18 Kasım 2011 Cuma

Masallar masallar...

Hala bana, yok efendim gerçek aşkı bulamadığım, hayallerimin şeysiyle tanışamadığım için böyle aklı bi’ karış havada yazılar yazdığımı söyleyen hanımefendiler var. İyi diyorlar güzel diyorlar. Kimseyi üzmek, ukalalık yapmak da istemem ama cidden ben o kafalardan geçeli bir hayli zaman oldu.

Kısacası, bu gibi konularda kimse bana hikaye anlatmasın. Ergenliğimle beraber ben bütün o aşk masalların içini zaten çoktan boşaltmıştım. Hepsini çözmüş, ipliklerini pazara çıkarmıştım.

Örneğin, Pamuk Prenses’in, 7 Kocalı Hürmüz’ün üsturuplu bir şekilde çocuklara uyarlanmış versiyonu olduğunu fark etmiştim. Çok acıklı bir hikayedir. Pamuk Prenses, Prens’le mutlu hayatı yaşayıp o yedi cücenin hayatını karartmıştır. Pamuk Prenses dediğin ellere şapır şupurdur, cücelere gelince de ya rabbi şükürdür. Ben o masaldan bunu anladım arkadaş. Olmaz, ayıp denen bir şey var. O zaman hiç ümit verme çocuklara. Pamuk hiç makbul birisi değil benim gözümde. Çevresindeki erkeklerden faydalanan, en tehlikeli kadın tipi.

Rapunzel desen, Rapunzel bence dünya üzerinde kızışmışlığın alamet-i farikasıdır. Yahu eve erkek almak için saçını uzatmak şeytanın aklına gelmez. Su borusundan fıyanı duyduk, merdiven dayayanı duyduk, çarşafı çarşafa bağlayıp kaçanı duyduk, ama bu pes dedirtiyor valla. Yine de Rapunzel’i Pambuk Prenses’ten çok daha samimi bulurum ben. Hakkını vereyim. Helal olsun Raprap’a.

Külkedisi desen, neresi kedi, tam bir kurt. Adamın bazı fetişleri olduğunu fark etmiş, bunu kullanarak adamdan faydalanmaya çalışan bir karakter. Koskoca prens elinde bir topuklu ayakkabı, öpe koklaya meczup gibi kapı kapı geziyor.

Pamuk Prenses ve Külkedisi
Dııı rıt rıt, dıı rıt rıt rıt rıt Dirty Bit!

Notre Dame’ın Kamburu desen, safi rezillik. İçler acısı bir hikaye Quasimodo’nunki. Adam resmen rönte yata yata, Esmeralda’nın eteğinin altından bakacam diye diye koca bir ömrü heba etmiş. Garibim çok hırpalamış kendini, sonunda da sağlığından olmuş. İkiye katlanmış resmen herif, kambur kalmış. Esmeralda adamcağıza umut verip verip, en son da başkasına vermiş.

Uyayan güzel desen, külahıma anlat. O hikaye zaten, baştan kopuk. Ben ki açık kafalıyımdır ben bile bunun çocuklara anlatılmaması gerektiği kanaatindeyim. Arkadaş, karıda ne inat varsa, yakışıklı delikanlı öpmeden gözlerini açmıyor. Normal bir şey mi, siz söyleyin? Yediniz mi yani siz? Bu en eski kızılderili numarasını yediyseniz, kusura bakmayın ama kadınları hiç tanımadığınızı rahatlıkla söyleyebilirim.

Hala da kalkıp bana masallardaki aşkı yaşamadın demeniz biraz komik. Özetle, masallara bakış açım zaten bu şekilde. Ya bakın, imlasına dahi dokunmuyorum:
“Sen o masallardaki gerçik aşkı tatmamış,hiç sevmemiş,sevilmemiş,kadınları kullanan, kıskanç bi hıyarsın.” demiş bir hayranım :). O öyle demiş de atalarımız ne demiş? Bir cümlenin içinde “hıyar” kelimesi geçiyorsa, o cümlenin öncesini komple yok sayabilirsiniz. Yok lan, o “ama” içindi galiba. Özetle hıyarlı kısımdan öncesine katılmıyorum.

Romantik tarafını hepten kaybetmiş birisi değilim. Beğendiğim masallar da var. Geçen gün okudum hatta birini, ibret vericiydi. Kısa ve çarpıcı:

“Yakışıklı delikanlı, dünyalar güzeli bir kıza aşık olur. Kız da ona karşı boş değildir. Kızın deniz feneri gibi bir yakıp bir söndürdüğü ışıktan güç alan delikanlı tüm cesaretini toplar, romantik bir akşam yemeğinin sonunda cebinden yüzüğü çıkartır ve güzel kızın önünde diz çökerek Benimle evlenir misin? der. Kızın bir anda gözleri parlar, çok mutlu olur ve hemen net bir bir dille cevap verir: Hayır. Sonra da ikisi sonsuza dek mutlu yaşarlar."
Gökten deee üç elma düşmüş. iPad, iPhone ve Macbook Air. Üzgünüm, hepsi benim başıma.

Yine tam konsantrasyonumu bloga yönlendirmişken, çok rica edeceğim beni pamuk Prenseslerle, Cindirella’larla oyalamayın.

Ortalıkta yokken neler olduğunu özet geçiyodum. Ruh ikizimi bulduğumdan bahsetmiştim. Bir Pazar kahvaltısındaki, yaşasın ki kendisinin ayrılık konuşmasından sonra, benim de bazı şeyleri düşünmem gerektiğine kanaat getirip o olaydan sonra uzun bir nekahat dönemine girdim. En az bi’ beş saat süren nekahat döneminden akşam çıktım. Ortalıkta yokken neler peşindeydin volume 2:

2- Ev alma, komşu al.

Bana bu hayattan ne öğrendin diye soracak olursanız; sürekli görmek, karşılaşmak durumunda olduğum kadınlarla bir şeyler yaşamadan önce normale nazaran 50 kat daha dikkatli olmam gerektiğidir. Bunun sebebi bana göre kesinlikle ben değilim. Kadınlar. Çünkü ben herkesle barış içerisinde mutlu mesut yaşayabilirim. Ancak kadınlar biten ilişkilerden sonra agresifleşebiliyorlar. Bu yüzden, böyle durumlarda biraz daha dikkat ediyorum. Şirket, komşular, aile dostları, aile dostlarının kızları... Aman yanlış anlaşılmasın, bunun sebebi onları kafamda bambaşka saygın bir yere koyduğumdan filan değil. Bu dünyadaki herkes saygındır. Öyle bir öküzlük ne haddime. Dediğim ggibi buradaki sorun benim düşüncelerim değil, kadınların davranışları. Olmuyor işte. Yukarıdaki listede dikkat ettiyseniz komşu da var. Yani her ne kadar öyle bir profil çizmesem de kuralları olan bi’ insanım. Gel gör ki, oturduğum yerde öyle bir komşum olduğunu fark ettim ki, çık işin içinden çıkabilirsen. Ama kurallar...

Arkasından yürüdüğün güzel bir kadının aslında ne kadar güzel olduğunu anlamak için gösterdikleri çabaya göre erkekler ikiye ayrılırlar. İşi bilenler ve bilmeyenler. İşi bilmeyenler, yine kendi aralarında ikiye ayrılırlar. Fazla enerjisi olanlar ve olmayanlar. Fazla enerjisi olanların genel davranış şekli şudur. Arkadan kadını süzeeer süzer süzer ve üç vites birden arttırır, çok hızlı yürüyerek kadını geçer, arayı açtıkça açar. Sonra da bir mağazanın vitrinine bakar gibi yapar ya da telefonla konuşur gibi yaparak diğer yöne doğru yürümeye başlar. Öyle enerjiktir ki açtığı mesafe rahatlıkla bu hareketleri yapmasına yeterlidir. En son çabasının karşılığını alır ve güzel hanımefendiyi karşıdan da süzer. Enerjisi olmayansa, bir vites artırarak hızlanır, kadının yanından geçerken belli belirsiz kafasını çevirir ve bakar. İşi bilen erkek ise, sadece kadını arkadan süzmez, karşıdan gelen erkekleri de süzer, hatta kadınları da. Onların bakışları, zaten senin ne kadar vites yükseltmen ya dafrene basman gerektiğinin nişanesidir. Aylak Adam Lafonten'in bu saptaması %100 çalışan bir metoddur.

Ben de komşumu öyle pek yakından görmedim hiç. Uzaktan da belli ediyordu kendini ama, yine de ne bileyim. Ne olacağı belli olmaz. Belki yüzü cadı gibidir, kim bilebilir. Ancak site görevlisinin otoparkın bariyerini kaldırmaya benim için gidişi ve, onun için gidişini gördükten sonra hiç şüphe duymadım. Ben çıkarken herif mesela kulübesinin önündeyse, önce sigarasını söndürüyo möndürüyo, ağır hareketlerle bariyerin düğmesine basıyo. Bu geliyosa, yardıra yardıra koşuyo bariyeri kaldırıyo. Ondan sonra da ben de dedim ki bunda bişi var.

Onu bazen sabahları görüyordum. Sağolsun o da benim gibi çok çalışkan, 10’dan önce işe gittiği vaki değil. Ayrıca, soğuk havalarda mont giyiyor ve inanmazsınız ama o da otoparktan çıktıktan tıpkı benim gibi sonra sağa dönüyordu. Hak verirsiniz ki, beni ona bağlayan ne çok ortak yönümüz var diye düşünmeden edemedim. Bu kadar çok ortak yön olunca kuralların esneyebileceğine karar verdim. İnanın kuralların bu esneyişinde o inanılmaz endamın, kalın çorabın üstüne giyilen mini şortların, kısa ceketlerin, hasbehas Nişantaşı kasanın filan hiçbir etkisi yok. Tamamen ortak yönlere odaklandım ben, mont, sağa dönüş filan.

Bir erkek bir kadına yaklaşmak istiyorsa, yaratılabilecek en kötü durumlardan biri budur. Ortak tanıdığın yok, olsa bile sana zerre hayrı olabilecek tipler değiller. Ortam şartları zaten tamamen aleyhine. Dipdibesin ama bağlantın yok. Hanımefendi de sağolsun her sabah gözümün önünde. Kardeşim Türk filmi mi bu gidip arabayla suni bi kaza yaratayım da tanışayım. Bir iki otoparkta selamlaşmanın ardından, fitili o yaktı. Bir şeyler sordu bana, sitenin bilmemne işleri ile ilgili. Çok bilirim ya, alakadar oldum. İnanın bir emekli albay, bir apartman işiyle bu denli alakadar olmaz. Zanndersiniz ben müteahit firmanın, yönetim için atadığı kişiyim. Aslında çok atlamam ben böyle durumlarda ama, ilk hamle ondan geldiği için sıkıntı görmedim. Güzelim çizgiler olmasına rağmen sorumssuzca park edilen araçlardan dem vurdu. Bazı kadınlar bi’ acayip. Ulan ben 6 aydır her allahın günü arabamı koyuyorum bi kere bile yer bulamadığım olmadı. Hep yer var. Ancak takmış kafaya. Aşırı düzenli bir tip olduğu buradan belli. Ulan madem bu kadar düzenlisin o zaman dakik olman da beklenmez mi? Ne s.kime her sabah 10 buçukta gidiyosun işe. Çözemedim kadını.
Profili çıkaramadığım zaman gergin oluyorum. Ne yapmalı ne etmeli, bir oyunbazlık bir şeytanlık, kıza dalavere mi çevirmeli level’ını bir türlü atlayamıyorum. Ben bu kadını çözemedim de, kadın beni gayet güzel çözdü. Çok saygı duyuyorum böyle kadınlara. Benimle ne istiyorsa yaptı, sonra da sepetledi yolladı. Oh oh oh.

Kod adını söylemedim, Lafonten taktığı için biraz müstehcendi. Yok yok. Hanımefendiyi rencide edecek bir şey kesinlikle değildi, ama yine de bana kalsın.


7 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

Efsa dedi ki...

Konu sıkıntısı çekmeye başladığını düşündürüyorsun bazen.. Masal bölümü gereksiz kaçmış bence..

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

masal bölümü iyiydi..bende masallara aynı gözle bakmaktaydım doğrusu.. hiç çocuklara göre değiller..:DD yazmaya cok ara verdin diyecem ama bizde de pek bi kıpırtı yok bu ara.. :DD
yazmak lazım arada ama ..
UYRGZR-.-

T.I dedi ki...

@Efsa: Ben de severek yazmıştım halbuki,üzüldüm sıktıysa...

@UYKUSUZ// UYURGEZER: Teşekkür ederim. Yazmaya ara verdin demişsin de. Yazmak var yazmak var. Bi yandan ya deli gibi yazıyorum, inan. :)

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

iyi de, biz göremiyoz.."hııh"
UYRGZR-.-

Candanın Mekanı dedi ki...

Yazılarını cidden kıskandım. Bir insan olayları bu kadar mı tatlı anlatır. Yazmayı bırakırsan çok üzüleceğim çünkü artık eski hevesin kalmamış gibi görünüyor.

T.I dedi ki...

@UYKUSUZ// UYURGEZER :)

@Candanın Mekanı: Teşekkür ederim. Bende yazma bitmez. Merak etmeyiniz hanımefendi.

İbrahim Ortaç dedi ki...

sindirelleya destan yazıldığı bir dönemde masallara farklı bir apış açısı pardon bakış açısı getirmen bence takdire şayan. gerçi otisabi modu varken tarihin tozlu sayfalarına dönmen, performans kaygılarına yol açabilirse de, şüphesi olan test etsin der kaçarım:)
saygılar...

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket