Olay şöyle vuku buldu. Çarpılma gecemden bir gün öncesinden alıyorum: Adam adama markaj olmadığı için işin cılkını çıkardığımı söylemiştim. Nispeten az kullandığım bir yöntem olan İnternet'ten tanışıp buluşmak üzere sözleştiğim bir kız vardı, Samyeli, bu kez ben takmadım bu adı, rumuzunun içinde vardı, samyelibilmemneydi rumuzu... Ortalama, vasat alt bile diyebilirim. Ama çekici geliyor işte.
İnternet ile başlayan ilişkilere dair de yazacaklarım var aslında. Bir ara değinmeliyim. Ancak çok kısa özetimi geçeyim, internet münasebetlerinde bir erkek doğruları söylüyorsa, işi çok kolaydır. Bir sonraki postumda İnternet ve arkadaşlık siteleri konularına değineyim. Buraya yazarsam çok uzatacağım çünkü.

Samyeli boya sarı saçlı, Taksim ve Anadol Kasa kırması, 6,5 civarı bir tipti. Bıcıbıcı bende kaldığı için İnternet şubemizi işyerimize taşıyalı 3-4 ay filan olmuş işte. Samyeli'de sürpriz yok, çünkü webcamle yemediğimiz halt kalmamış zaten. Buluşmaya karar verdik. Ben, one night stand peşindeyim, o da öyle süper bir love story olmayacağının farkında zaten. Gerçekten öyle bir ağıma düşürme durumu yok. Bi' yemek, azıcık alkol, o elektrik alırsa, e ben de elektrik alırsam ver elini Djemba Djemba. Geldi buluştuk. Kasa tanımım ve notlamam birebir tutuyordu. Taksim/Anadol kasa, 6,5. Gayet seksiydi ama. Saçlar kızıl, kına mı boya mı belli olmayan bi renk vardır ya, ondan. Oturduğunda azıcık göbek var, ayaktayken çaktırmıyor ama... Makyajı biraz abartmış, belli ki o işin piri değil. Kıç cebi taşlı, dar bir kot pantolon ile geldi. Eller güzel, ancak birer bakımlılık harikası değiller. Djemba Djemba olaya olumlu bakıyor. Bana da o an için aşırı seksi geliyor kız. Maliye mii, maliye bilmemnesi mi ne öyle bir şey okuyor. Hiç hard disk'e yazmıyorum söylediklerini, kafamda gereksiz bilgi kalmasın diye. Kırmızı şarap söyledim. Bazı kadınlar masada erkeğin lak diye içkiyi ve yemeği söylemesinden hoşlanırlar. Öküz gibi yapmamak lazım bunu tabii. Azıcık reklamını yapıp ona başka bir çare bırakmamak en iyisidir. "Buraya geldiysek kırmızı şarap ve az pişmiş biftek yiyeceğiz, benden söylemesi" gibi bir cümlenin ardından, sipariş. Erkeğin hanesine +1.
Neyse bifteklerin tavaya verilmesini müteakip ben de mercimekle ilgilenecektim kiiii, restoranın kapısında bir silüet belirdi. İlk başta inanmak istemedim. Bıcıbıcı!
Aha geldi
Amerikan filmi mi lan bu? Olacak şey mi? Filan derken. Girdi bir masaya oturdu, Allah'tan öyle çok yakın bir masa değil. Bende nabız en az 200. Kesin görmedi, ona eminim. Daha doğrusu denyo T.İ kendi dünyasında öyle bir hayal kurdu. Kalkıp tuvalete gittim, gayrı ihtiyari bir şekilde. Orda güvende hissediyordum kendimi. Dişilerden kurtarılmış güvenlik bölgesi. Dışarıda Samyeli'yle Bıcıbıcı bir araya gelseler, güçler birliği yapsalar alamazlar beni ordan. Kendi ülkemin konsolosluğuna sığınmış gibiyim, Sıçmıklar Ülkesi. Bir üç beş dakika plan yapmaya çalıştım. Planım şuydu, bir iki arkadaşımı daha çağıracağım, 15 20 dakikaya gelirlerse, bu teke tek bir buluşma olmaktan çıkacak.Ben de Bıcıbıcı'ya, aslında ben kızı Lafonten'e yazmak için, Tufan'a yazmak için çağırdım filan diyeceğim. Aradım, dedim böyle böyle, geliyoruz dediler. Yapmam gereken şey 15 dakika topu orta sahada çevirebilmek. O Djemba Djemba ibnesi, zannedersiniz 2 saattir kuzey buz denizinde yüzüyor da o an çıkmış , işeyemiyorum bile, çişim kesildi. O agresif ön liberodan eser yok.
Tuvaletten çıkış
Tuvaletten çıktım, masaya otururken de şöyle Bıcıbıcıya sırtımı vererek Samyeli'nin yanına doğru oturdum. 2 dakika filan durdum öyle. Sonra Bıcıbıcı 2 masa filan yanımızdan geçerek tuvalete gitti. Arkası bize dönük şekilde. Aha dedim fırsat bu fırsat, kaçmalı. Hesap istiyim derken tuvaletten çıkış ve göz göze geliş. Kaynar suların başımdan dökülüşü. Böyle bir şey yok sevgili okurlar. Allah, düşmanımın başına vermesin.
Bıcıbıcı'yla göz göze geldik, nasıl sakin anlatamam. Bana el salladı, ama şöyle bir el sallama, hani kadınlar bazen yapar ya. Bütün elini değil de sadece parmaklarını salladı. Eli vücuduna yakın, kolda ve bilekte bir hareket yok, sırf parmaklar. Çok kadınsı bir hareket... Gözünüzün önünde canlandırmanızı istiyorum. O parmakları zaten bi salladı sırıta sırıta dedim n'oluyoruz. Masaya da geldi.

Bu arada Samyeli'de de olaylara hakim olacak bi kıvraklık yok. Biraz Safyeli. Bıcıbıcı geldi, beni yanağımdan öptü. Aaa T.İ siz de burada mıydınız, müsaitseniz beraber yiyelim dedi. Öteki masaya bi baktım herifin biri oturuyo. Tak geldiler bizim masaya. Samyeli'yle tanıştı kendi. Habire gülüyo filan ama elleri filan titriyo, böyle bi sahne olamaz. Samyeli, ben, Bıcıbıcı, 2 haftalık erkek arkadaşım dediği zat. Ya ne yapacağımı şaşırdım. Kalkıp LAN YETEEEER diye bağırmak istiyorum. Sakinliğimi biraz koruyabilsem, hemen kalkarım o masadan. Ama basiretim bağlandı. Gülesim de geliyo amına koyim, sinirlerim laçkalaştı. Samyeli de Bıcıbıcı'ya ne iş yapıyosun filan diye soruyo :))) Olamaz böyle saçma bir şey.
Öyle bir durumdayım ki, tam hıyar pozisyonundayım. Bıcıbıcı ne dese yeri. Samyeli'den bariz akıllı ve güzel çünkü. Bıcıbıcı'ya göre hiçbir artı yanı yok Samyeli'nin. Güzellik, akıl, sevgiliye karşı anlayış, duruş, endam, görmüş geçirmişlik... Siki tuttum yani. Samyeli sadece birkaç günün hayalinde daha seksiydi. Erkek arkadaşım dediği tip de yakışıklı bi herif. Benden düzgün tipi, sarı saçlı kaslı maslı bişi. Porno yıldızı gibi adam. Toparlandım, dedim bizim çok acil bi işimiz var derhal gitmemiz gerekiyor.
Tam kalkıyoruz.
Sikiym Lafonten geldi. Lap diye masaya oturdu. Hadi ben olanı biteni biliyorum, bu salak tam .mcıkladı. Ne olup bittiğini anlamaya çalıştığı bir bakışlar var gözlerinde, aklıma hala her gelişinde yerlere yatıyorum gülmekten. Ben bunu da aldım kalktım masadan. Samyeli'ye çok teşekkür edip evine bıraktım. Lafonten'le meyhane'ye gittim. Tufan da geldi, durum değerlendirmesi yaptık. Ben durumu anlatıp hiçbir şey konuşamadım zaten. Çok koydu ya, yeminle elim ayağım boşaldı. SOnra bir SMS, "from Bıcıbıcı: Ben herkese hakettiği gibi davrandım. Hayatta başarılar." Bi de ordan aldık elimize, attığı tokat yetmedi bi de yerde tekmeledi :)... Şimdi böyle yazıyorum, orda fena oldum haa.
Sonradan öğrendim ki:
O üniversiteden bir arkadaşıymış, porno yıldızı gibi olan. Kendini doğa sporlarına vermiş bi tip. Bir gecelik bir oyunmuş falan da filan da. Bir şey diyemedim valla. Ne ekersen onu biçersin demişler. Her ne kadar kabullenemesek de başa geliyor. Telefonumdan anlamış, ben ne olursa olsun telefonumu karıştırdığı için nihai suçlu olarak onu seçiyorum.
Bıcıbıcı'Öğrendiklerim:
1- Aslında bildiğim bir şey: telefonunda melefonunda özel bir şey bırakma, kadınlar karıştırıcıdır. Bilmesine biliyorum da ihtiyatsızlık. İhtiyatsızlık ağır sonuçlar doğurabilir.
2- Kadınların damarına basmamak lazım. Damarına basmamak o kadar zor bir şey değil aslında. Azıcık akıllı davranırsan olur bu iş.
3- Bazı kadınlara ibnelik yapmamak lazım. düzgün ayrılabilmeli. Bıcıbıcı düzgün birisiydi. Çok fena bok ettim. Hayatım boyunca iyi bir arkadaşım olabilirdi. Şimdi Demet bile konuşmuyo benle.