Hatta o kusur, onun alamet-i farikası oluverir. Ondan bahsedersin mesela, karşı taraf anlamazsa kim olduğunu, hop ellerini kulaklarının arkasına götürüverirsin. Hemen anlar. Bu, pek çok insan farkında olmamasına rağmen önemli bir ekoldür. Kepçe kulaklı, hafiften kemer burunlu vs vs ama seksi kadın ekolünün bizim aramızda geliştirdiğimiz bir ismi de vardır. Yamsuk Ekolü.
Bazı erkekler bunu çok sever. Hep bu tip kadınlarla beraber olurlar. Açıkça söylemek gerekirse, ben bu ekolün bir mensubu değilim. Gerçi ben hiçbir ekolün mensubu değilim. Ekolden ekole akmak her zaman bana daha mantıklı gelir.

Yamsuk ekolünden gelen bu kızların hepsinin bir ortak özelliği daha vardır. Arkadaş grupları. Daha doğrusu Mütevelli Heyetleri. Sıkı bir kız arkadaş grubu. İlişkilere dair kararlarında birbirlerinden (belirli ölçüde) sır saklamayan, bu kararları beraberce alan bir heyet. Her biri birbirini çok etkileyen kızlar grubu.
Kuralsa açık ve basit. Eğer o seksi yamsuğu istiyorsan adamım, mütevelli heyetinden geçer not alman lazım. Bu gerçeğe karşı koymaya çalışmak, sana oyunu kaybettirir. Bu heyet senle kıza göz koymanın hemen ardından mutlak surette tanıştırılır
Heyetin misyonu, vizyonu
Heyetin vizyonu: Öncelikle gruptaki bütün kızları, sonrasındaki tüm dünya kadınlarını romantik komedilerin gelinleri gibi mutlu birer kadın haline getirebilmek
Heyetin misyonu: En önemli ve kritik görevi, kızın sana soramadığı soruları çat çat, kadın kurnazlığıyla laf arasında çakmak ve daha sonra erkeğin davranışlarını analiz etmek suretiyle o sırada sevgili arayan arkadaşlarının mutluluk ve refahlarını en üst düzeyde sağlamak.
Bu sorulara ve tartılmalara hazırlıklı değilsen, bittiğinin resmidir, güzeller güzeline elveda demeye hazırlan. Bu heyet öyle alelade insanlardan kurulmaz. Hepsi özenle seçilmiştir.
Heyetin yapısı:
Bu alemdeki, mütevelli heyetleri 4 asil bir de yedek üyeden müteşekkildir. Heyetin olmazsa olmazları şu şekildedir.
Bir şişman/balıketli ama bakımlı kadın. Heyetin bu üyesi genellikle yaşça diğerlerinden azıcık daha büyük olur. Öyle çok da değil. 3-4 yaş kadar. Geçmişe dair beklentilerin aksine çok ilişki deneyimi vardır. Dediklerinin heyette önemi büyüktür.
Bir uzun süreli ilişkideki kadın. Grubun en az 2 senelik ilişkisi olan kadını. Bir erkeğe baktığı anda o erkeğin, onunla aynı evde yaşarkenki halinin 6-12 ve 18’inci aydaki hallerinin röntgenini anında çekebilme yeteneğine sahiptir. Sözü kıymetli, analizleri önemlidir.
Bir "erkeklere güven olmaz" kadını. Grubun en zorlularından biridir. Genelde oyu negatiftir. Güzellik skalasında 6,5 – 7’den aşağı inmezler. Bu yüzden genelde peşlerinde bir erkek vardır. Peşinde sürekli bir erkek olması durumu, grubun içinde onu daha güçlü kılar.
Bir "ben pozitifim" kadını. Grubun biraz daha bakımsız ve vurdumduymaz kadını. Genellikle “Bence yaşamak istiyorsa yaşasın” yönünde görüş bildiren üye. Ona her zaman ihtiyaç var. Hem kadınlar için hem erkekler için.
Bir ya da iki de yedek üye, stajyer. Her heyet, tüm dünya kadınlarını kapsayan vizyonu gereği yeni nesiller yetiştirmekle yükümlüdür. Yaşça biraz daha küçük (heyetten birinin kuzeni ya da kardeşi olma olasılığı yüksek), sözü pek de sallanmayan. ” Dünkü çocuk sen biraz piş.” Şeklinde yaklaşılan üye.
Bu karakterler, bir mütevelli heyetinin üç aşağı beş yukarı değişmez tipleridir. Şaşmaz.
Geçen hafta arkadaşım Lafonten Cumartesi günü akşam üzeri beni Taksim’e çağırdı. Yazlıklarından bir iki eski arkadaşıyla buluşacakmış.
“Lan oğlum.”
dedim.
“Sizin yazlığı biliyosun ben senden iyi tanırım. Senin daha uzun süreli dostlukların olmasına rağmen benim daha konsantre yakınlaşmalarım oldu.”
“Ulan anten.” dedi.
“Bir an evvel damla diyosak hemen damla, küfür ettirme kendine.”
Hiç uzatmadım. Artistlik yapılacak zamanlar vardır; yapılmayacak zamanlar vardır. “Nerdesin?” dedim. Taksim’de adı Z. İle başlayan bir yerdeymiş. Yanlarına doğru harekete geçtim, 40 dakika sonra oradaydım. Beni hemen tanıştırdı. Hemen bana niye anten dediğini anladım. Ginger’ı gördüm. Onu daha önce bir kere daha görmüştüm yazlıklarında, gençliğimde o kadar sık gitmemiş olmama rağmen onu sadece bir kez görmüştüm. Yazın sonlarına doğru geliyordu o çünkü. Benimle vardiyası uymuyordu. Onu gördüğümde zaten notunu vermiştim. Su içinde 7,4. Su içinde derken ironi yapmıyorum. Harbiden su içinde görmüştüm, havuzda. 1,65 boy, Nişantaşı Kasa, buğday saçlar, sol kulak saçların arasından çıkıyor, kepçe diye tabir edilen kulak tipi. Konuşması değil, ama gülüşü de hafif kayık. Sola doğru. Kız resmen sola çekiyor. Gülüş sola kaymış, sol kulak kepçe, zaten kendisi de solak...
Lafonten’in güzel arapasları, orta alandaki etkili oyunu, yazlıktan eski arkadaşının da (onu az çok tanımama rağmen cevherini geç fark ettiğim için çok üzgünüm) hemen topa girip başarılı al-verler yapmasıyla Ginger’la muhabbeti koyulaştırdım. “Akşam bilmemneredeyiz, gelmek ister misiniz?” diye sordu üçümüze birden. “Uyar.” cevabı verdik. İyi bir şey var, Ginger’ın benden hoşlandığını çok net hissettim, o konuda şaşmam. Akşam pozitif geçerse oldu bu iş. İyi olur benim için de bir ilişki.
Akşam için eve döndüm. Kostümümü değiştirip yeniden ortamlara aktım. Mekana varmadan 2 dakika önce Ginger’ı aradım. “En üst kattayız.” dedi ve yanlarına çıktım. Gayet güzel bir ortam. Sağa sola bir baktım. Hemen gördüm zaten buğday saçlı Ginger’ı. Bizimkiler henüz gelmemişti. Dakik olarak biraz hata mı ettim acaba, meraklı gibi ilk geldim diye düşünüyordum kiiii... Ta taaaa. Mütevelli heyeti! Onların olacaklarını %100 tahmin ediyordum aslında. Yine de görmekten çok hoşlandığımı söyleyemeyeceğim. Heyet dört kişiden oluşuyordu.
Size onları tanıtayım:
Gonca, mütevelli heyetinin bakımlı ve şişman kadını. Balık etini geçip şişman olmakla olmamak arasındaki ince çizgide gidip geliyor. Bundan sonra Umut Sarıkaya’nın deyimiyle “Etinedol” olarak anılacak.
Buket, 3 senelik ciddi bir ilişkisi var. Geçen hafta sevgilisi evlenme teklif etmiş. Bundan sonra ev hanımı diye anılacak.
Seda, grubun hipi ruhlu uçarı kızı. Hiç tipim değil. Ancak beni görür görmez haneye artıyı yazdı. Eminim. Bundan sonra Hippi olarak anılacak.
Vildan, ben kendisine Welldone diyorum. Çünkü onu kazanırsam, welldone’la geçerim sınıfı. Vildan güzel, su içinde 6,9 (bu sefer mecazi). Bundan sonra Welldone diye anılacak.
Böyle durumlarda erkeğin yapması gereken şey basittir. Kendine güvenli olmak. Bunun birinci ve en önemli anahtarı, kadınlarla gözgöze gelmekten korkmamaktır. Göz kaçırılacaksa bırak onlar kaçırsın. Baka baka kimse eskimez. Masada erkekler de var, ancak onların profillerine dikkat etmedim. İşime yarayacak adam yok gibi aralarında.
Merhabalaşma ve tanışma seremonileri. Ginger ne de güzel giyinmiş. Yünlü ama kısa kollu bir bluz. Mini bir etek, babetler. Kararında bir makyaj. Ayarlanmış bir parfüm. Saçların arasından çıkmış kulakta zarif, sallanmayan bir küpe. Gözlerden kaçmıyor, öğlen manikürsüz olan eller, akşama hazır hale getirilmiş. Alkışlar Ginger’a. Çok güzel çok.
Birazdan çapraz ateş başlayacak. Kıskaca alındım zaten. Çok soru soracaklar, biliyorum. Lafonten olsa iyi olurdu. Arada topa girerdi. İnek. Hep geç kalır zaten. Ginger, inanılmaz sıcak davranıyor. Biraz şaşırmış olmakla beraber hiç bozuntuya vermiyorum. Kim bilir nasıl birtakım kızsal sebepler var bu hızlı yakınlaşmanın ardında. Ve işte başlıyor!
İlk akın Etinedol’dan geliyor.
“Ne iş yapıyorsun T.I.” . Bu aynı zamanda ateş serbest emri.
Cevap veriyorum. Laf biraz başka taraflara taşınır gibi olurken. Ters kanattan Welldone bindiriyor.
“Hangi okuldandı? Sanki seni tanıyor gibiyim.”
Welldone’nın beni bir şekilde tanımamasını umuyorum. Kendisinibu hayatta görmediğime %1.000.000 eminim. Çünkü ben 6,5 + bir kadının suretini kolay kolay unutmam. Tabii hemen benim de kendisini gözümün bir yerden ısırdığını söyleyerek cevap veriyorum. Eğer öyle demesem, bu
“Ya bak işte sen beni hatırlarsın, ama sen öyle silik bi tipsin ki, hiç benim dikkatimi çekmemişsin.” demek olur ki, Welldone’ı daha baştan kaybetmeyi hiç istemiyorum. Arada Lafonten de geliyor. 2-3 saat geçiyor. Laf lafı açıyor. Hipi’sinden Ev Hanımına hepsi sordukça soruyor. Heyetin soruları artık beni sıkmaya başladı. Ginger’la biraz yekeyek vakit geçirmek istiyorum. Heyetin baskısı devam. Ayağa kalkıp bağırmak istiyorum. Ginger'a yaklaşmak istiyorum. Heyet püskürtüyor. Özetle, şeytan diyor ki yanaş şuna, adını anma sataş şuna ama
HEYEEEEEEEEEEEEET, beni neden yoruyosuuuuun...
Her şeye rağmen güzel bir akşam. Ertesi gün için Ginger’la da randevulaştık.
to be contintin