12 Nisan 2011 Salı

Heidi Klum vakit tamam. Açılsın bloglar diyordun, işte açıldı sayfan!

Efendim, “bloguma dokunma, blogumdan elini çek, blogumu elletmem, blogumu birazcık elletirim ama vermem” derken bir site kapatmanın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Tüm yetkililerimize, bana kalplerinden de temiz bu web sayfasında yer ayırdıkları için teşekkür ediyor, sevgilerimi sunuyorum. Sonuçta her şeyi onlara borçluyuz.

Yalandan kim ölmüş?

Şimdi size bu kadar uzun süre yazmamamın sebebi, blogların kapatılması diyeceğim. Siz de bana küfür edeceksiniz. Değil tabii ki. Fakat, ben de sizlerden anlayış bekliyorum. Sonuçta beni biliyorsunuz, yapı olarak “sıkılmadan bırakma” taraftarı bi’ insanım. Bakın, dönüp dolaşıp geliyorum yine. İlişkilerde pek öyle olmasa da bazı konularda da böyle bir huyum var işte, tilki ve kürkçü dükkanı. İlişkilerde ise sürekli açılımdan peşindeyim. Ben bu açılıma özetle fermuar açılımı diyorum. Siz anlayın.

Bazı bazı verdiğim bu uzun aralar benim açımdan blogu boşlamak değil aslında. Yazasım olmadığı zaman yazmıyorum. Bloga özendiğimden diyebilirim. Boşluklar iyidir. Hayatınıza da katmanızı öneririm. Neyse, anlatmaya devam ediyorum ben.

Sanırım bende biraz anormallik var. Bir insan, “Çok yorgunum, uyumak istiyorum, ama eğlenceyi kaçırmak da istemiyorum.” cümlesini ne sıklıkta kurar. Valla ben haftadaen az iki üç kez kuruyorum. Yetişemiyorum arkadaş, yetişemiyorum. Ama tüm bunların müsebbibi belli. Tabii ki ben değil. Kim mi? Kadınlar. Haftanın en az bi on gün olması lazım.

Bazı kadınlar vardır. Burunlarından kıl aldırmazlar. Pardon, baştan alıyorum. Pekçok kadın vardır ki, sağolsunlar burunlarından kıl aldırmazlar. Ancak bazı kadınlar vardır. Burunlarından kıl aldırmamakta haklıdırlar. Onlar the “chosen one”lardır. Chosen One ne demek diye merak edenler var ise, Redhouse sözlüğe göre tam Türkçe karşılığı 9,5/10 filan demek. 9,5/10 ne mi demek. O da burada yazılı.

Daha önce size Verkaç’ın ne olduğunu açıklamıştım. Benim çok sevdiğim bir tabir. Bu tabir olmasa pekçok şey boş kalırdı bu gibi işler için. Evveliyatını fazlaca anlatmayacağım, fakat yaptığım bir verkaç sonucu Heidi ile tanıştım. Başlıyoruz.
Kod adı Heidi. Baştan söyleyeyim, bu ismi ucundan kıyısından da olsa Heidi Klum’a benzediği için aldı. Niye bu açıklamayı yazma ihtiyacı duydum? Önce onu bir sorun. Çünkü Heidi, kritik isimdir. Heidi’yi algılayışlarına göre insanlar ikiye ayrılır.

1- Çocukluk nostaljilerinde kendini kaybedenler
2- Hala geleceğe dair umut besleyenler



Çocukluk nostaljilerinde kendini kaybedenler için Heidi, bir çizgi kahramandır. Peter’in gelecekteki partneridir. Ki, o dünya da beni hiiiç açmaz. Taaa çocukluğumda da hiç sıcak bakamadım şu Heidi’ye. Sevmek bir tarafa, çizgi kahraman Heidi’ye biraz kıl bile olurum. Özetle bende hiç pozitif duygular uyandırmaz. Bacakları tomruk gibidir. Genel olarak o komünü de sevmem. Yani Heidi, Peter, Heidi’nin dedesi, Heidi'nin keçisi meçisi filan. İnanın, yaşım ilerledikçe ve incisözlük sağolsun o Heidi’nin dedesine de itimadım kalmadı. O Heidi’nin dedesini yolda görsem, “Dikkat Dedeler” derim valla.


Bence, Heidi deyince, ruh sağlığı yerinde olan her insanın aklına Heidi Klum gelmelidir. Benim şahsen öyle... Heidi'yiGörünce insanın şöyle bi kan dolaşımı hızlanıyo’. Bünye hareketleniyor. "Heeeidi giiidelum heiidi! Heeeiidi giiidelum heidi heiidi giiiiidellum heidi!" Eğer ki aranızda bunu erkek jargonundaki "Heidi’ye gitmek” olarak algılayanınız varsa, ki vardır, çok ayıp. Cidden o manada söylemedim ben. Yani benimkisi yaşanan aşırı coşkuyla beraber bir şarkı patlatmak. Bi anda coşkuyla yazılmış satırlardı onlar. Çıkartmayı bile düşündüm, ayılık olarak algılar hanımlar diye, ama ben amacımı biliyorum, saf ve temiz. Hani Hababam Sınıfı'nda genç ve güzel yeni edebiyat öğretmeni sınıfa girer girmez gayrı ihtiyari bir alkış kopar ya. İste onun gibi. Bu, benim hayatta en beğendiğim sinema sahnelerinden biridir. Çok samimi bir coşku vardır orada, çok gerçek ve çok komiktir. Bir anda. O alkış gibi o satırlar. Yemin ederim. İlk 30 saniye sadece. Lütfen izleyin.




Yine lafı sapıttım, Heidi denince isteyen dağ tepe ve yaşlı dede düşünebilir. Boklu Peter’i de düşünebilirler. Ben Heidi Klum’u düşünürüm arkadaş.

Ne diyordum, verkaç. Bir verkaçın sonunda Heidi ile buluştum. Bu kadar laf kalabalığından sonra siz de takdir edersiniz ki, Heidi, bir hayli iddialı bir kod adı. Sonuçta gerçek Heidi Klum’dan farklılıkları yok mu? Tabii ki var. Artıları da eksileri de... Eksileri arasında o vücuda göre çok iddialı giyinmemesi, erkekleri biraz fazla iyi tanıyor olması (tabii kadına her yaklaşan erkek köpekbalığı gibi olunca bu refleksi geliştiyordur. ) akşamları çkmayı fazla sevmemesi filan var. Artıları arasında ise çocuğu olmaması gibi etmenler sayılabilir. Dediğim gibi bir verkaç sonucu tanıştım Heidi’yle. İlişki başlangıçlarında, ne kadar özgüvenin önemli olduğunu bilsem de, 9 üzeri kadınlarda biraz boka basmıyorum desem yalan. Verkaç’ın detaylarını şimdi size anlatamayacağım ancak arkadaşım Carlos çok iyi iş çıkarttı arkadaşım diyebilirim. Aynı ortamda bir araya geldiğimiz anda, ben zaten direkt yamuldum. Carlos’a dedim ki.
Olm bu ne lan, en az 9,2 çeker.

“Yok be olm” saçmalama
(Carlos’u daha önce de anlatmıştım, biraz ukala bir tiptir, çok konuşur filan)

“S.ktir lan, sanki günde bin tane böyle kadın görüyorsun. İnek”
Biz Carlos’la fiskoslaşırken, Heidi’nin telefonu çaldı ve masadan kalktı. Bu kendisini ilk ayakta görüşümdü. Kısmet işte, o görüş de arkadan oldu. Böyle bir endam olamaz. Baştan aşağı endam, sırf endamdan oluşuyor kadınresmen full endam. Kod adını Heidi koymasam, kesin Fulendam koyardım.
Fulendam mulendam diyorum ama, telefonu çalınca masadan uzaklaşması, hiç hayra alamet değil. Yine de büyülenmedim desem yalan.

İstemsiz bir şekilde,

“Yahu Carlos resmen yaradan yürü ya Klum” demiş dedim. Böyle dalgalı katlı saçlar mı dersiniz, catwalk mu moonwalk mu skywalk mu adını koyamadığım seksilikte bi’ yürüyüş mü dersiniz, böyle aslında uzun ama yürüdükçe salınıp, hafiften uçuşarak insanın içini gıcıklayan satensi (saten değil ama malzemeyi de bilemedim, hanımlar yadımcı olun.) elbise mi dersiniz bilmem. Ben hiçbir şey diyemedim. Carlos’un sevgilisi (Margarita ya da Limbo değil, ayrıldılar onlar),

“Heidi de bilmemnerenin İK’sında çalışıyor; çok kritik bir görüşmesi vardı” dedi. Kadınlar çok çakal. Bir tek alt metinde o kadar çok diyor ki...

“Heidi de bilmemnerenin İK’sında çalışıyor” cümlesini ben şu şekilde algılıyorum.

“T.I’cığım,
Her ne kadar cool durmaya çalışsan da, dibin düştü, anlamaz mıyım ben? Seni y.vşaaaak. Nası' da kıllandın di mi telefonu çalınca dilberin masadan kalmasına, nası da kıllandın? Neyse çok da eziyet etmeyeyim sana, o cümleyi duymak istiyorsun benden değil mi? Biraz daha acı çektireyim mi sana? Neyse tamam tamam. Sevgilisi yok, rahat ol. Biraz işine düşkün o kadar.”


Bu kadar cümleyi “Heidi de bilmemnerenin İK’sında çalışıyor” diyerek anlatmak: İşte bu bir sanat. Ben hiç beceremiyorum. Baksanıza yine sayfalarca yazdım, bi’ bok anlatamadım. Öte yandan ben başka bir şeye de takıldım tabii. İK’cı der demez tüm bu yukarıdaki mesajların yanı sıra bende ayrıca bir alarm daha çaldı, dııt dııt dııt dııt!

İnsan Kaynakları, benim kırmızı bültenimde yer alan mesleklerden. Merak edenler için, bu bültende yer alan mesleklerin tam listesini ilerleyen günlerde açıklayacağım. Demek bir İnsan Kaynakları kadını. Bu meslek grubuna dahil kadınlar, tabii ki işleri gereği pekçok kişiyle, kendileri için çok sıradan ancak karşısındaki insan için kritik görüşmeler yaparlar. Meslekleri, İK’cılara, karşılarındaki insanların heyecanını, özgüvenini, yeteneklerini, atmasyonculuklarını derhal tespit etme becerisi katar. Bunu ilişkiler konusunda kullanabilmek tabii ki ayrı bir meziyet,%100 eminim ki pek çoğu da kullanamıyordur, ama kullananları da çok tehlikelidir. Heidi’nin bu güzellikle kullanmaması pek mümkün değil. Yukarıdaki satırlarda şöyle bir cümle kullandım, “tabii kadına her yaklaşan erkek köpekbalığı gibi olunca bu refleksi geliştiyordur. ”. Ben kendimi asla bu kategoriye sokmam. Bir köpekbalığı değilim. Kadından pas almadığımda, ilgisini pek zorlayan bir yapım yoktur. Taktik olarak doğruluğu yanlışlığından ziyade, hoşlanmıyorum o durumdan. Yapmam.

Heidi’nin masaya dönüşü ve diğer gelişmeler için bir sonraki yazı, arayı uzatmayacğıma dair de söz.

14 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

Biker dedi ki...

Senin "Heeeidi giiidelum heiidi!" hangi kasa?

Blogu başıboş bıraktın sandıydım, ama sebebini yazmışsın zaten. aralar kısa olsaydı keşke.

T.I dedi ki...

Merhaba,

Başıboş değildi. Kuytu bir iki köşesinde yorum yazan oluyordu.

Heidi'ye dair detayları yazacağım bir sonraki postta hiç merak etmeyin.

Sevgiler
T.I

HayatVEtavla dedi ki...

Hoşgeldin be birader, HOŞGELDİN :)

Bu hatun busines kasanın önde gideni bence :)

Meslek tiplerine göre tehlike katsayıları değişen hatun cinslerini de ayrıca merak ettim bak şimdi.

nasilevdekaldim dedi ki...

şifon olabilir...

femme fatale dedi ki...

başka bir kırmızı bültenli meslek ise sanırım avukat kadınlar:)

not: İK cı kadınlardan nefret ederimmm

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

hoşgeldinnnn T.İ. sabah sabah seni görmek güzeL..yazını okumak daha da bi güzeL oLdu :) UYRGZR-.-

cipim dedi ki...

ooooo en tatlı yerinde kesmişsin yazıyı.
boş durulmamış malzeme toplanmış anlaşılan.
o Heidi ve dedesine bende sinir olurum. bütün çocukluğum onun ateşte kızarttığı keçi peynirine özenmekle geçti. Büyüdüm sütçü oldum, milyon çeşit peynir denedim hiçbiri o gördüğüm peynire benzemedi.Lanet olsun Heidiye ve dedesine.

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

:)
U(YKSZ)

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

9417600
U(YKSZ)

T.I dedi ki...

@HayatVEtavla: Hoşbulduk. Teşekkürler. Meslekleri de yazacağım inşallah.

@nasilevdekaldım: O kadar güzel bir şeyin adı şifon olamaz gibi geliyor bana ama... Haklı olabilirsin. Birazdan araştıracağım.

@femme fatale: Evet. kesinlikle.

@Uykusuz//uyurgezer: Teşekkür ederim. 9417600, mesajınız da alınmıştırç

@cipim: Hay yaşa. Sende benden de büyük yaralar bırakmış. Heidi izleyip sütçü olmuşun. Ben de Yakari izlerdim çok. Allahtan apaçi olmadım :P.

cipim dedi ki...

o Yakaride az değil.Şarkısı bile yerleşmiş bilinç altıma.
Bu arada; Ginger mevzusu yarımkalmıştı sanırım. Noktayı koymadan Heidiye geçtin. Gerçi HEidi daha iyi bir konu gibi geldi ama Gingerda bağlansaydı iyi olurdu.

kutsalfahise dedi ki...

Gözlerime inanamıyorum! Kimler gelmiş... Bari yarım bıraktığın yazının devamını yazmak için bizi 3 ay daha bekletme e mi? :)

küfkedisi dedi ki...

ik cı kadınlar melektir bir kere tamam mı :D ama gerçekten refleks olarak her tanıştığını ölçüp tartma huyu gelişiyor maalesef.

eloise dedi ki...

yalnız bunun devamı gelmeli ya araya maç yazısı girmiş ama :)
ayrıca meslek yorumlarına detaylıca gireceksin biliyorum ama yine de sabredemicem sanırım: avukatlar nası bi kategoriye giriyo?

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket