi' yemek, azıcık alkol, o elektrik alırsa, e ben de elektrik alırsam ver elini Djemba Djemba. Geldi buluştuk. Kasa tanımım ve notlamam birebir tutuyordu. Taksim/Anadol kasa, 6,5. Gayet seksiydi ama. Saçlar kızıl, kına mı boya mı belli olmayan bi renk vardır ya, ondan. Oturduğunda azıcık göbek var, ayaktayken çaktırmıyor ama... Makyajı biraz abartmış, belli ki o işin piri değil. Kıç cebi taşlı, dar bir kot pantolon ile geldi. Eller güzel, ancak birer bakımlılık harikası değiller. Djemba Djemba olaya olumlu bakıyor. Bana da o an için aşırı seksi geliyor kız. Maliye mii, maliye bilmemnesi mi ne öyle bir şey okuyor. Hiç hard disk'e yazmıyorum söylediklerini, kafamda gereksiz bilgi kalmasın diye. Kırmızı şarap söyledim. Bazı kadınlar masada erkeğin lak diye içkiyi ve yemeği söylemesinden hoşlanırlar. Öküz gibi yapmamak lazım bunu tabii. Azıcık reklamını yapıp ona başka bir çare bırakmamak en iyisidir. "Buraya geldiysek kırmızı şarap ve az pişmiş biftek yiyeceğiz, benden söylemesi" gibi bir cümlenin ardından, sipariş. Erkeğin hanesine +1.
Neyse bifteklerin tavaya verilmesini müteakip ben de mercimekle ilgilenecektim kiiii, restoranın kapısında bir silüet belirdi. İlk başta inanmak istemedim. Bıcıbıcı!

Aha geldi

Amerikan filmi mi lan bu? Olacak şey mi? Filan derken. Girdi bir masaya oturdu, Allah'tan öyle çok yakın bir masa değil. Bende nabız en az 200. Kesin görmedi, ona eminim. Daha doğrusu denyo T.İ kendi dünyasında öyle bir hayal kurdu. Kalkıp tuvalete gittim, gayrı ihtiyari bir şekilde. Orda güvende hissediyordum kendimi. Dişilerden kurtarılmış güvenlik bölgesi. Dışarıda Samyeli'yle Bıcıbıcı bir araya gelseler, güçler birliği yapsalar alamazlar beni ordan. Kendi ülkemin konsolosluğuna sığınmış gibiyim, Sıçmıklar Ülkesi. Bir üç beş dakika plan yapmaya çalıştım. Planım şuydu, bir iki arkadaşımı daha çağıracağım, 15 20 dakikaya gelirlerse, bu teke tek bir buluşma olmaktan çıkacak.Ben de Bıcıbıcı'ya, aslında ben kızı Lafonten'e yazmak için, Tufan'a yazmak için çağırdım filan diyeceğim. Aradım, dedim böyle böyle, geliyoruz dediler. Yapmam gereken şey 15 dakika topu orta sahada çevirebilmek. O Djemba Djemba ibnesi, zannedersiniz 2 saattir kuzey buz denizinde yüzüyor da o an çıkmış , işeyemiyorum bile, çişim kesildi. O agresif ön liberodan eser yok.

Tuvaletten çıkış

Tuvaletten çıktım, masaya otururken de şöyle Bıcıbıcıya sırtımı vererek Samyeli'nin yanına doğru oturdum. 2 dakika filan durdum öyle. Sonra Bıcıbıcı 2 masa filan yanımızdan geçerek tuvalete gitti. Arkası bize dönük şekilde. Aha dedim fırsat bu fırsat, kaçmalı. Hesap istiyim derken tuvaletten çıkış ve göz göze geliş. Kaynar suların başımdan dökülüşü. Böyle bir şey yok sevgili okurlar. Allah, düşmanımın başına vermesin.
Bıcıbıcı'yla göz göze geldik, nasıl sakin anlatamam. Bana el salladı, ama şöyle bir el sallama, hani kadınlar bazen yapar ya. Bütün elini değil de sadece parmaklarını salladı. Eli vücuduna yakın, kolda ve bilekte bir hareket yok, sırf parmaklar. Çok kadınsı bir hareket... Gözünüzün önünde canlandırmanızı istiyorum. O parmakları zaten bi salladı sırıta sırıta dedim n'oluyoruz. Masaya da geldi.

Valla dolusunu koymayacağım. Hayal gücünüze bırakıyorum şu sandalyelere oturacakları. Gerçekten aklıma getirmek istemediğim dakikalar, yüzler, saniyeler, saliseler...


Bu arada Samyeli'de de olaylara hakim olacak bi kıvraklık yok. Biraz Safyeli. Bıcıbıcı geldi, beni yanağımdan öptü. Aaa T.İ siz de burada mıydınız, müsaitseniz beraber yiyelim dedi. Öteki masaya bi baktım herifin biri oturuyo. Tak geldiler bizim masaya. Samyeli'yle tanıştı kendi. Habire gülüyo filan ama elleri filan titriyo, böyle bi sahne olamaz. Samyeli, ben, Bıcıbıcı, 2 haftalık erkek arkadaşım dediği zat. Ya ne yapacağımı şaşırdım. Kalkıp LAN YETEEEER diye bağırmak istiyorum. Sakinliğimi biraz koruyabilsem, hemen kalkarım o masadan. Ama basiretim bağlandı. Gülesim de geliyo amına koyim, sinirlerim laçkalaştı. Samyeli de Bıcıbıcı'ya ne iş yapıyosun filan diye soruyo :))) Olamaz böyle saçma bir şey.

Öyle bir durumdayım ki, tam hıyar pozisyonundayım. Bıcıbıcı ne dese yeri. Samyeli'den bariz akıllı ve güzel çünkü. Bıcıbıcı'ya göre hiçbir artı yanı yok Samyeli'nin. Güzellik, akıl, sevgiliye karşı anlayış, duruş, endam, görmüş geçirmişlik... Siki tuttum yani. Samyeli sadece birkaç günün hayalinde daha seksiydi. Erkek arkadaşım dediği tip de yakışıklı bi herif. Benden düzgün tipi, sarı saçlı kaslı maslı bişi. Porno yıldızı gibi adam. Toparlandım, dedim bizim çok acil bi işimiz var derhal gitmemiz gerekiyor.

Tam kalkıyoruz.

Sikiym Lafonten geldi. Lap diye masaya oturdu. Hadi ben olanı biteni biliyorum, bu salak tam .mcıkladı. Ne olup bittiğini anlamaya çalıştığı bir bakışlar var gözlerinde, aklıma hala her gelişinde yerlere yatıyorum gülmekten. Ben bunu da aldım kalktım masadan. Samyeli'ye çok teşekkür edip evine bıraktım. Lafonten'le meyhane'ye gittim. Tufan da geldi, durum değerlendirmesi yaptık. Ben durumu anlatıp hiçbir şey konuşamadım zaten. Çok koydu ya, yeminle elim ayağım boşaldı. SOnra bir SMS, "from Bıcıbıcı: Ben herkese hakettiği gibi davrandım. Hayatta başarılar." Bi de ordan aldık elimize, attığı tokat yetmedi bi de yerde tekmeledi :)... Şimdi böyle yazıyorum, orda fena oldum haa.

Sonradan öğrendim ki:

O üniversiteden bir arkadaşıymış, porno yıldızı gibi olan. Kendini doğa sporlarına vermiş bi tip. Bir gecelik bir oyunmuş falan da filan da. Bir şey diyemedim valla. Ne ekersen onu biçersin demişler. Her ne kadar kabullenemesek de başa geliyor. Telefonumdan anlamış, ben ne olursa olsun telefonumu karıştırdığı için nihai suçlu olarak onu seçiyorum.

Bıcıbıcı'Öğrendiklerim:

1- Aslında bildiğim bir şey: telefonunda melefonunda özel bir şey bırakma, kadınlar karıştırıcıdır. Bilmesine biliyorum da ihtiyatsızlık. İhtiyatsızlık ağır sonuçlar doğurabilir.

2- Kadınların damarına basmamak lazım. Damarına basmamak o kadar zor bir şey değil aslında. Azıcık akıllı davranırsan olur bu iş.

3- Bazı kadınlara ibnelik yapmamak lazım. düzgün ayrılabilmeli. Bıcıbıcı düzgün birisiydi. Çok fena bok ettim. Hayatım boyunca iyi bir arkadaşım olabilirdi. Şimdi Demet bile konuşmuyo benle.

20 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

T.İ. dedi ki...

Herkes yorumsuz kaldı bu kez. :).

utkan dedi ki...

Sanirim herkes sana hakettigin gibi davranip yorum bile yapmak istemedi T.I. ama benim gonlum elvermedi bu duruma. Sonucta, literaturlere gececek postlara imza atan biri bu kadar kolay yorumsuz birakilmamaliydi.Neyse..

Yalniz gercekten cok fena bi sms almissin.Pencereyi acip perdeyi aralayan sms tool'unun ayni pencereyi pancuruyla beraber falan nasi kapattigina hep beraber bir kez daha taniklik etmis olduk.Saglik olsun diyelim. Bilmiyorum ama sanki aldatan insan aldatilmaya mahkumdur gibi geliyo bana (aslinda eminim buna da..yine neyse diyelim). Ve bence, yegane arzulari kendi Djemba Djembalarina imtiyazlar saglamak olan insanlar aslinda bunu bilerek yola cikmalidirlar ve cikarlar da. Bunlari bilerek bu yola bas koyabilmek de erdemdir,onu da atlamamak lazim.

T.İ. dedi ki...

Old follower, new commenter utkan. Hoşgeldin. Güzel yorumun için teşekkürler. Yorumsuzluğu hakettin derken, post'u mu sevmedin yoksa başka bir kastın var :)

Dediğin gibi, rüzgar eken fırtına biçer. Bense fırtına ekip kasırga mı biçiyorum ne? El nino vala.

Ooo bundan da iyi alet ismi olur: El nino.


Djemba Djemba'lara imtiyaz derken haklısın. Ancak bence hepsine Djemba Djemba demek hatalı... Bunun Adebayor'ları var, Drogba'ları var, Saviola'ları var. Sean Wrigt Phillipsleri var.

Dediğin gibi, bu bir yol tercihi. Ya kavşağın göbeğinde durup bütün arabaları görmek istersin, ya o kavşaktan geçen arabaların peşine takılırsın. Kavşakta trafik çoktur. Kim kime çarpar belli olmaz. Bunun bilincinde olmak lazım

Sevgiler...
T.İ

Elroy dedi ki...

Yorumcu arkadaşı yakından tanırım. Eski arkadaşımdır. Bu isim verme ekolünün bayrak taşıyanlarındandır. O yüzden bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum. O belki diğer okuyucular da anlasın diye Djemba Djemba'lar demiş olabilir. Yoksa "John Benjamin, John Benjamin" derdi Djemba Djemba yerine.

Y. dedi ki...

Kadınların silahı elbetteki daha çoktur. Bence biraz kendini rahatlatıyorsun. En sonda ""üniversiteden bi arkadaşıymış, aralarında bir şey yokmuş" filan diyerek, sanki biraz ben aldatılamam havası veriyorsun. Erkeklerin böyle bir üste çıkma takıntıları ve bir şekilde patlak veriyor. Bence kesin yatmıştır o sarışınla Meltem (Bıcıbıcı). Hafife alma kadınları.

Blogun güzelmiş, tebrikler.
Optikmouse

T.İ. dedi ki...

@ Y.
tanışıyor muyuz?

Sanırım deşifre oldum. Allahtan kafama takmıyorum deşifre olmak gibi şeyleri zerre kadar. Düşündüğüm kişiysen bir mail atabilir misin rica etsem?

@Elroy
haklısın. yanlış anlaşılma olmuş.

Diego* dedi ki...

aldatmak konusunda soylenmesi gereken birkac sey (maksat tecrube aktarimi)..cok ana hatlariyla (istisnalar elbette ki olacaktir)soyle ki;
Erkek cinsellik tecrubesi icin, kadin ilgi icin aldatir. nasil erkek icin 1000 kadinla yatmis olmak 1001'e engel olmayacagi gibi, kadin icin de erkegin gostermis oldugu ilgi kadin standardlarinda yeterli olmayabilir. tatli kalem yazarimizin tecrubesinde de durum bu sekilde vuku bulmus diye goruyorum..erkek kadina az ilgi gostermis, kadin bana gosterebilecegi ilgiyi (kadin erkek farketmez) baskalarina gosteriyor demis..ve aldatmis..bunu kontrol etmenin yolu tabi ki zor..bir kere kadini onun ilgi standardlarina cikarak tatmin edip, geri kalan zamanda aldatmak gol yemeden gol atmanin yolu gibi gozukuyor..ama bu nedendendir ki regular bir erkek sevgili + 1 metresin uzerine genelde cikamaz..cunku bundan fazlasi cok mesai ister..ne yazikki kadin icin bu durum boyle degildir..postda yazildigi gibi free takilinilan iliskiler Old Trafotd'da acik oynamayi tercih etmek demektir; kadin farka gider, erkek soyunma odasinin yolunu tutar..her ne kadar bu postda yazarimiz "cok aldattim"dese de, bicibici'nin gercekte kac gol attigini ogrenmek zaman ve takip gerektirecektir..yaraya tuz dokmenin geregi yok..

T.İ. dedi ki...

Tehlikeli İlişkileri yazmaya başlarken bu blog'la hedeflediğim şey neredeyse tam olarak buydu. Paylaşım. Çünkü bu tecrübeler değerli, paylşmalıyız. Bu sebeple, Utkan ve Dieoga'ya teşekkürü bir borç bilirim.

Görüşlerime gelince:
Diego ve Utkan'ın dediklerinden bir sentez oluşturmak da gerek. Old Traford'da açık oynarsan ve rakip Manu gibiyse fark kaçınılmaz. Ama ne diyor utkan:

"Bilmiyorum ama sanki aldatan insan aldatilmaya mahkumdur gibi geliyo bana (aslinda eminim buna da..yine neyse diyelim). Ve bence, yegane arzulari kendi Djemba Djembalarina imtiyazlar saglamak olan insanlar aslinda bunu bilerek yola cikmalidirlar ve cikarlar da. Bunlari bilerek bu yola baş koyabilmek de erdemdir,onu da atlamamak lazim."

Diego:
Fikir ayrılığımız şurada, bir kadına ona gösterdiğin ilgi, tatmin edebilmenin mümkün olabildiğine inanmıyorum. Daha çoook değişken var burada gösterdiğin ilgiden başka. Sosyal statün, tipin, çevrenle etkileşimin, diğer kadınların sana bakış açısı, ne kadar paran olduğu/olmadığı bunların her biri ayrı ayrı etkili. Zaten gerek kendi gerekse çevremizden edindiğimiz tecrübelerimiz kadının üzerine fazla düşülen ilişkilerin hepsinin sıçtığını kanıtlıyor. Anlıyorum senin "fazla düş kadının üstüne" demediğini, yine de ne demek istediğimi anlatabilmiş olduğumu umuyorum.
Özet olarak old traford'da açık oynayabilen bir takım olmayı isterdim, ama değilim. Ama bu hep mahkum oynamamı gerektirmiyo. Nası koymuştu Boliç :).

Neyse, utkan da biraz fazla açık alan bırakabilecek izlenimi yarattı. Aslında ikinizin ortasında duruyorum.

Sevgiler.
T.İ

Diego* dedi ki...

cok Lucescu bi izlenim vermisim..yaratmak istedigim resim bu degildi ama olsun..:)
T.i, soylediklerine aynen katiliyorum..kadina daha fazla ilgi gostererek hic bir yere varamaz bir erkek..demek istedigim; her kadinin her iliskide alistigi ve standard olarak tatmin oldugu bir ilgi duzeyi vardir ya, onun altina inince Old Traford'da ataga cikmis oluyorsun..ileri ciktiginda geriyi iyi tutmak adina dengeleri kollamali demek istedim..yani aslinda ben galiba biraz kontra atak'dan yanayim..ama tabi iliskine ne kadar deger verdiginle de ilgili bu durum..kimi iliski var hep ilerde top cervirirsin hic gol yemezsin, kimi iliski var cikmaya korkarsin yine de yersin..vice versa da olabilir..
neysa cok uzatmiyim..harbiden Bolic cok iyi koymustu..legEND of 40 years..;)
sevgiler..

Talisman dedi ki...

Offf herşey bu kadar matematiksel mi yani?
Kadına fazla ilgi gösterirsen şöyle olur, erkeği şımartırsan pişman eder filan.
Bin yıllık klişe şeyler.
Bence güzel yazıyorsunuz ama bu yorumlardaki genelleme çabaları çok güzel değil.

Leah dedi ki...

ya o kadar yazmışsın, işi biliyorum diyosun, eski sevgilinle rastlayabiliten olan yerlere ne sebeple yenisini götürürsün ki? Böyle ofsayta düşersin işte. Hak etmişin T.İ. Hatta şöyle söyliyim inş bi gün kontripiyede kalmazsın bu tarz vakalarda.
Sağlıcakla kalınız efem.

T.İ. dedi ki...

@Talisman:
Bu kadar matematiksel değil elbette. Klişe olduklarına da katılıyorum. Kadın erkek ilişkisi insanoğlunun en "her şeyi denenmiş" olgusudur herhalde. Bu yüzden bu konudaki her şey klişeliğe mahkum. 100 yıllık aşk hikayeleri, 50 yıllık romanların dizileştirilmesi falan filan da bu yüzden hala bu kadar popüler (sevmiyor olabilir ben de sevmiyorum) ancak genelgeçer durum bu. Çok farklı yaşıyorum diyenler bile bazı klişelerin peşindeler. Bu konunun non-klişesi yok gibi bir şey bana göre. Bilemiyorum, bu işin uzmanı değilim.

Ancak dediğiniz yüzeysellikte olduğunu da düşünmüyorum yorumların. Aksine, sizin yorumunuz da dahil, çok hoşuma gidiyorlar.


@Leah: Öyle bir hata yapmadım. Cep telefonumdaki mesajdan nereye gideceğimizi öğrenmiş, yapacak bir şey yok.

cipim dedi ki...

benim hikayemde benzer bir durum. sözlüm netten hatunu kaldırmaya karar veriyor. ben her sabah çapkın beyin maillerini kontrol ediyorum zaten ama onun haberi yok. birkaç gün tavlama durumlarındaki mailler için ses çıkarmadım. sonra bir baktım tatil planları yapılıyor. hatunun mail adresini msn me ekledim. o da saolsun kabul etti. kendimi tanıttım şu kişi hakkında konuşmak istiyorum dedim. nesi oluyorsun dedi sözlüsü olduğumu söyledim. bunlarda 4 gündür sevgiliymişler. neyse ben hatunu ayarttım aynı gün buluştuk. ara dedim kıza aradı benimkini. hayatım naber dedi benim şabalakda iyim bebğim dedi. kız bende bir arkadaşımla kahve içiorum dur telefona vereyimde tanışın dedi. Ben telefonu alır almaz naber sevgilim dedim. Şey gibi kaldı benimki. İlk şokun ardından bağırmalar çağırmalar filan derken ben olayı kopardım. 4 aydır sürünüyor bizimki. Affetmeye hiç niyatim yok. Olay bitti ama bittiğini buna net olarak söylemiyorum. Daha doyamadım süründürmeye çünkü.

hacivat dedi ki...

hocam çok güzel de, acaba bu restoranın adresi ve adı nedir, gerçekten merak ettim üstadım. kısaltma veya şifreli versen de olur, anlarım. umarım bu comment uyarısı geliyordur.

T.İ. dedi ki...

@hacivat:
Taksimde Galatasaray'ı da bayağı bir geçtikten sonraki solda üstte, haliç manzaralı bir restoran. Söylemiş gibi bir şey oldum. Böyle şeylere pek cevap yazmıyorum aslında. Çünkü anonimiteye çok önem veriyorum başından beri.

Sevgiler
T.İ.

Nastenka dedi ki...

Valla acı bir tecrübe yaşamışsın ama okurken afedersin gülmekten öldüm.
Sevgiler.

T.İ. dedi ki...

Nastenka, inan çok öğreticiydi. Ya o Lafonten'in hali aklıma geldikçe ben de gülmeden edemiyorum.

Teşekkürler
T.İ

prettycaptain dedi ki...

bu postun bana sevgilimi hastane odasında refakatçi kızla bastığım günü anımsattı. o kızda gayet overclass'tı. ilk aldatılmamdı, üç ay boyunca ağlamıştım. ancak bu sonuçtan çıkardığın ders gayet mantıklı. düzgün insanlardan düzgün bir şekilde ayrılmak gerek.

benim öğrendiğim ise şudur aldatılmaktan. Tüm erkekler fermuarı açık doğar.

sevgiler

Venus dedi ki...

yarıldım okurken:D
ne demişler eden bulur

Betty Blue dedi ki...

Çoktandır uğramamıştım buralara, nasılsın?:)

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket