24 Aralık 2010 Cuma

Alışveriş Merkezleri ve Bakışlar.



Alışveriş merkezlerine bayılırım. Sanırım bu cümleyi kuran tek insan benim, ama öyle. Ya tamam, şu cümlelerin hepsini söylediğinizi duyar gibiyim. Şehrin anasını belliyorlar, trafiği tıkıyorlar, küçük esnafı bitiriyorlar. Bu özelliklerinden ben de nefret ediyorum. Sanki ben anası bellenmiş şehir, tıkalı trafik ve bitik küçük esnaf fetişistiyim. Ben de biliyorum tüm bunları. Ancak tüm bunların sebebini de o alışveriş merkezlerine atmayı mantıklı bulmuyorum. Şehirdeki her şey güzel, tıkır tıkır işliyor da alışveriş merkezleri mi s.kertti ortalığı bi' tek.

Neyse, ne zaman üzerine uzun uzun düşünsem, alışveriş merkezlerini sevdiğimi fark ederim. Nimet onlar nimet. Çünkü o kadar güzel kadını bir araya toplayan bir yer düşünüp tasarlamak her babayiğidin harcı değil. Düşünen bu amaçla mı düşünüp tasarladı bilmiyorum ama tasarladığı şeyin böyle bir yan etkisi olduğu açık. Hani basur tedavisi için üretilmiş ama saç dökülmesini engelleyen ilaçlar gibi bir şey. Evet! Lamı cimi yok. Alışveriş merkezleri, güzel kadın doludur. İnanmıyorsanız gidin bakın.
Ancak alışveriş merkezlerinin en önemli özelliği güzel kadınları içine doldurması değildir. Bu, önemli bir özelliğidir. Ancak en önemlisi değildir.

Leydiiz en Cendılzın,
Şimdi sizlere alışveriş merkezlerinin en önemli özelliğini söyleyeceğim. Birçoğunuz bu gerçeğin farkındaydınız ama hiç dile getirmemiştiniz.

Evet, alışveriş merkezi öylesine mucizevi bir erkek buluşudur ki içeri giren kadınların hepsine sihirli bir takım şeyler yapar. Eğer ki, bir gün bana gelseler ve "Bir alışveriş merkezi kuracağız ama bir türlü isim koyamıyoruz. Ne koyalım T.I? Çaresiz durumdayız. Yardım et bize " deseler. Onlara şöyle yandan yandan kötü adam gibi gülerim ve adını "Sihirli Değnek Alışveriş Merkezi" koyun derim. Bu işin biraz da ruhunu bildiğimden Sihirli Değnek de demem. Çok daha havalı olan ingilizcesini söylerim: "Magic Wand Shopping Mall". Üfff, ne doluşur buna kadınlar düşünemiyorum. Magic Wand, isminin altını da şöyle dolduruyor, "Size dokunan sihirli değnek, sizi baştan aşağı değiştirecek. Artık siz çok şık birisiniz." gibi gibi bişi.

Hanımlar bilmiyorlar ki, o sihirli değnek onların kıyafetlerini değiştirmiyor. Hanımlar! Kıyafetlerinizi değiştiren kendinizsiniz. O sihirli değnek, sizin karakterinizi değiştiriyor, hem de kökten.

Ey burnu havada çok güzel kadın. Artık sen o eski sen değilsin. Eeeeeeey, o barda sana bir kere olsun bana bak diye 10 saniyede bir kestiğim afet. Eeeeeeeey bir kerecik göğüslerine baktım diye küçük çocuğu azarlar gibi bana bakan kadın. İşte şimdi faka bastınız!

Alışveriş merkezleri, çok güzel kadınların, karşı cinse özgüvenlerini kaybettikleri ender yerlerdendir. Özellikle yalnızlarsa ve şöyle en az bi' üç dört mağaza gezmişlerse, emin olun ki son zamanlarda inanılmaz şişmanladıklarını ya da çirkin olduklarını düşünüyorlardır. Halbuki kendileri gerçekten ilik gibidir, ama farkında değillerdir. Üzerlerine inanılmaz derecede çok yakışan elbiselerin bile %80'inin içinde çok şişman göründüklerini düşünen kadınlar. O kadınlar kim biliyor musunuz? O kadınlar tam olarak barda, erkeklerden bakışını itinayla saklayan kadınlardır.


Baylar!
İşte o kadın , o mağazadan çıktığı anda bizim bakışlarımıza muhtaçtır. Hani bir barda dördümüzün birden aynı anda baktığı o kadın var ya. Onun gibi 4 tanesi de senin gözlerinin içine bakar. O gözler şunu der, aynen şunu: “Hey, barda gözlerimin içine bakan yakışıklı. Ben ettim sen etme. Ocağına düştüm. Önce gözlerimin içine bak, sonra beni şöyle süz, tamam kızmicam.Peki peki. Göğüslerde bir iki milisaniye fazla durabilirsin. Süzüşünü tamamla ve sonra bir daha gözlerimin içine bak. Gerçekten de o eski halimden eser mi yok. Söyle bana gözlerinle.” Evet beyler. Burada bizim bakışlarımız değerli. Onlar barlarda nası bizim anamızı ağlatıyorlar. Sıra bizde. Bizler de ana evladıyız. Hadi bakalım. Kural 1: Sakın hepsiyle göz göze gelmeyin. Kasıtlı olarak bakmadığınız her kadın, bir arkanızdaki erkeğin elini güçlendirir. Kadının gözleri ona da da bi şekle söyler bir önce size söylediklerini. Kural 2: Normaldeki beğeni kriterlerinizi en az dörtle çarpın. Gerçekten zamanının Cindy Crawford’ı filan değilse, “Üzülme bebek, taş gibisin.” bakışı atmayın. En fazla “Tamam güzelsin de, hani eksiklerin yok değil.” bakışı atın. O bakış nasıl mı atılır? Of, çok işimiz var sizle çok.


“Tamam güzelsin de, hani eksiklerin yok değil.” Nasıl Atılır?

Öncelikle “Süz beni. Süz beni.” bakışı atan kadının gözlerine “Tamam, mesaj alındı.” Kodunu göndermek gerekiyor. Bunu nasıl yapacağınızı anlatmıyorum, herhalde biliyosunuzdur. Neyse, konuyu dağıtmayalım. Unutmayın hız çok önemli. Çünkü o size doğru yürüyor, siz ona. Yani en fazla birkaç saniyede bitmeli bu iş. Kadın bakışı gönderdi. Hop mesaj alınmıştır bakışını gönderdin. 0,3 saniye gitti bile. Hemen süzme moduna geçtin. Süzüyorum diye kendini ayı gibi hissetme, buna hiç gerek yok. Alışveriş merkezindesin. Ayrıca buna o izin verdi. O istiyor. Yine de bakışlarının vahşi olmamasına dikkat et. Rahatsız edici olma. Avcı değilsin, süzücüsün, bunu unutma. Süzmeye başladın, göğüslerde birkaç milisaniye fazla durabilirsin. Buna o izin verdi. Hatırlasana: “Hey, barda gözlerimin içine bakan yakışıklı. Ben ettim sen etme. Ocağına düştüm. Önce gözlerimin içine bak, sonra beni şöyle süz, tamam kızmicam. Peki peki. Göğüslerde bir iki milisaniye fazla durabilirsin. Süzüşünü tamamla ve sonra bir daha gözlerimin içine bak. Gerçekten de o eski halimden eser mi yok. Söyle bana gözlerinle.”

Ne anlatıyodum ben? Hah, “Tamam güzelsin de, hani eksiklerin yok değil.” bakışı. Unutma, süzerkenki bütün duraklamaların, yukarıdan aşağı inerken olmalı. Yukarıdan aşağı inerken durur, aynı yerde aşağıdan yukarı çıkarken de durursan. Kadın bunu hemen anlar ve “Kendini alamadın di mi? “Evet, biliyorum. Mükemmelim.” bakışı atar. Gol atayım derken kontradan golü yersin. O yüzden duraklamalar, yukarıdan aşağı inerken, unutma. Yukarıdan aşağı indin. Ben bu kadar yazıyorum ama, bütün bu yazdıklarım şimdiye kadar 1,2 saniye filan. En son kadınla tekrar göz göze gelmek üzeresin. İşte “Tamam güzelsin de, hani eksiklerin yok değil.” zamanı. Göz göze geldiniz. “Üzülme bebek, taş gibisin.” Bakışı gibi bir bakış yapacaksın. Ancak en sonunda böyle çok hafif dudaklarınla burnunu kaldırma hareketi yapacaksın. Ancak bu çok hızlı olmak zorunda. Kadın odudaklarının kalkmış burnunun büzüşmüş halini neredeyse hiç görmemeli. Sadece o bir resim olarak bilinç altına işlenmeli. Hani saniyede 24 kare gösterir ya sinemada, o 24 kareden birine başka bir şey koysalar gözümüz görmez ama bilinçaltımıza işler ya. Aynen yapmamız gereken şey bu. Hadi koçlar. Göreyim sizi.


Bakın, "Süz beni" bakışı işte tam olarak böyle bir şey. Ay! Pardon pardon.

Böyle bi'şey.


Alışverişmerkezleri, kadınlar için bir mabed gibi görünmekle beraber aslında onlar için tam bir kaos ortamıdır. Bu da erkeklerin çok işine yarar. Üstelik erkekler, “Amaaaan. Alışverişmerkezlerini hiç sevmiyorum.” derler. Bu da erkekleri daha da bir güçlü konuma getirir. Yani ben burada zaten gönülsüzüm havası hep vardır erkeklerde. Dikkat edin. Of, ne işim var burada benim ya havalarında yürürken, hop bir bakış. "Efendim güzel kadın? bana bir şey mi demek istedin bakışlarınla, of neyse neyse tamam, seni de bi süzeyim çok istedin şimdi, kırmayayım.".

Asıl şenlikse kıyafet mağazalarının olduğu katta değildir. Yemek katındadır. Yanlış anlamayın. Ben prensip olarak fast food yemem. Ağzımdan en son bir fast food öğesi geçeli en az yedi sekiz sene olmuştur. Ancak yine de arada bir alışveriş merkezlerinin yemek katına çıkarım. Orada kadınların başka bir hali vardır. “Zaten giydiğim hiçbir şey yakışmadı. Ama yine de çok acıktım. Of. Zaten hep bunlar yüzünden.”

Kadın, alışveriş merkezinin yemek katında bermuda şeytan beşgenindedir. Şu beş köşeye de bir bakın. Kadının güzelliği, özgüveni, iradesi, açlığı ve tabii ki erkekler. İnanın, bu haldeki bir hanımefendiye, ben bile ilişmem. Hepsine, “Güzelsin işte, keyfine bak.” bakışı atarım. Kadınları asla fazla karşına almamak lazım. Akşam barda nasıl olsa evirip çevirip kıçımıza sokacaklar o bakışları :).

Ayrıca alışveriş merkezinde bazılarımız için tüm bu anlattıklarım yaşanırken, bir yanda da, aynı çatı altında acı bir tablo yürür. Ben bir erkek olarak bakamıyorum o sahnelere. Çok kötü oluyorum. Kim için mi? Uzun süreli sevgilisini, uzun süredir kabinin önünde bekleyen erkekler için. Aman Allahım! Onlar için yapılabilecek bir şey yok dostlar. Sizlerden tek ricam, onlara fazla bakmayın. Hem onların kendilerini, hem de sizin kendinizi kötü hissetmemeniz için bu şart. O adamlarla göz göze gelmeyin. Sakın gelmeyin. Gelirseniz de, “Hemen kaç dostum!” bakışı atıp, alışveriş merkezini terk edin. Terk etmezseniz, alışveriş merkezinde yürüyen kadınlar sizin gözlerinizde o özgüvensizliği görürler. Ve size “Gözlerini kaçır çabuk benden. Bana bakmak senin neyine” bakışı atarlar.
Bir acı tablo daha. Bu kabin önünde bekleyen erkeklerin hepsinin ortak özelliği nedir biliyor musunuz? Ben biliyorum. Bu adamların hepsinin elinde aynı şey vardır. Hepsi istisnasız olarak ellerinde hemen önlerindeki kabinde sevgililerinin içine girmeye çalıştıkları elbisenin bi’ büyük bedenini tutarlar. Korkunç.

Magic Wand Shopping Mall'da erkeklerin bir büyük beden elbiseyle kabin önünde beklemesi kesin olarak yasak olacak.

İşin özeti, alışveriş merkezinde tanıştığım bir kadının hikayesini anlatacaktım size. Yine esas lakırdıya gelemeden bi araba laf zırvaladım. En azından hikayemin altyapısı tamam. Tanıştığım kadının kod adı mı? Güldürmeyin beni. Tabii ki Mango :)

47 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

küfkedisi dedi ki...

Gerçekten inanılmaz çakalsın, korkulur senden.

athırsızı dedi ki...

senin gibi konunun girizgahından ayrı bir konu cıkaran bir başkası varmıdır acaba

birossmacerasi dedi ki...

Yazıyı bir kez daha okuyoruz T.I fazla uzamış ve absürd olmuş başlama tarafı, benden söylemesi:)

T.I dedi ki...

@ Küfkedisi: İyi bir şey mi dedin, kötü bir şey mi? :)

@ athırsızı: Var. Bütün önsevişenler.

T.I dedi ki...

@ birössmacerası: Doğrudur. Ne diyeyim.

küfkedisi dedi ki...

duruma göre değişir :)))

athırsızı dedi ki...

sen önsevişmemiş 2. postaya geçmişşin haberin yok:)

Sade dedi ki...

Hahaaayyttt cok basarili tespitler, tebrik ederim.. Ay canim cekti ben bi metro city'e gidiim yarin..

Talisman dedi ki...

Bence genel durumun biraz obsesif. Evet tam anlamıyla obsesifsin.

T.I dedi ki...

@Sade: Beklerim :).

@Talisman: Ya ben sana yaranamayacağım, belli oldu.. Genelliator, obsesif... Ben yazdıkça sen ekliyosun.

deniz dedi ki...

niyet ettim ilk yorumumu yazmaya =)
ilk yorum yazana çiçek olsun çikolata olsun herhangi bir hediye vardır umarım =)
gerçi yorum yapmayacağım o yüzden hediye vermeseniz de olur =)
diyeceğim odur ki; ben sadece yazdıklarınızı beğenerek ve eğlenerek okuyorum
umarım hep böyle devam eder demek için rahatsız ettim
=)

T.I dedi ki...

@deniz: Cidden çok mutlu oluyorum böyle yorumları okudukça. İnce yorumunuz için çok teşekkür ederim. Rahatsız etmek ne kelime... Çok önemsiyorum yorumları, gerçekten. Tekrar teşekkürler.

Efsa dedi ki...

Başka bir yazıya yorum yazmak için gelmişken, yazının havaya uçurulduğunu anladım :)

Az daha yazarsan Lafonten i yamacıma göndersene diycem az kaldı. :))))

T.I dedi ki...

@Efsa: O eski bir yazıydı. Yanlışlıkla yayına almışım. Uçurdum.

"Az daha yazarsan Lafonten'i yamacıma göndersene diycem az kaldı." derken?

Benim sırlarımın mı peşindesiniz? Yoksa Lafonten'in mi? :)

Efsa dedi ki...

Siz de gözüm yok efendim.
Lafonten mizacıma daha yatkın geldi o yazıya kıyasla.

küfkedisi dedi ki...

Efsa hayatım hayırdır :)))

Efsa dedi ki...

:)) tatlım bu günlerde kendimi güzel hissediyorum. Hal böyle iken reader da okurken lafonten i gözüme kestirdim. T.İ. kırk tilki geçiyiriyor aklından, bende Lafonten i seçtim. :)))

küfkedisi dedi ki...

T.I hakkında aynen katılıyorum canım sana, zaten ilk yorumumda belli oluyor :))

T.I dedi ki...

Adamdaki şansa bak. Kılını kıpırdatmadan, kadınların ilgisine mazhar oluyor.

T.I dedi ki...

@küfkedisi: "T.I hakkında aynen katılıyorum canım sana" derken... Bu, bu postta yazdıklarıma aslında biraz da katıldığını gösteriyor di mi? Aynı şekilde Efsa senin de?

Efsa dedi ki...

Pişirip önümüze koyan sensin T.İ.
Ben böyleyim, ama lafonten daha çiğ der gibisin. Senin aklından bunlar geçiyorsa, (yanındaki kadınının yerine kendimi koyduğumda) kendi düşüncelerim yetmezmiş gibi, birde acaba bunları bunları mı düşünüyor diye kendimi yoramam ben. :)

Ayıp olmasın, yazın içinse bence bu noktada erkeğin bakışlarından çok bir kadının "kıskançlığı çaktırmama" bakışı daha makbuldur, diğer bir kadın için şeklinde bir cümle kurarsam eminim bana kızmasın.

küfkedisi dedi ki...

T.I yazıdan ziyade senin çakallığın konusunda hemfikiriz biz efsa ile.

Efsa dedi ki...

Yazına çok fazla katılmıyorum.
Katıldığım küfkedimin sözleri. :)

T.I dedi ki...

O kadar yazı yazdım. Kadınların "tehlikeli" olduğumu söyledikleri ilk yazı bu.
Bir kadınla beraber olduğum zaman, bu kadar detaylı düşündüğümü o asla bilmiyor ki zaten. Çoğu zaman görmek istediği gibi görüyor.

Kadın erkek ilişkileri bence bu yüzdne "tehlikeli ilişkiler" statüsünde değerlendirilmesi gereken bir ilişki türüdür.

Haaşa, Lafonten'e çiğ der miyim ben. En can arkadaşım, resmen bro'm.

Hem ben bu yazıda Lafonten'in La'sından bahsetmedim. Nerden çıktı o çiğ p.zevenk.

Şaka şaka. Cidden demem. Desem de şakadan derim.

küfkedisi dedi ki...

yok valla ben çok önceden anladım da bu yazıda birikimim ortaya çıktı.

ha keza aynı şekilde biz kadınların aklından da binbir şey geçer, gayet doğal. önemli olan iki tarafında uyum içinde ip üstünde oynaması.

Efsa dedi ki...

Zaten ben kaldırdığın yazın için gelmiştim. Ama kısmet buna oldu.

T.İ. benim haz duyduğum bir erkeğin beğenen, inceleyen, tamam not verdiği bakışından çok; bir kadını yendiğim bakıştır. Nasıl ki iki kadın karşılıklı yürürken birbirlerinin artı ve eksisini 1 saniye içersinde analiz yapabiliyorsa, benim kazandığımı anladığım anda ki hazzımdda böyle birşey işte.

Yoksa yemişim erkekleri onlar görmek istedikleri şeyleri arar ve bakarlar. Heleki bir yürüyüş, ufak bir topuk vurgusu tüm eksileri gidermeye yeter bazen.

T.I dedi ki...

Alışveriş merkezlerinde, kadınların birbirlerine bakışlarını da incelemeliyim. Bunu anladım.

Erkekleri de çok hafife alıyosun ya neyse :)

Efsa dedi ki...

Kendimi biliyorum diyelim.

Mutlaka güzel iki kadını geçerlerken izle. Yan gözle nasıl baktıklarını göreceksin.

Gabriel dedi ki...

Eğer etrafındaki kadınlar gerçekten bu kadar kalitesizse, açık söylemek gerekirse.. salaksa.. senin için üzülürüm. Kadın canlısının şeytani zekasından yararlanabilir, kendini geliştirebilirdin. Seninse tek yaptığın boşalmak.

cipim dedi ki...

"Bir acı tablo daha. Bu kabin önünde bekleyen erkeklerin hepsinin ortak özelliği nedir biliyor musunuz? Ben biliyorum. Bu adamların hepsinin elinde aynı şey vardır. Hepsi istisnasız olarak ellerinde hemen önlerindeki kabinde sevgililerinin içine girmeye çalıştıkları elbisenin bi’ büyük bedenini tutarlar. Korkunç."

birde panik olursunuz ya "Allahım şimdi giremeyecek elbisenin içine ve sonra kabak bana patlayacak" paniği.


bu arada; yürü T.İ tespitler doğru kim ne derse desin :d

young_student dedi ki...

sevgili TI,
etrafta olan kız arkadaşlar (sevgili kategorisinde olmayan), onlarla olan ilişkiler, onlarla sevgili olma/küçük kaçamaklar konusunda yazı yazma planın var mı?

T.I dedi ki...

@Gabriel: Etrafımdaki kadınlara salak deme hakkını kendinizde nasıl bulduğunuzu bilmiyorum ama, birçok kategorizasyon sistemim olmasına rağmen, asla hayatıma bir şekilde girmiş hanımefendileri o şekilde etiketlemiyorum. Zaten haddim değil. Bunu bir hemcinslerinin yapması ise enteresan. Daha yazardım aslında ama, işin münakaşayı aştığı noktalarda kadınlarla prensip olarak tartışmam. Buna da yazmazdım da, neyse...

@ cipim: Dankee.

@Young student: yazmıyo muyum ki?

HayatVETavla dedi ki...

Elbette ki mango'yu bekliyoruz. Ama berchka ve zara alınmasın :)

Bide agelina'm jolly'm hangi bakışı atarsa atsın, bakışında erimeye razıyım :) Brad pitt'e sayglıar bu arada :) (resimdeki gözler başka birinde asla bu kadar güzel durmazdı, ama yaşlanmaya basladı :) )

Magic Wand iyiymiş, bu ismi ilerde marka yapabilirim :)

Morpheus dedi ki...

T.I. artıh yiter yiter yiter yiter dayanamayacağım ve söylüyorum:

Sevişelim mi? Tanrımm!
Bu kadar detaycı düşünmen; ayrıntıları çötönk diye söyleyebilmenden ziyade görebilmen beni tahrik ediyor.
Seni bulacağım!
Sevgiler,
Morphe.

T.I dedi ki...

@HayatveTavla: Zannetmiyorum ki alınsınlar. Magic Wand Ne güzel olur öyle dev bir alışveriş merkezleri zinciri yaratsan. Alışverişmerkezi'ni kur, kur ki hepimiz kendimizi güvnde hissedebileceğimiz dev bir tesise kavuşalım.

T.I dedi ki...

@ Morphe: Nazik ve esprili yorumunuz için çok teşekkür ediyorum.
Dünya küçük.

justliar dedi ki...

sevgili T.İ. bi de benim gibikadınlar var alışveriş merkezlerinden nefret eden, gece elbisesi dısındaki giysileridenemeden alan. insan vücüdunu tanıyınca denemeye de gerek kalmıyor. ama erkeklerin senin kadar ince kollektif düşündüklerini sanmıyorum ben

HayatVETavla dedi ki...

Yazıdaki mevzu bahis A.V.M bakırköydeki Capacity büyük ihtimalle.
Bu AVM'de kadın erkek sayısında kesin bi kadın üstünlüğü var. Hem de ne kadın, 10 üzerinden 7'ni altı yok neredeyse :)
Mağzalardaki tezgahtar kızlar bile erkek azlığından olsa gerek bi başka bakıyorlar yawww ohhhşşşssss :)

Orospu dedi ki...

Alışveriş merkezlerine hiç bu açıdan bakmamıştım. Bundan sonra da bakmam sanırım ya da bilemedim.

cipim dedi ki...

yine unuttun blogu. geçen seneden beri yazmıyorsun diye bir espri yapıcam ama iğrençleşmekten korkuyorum :))))

T.I dedi ki...

Selam,
Aslında bir yılbaşı yazısı yazmıştım 1 Ocak'ta koymak üzere. Yazdım aslında ama editing'ini salladığım için koyamadım yazıyı. Şimdi onu koymak da olmaz. 2011 bereketiyle geldi. Yazacak çok şey var. Merak etmeyiniz.
Sevgiler.

rovanniemi dedi ki...

bi saniye ya bi kere erkekler kabin önünde bekleyemezler,zaten yasak değil mi,perdeler tam kapanmıyor ki.ben uyarırım.sen gerçekten böyle şeylere şahit olduğuna emin misin?
ayrıca kadınlar özgüvenini karşı cinse değil hemcinsine karşı kaybeder.ben ne zaman güzel bir hatun görsem vay ne güzelmiş derim ve bir anda özgüvenim taban yapar kendimi çok çirkin hissederim arkadaşlar.gerçi sonra buna da şükür deyip özgüvenimi yükseltirim ya.bir de o kabinlerin aynaları yok mu kırıp dökesim gelir.ciddiyim.
hehe ama komik yazı olmuş biraz saçmalanmış sanki,okumayalı da bayağı oldu ya.yorumlar ne öyle.hey allahım daha neler görücem.

kezbahn dedi ki...

Ben AVM'leri sevmiyorum ve AVM'lerin bizleri tekdüzeleştirdiğine inanıyorum. Alışveriş merkezleriyle ilgili ilginç tespitlerimi okumanızı tavsiye ederim: http://kontroversiyel.blogspot.com/2011/01/ecis-bucussun-haketmiyorsun-ama-paran.html

nasilevdekaldim dedi ki...

Bugune kadar ki bircok gozleminize katildim ama bu sefer olmamis. Kadin milleti o kadar elbiseyi, ayakkabiyi, takiyi tokayi bir arada gormusken, erkeklerle hayatta ilgilenmez. Bir de genelde oyle guzel kombinliyorlar ki o kiyafetleri, ayakkabilari, insan ozguvenine ozguven katarak cikiyor magazalardan. hele o spotlardan, daha ince gosteren aynalardan hic bahsetmiyorum. hepsi kadinlarin kendisini daha guzel gormesi icin coktan ayarlanmis zaten. yemek meselesine gelince, o kadar kalori harcadiktan sonra soyle guzel bir yemek yemek de lazim tabi...

T.I dedi ki...

İnce gösteren ayna var, tamam. Ancak 34 ya da 36 beden diye bir gerçek de var ki şaşmıyor :). Giremedikleri zaman problem.

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa !
umreye mi gittin yaw..?
UYRGZR-.-

T.I dedi ki...

Geldim. Havalar da bi' açamadı gitti.

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket