1 Ekim 2009 Perşembe

Porno iskambiller, Ortanca ve Amelie!

"Hani bir nefeste çekersin ya,
Beni de öyle çek hasretim aşk kokan yıldızlara

Hani bakar dalarsın ya guruba

Bana da öyle bak kulun olayım!"


Hıh, işte ben daha kaç yaşındaydım, herhalde 14-15 filandır. Bu şarkının içindeki gurubu, grupseks olarak düşünüyordum. Çok sonraları öğrendim onun gün batımı demek olduğunu. Öylesine özümsemişim ki o anlamını bakıp araştırmaya gerek bile duymamışım. Halbuki meraklıyımdır bu gibi konularda. Düşününce, iyi ki ben çocukken internet yokmuş diyorum. Kesin yoldan çıkardım. O zamanki imkanlarla elimizden geleni ardımıza koymuyorduk yine ama, imkanlar kısıtlı tabii... Ne mi yapardım? Örneğin, porno iskambilleri refresh ederdim, değiştokuş yöntemiyle. Ne günler. Niye bilmiyorum, porno dergilere o kadar hevesim yoktu. O iskambiller biraz daha hardcore'du ve daha güzel bir endüstri ürünüydü. Onları severdim. Koca koca sayfalar yerine daha bir haplaştırılmış, adeta bir tekila shot havasındaki o kartlar. Ne güzellerdi.

Bu arada, felaket korkardım o kartlarla enselenicem diye. Evde bir dolu "gizli yerlerim" vardı. Onları oralarda saklardım. Çocukken amma önemli oluyor di mi "gizli yer" gibi kavramlar. Sokakta da gizli yerlerimiz olurdu. "Hadi gel gizli yerimize gidelim."



Umarım Amelie'yi izlemişsinizdir. Filmin bir bölümü vardır. Hani Amelie evinde tuvalette azıcık değişik renkli bir fayans dikkatini çeker, oynatır o fayansı yerinden ve duvarın içinde bir oyuk bulur. O oyukta bir adamın çocukkenki oyuncaklarını koyduğu gizli yeri fark eder ve oradan çıkan oyuncak kutusunu alır. Sonra da binbir araştırmayla oyuncaklarını yıllar sonra adama ulaştırır. Çok duygulanır hani herif alınca... Var ya, hafazanallah Amelie gibi birisi bizim o ben çocukken oturduğum eve bi girse yeminle büyük .mcıklama geçirir. "Ney lan bu der. Nası bi insan yaşamış lan burda ya der." O ev öyle bir evdir. Hangi döşemeyi, hangi parkeyi kaldırsa, porno iskambil çıkar. Ulan perde kornişi ve tavan arasındaki o bakılması imkansız yerde porno iskambil vardır be. Ya da gömme dolabın arkasında bir boşlukta. Oraya ulaşılması ve görülmesi imkansızdı; tam güvenlik bölgesi. Aşağıdan kartları oraya fırlatır, sonra uzun bir inncecik çubukla çekerdim. %100 verim yok tabi, her attığını geri alamazsın. Biraz tozlu çıkar. Resmen kör kuyu gibi. Bir yandan güvenli ama senden çok şey götürüyor. Favori kart kaybolabiliyor filan. Annem hiç bulamadı onları, belki de buldu ama bana söylemedi.

Ya düşünün, ben Amelie'yi izlerken, şöyle duygular içindeyim. "Lan Allah vere de 30 sene sonra biri bunları bana geri getirmese" diyorum. Ne rezalet çıkar düşünemiyorum. Daha da kötüsü bi de belki bana getirmez, araştırır maraştırır yelloz. Bakar o sırada evdeki erişkin kim? Babam. Babamı bulup verse o kartları. Ne olay çıkar. Film güzel. Millet ayy ne tatlı, ne şeker ayrıntılar filan diye düşünüyor izlerken, beni ter bastı. Nohut gibi terledim, yanımda sevgilim "sen hasta olucan T.İ bak soğuk soğuk terliyorsun" dedi. Sonuçta o kartların çoğu şimdi çıkmıştır piyasaya. Ama eminim ben koyduğumdan beri güneşi görmemişler de vardır. Audrey Tautou'nun da hastasıyım bu arada. Düşünün onu bile gözüm görmedi filmde, öyle stres.

Audrey,senden bu kadar bahsedip, bu güzel resmini koymasam olmazdı.
Tüm zarafetin ve güzelliğinle bu blogu şereflendirdiğin için teşekkür ederim.


Yine bir laf edeyim derken bin lafa bağladım. O dönemlerin bir ilişkisini anlatacağım şimdi, çok kısaca. İlişki küçük, hikayesi sönük ama öğrenilecek ders çok anlamlı.Yukarıda anlattığım kadar çocukken işte... T.İ, çok daha masumken, çok daha naifken başımdan geçen bir hikayeyi. Pelin'i.

Hani bir yaş aralığı vardır. Kızlar ve erkekler sokaklarda koloniler halinde yürür. Hepsi bir kolonidir ama kızlar ayrı grup halinde yürür, erkekler ayrı. Görünürde ayrıdırlar fakat cinsel gerilim de başlamıştır. Yani birbirlerine hafif işveli ve taşlamalı bir durum vardır. Şu an sokakta yürüseniz görürsünüz bu gençlerden. 3 erkek, 3 de kız mesela. 3 kız birbirlerine çok yakın yürür. Kolkola hatta. Oğlanlar azıcık daha rahat. Bi anda bir ortak konu ve sohbet, akabinde tekrar grupların ayrılışı. Kızların kendi aralarında konuşuşu, erkeklerin huhahaha diye çevredeki herkesin dikkatini çekebilecek tondaki gülüşleri. Pelin'in kod adı, Ortanca idi. Çünkü hep o 3 kızın ortasındaki kızdı. Diğer 2 kızın da koluna girdiği kız. Çiçek olan ortancanın da payı var tabii ki bu kod adında. Güzel etekli, çok güzel yüzlü bir kızdı. Sınıfın güzellerindendi.

Ortanca'yla olan ilişkimde annesinin payı çok büyüktü. Çünkü, annesi beni sevmiyordu. Okulda bir şekilde "haylazlar" kategorisinde olduğum için veli toplantılarından filan mimliyim. Sınafa giren hoca, "Ooooo T.İ mı çok konuşuyor, eli dursa ayağı durmuyor derslerde", "Siz T.İ'ın annesi misiniz sizinle özel görüşmek istiyorum" filan diyor. Annem yüreğine inmiş bir şekilde eve geliyor her toplantıdan sonra. Her veli toplantısı ayrı bir olay. Neyse, bir yandan da notlarım her zaman iyi, o konuda hiç sıkıntı yok. Birkaç kere matematik çalışmak için, daha doğrusu çalıştırmak için Ortanca'nın evine gittim. Annesi hem bana tilt oluyor, hem de bir şekilde işine geliyor. Çünkü Ortanca'ya hakikaten faydalı oluyorum . Eminim benim olmadığım zamanlarda feci kötülüyor beni kıza. Kız da daha da seviyor beni. Ebeveynlerin bu basit denklemi çözmemeleri beni hep şaşırtmıştır.

Ben de bayağı bir düşkündüm Ortanca'ya. Hani erkek, kadın ne derse yapar, bunun ilişkinin selameti için en iyi şey olduğunu düşünür. Yeter ki Hürberk'e bakmasın beni delice sevsin. O yeter. Ben o moddayım. Küçüğüm de tabi... Neyse. Okulda da durum şu, hiç kimseye söylemiyoruz güya sevgili olduğumuzu. O zamanların en havalı şeyi o, sevgilisin, ama okulda hiç sevgili gibi takılmıyorsun. Senin bütün arkadaşların da, onunkiler de biliyor aslında ya. Vaaay be. Hatta arada "biz sevgili değiliz" mesajı üstüne basarak verilir çevreye. Kıl bi laf sokulur filan mesela. Ortanca lafı soktuğu zaman, kızın durumu bilen arkadaşları ince ince güler. Güzel heyecanlar. Ben bir gün çevreye biz sevgili değiliz mesajı vericem diye, işin bokunu çıkardım. Kopya vermedim ona. Sınavdan sonra da anlatıp espri malzemesi yaptım, hıyar gibi "kıvrandı kıvrandı vermedim" filan diye anlattım. Erkekler o yaşlarda böyle şeylerden çok hoşlanır. Gereksiz iktidar gösterme çabasından. Hohoho, hihihi güldü bütün arkadaşlar. Ben sınavda kıvranırkenki taklidini yapıyorum filan. O dakka biletim kesildi. Bitişi bile güzeldir, gülümsetir hala beni, azıcık da hüzünlüdür bence ama anlatayım. Bi' sıranın altında, çok gizli ve görünmeyen bir yerde, ortanca ile bizi simgeleyen gizli bir işaretimiz vardı. O yapmıştı, zaten resme acayip yetenekliydi, kazımıştı oraya o işareti. Çok güzeldi ve çok özeldi. T.İ ve P harflerinden oluşan bir şekil. Beni terk ettiğini söylemek yerine gidip onu kanırta kanırta, ahşabı paralaya paralaya sildi onu o gizli yerden. Özetle o gizli yer de tarumar olmuştu. Çok üzülmüştüm, ama o dönem için 7 büyük günahtan birini işlemiştim.

Ortanca'dan öğrendiklerim:

1- Kadınlarla şaka olmaz. Beraber gülebilirsin, ama dalga geçilmekten hiç hoşlanmazlar. Erkekler de hoşlanmaz tabi dalga geçilmekten ama erkekler yapısal olarak kendileriyle de dalga geçme konusunda daha rahattırlar. Kadınlarınsa affı yoktur.
2- İlginçtir. Ortanca o sınavda benden yüksek not aldı. Burdan da çıkarılıcak çok ders var. Göt gibi kalmıştım. Hem saçma agresiflikle taşak yaparkenki T.İ'dan eser yok, hem kızı kaçırdık filan. Büyük götoluş.
3- Anne çok feci kuvvetli bir figür, elbette özellikle kadınlar için. Aynısı oldu lan o kız sonradan anasının. Kilo almış, çocuk doğurmuş filan. Ne acayip ya.
4- Kartlarıııııım, ah o benim güzelim kartlarım. Şimdiki çocuklar bilemezler sizin kıymetinizi. Benim yaptığım gibi sizi önce şööyle bir karıştırıp, sonra gözlerini kapatıp bir tanenizi seçip, onu alıp, gerisini gömme dolabın altına atmazlar. Türk Amelie'si, sözüm sana! Bakma benim rezalet çıkar filan dememe. Eğer olur daaaa o evde onları bulursan ve bulmana rağmen o kartları bana getirmessen, sen de alemin en büyük orospususun. Hadi bakalım.


Hamiş: En baştaki şarkının hangi şarkı olduğunu hatırlamaya mı çalışıyorsunuz?

T.İ'dan Türk Amelie'sine geliyor!
Ay aman denizleri aş da gel, kurbanın olam...

5 DIYECEGIM ODUR Kİ...:

VodviL dedi ki...

internet çocuğu olarak diyeceğim odur ki iyi ki internet çocuğuyum xD

Leah dedi ki...

Hıyarlık yapmışın kıza olum. Karma da tam bi orospu çocuğudur zaten bu sayede kız senden daha iyi not almış aferin :D

Adsız dedi ki...

Ya sen nası bi adamsın. Çok ince gözlemlerin var. belki hepimizin bildiği ama farkında olmadığı şeyleri yazıyorusun. Şu 3 kız 3 erkek ayrıntısını daha bugün gördüm, resmen birebir. Çok eğlenceli okuması.

Bence buraya hakkında yazdığın kadınlar bunları okumalı. Öğrenecekleri çok şey olur.

Wanted dedi ki...

güzel yazıyosun ti ya :D kitap çıkarsana sen :)
gerçekten yazı dilin akıcı ve etkileyici.

admin dedi ki...

Çok acayip bir uslup var yazıda içine çeken cinsten... Herkesin gençlik çağında gizli saklı şeyleri vardır odasında. Özelim dedikleri kavramda bu yaşlarda başlar zaten kiminin pornografik dergileri, kiminin amatör sikiş videoları , bazısının attırdığı peçeteleri zulaladığı yer.. illaki herkesin gizlisi saklısı vardır ve en önemlisi sote yeri mutlaka olmalıdır :D

 


TEHLİKELİ İLİŞKİLER © 2008. Design by: Pocket