28 Eylül 2009 Pazartesi

Felicita, devam...

Akıl yaşta değil baştadır. Çok doğru. Lâkin bu akıl hangi baştadır? Unutulmamalıdır ki bir erkeğin düşünmeye yarayan iki ayrı organı vardır. Biri vücudunun üst kısmında kafasının içinde, diğeri de vücudunun orta kısmında ileriye doğru bir konsol şeklinde konuşlanmış vaziyettedir. Kadınların yaptığı en büyük hata, erkeğin düşünce sistemleri için hep bunlardan sadece birini kullandığını öngörmelidir. Zannederler ki erkekler sırf konsola göre düşünüyor. Lafta da aslında kafatasının içinde olanı kullanmasını isterler.


Beni sırf Djemba Djemba yönetse, Printer'la altı üstlü olmam an meselesiydi. Hatta belki farkında olmadan Printer'dan bir print out alır hayatımı bile karartabilirdim. Printer gibi birisiyle berabersen, çıktı konusunda çok dikkatli olman lazım. Kucağa alırsın yavrucağı. Dünyada evlilik için düğmeye basmış bir kadından daha tehlikeli bir tek şey olabilir. Evlilik için düğmeye basmış başka bir kadın. "Hıı hı alıyorum doğum kontrol hapını" der. Lak. Sonra farkında olmadan öyle bir ketenpereye gelirsin ki mutlu mes'ud bir şekilde, denyotor bir nikah memuru, belediye başkanının ona verdiği yetkiye dayanarak size arkadan dayayıverir. Kim kime dayanıyo anlamazsınız. Var örnekler, uydurmuyorum.

Hıh, printer'ı az çok anlatmıştım zaten, istemiyordum o tip bir ilişki. 2 ay sonra "Biz nereye gidiyoruz T.İ, bu ilişkiyi nasıl konumluyoruz hayatlarımızda?" tarzı sorgulamalarının başlayacağı bir şey. Allahım yazarken bile titreme geldi. Iyk, ne iğrenç. Ama iş Djemba Djemba'ya kalsa, adeta bir ayçiçeğinin güneşi takip etmesi gibi pantolonun içinden Printer'ı takip ediyor. Gerçi o Felicita'yı da takip ediyor ama, üst tarafta bulunan düşünce sistemi geminin pruvasını sürekli Felicita'ya çeviriyor.


Felicita zor hedef. Çalış çabala, ulaşamadım, daha doğrusu o ulaşılmaz olarak kendini konumlamayı başardı. Ne yaptıysam başarısız. Toplu cümbür cemaat bir akşam yemeğini bile organize edemedim. umudum çok azalmıştı ki, mucizevi bir şey oldu. Şirkette bilgisayarımın başındayken bilgisayarımın sağ alt köşesinden bir güneş doğdu. Güneş, mail suretindeydi. Felicita yazıyordu. Mailde şöyle şeyler yazıyordu.

"T.İ Bey Merhaba; Bu ayki, hatta bu ay da dahil olmak üzere bundan evvelki iki üç aylık satışlarımıza göre sizden alacağımız .....'lara dair projejeksiyonlarımızda bir takım değişiklikler oldu. Yeni rakamlara göre indirim, promosyon bla bla oranlarını en kısa sürede konuşup netleştirmemiz gerekiyor. Yarın, hatta mümkünse bu akşam bir toplantı yapmamız mümkün mü? Görüşmek dileğiyle..."

Bense gayrı ihtiyari bu maili şu şekilde okudum.

"T.İ, Sevgilim, Bu ayki, hatta bu ay da dahil olmak üzere bundan evvelki iki üç aylık çabalarına göre sana dair bakış açımda bir takım değişiklikler oldu. Bu yeni bakış açıma göre bu beraber olma, cinsel tansiyon bla bla olaylarını en kısa sürede konuşup netleştirmemiz gerekiyor. Yarın, hatta bu akşam beni güzel bir restorana davet et! Öpüşmek dileğiyle..."

Beş sene önce olsa derdim ki, "Ya kadın değil mi. Biraz bıraktım, ilgi göstermedim, bak tıpış tıpış geldi işte". Halbuki hiç alakası yok! Özellikle bu durum özelinde kesinlikle öyle değil. Burada başka bir tecrübe var. Burada diyor ki, madem kaşındın gel bakalım şefkatli kollarıma, Fakat geleceksen bu iş senin çükünün kurallarına göre değil, beni kurallarıma göre olur. Çünkü kusura bakma ama senden çok biliyorum. Diyecek bir şey yok. Benden çok biliyor gerçekten.

Dediğim gibi hiç yaşını öğrenemedim. Çok da merak etmiyorum ya neyse, tahmin et deseniz 41 derim. Çok güzel bir kadın. Şarap şarap. Süper akıllı. Değil beni sıkboğaz etmek, bazı aralıklar oluyor 3 gün ne o beni ne ben onu arıyorum. Hiç kıskanmıyor. Kıskanıyormuş gibi yapıyor bazen, bir erkeğin hoşlanacağı kadar, ama kıskanmadığını ben biliyorum. Kıskanılmak hiç istemiyor. "Bütün kadınlar kıskanılmaktan hoşlanır" klişesini aşmış. Bunun sinir stresten başka bir şey getirmediğini biliyor. Gerçekten benimle vakit geçirmek istiyorsa arıyor beni, ben de uygunsam bir program yapıyoruz. Haftada 2 bilemedin 3 filan toplam görüştüğümüz. Hep nerede nasıl davranacağını biliyor, kendine çok iyi bakıyor. Erkek egosunun olduğu durumlarda hesaba hiç karışmıyor, ancak hiç dile getirmeden, hissettirmeden her zaman telafi ediyor. Ki ben böyle şeylere pek takmam. Çok görmüş geçirmiş. Küçük şeylerin asla ilişkiyi germesine izin vermiyor. Sanki ilişki gurusu gibi. O kadar çok öğrenmesi gereken şey var ki kadınların ondan. Yani ananelerimizin, babanelerimizin klasik lafı vardır. "Gitsin de Fatmaanımın kızından biraz kadınlık öğrensin gibi". Felicita, modern çağın kadınlarının kadınlık öğrenecekleri cinsten bir kadındı.


İlişkiyi kimin yönettiği çok önemlidir. Eşit olmalıdır, o yönetmelidir bu yönetmelidir tartışmasına girmeyeceğim, ama direksiyon kadında olduğunda bu işin yürümediği/çok zor yürüdüğü bir gerçek. O yüzden genelde erkeklerin terazide biraz daha ağır bastığı ilişkiler daha normal gözüken ilişkilerdir. (Çoğu zaman kadınlar da bundan hoşlanır zaten) Ben böyle düşünüyorum, buna dikkat de ediyorum. Felicita'yla bunları hiç düşünmedim bile. Sanırım terazinin ağır tarafı oydu, umrumda bile olmadı. Çünkü o terazinin bir tarafında daha ağır olmaya hiç çalışmadı. Bunun yerine beni hafifletti, böylece o ağır bastı. Bir sürü baskıyı aldı üzerimden. Güzel günlerdi. Yine ister miyim böyle bir ilişki. Sanırım hayır. Çok rahat ama, sanırım heyecan unsuru biraz az. Denedim gördüm, oldu bitti.

Sonuç olarak,

Beni o terk etti. Ben onu terk edebilir miydim bilmiyorum. Belki, daha yaşayıp görmem gerektiğini düşünerek ayrıldı benden. Belki, başka birisine aşık oldu. Zaten hiç canım cicim, agucuğum bugucuğum olmadık. Yatakta 9/10'du. Az kişiyle yaşanabilecek bir tecrübeydi. Babacım, bir kadın 40'ına geldiğinde bozdurup iki yirmilik yaptırma fikrine katılmadığımı belirtmeliyim. Yeter ki, Felicita gibi olsunlar.

Felicita! Yani mutluluk. Çok rica ediyorum lütfen bir kez dinleyin/izleyin. Hatta herkes izleyebilsin diye Youtube versiyonunu koymuyorum.

Herkese Mutluluklar

İlgili aramalar: müzik - feliçita - felicita - eski - demet

18 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

LİLİTH dedi ki...

hanımefendi nin o kdr anlayışlı, ılımlı, olgun, vs..tavrı ilişki gurusu olmasından değil, o yaşta başka türlü davranmak gibi bir seçenegi olmadıgından ileri gelir bence. Ayrıca da kadının doğum kontrol hapını dogru düzgün kullandıgına inanmayan samimiyetsiz erkek tipinden nefffret etmekteyim. Kadına yapılan öyle büyük bir saygısızlık ki bu..ona ztn güvenmiyosun demektir. Bölelerine direk sktr git o zmn demek geçer içimden. Haa bunu kötüye kullanan yok mu? evet var, öyle bir durumda da tutarsın kolundan götürürsün hastaneye, gerekirse zorla.

T.İ. dedi ki...

2- "Kadına yapılan bir saygısızlık" gözüyle bakmıyorum. Daha doğrusu hiçbir tavrı, kadına yapılmış erkeğe yapılmış olarak ayırdetmem böyle şeylerde. Fazlaca indirgemek oluyor. Bunu yapabilen kadın tabii ki aşağılıktır. Biraz fazlaca hassasiyetim olan bir konu bu. Benzer bir durum direkt benim değil ama yakın bir arkadaşımın yaşadığı bir şey olduğu için yazdım (ya da yazarken ondan etkilendim sanırım). Erkeğe küfür edecek bir durum yok. Yaşanan şeyler bunlar, bir sürü insanın başına gelen şeyler. Bunun erkeklikle alakası yok.

1- Vallahi haksızlık ediyorsun. Başka seçeneği yok filan derken. Ben kimse için konuşmam kolay kolay böyle.

LİLİTH dedi ki...

"başka seçeneği yok" u onda örnek vererek bütün o yaş grubu için genel bir tespit mahiyetinde söledim, yoksa felicitayı tanımam etmem "o böyledir" diye bi yargıda bulunmam mantıksız olur

LİLİTH dedi ki...

diğer konu benim de hassas oldugum konu, evet katılıyorum yaşanan şeyler bunlar, bi sürü insanın başına gelen şeyler:)..
o yüzden o anda inanıp güvenmediğinizde ne hissedebileceğimizi ltf bi empati yapın da anlamaya çalışın..kullanıyorum diyen ama sonradan istenmeyen bir sürprizle karşınıza çıkan kadın bence de aşağılıktır..ama bikaç aşağılık yüzünden diğerlerimizin suçu neee?! :)))

Adsız dedi ki...

Bölümün sonunda neler öğrendim kısmı falan olurdu hani?
Ben merak ettim mesela. Halleri, tavırları baya güzel anlatmışsın da, biraz misallerle özetlersek fazla mı olur?

T.İ. dedi ki...

Felicita'dan öğrenilecek şey çok aslında. Kabarık liste, şimdilik bir kliple geçtim o yüzden.

Adsız dedi ki...

Lilith haklı. O yas grubu siz de takdir edersiniz ki, ilk tercih değil çoğunluk için, çoğu daha genc grup için daha dogrusu. Felicita gibisi cıkar arada ama MİLF tercih edenlerin sayısıyla ilgili genellemeyi diskalifiye etmez bu. Haliyle de, size genc olmayısını unutturacak, o acıgı akıl, sakinlik vs gibi hos tavırlarla kapatacak bir şeyler lazım. Ha belki, felicita gercekten öyle bir kadın, ama bu söylediklerimi değiştirmez. Ayrıca da, sizi cok saf gördüm kızmayın ama. Kadınlar cok iyi rol yapar; rahat bırakan, sıkmayan, muhtesem sevisen , karsısındakine hayran rolü bile yaparlar. Ama kafalarında hep bir "agenda" olur kendilerine has, bu bazen sadece ego tatmini olsa bile. Gercekten göründüğü gibi olanları da var tabii ki ama unutmayın kadınlar mukemmel oyuncudurlar onlardan asla emin olunamaz. Ben sahsen bütün erkeklerime bana güvenme dedim ve derim de. Bu arada habire kadınları sınıflayıp duruyorsunuz da, notlar filan, sizin notunuz kaç?

bettyblue dedi ki...

hahah süperdi.. maili kendine göre değiştrmen muhteşemdi. felicitayı da çook severim ayrıcana .
teşekkürler emeğine

bettyblue dedi ki...

Diğer yorumlara katılmıyorum. ben de 38 yaşındayım ve kendimi hiç de "başka seçeneği yok" grubuna koymuyorum. Zaten kimse 38 olduğumu anlamıyor o ayrı mevzu. Belki t.i. de onun için çok iyi bir seçenek değildi. Belki çok saf ve yetesiz buldu Tİ. yi.bir de bunu düşünmek lazım. Neden yaşlı bir erkekle gencecik bir kadın ilişki kurarken kimse yorum yapmıyor da erkek küçük, kadın büyük olduğunda hemen yorum yapmak ,kadına taş atmak zorunda hissediyorlar anlamıyorum. Sanki 30 unu geçen kadın zavallı ,çirkin, bakımsız oluyor.. Ben ne 20 likler tanıyorum vücut ve kafa yerine çuval taşıyorlar. Bir de onlara bakın. Tercih diye bir şey olduğuna inanmıyorum çünkü genç biriyle olduğunda da boynuzlayıp, aldatabiliyor, ayrılabiliyor T.i. Demek problem yaşta değildi bu ilişkide...ben "heyecan yoktu" kısmını anlamadım T.İ. ? bu kadında heyecanın eksik olduğunu düşünemiyorum...açıklasana biraz merak ettim...

Adsız dedi ki...

Tabi o gruba koymayacaksın kendini, elinden birşey gelmez çünkü. Hepimiz her gün yaşlanıyoruz malesef (ben de!); ne kadar baksak da kendimize her gün ölüme ve belirtilerine daha yakınlaşıyoruz. Ama elbette olgunluğunu, yaşın getirdiği şarap etkisini çok iyi taşıyan taş gibi hatunlar var; belki sen de onlardan birisin ve bu saydıklarım tercih sebebi olabilir erkekler için. Belki ben de o yüzden hep kendimden epeyce büyük adamları seviyorum, tecrübe seksi geliyor bana. Ve evet haklısın, yaşlı kadın genç erkek ikilisine tersi duruma göre daha az alışkınız nedense.

LİLİTH dedi ki...

Şahsen ben yaşlı erkek-genç kadın ilişkilerinde de gereken her bir yorumu yapıyorum. Eleştireceğim birşey varsa, o durum için de aynı şekilde eleştirimi yapıyorum..

Ve yine ben daha gecen ay 30 umdan gün almış biriyim. 40 lı yaşların bana çok da uzak olmadıgının farkında olarak böyle bir yorum yaptım, yani bu fikrimi beyan ederken kendimi çok başka bir yere koyup 40 yaş kadınlarını eleştiriyor değilim, 10 sene snr ben de aynı yaş grubunda olacağımın farkındayım. Ama gerçekliği olan bir genelleme ise bu, içine kendimi de dahil eder yine de o gerçeği savunurum, riyakarlık yok.:)
Bu arada yanlış bir anlaşılma mı var bilmiyorum. Ben "o yaştaki kadının başka seçeneği yok" derken ilişki yaşabileceği bir alternatifi yok anlamında söylemedim. İnsanın her yaşta alternatifi olur.
başka seçeneği yok'tan kastım: ilişki yaşadığı kişi genç bir erkekse eğer, başka türlü davranmak gibi bir seçeneği yok demek istedim.
Yanlış anlama olduysa bu şekliyle tekrar bir düşünün derim..:)

bettyblue dedi ki...

peki lilit'cik gayet güzel açıklamışsın.Bende bukonu epey kafamı kurcaladığı için sazan gibi atladım..)) belki yaram vardır. Bir dönem kendimden 12 yaş küçük birisiyle beraber oldum. Küçük olduğunu biliyordum ama inanki bu kadar fark olduğunu bilmiyordum....)) söylememişti çünkü..Ama şunu söyliyeyim eğer içime sindirseydim onu, toplum kurallarına karşı çıkacak kadar güçlü bir dönemimde olsaydım, kesin evlenecektim. Hayatımın en güzel sevişmesini yaşamıştım onunla.O yaşta biri bütün gün yatakta kalıp aşk sözcükleri söyleyebiliyor sana, "aman da bıcı bıcı benim minik kelebeğimin memeleri de ne güzelmiş, poposu da ne güzelmiş der, sana şarkılar söyler, son derece hayat dolu, fıkır fıkır biri olur. Hayattan ve kadınlardan bıkmamıştır. O yüzden kadını ilah gibi görür.. Kendinden epey küçük biriyle olmak çok farklı, büyüleyici bir şeymiş..Hala unutamıyorum. Bir ay boyunca havalarda gezmiştim..Bunu da belirtmek istedim...

T.İ. dedi ki...

Ya bu yorumların hepsi belki üzerine birer post yazmamı gerektirecek kadar değerliler. Çok teşekkür herkese. Tehlikeli İlişkilerin amacına ufak ufak ulaştığını görüyorum.

Hemen küçük bir açıklama yapmalıyım. Ben bu konularda bilirkişi değilim. Sadece erkekler ve kadınları ilişkiler ekseninde gözlemleyip, düşündüklerimi dokümante ediyorum. Tabii ki kendimce. Yazdıklarımın doğrulukları pek derdim değil. Sonuçta en azından hiçbirini kıçımdan uydurmadığım gerçeğinden yola çıkarak, hepsi gerçek. Yaşamadan da öğrenilmiyor bu işler, birbirimizden biraz öğrensek ne âlâ. Kendimi tatmin etme derdinde gerçekten değilim, zaten anonimoğlu anomimim, öyle de kalacağım.

@bettyblue:
Bütün yorumlarını okudum: Chloe the Queeny, The Untouchables... Sevmene, ve özellikle Felicita'da bana "arka çıkmana" çok sevinmedim desem yalan. Kimseye anlatamıyorum çünkü, yakın arkadaşlarım dahil.
Heyecan konusuna gelince, demek istediğim eksiklik "yaa işte hep çok olgundu, ilişkide bir tansiyon yoktu. kavga olmadan da olmuyor" salak klişesi değil. Sadece beraber "yeni"nin heyecanını yaşaması zor birisiydi. Çok tecrübeli çünkü. Her şeyde... Gidilen bir yerde, bir arkadaşının ilişki durmunu konuşurken, kendi ilişkisi hakkında... Hep işlerin nereye gideceğini biliyor. Böyle bilgiç bir tavrı yok, ama amına koyim hep doğru çıkıyor işte. Ben pek anlatamadım aslında, tüh. Ama demek istediğimin "hiç kavga yok, tadı tuzu yok" sığlığında bir şey olmadığını da bil lütfen.

@Adsız: Bana saf demişsin. Gurur duydum. Bir kadın tarafından bunu duymak daha da güzel. Bir kadının ağzından "MILF" tabirini de çok az duydum ya neyse... Olabilir. Kendimi notlamayacağım. Bana düşmez.

@Lilith: Senin niyetinin iğneleme olmadığını tabii ki biliyoruz. O konuda rahat ol lütfen. Fakat yine katılmıyorum sana. İstese, çok rahat her yaş grubunu parmağında oynatabilecek bir kadındı. Beni oynatabilir miydi bilmiyorum, belki. Ama zaten tercih etmiyor bunu. Bence hemcinslerini hafife alma :)

LİLİTH dedi ki...

bettyyyy ne güzel tarif etmişsin o kişinin sana nası davrandıgını..ayy çok özendiiiimmmm, darısı benim başıma:D:D

bettyblue dedi ki...

Pardon MILF nedir ben uzak kaldım bu konuya...
T.İ. ne demek istediğini çook güzel anladım. "İlişkide heyecan yoktu" derken ne demek istediğini güzel anlatmışsın. Bence anlatımın da çok kuvvetli, ben iyi yazdığımı düşünürdüm ama erkek olarak beni sollamışsın .))İltifat olarak algılama..
"Gidilen bir yerde, bir ilişki de olayların nereye gideceğini biliyor" dediğinde ilişkini çok iyi canlandırdım. Aslında ilişkide heyecan denilen şey de bu sanırım. Daha doğrusu hayatta.Bir kahveyi içerken bile öyle büyük bir iştahla içeceksin ki onun yanında, gözlerini kocaman açarak " harikaaa değil mi
, çok güzel yapmışım kahveyi" diyeceksin, ilk defa içiyormuş gibi, ya da onu öperken, "muhteşem bir öpücüktü, harika ve yumuşak dudakların var" diyerek gerçekten bu eylemi sözlere dökeceksin. - ki- yaptığın işin çok özel bir iş olduğunu anlayabilesin. Sevgi de sevişmek de hayat da ancak özen ve çaba gösterirsen sana geri dönüşü mükewmmel olacak kavramlar.. Yoksa sen kahveyi herkesle içebilirsin, bir sürü manken gibi kızla sevişebilirsin. Ama bunun sunuş biçimi de çok önemli.. Evde de biftek kızartabilirsin ama neden dışarıda yerken daha bir keyifle yersin?. çünkü sana sunulmuştur,parasını ödemişsindir, bembeyaz örtülerde ,romantik bir müzik eşliğinde, belki boğaz manzarasında, üzerinde cicili bicili kıyafetler varken...Yoksa biftek kasaptayken hep aynı şekilde alınır. Kırmızı, kanlı ve sevimsiz... :))

Adsız dedi ki...

MILF, yani "mother I'd like to fuck (anne düzüşmek istiyorum)" demek ve en basit ve detaysız tabiriyle, yaşça olgun ama seksi kadınları anlatan bir tabir. Genellikle 35-50 arası kadınları kapsar ve bu kadınların gerçekten de anne olması gerekmez, ilgi duyan erkeğin annesi olabilecek yaşta olması kastedilir daha çok. Detaylarına da bakın isterseniz, ilginç bir konu bence.

hacivat dedi ki...

üstadım buraya kadar olan tüm postları okudum ve bu post itibarıyla climaxe ulaştığını ve türev=sıfır mertebesine eriştiğini sezmiş bulunuyorum. tanımlamalar, istiareler muazzam! 6 kupa kazanmış barcelona gibisin :) saygılar

T.İ. dedi ki...

Hacivat Merhaba,

Eski yazdıklarımın okunması gerçekten çok hoşuma gidiyor. Çok teşekkür ederim. Çok özel bir posta bu yorumu yazmışsın. Ben de geriye yönelik blogu okuduğumda ulan tam içimi yansıtmışım dediğim 2-3 posttan bir tanesi bu.
Sevmen ve böyle bir yorum yazman gerçekten de çok mutlu etti beni.

Sevgiler.
T.İ

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket