<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904</id><updated>2012-01-30T21:55:36.696+02:00</updated><category term='Tribute'/><category term='Yaş farklı ilişkiler'/><category term='Yeni Sevgili vs Eski Sevgili'/><category term='ex'/><category term='Fındık kadar'/><category term='Bal arısı'/><category term='Alet Cinsleri'/><category term='Hulahop'/><category term='Erkeklik Organı'/><category term='Alben ve Talip'/><category term='Kadın'/><category term='Çevre ilişkiler'/><category term='One night stand'/><category term='Lüfer'/><category term='Yabancı Sevgili'/><category term='Johan Cruyff'/><category term='Paralı Seks'/><category term='Mağdurita'/><category term='ayrılık'/><category term='Erkek Vocabulary'/><category term='Halka Küpe'/><category term='The Smiths'/><category term='Alet Boyları'/><category term='Arkadaşın yoluna taş'/><category term='iyi seks'/><category term='Rakı Muhabbeti'/><category term='Huzur'/><category term='Kaptan Hook ve Monçiçi'/><category term='Lafonten'/><category term='teddy bear'/><category term='Some girls are bigger than others'/><category term='seks'/><category term='Moulen Rouge'/><category term='Bi&apos; buçuk taraflı aşklar'/><category term='tek gecelik ilişki'/><category term='Entarisi ala benziyor'/><category term='Almak vermek'/><category term='Masturbasyon'/><category term='İlk Post'/><category term='Esquisse'/><category term='Amelie'/><category term='Tinto Brass'/><category term='Caterpillar'/><category term='Evlenince salan kadınlar'/><category term='Yanıbaşımızda duran aşklar'/><category term='Bisiklet zili'/><category term='Djemba Djemba'/><category term='Büyük Şef'/><category term='Ginger'/><category term='Tatil İlişkisi'/><category term='Eski sevgililer günü'/><category term='Ekinoks'/><category term='Erkek'/><category term='Bitki çayı'/><category term='Aldatmak'/><category term='Dünya Kupası'/><category term='Parayla Seks'/><category term='Güzellik dereceleri'/><category term='Redhead'/><category term='Y.rak otu'/><category term='Eski sevgili'/><category term='İlk aşk'/><category term='İlişkiler'/><category term='Oyunu Açmak'/><category term='KGG'/><category term='İlişki sonrası sendromlar'/><category term='ilişkiler felicita'/><category term='Gözler'/><category term='Yeni Sevgili'/><category term='İncili'/><category term='Billie Jean'/><category term='Cesaretin Sonu'/><category term='GDO'/><category term='İncili hatalar zinciri'/><category term='Juliette'/><category term='Ortanca'/><category term='Dokunamadıklarım'/><category term='Erkeklik Evreleri'/><category term='Seks İskambil Kağıtları'/><category term='Mature'/><category term='Limbo'/><category term='bakışlar'/><category term='Yıldönümü'/><category term='Aletler'/><category term='Post İlişki'/><category term='sahda her şeyini verenler'/><category term='Erkek Arkadaşı olan kız'/><category term='Ersen ve Dadaşlar'/><category term='Okur Mektubu'/><category term='İşi çözmüş kadınlar'/><category term='felicita'/><category term='Erkek jargonu'/><category term='Ispanaklı Börek'/><category term='Lise'/><category term='İlk ilişki'/><category term='Alışveriş merkezi'/><category term='Boş İlişkiler'/><category term='Verkaç'/><category term='Gönül'/><category term='Kalbe giden yol'/><category term='Zizu'/><category term='Mia'/><category term='Heidi'/><category term='kedikadın'/><category term='Erkek Muhabbeti'/><category term='Lüferkız'/><category term='Sevgililer Günü'/><category term='Tesadüf'/><category term='Vuvuzehra'/><category term='Cesuryürek'/><category term='Vermeyenler'/><category term='Carlos'/><category term='Diego Armando'/><category term='Bahar kıpırdanmaları'/><category term='9 üzeri kadınlar'/><category term='Yazması Tehlikeli İlişkiler'/><category term='Uzun süreli ilişki kadınları'/><category term='21 Aralık'/><category term='Mütevelli Heyeti'/><category term='Börek'/><category term='Ortaokul- Lise Aşkı'/><category term='Ortak ve Tontini'/><title type='text'>TEHLİKELİ İLİŞKİLER</title><subtitle type='html'>Beyler Bayanlar, Merdivenden Kayanlar! Bu blog'da Kadın-Erkek İlişkilerine erkek gözüyle bir dikiz atıyorum. Her ilişkim ve onlardan çıkardığım dersler. 
Şiddetle tavsiye: Blog'u yeni okumaya başlayanlar ilk posttan başlarlarsa çok daha iyi olur. Maksat hiçbir şey havada kalmasın.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>69</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-4099978969784575693</id><published>2012-01-30T15:42:00.003+02:00</published><updated>2012-01-30T15:46:23.584+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fındık kadar'/><title type='text'>Dünya kadar...</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Geçen gün bir bardayız. Eğlenceli grubumuz üç kişiden müteşekkil. Ben, &lt;b&gt;Lafonten &lt;/b&gt;ve Lafonten’in sevgilisi (ki ben kendisine &lt;b&gt;Cable Girl&lt;/b&gt; derim. Çünkü cep telefonunu hep kulaklıkla kullanır). Ben bira içiyorum, Lafonten de öyle. &lt;b&gt;Cable Girl&lt;/b&gt; de fındıklı votka içiyor.  Lafonten bira almaya gitti. Sağolsun kendine bira kibarlık yapmış benim şişem bitmeden bana da almış. &lt;i&gt;“Neyse ver, kırk yılın başı beni bi' düşündün şimdi kırmayayım seni. “&lt;/i&gt; dedim. Böylelikle bir anda elimde iki tane bira oluverdi. Ayyaş gibi dikiliyorum. Tablo şu:&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Benim elimde iki şişe bira. &lt;b&gt;Cable Girl&lt;/b&gt;‘ün elinde ise fındıklı votka. Karşımızda da &lt;b&gt;Lafonten&lt;/b&gt;. Bu salak bi’ bana baktı bi’ kıza baktı.  Sonra şöyle bir özdeyişle geldi,  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;“Dünya kadar biran olacağına, fındık kadar votkan olsun.?” &lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu saçma şeyi tarihin sayfalarına not etmeden duramadım. Sen gel bu adamdan o gece arapas bekle, muz orta bekle. Mümkün mü? Soruyorum sizlere mümkün mü?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-4099978969784575693?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/4099978969784575693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=4099978969784575693&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4099978969784575693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4099978969784575693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2012/01/dunya-kadar.html' title='Dünya kadar...'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-2734018120688240578</id><published>2011-11-18T15:56:00.006+02:00</published><updated>2011-11-18T16:27:54.758+02:00</updated><title type='text'>Masallar masallar...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hala bana, yok efendim gerçek aşkı bulamadığım, hayallerimin şeysiyle tanışamadığım için böyle aklı bi’ karış havada yazılar yazdığımı söyleyen hanımefendiler var. İyi diyorlar güzel diyorlar. Kimseyi üzmek, ukalalık yapmak da istemem ama cidden ben o kafalardan geçeli bir hayli zaman oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kısacası, bu gibi konularda kimse bana hikaye anlatmasın. Ergenliğimle beraber ben bütün o aşk masalların içini zaten çoktan  boşaltmıştım. Hepsini çözmüş, ipliklerini pazara çıkarmıştım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Örneğin, &lt;b&gt;Pamuk Prenses&lt;/b&gt;’in, 7 Kocalı Hürmüz’ün üsturuplu bir şekilde çocuklara uyarlanmış versiyonu olduğunu fark etmiştim. Çok acıklı bir hikayedir. &lt;b&gt;Pamuk Prenses&lt;/b&gt;, Prens’le mutlu hayatı yaşayıp o yedi cücenin hayatını karartmıştır. &lt;b&gt;Pamuk Prenses&lt;/b&gt; dediğin ellere şapır şupurdur, cücelere gelince de ya rabbi şükürdür. Ben o masaldan bunu anladım arkadaş. Olmaz, ayıp denen bir şey var. O zaman hiç ümit verme çocuklara. Pamuk hiç makbul birisi değil benim gözümde. Çevresindeki erkeklerden faydalanan, en tehlikeli kadın tipi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Rapunzel &lt;/b&gt;desen, &lt;b&gt;Rapunzel &lt;/b&gt;bence dünya üzerinde &lt;b&gt;kızışmışlığın alamet-i farikasıdır&lt;/b&gt;. Yahu eve erkek almak için saçını uzatmak  şeytanın aklına gelmez. Su borusundan fıyanı duyduk, merdiven dayayanı duyduk, çarşafı çarşafa bağlayıp kaçanı duyduk, ama bu pes dedirtiyor valla. Yine de Rapunzel’i Pambuk Prenses’ten çok daha samimi bulurum ben. Hakkını vereyim. Helal olsun Raprap’a.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Külkedisi &lt;/b&gt;desen, neresi kedi, tam bir kurt. Adamın bazı fetişleri olduğunu fark etmiş, bunu kullanarak adamdan faydalanmaya çalışan bir karakter. Koskoca prens elinde bir topuklu ayakkabı, öpe koklaya meczup gibi kapı kapı geziyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/--KuZqxwh164/TsZnyIsCLFI/AAAAAAAAAQw/zQdUXbI5V7M/s1600/image_98315.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/--KuZqxwh164/TsZnyIsCLFI/AAAAAAAAAQw/zQdUXbI5V7M/s400/image_98315.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676338491370384466" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 295px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Pamuk Prenses ve Külkedisi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Dııı rıt rıt, dıı rıt rıt rıt rıt Dirty Bit!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Notre Dame’ın Kamburu&lt;/b&gt; desen, safi rezillik. İçler acısı bir hikaye &lt;b&gt;Quasimodo&lt;/b&gt;’nunki. Adam resmen rönte yata yata, Esmeralda’nın eteğinin altından bakacam diye diye koca bir ömrü heba etmiş. Garibim çok hırpalamış kendini, sonunda da sağlığından olmuş. İkiye katlanmış resmen herif, kambur kalmış. Esmeralda adamcağıza umut verip verip, en son da başkasına vermiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Uyayan güzel desen&lt;/b&gt;, külahıma anlat. O hikaye zaten, baştan kopuk. Ben ki açık kafalıyımdır ben bile bunun çocuklara anlatılmaması gerektiği kanaatindeyim. Arkadaş, karıda ne inat varsa, yakışıklı delikanlı öpmeden gözlerini açmıyor. Normal bir şey mi, siz söyleyin? Yediniz mi yani siz? Bu en eski kızılderili numarasını yediyseniz,  kusura bakmayın ama kadınları hiç tanımadığınızı rahatlıkla söyleyebilirim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hala da kalkıp bana masallardaki aşkı yaşamadın demeniz biraz komik. Özetle, masallara bakış açım zaten bu şekilde. Ya bakın, imlasına dahi dokunmuyorum:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;“Sen o masallardaki gerçik aşkı tatmamış,hiç sevmemiş,sevilmemiş,kadınları kullanan, kıskanç bi hıyarsın.”&lt;/i&gt; demiş bir hayranım :).  O öyle demiş de atalarımız ne demiş? Bir cümlenin içinde &lt;b&gt;“hıyar”&lt;/b&gt; kelimesi  geçiyorsa, o cümlenin öncesini komple yok sayabilirsiniz. Yok lan, o “ama” içindi galiba. Özetle hıyarlı kısımdan öncesine katılmıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Romantik tarafını hepten kaybetmiş birisi değilim. Beğendiğim masallar da var. Geçen gün okudum hatta birini, ibret vericiydi. Kısa ve çarpıcı:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;“Yakışıklı delikanlı, dünyalar güzeli bir kıza aşık olur. Kız da ona karşı boş değildir. Kızın deniz feneri gibi bir yakıp bir söndürdüğü ışıktan güç alan delikanlı tüm cesaretini toplar, romantik bir akşam yemeğinin sonunda cebinden yüzüğü çıkartır ve güzel kızın önünde diz çökerek Benimle evlenir misin? der. Kızın bir anda gözleri parlar, çok mutlu olur ve hemen net bir bir dille cevap verir: Hayır. Sonra da ikisi sonsuza dek mutlu yaşarlar."&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gökten deee üç  elma düşmüş. iPad, iPhone ve Macbook Air. Üzgünüm, hepsi benim başıma.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine tam konsantrasyonumu bloga yönlendirmişken, çok rica edeceğim beni pamuk Prenseslerle, Cindirella’larla oyalamayın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ortalıkta yokken neler olduğunu özet geçiyodum. Ruh ikizimi bulduğumdan bahsetmiştim. Bir Pazar kahvaltısındaki, yaşasın ki kendisinin ayrılık konuşmasından sonra, benim de bazı şeyleri düşünmem gerektiğine kanaat getirip o olaydan sonra uzun bir nekahat dönemine girdim. En az bi’ beş saat süren nekahat döneminden akşam çıktım. Ortalıkta yokken neler peşindeydin volume 2:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;b&gt;2- Ev alma, komşu al.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bana bu hayattan ne öğrendin diye soracak olursanız; sürekli görmek, karşılaşmak durumunda olduğum kadınlarla bir şeyler yaşamadan önce normale nazaran 50 kat daha dikkatli olmam gerektiğidir. Bunun sebebi bana göre kesinlikle ben değilim. Kadınlar. Çünkü ben herkesle barış içerisinde mutlu mesut yaşayabilirim. Ancak kadınlar biten ilişkilerden sonra agresifleşebiliyorlar. Bu yüzden, böyle durumlarda biraz daha dikkat ediyorum. Şirket, komşular, aile dostları, aile dostlarının kızları... &lt;b&gt;Aman yanlış anlaşılmasın, bunun sebebi onları kafamda bambaşka saygın bir yere koyduğumdan filan değil.&lt;/b&gt; Bu dünyadaki herkes saygındır. Öyle bir öküzlük ne haddime. Dediğim ggibi buradaki sorun benim düşüncelerim değil, kadınların davranışları. Olmuyor işte. Yukarıdaki listede dikkat ettiyseniz komşu da var. Yani her ne kadar öyle bir profil çizmesem de kuralları olan bi’ insanım. Gel gör ki, oturduğum yerde öyle bir komşum olduğunu fark ettim ki, çık işin içinden çıkabilirsen. Ama kurallar... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arkasından yürüdüğün güzel bir kadının aslında ne kadar güzel olduğunu anlamak için gösterdikleri çabaya göre erkekler ikiye ayrılırlar. İşi bilenler ve bilmeyenler. İşi bilmeyenler, yine kendi aralarında ikiye ayrılırlar. Fazla enerjisi olanlar ve olmayanlar. Fazla enerjisi olanların genel davranış şekli şudur. Arkadan kadını süzeeer süzer süzer ve üç vites birden arttırır, çok hızlı yürüyerek kadını geçer, arayı açtıkça açar. Sonra da bir mağazanın vitrinine bakar gibi yapar ya da telefonla konuşur gibi yaparak diğer yöne doğru yürümeye başlar. Öyle enerjiktir ki açtığı mesafe rahatlıkla bu hareketleri yapmasına yeterlidir. En son çabasının karşılığını alır ve güzel hanımefendiyi karşıdan da süzer. Enerjisi olmayansa, bir vites artırarak hızlanır, kadının yanından geçerken belli belirsiz kafasını çevirir ve bakar. İşi bilen erkek ise, sadece kadını arkadan süzmez, karşıdan gelen erkekleri de süzer, hatta kadınları da. Onların bakışları, zaten senin ne kadar vites yükseltmen ya dafrene basman gerektiğinin nişanesidir. &lt;b&gt;Aylak Adam Lafonten'in bu saptaması %100 çalışan bir metoddur. &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de komşumu öyle pek yakından görmedim hiç. Uzaktan da belli ediyordu kendini ama, yine de ne bileyim. Ne olacağı belli olmaz. Belki yüzü cadı gibidir, kim bilebilir. Ancak site görevlisinin otoparkın bariyerini kaldırmaya benim için gidişi ve, onun için gidişini gördükten sonra hiç şüphe duymadım. Ben çıkarken herif mesela kulübesinin önündeyse, önce sigarasını söndürüyo möndürüyo, ağır hareketlerle bariyerin düğmesine basıyo. Bu geliyosa, yardıra yardıra koşuyo bariyeri kaldırıyo. Ondan sonra da ben de dedim ki bunda bişi var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onu bazen sabahları görüyordum. Sağolsun o da benim gibi çok çalışkan, 10’dan önce işe gittiği vaki değil. Ayrıca, soğuk havalarda mont giyiyor ve inanmazsınız ama o da otoparktan çıktıktan tıpkı benim gibi sonra sağa dönüyordu. Hak verirsiniz ki, beni ona bağlayan ne çok ortak yönümüz var diye düşünmeden edemedim. Bu kadar çok ortak yön olunca kuralların esneyebileceğine karar verdim. İnanın kuralların bu esneyişinde o inanılmaz endamın, kalın çorabın üstüne giyilen mini şortların, kısa ceketlerin, hasbehas &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/search/label/Erkek%20Vocabulary"&gt;Nişantaşı kasan&lt;/a&gt;ın filan hiçbir etkisi yok. Tamamen ortak yönlere odaklandım ben, mont, sağa dönüş filan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir erkek bir kadına yaklaşmak istiyorsa, yaratılabilecek en kötü durumlardan biri budur. Ortak tanıdığın yok, olsa bile sana zerre hayrı olabilecek tipler değiller. Ortam şartları zaten tamamen aleyhine. Dipdibesin ama bağlantın yok. Hanımefendi de sağolsun her sabah gözümün önünde. Kardeşim Türk filmi mi bu gidip arabayla suni bi kaza yaratayım da tanışayım. Bir iki otoparkta selamlaşmanın ardından, fitili o yaktı. Bir şeyler sordu bana, sitenin bilmemne işleri ile ilgili. Çok bilirim ya, alakadar oldum. İnanın bir emekli albay, bir apartman işiyle bu denli alakadar olmaz. Zanndersiniz ben müteahit firmanın, yönetim için atadığı kişiyim. Aslında çok atlamam ben böyle durumlarda ama, ilk hamle ondan geldiği için sıkıntı görmedim. Güzelim çizgiler olmasına rağmen sorumssuzca park edilen araçlardan dem vurdu. Bazı kadınlar bi’ acayip. Ulan ben 6 aydır her allahın günü arabamı koyuyorum bi kere bile yer bulamadığım olmadı. Hep yer var. Ancak takmış kafaya. Aşırı düzenli bir tip olduğu buradan belli. Ulan madem  bu kadar düzenlisin o zaman dakik olman da beklenmez mi? Ne s.kime her sabah 10 buçukta gidiyosun işe. Çözemedim kadını. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Profili çıkaramadığım zaman gergin oluyorum.  Ne yapmalı ne etmeli, bir oyunbazlık bir şeytanlık, kıza dalavere mi çevirmeli level’ını bir türlü atlayamıyorum. Ben bu kadını çözemedim de, kadın beni gayet güzel çözdü. Çok saygı duyuyorum böyle kadınlara. Benimle ne istiyorsa yaptı, sonra da sepetledi yolladı. Oh oh oh.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kod adını söylemedim, &lt;b&gt;Lafonten &lt;/b&gt;taktığı için biraz müstehcendi. Yok yok. Hanımefendiyi rencide edecek bir şey kesinlikle değildi, ama yine de bana kalsın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-2734018120688240578?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/2734018120688240578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=2734018120688240578&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/2734018120688240578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/2734018120688240578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2011/11/masalla-masalla.html' title='Masallar masallar...'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/--KuZqxwh164/TsZnyIsCLFI/AAAAAAAAAQw/zQdUXbI5V7M/s72-c/image_98315.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-4472396766278917010</id><published>2011-10-28T13:33:00.009+02:00</published><updated>2011-10-28T18:18:04.255+02:00</updated><title type='text'>Ruh ikizimi buldum...</title><content type='html'>Bunca zamandır niye mi yoktum? Bir de bana hala bunu mu soruyorsunuz? İnanın, hiç halden anlamıyorsunuz? Ne kolay di mi sadece sormak? Bunca zamandır niye yoktun? İçi sizi dışı beni yakar dostlar.  Peki tamam söyleyeyim. Uzatmanın anlamı yok. Çok meşguldüm. Evlenmekle. Şoklanmayın, hayat bu. Ne manevralar yaptırıyor insana. Yalnız ve güzel ülkemin, bir o kadar yalnız ve güzel kadınları, gidenin ardından ağlanmaz. Siz de ağlamayın zaten, hem evli erkeklerin de ayrı bir çekiciliği var derler. Onu keşfetmeye çalışın.  İnsana hep geyik gibi gelir konuşulurken, &lt;i&gt;"Artık düzenli bir hayat istiyorum."&lt;/i&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben yaşlı bir baba olmak istemiyorum.”, “Kaç nesil fark olacak çocuklarımla aramda”&lt;/span&gt;, hep güldüm bunlara. Ancak gerçekten de böyle bir kafa varmış. Mutsuz muyum bu kafaya girdiğim için, kesinlikle hayır. Kesinlikle ve kesinlikle hayır. Daha önce olsaymış keşke. Anlayacağınız, Jr. da yolda. Ben kız olsun istiyorum, hanım da erkek. İçimdeki his ise&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Oğlum T.İ, sen haklı çıkacaksın ama du’ bakalım."&lt;/span&gt; diyor. Galiba kız. Bi' doğsun, söz resmini ilk sizlerle paylaşacağım. Facebook’a da koymayan namerttir. Hehee, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;çocuğum olsa da ben komik ve eğlenceli bir insanım mesajı &lt;/span&gt;verebilmek için de bebişin sıçtığı ilk boka da bütün arkadaşlarımı tag’lemeyi düşünüyorum. Böyle bokun tam vıcıklaşmaya başladığı, en kahverengiden bebek boku sarısına geçiş yaptığı alacalı yeri de Lafonten’e ayırdım. Onu oraya koyacağım, özel isteği. Bi’ insanın böyle bir isteği olur mu? Olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle,  aylardır nerelerdeydin diyenlere şöyle yukarıdaki gibi doyurucu bir cevap verebilsem, özrüm olurdu. Ama nerdeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee? Koca bir yıl, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Saçlarını güzel yapsa 7,5’tan 7,7’ye çıkar.”&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Off, su içinde 8”&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Kotla iyi ama, abiyeyle de bi görmek lazım.”&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Sırf moda diye şekil şalvar giyen kadınları hayatımızdan çıkartmanın bir yolu olmalı, onu bulmalıyım.”&lt;/span&gt; gibi duygu ve düşüncelerle geçti. Geçen gün kendimi google earth’de Dominik dolaylarında ıssız ada ararken buldum. “Şekil şalvar” giyen kadınları oraya bırakma fantazim var. Sizin de bir fikrinizi alayım.&lt;a href="http://maps.google.com/maps?q=Dominik+Cumhuriyeti&amp;amp;hl=tr&amp;amp;ll=21.689333,-73.674316&amp;amp;spn=0.774562,1.454315&amp;amp;sll=48.69096,14.414063&amp;amp;sspn=128.407768,12.304688&amp;amp;vpsrc=6&amp;amp;hnear=Dominik+Cumhuriyeti&amp;amp;t=m&amp;amp;z=10"&gt; Şurası &lt;/a&gt;bana uygun görünüyor ama siz ne dersiniz. Kuzey Atlantik’te şirin mi şirin bir ada. Henüz bir adı yok. Bence bu da bir avantaj. İsmini de kendileri koyarlar. Bakalım, kısmet. Kış yaklaştı ya, etekler, sırtı açık güzel elbiseler filan nispeten hayatlarımızdan  çıkıyor. Bazı kadınlar var ki, hayatlarındaki bu boşluğu şekil şalvarla doldurmaya çalışıyorlar. Kuzey Atlantik açıkları iyidir, bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0S69CybQHAY/TqqlAdBqiHI/AAAAAAAAAAQ/QL9K6otIq00/s1600/onewayticket.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 153px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-0S69CybQHAY/TqqlAdBqiHI/AAAAAAAAAAQ/QL9K6otIq00/s320/onewayticket.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668524508209383538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;One way ticket, one way ticket. (Türkçesi: &lt;/span&gt;&lt;span class="menu"  style="font-size:85%;"&gt;&lt;span id="contextual"&gt;Kaaaal gittiğin yerde mutlu ol)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Öyle bir üşengeç oldum ki bu blog mevzusunda, az evvel blogu açıp ulan en son nerede kalmıştım diye son birkaç yazdığımı okudum.  Sonunu anlatmam gereken bir Heidi Klum vakit tamam anım kalmış. Onu kısa bir cümleyle bitireyim. Peter’lik bizi bozar.  Şimdi de bunca aydır neler yaptığımı hap yapıp yazacağım, ki blogda zaman kayması olmasın. Kısa kısa, kimler geldi geldi geçti. Evet sevgili okuyucular,sıradaki bölümümüzün adı : &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Özet geç P.ç”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 0); font-weight: bold;"&gt;1- Ruh İkizimi Buldum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman bu ve benzeri konularda büyük konuşan bir insanım. Genelde yanılmam ama, hayat bu işte. Ne demiş atalarımız? &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Büyük konuşanın, g.t oluşu da büyük olur.”&lt;/span&gt; Atalarımız tam olarak bu şekilde söylememiş olabilirler ama demek istedikleri kesin olarak bu. Eminim. Ben hiç inanmazdım öyle şeylere. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yok efendim herkesin bi ruh ikizi vardır, hayalet üçüzü&lt;/span&gt; vardır gibi safsatalara. Ta ki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sanem &lt;/span&gt;ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sinem&lt;/span&gt;’i görene kadar. Tek yumurta ikizleri. Yani insan ister istemez, ne yumurtalar var dünyada diye düşünmeden edemiyor. Tek yumurtadan nasıl öyle iki güzellik çıkar, inanamıyor. Benim ruh ikizim onlarmış meğer... Bunca yıl ben mesnetsiz mesnetsiz atıp tutmuşum. Hayatları, her aşırı benzeyen ikizin  olduğu gibi birbirlerinin yerine okulda sınava girme, herkesin onları karıştırması, çocukluk resimlerinde annelerinin bile ayırdedememesi gibi hikayelerle dolu. İnanın, anaları önce birini doğurmuş sonra öbürünü  de CC’lemiş gibi. Kaç yaşlarına gelmişler hala da benzer giyiniyorlar sağolsunlar, milletle dalga geçer gibi. 1,70, kumral, keskin yüz hatları. dar kot pantolon üzeri gömlek, gömlek üzeri kolları uzun beli kısa ve dar ceketler, ceketler omuzları bi’ geniş gösteren cinsten. Bu arada, isimleri Sanem ve Sinem değil tabii ki, hemen anlaşılır gerçek isimlerini yazsam. Ancak böyle birbirine benzeyen iki isimleri var.&lt;br /&gt;Ben bir kez bile karıştırmadım ikisini. Jest ve mimiklerden, bi' de kol kalınlığından hemen etiketlerimi koydum. Azıcık daha kalın kolu olan Sanem, k&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;a&lt;/span&gt;lın'ın &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;a&lt;/span&gt;'sı S&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;a&lt;/span&gt;nem! Olay bu kadar kolay. Niye karıştırıyor insanlar anlamadım. Samimiyetimiz, benim onları zerre karıştırmamamla başladı ve devam etti. Hikayenin devamını anlatmayacağım, çünkü bölümümüzün başlığı "özet geç p.ç". Sona atlayayım. Ayrılık kötü olmadı, onlar hala benim ruh ikizlerim. Bu arada, yanlış anlaşılma olmasın, katiyen öyle bir aşk üçgeni olmadı. Onlar öyle tipler değildi; ondan öte zaten beni bilirsiniz, gönül adamıyım ben, tek kalbim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="40" width="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf"&gt;&lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=24529485&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0"&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=24529485&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window" height="40" width="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya yine çok uzattım galiba &lt;span style="color: rgb(255, 153, 0); font-weight: bold;"&gt;2&lt;/span&gt; ve&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 102);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3&lt;/span&gt;'&lt;/span&gt;ü bir sonraki posta saklayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler, saygılar&lt;br /&gt;T.I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli Edit: Ya şu yazdıklarımı okuyup, hala evlendiğimi sanan insanlar var. Yok öle bişi, bi daha okusunlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-4472396766278917010?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/4472396766278917010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=4472396766278917010&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4472396766278917010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4472396766278917010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2011/10/ruh-ikizimi-buldum.html' title='Ruh ikizimi buldum...'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-0S69CybQHAY/TqqlAdBqiHI/AAAAAAAAAAQ/QL9K6otIq00/s72-c/onewayticket.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-6059731392346704059</id><published>2011-04-15T09:36:00.006+02:00</published><updated>2011-04-15T10:14:11.328+02:00</updated><title type='text'>El Clasico!</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ön bilgilendirme: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı biraz Tehlikeli İlişkiler konseptinin dışında bir yazı. Blogun burnu ilişkiler eksenindenden başka bir yöne çevrilsin ben de istemiyorum. Merak etmeyiniz, bu post bir istisnadır. Sadece bu yaşananları yazmadan da edemedim. Ricam şu, oyunlar, futbol, bol küfürlü erkek muhabbeti gibi topiklerden hoşlanmayanlar hiç devam etmesinler. Bir &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Re&lt;/span&gt;al &lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;- Bar&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;c&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;a&lt;/span&gt; maçı anlatacağım sizlere. Bu postun ilişkilere dair ayağı maç bitip evden çıkışımızla başlıyor :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-NmHjhd3bn60/Taf8rgiZd5I/AAAAAAAAAQc/raskX9Gr4nU/s1600/el-clasico-real-madrid-barca.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 305px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-NmHjhd3bn60/Taf8rgiZd5I/AAAAAAAAAQc/raskX9Gr4nU/s400/el-clasico-real-madrid-barca.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595718886429915026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen haftasonu gündüz  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’le beraberdik. Bilirsiniz, erkek muhabbeti. Bira, playsation, “karıkız” muhabbeti vs vs... Sağolsun yine çok acayip şeyler söyledi. Yaşım ilerledikçe onun ciddi şekilde acayip birisi olduğunun daha çok farkına varıyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;kim diye soranlar olursa çok yakın  arkadaşım derim. Çocukluktan beri, bir çeşit kardeş. Cidden kısa sürede anlatılabilecek birisi değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün benim evde oturuyoruz. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Playstation&lt;/span&gt;’daki futbol oyunu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PES&lt;/span&gt;’te &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’le büyük bir mücadeye girmeden az önce:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Lafonten: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biz çocukken, laf atışmaları yapardık hatırlar mısın? Hani küfürlü küfürlü. Ne acayip şeydi lan o di mi?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Lafocuğum, nerden hatırlayacağım? Manyak mıyım senin gibi böyle saçma sapan şeyler düşüneryim senin gibi durduk yere. Laf atışmalarıymış! Tabii ki hiç hatırlamıyorum ama şunu da bil ki, o laflar boy boy, seni s.ken atlı kovboy.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;LF:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Şu seviyesizliği ben yapsam, neler dersin bana biliyorum, bin türlü laf edersin. Ama sunu da bil. Atlı kovboya para verdim, o gitti de seni s.kmeye ben  geldim. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Lafo, cidden çapsızsın ya. Çapsızsın. Şimdi senle laf dalaşına giremeyeceğim. Sonuçta kovboysan kovboysun, gelen geçen g.tune koysun.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;LF:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Yavrum evladım,iyi diyosun güzel diyosun da o lafları atlattık, g.tünde şampanya patlattık!&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;T.I: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mola! Mola! Vallahi uğraşamicam senle. Tamam boş işlerde galip sensin. Konudan bağımsız olarak bi de atını s.ken kovboy diye bişi vardı. O neydi ya?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;LF: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Doğru hatırladım. Çok kullanılırdı küfürlerde çocukken. Atını s.ken kovboy. Onun bugünkü versiyonu ne biliyo musun?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Nedir?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;LF: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ferrari’sini Satan Bilge&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;T.I: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hasbinallaaah! Parayla mı verdiler oğlum seni. Bu mudur yaklaşımın. Atını s.ken kovboy şimdiye kadar hiç böyle aşağılanmamıştı. Şampanya dedin de, bi’ bira da bana kapsana dolaptan. Bak elim ısındı. Çok pis koyucam sana PES’te. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;LF:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Olm o şampanya nerde patladı hatırlıyor musun? Sen zıkkımlan diye mi dile getirdim ben o şampanyayı? Ayrıca yok olm sana içki oynarken. Sonra, çok içtim kafam yerinde değildi öyle yendin diyosun. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Ulan sen hayatında yendin mi ki beni?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;LF:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; İlahi. Ronaldo’nun threesome’ını (hat trick demek istiyor, 3 gol) nasıl unutursun?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Messi’nin foursome yaptığı kalmış aklımda. Threesome’ı hiç hatırlamıyorum. Anla ne kadar içmişim. Kaptın mı olm bana da hadi. Çok kaşınıyo elim.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;LF:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Al al.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;[Pıs, pıs] iki biranın açılma sesi.&lt;br /&gt;[lık lık lık  lık  lık] İki biranın bardaklara dolum sesi. Sonra bir telefon sesi.&lt;br /&gt;Fincanı taştan ooooyarlar canım, ooo yarlar&lt;br /&gt;Lafonten’in cep telefonu çalıyo.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; O nası melodi lan?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;LF:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Valla bugün senle Playsatation oynicaz ya, telefonu PES moduna aldım, öyle olunca da bu çalıyo’. Alış. Telefonun durumları, malum. Benim kullandığım 4 modum var. Genel mod: Normalde çalışını biliyosun zaten, o. Toplantı modu: sessiz, sakin. Sinema modu:  Sessiz ama titreşimli. Senle Playsation oynarken de PES modu:  Fincanı Taştan oyarlar ayarlı bi de en sertinden titreşimli. Titreşimi sana özel canım. Ohhh bak nası titriyo al. Sana layık. Ronaldo titretiyo.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonula konuşması bittikten sonra  baktım telefonuna harbiden. Ciddi ciddi yapmış bunu. PES  diye mod atamış. Amma da titriyo ha. Resmen gerildim maç başlamadan. Psikolojik savaşta 1-0 o önde.  Tam Mourinho takımı ya. Maç adamlar için sahada değil, maçtan önceki haftadaki basın toplantısıyla başlıyor resmen. Herifin uğraştığı şeylere bak. İki üç ya önce oyanan son gerçek maçta da (playstation değil)  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Bar&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ca&lt;/span&gt; çok pis yenmişti: 5-0&lt;/span&gt;.  O konuşurken ben elimle 5 yaptım ama, yetersiz kaldı. Ezildim biraz. Adam binbir atraksiyon yapmış. Yakışmadı Barca’ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta bende korku yok. Heyecan var. Messi bi’ titretsin seni de gör, i.neee.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bütün günü öldürmeyelim Lafo. Bir tane uzun maç yapalım. Skoru belirleyelim. Al eline git.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;LF:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Yine komikliğin üstünde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada küçük bilgilendirme:&lt;br /&gt;Önümüzdeki hafta &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real Madrid&lt;/span&gt; – &lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Barce&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;lon&lt;/span&gt;a maçı var. Bence dünya kupası finalinden sonra, dünyanın en önemli maçı. Lafonten yıllardır o uyuz &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real Madrid&lt;/span&gt;’i tutar, destekler. PES’te hep Real’i alır. İyi günde kötü günde. Ben de aynı şekilde &lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Bar&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ca&lt;/span&gt;’yı. Barca Real maçlarından önce mutlaka bi PES patlatmak adettendir.  Aslına bakarsanız denk oyuncular sayılırız. O boş gezenin boş kalfası olduğu için benden fazla pratik yapıyor. O yüzden genelde ilk maçları o kazanır, biraz elim alışınca devam maçlarını ben kazanırım. O gün,  o gelmeden önce biraz online pratik yaptığım için tek maç yapalım derken bir stratejik hata yapmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;LF:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Ok. T.I, nasıl istersen. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Pısss] bi bira daha.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Büyük ma&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ça doğru:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alt tarafı bir playstation maçı demeyin. Çok heyecanlı oluyor. Maçın saatini belirledik. Saat tam 15:00’te başlayacağız. Yani yukarıda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;nasıl istersen dediği andan itibaren tam bir saat sonra. Maksat, işin tadını çıkartmak. Ön sevişme gibi. Bir saat daha vakit var. Maç orijinaline uygun bir şekilde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Santiago Barnebau Stadyumu&lt;/span&gt;’nda, yani &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real&lt;/span&gt;’in stadında oynanacak. Bu tabii bizim çocukların üzerinde biraz gerginlik yaratıyor. Problem değil, takım olarak büyük maçlara alışığız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın başlamasına dakikalar var. Salak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;gelmeden önce arabasında bangır bangır marşlar dinlemiş bi de telefonuyla video çekmiş. Bizim evin otoparkına çekerken de arabayı videoya konuşmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Takım otobüsü Santiago Barnebau Stadyumu’na polis eskortu ve taraftarlardan oluşan kordon eşliğinde yanaşmak üzere, büyük bir coşku var.”&lt;/span&gt; falan demiş videoda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ulan”&lt;/span&gt; dedim. “Hıyarzan! Sana eşlik edecek eskort belli. Konuşturma beni.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelince de o videoyu bağlamış televizyona, maçtan önce takımların stada girişi diye bana onu izlettiriyo. Kalktım içeri gittim, bir bira daha almaya. Salona girerken, iyice manyaklaştı herif. Üzerime leblebi atmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Barcelona da stada ulaştı, Yoğun bir taraftar baskısı altında”&lt;/span&gt; filan diyo. Pıt pıt leblebi atıyo kafama.  Her taraf leblebi oldu. Tilt olurum aslında dağınıklığa filan, temizlenmesi, toplanması, düzeltilmesi gereken şeyler her zaman gerginlik yaratır bende. Büyük maçtan önce bunların beni germek için oyunlar olduğunun farkındayım. Sakinliğimi koruyorum. Polis kordonu eşliğinde salona giriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Playsation açılmış. Koltuk TV’ye yaklaştırılmış. Ses sistemi salonu tüm ihtişamıyla titretiyor. Aman Allah’ım. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Barnebau&lt;/span&gt;. Ne zorlu bir stad, ne zorlu bir deplasman. Çok çetin olacğının farkındayım. O yerdeki leblebiler nasıl da sinirlerimi bozuyorlar. Sürekli gözüm onlara takılıyor. Toplasam onları, yakışır mı hiç maçtan önce, koca Barcelona teknik direktörüne, kaptanı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Puyol&lt;/span&gt;’a... Olmaz, o leblebi orada kalacak. Hemen kendime bir Katalunya bayrağı edinmeliyim. Keşke bir tane olsaydı da omuzlarıma atıp öyle girseydim stada. O i.ne de gerilseydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-QrCY7yFI-a0/Taf4ef-dZCI/AAAAAAAAAQU/0Ud8oOq7hfQ/s1600/Flag_of_Catalunya_indep.png"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-QrCY7yFI-a0/Taf4ef-dZCI/AAAAAAAAAQU/0Ud8oOq7hfQ/s400/Flag_of_Catalunya_indep.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595714264894366754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Katalunya Bayrağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Maça dakikalar kala:&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Soyunma Odaları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takıma taktik dokunuşlarımı yapıyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Messi&lt;/span&gt;’yi kanattan kurtarıp biraz daha ortaya çekmekte fayda var. O kadroların ve taktik değişikliklerinin yapıldığı ekran var ya. İşte orası bizim soyunma odamız. Mahremimiz. Özel önlem alınacak oyuncular, çabuk taktikler... Her şey burada. Bu yüzden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;içeri gitmeli. Daha sonra da ben çıkacağım. O yapacak.  Her şeyimiz hazır. Maçtan önce bi konuşma hazırlamıştım. Çocuklara onu yapıyorum &lt;span style="font-size:85%;"&gt;(Çocuklar derken, Xavi, Pique, Puyol, David Villa filan yani).&lt;/span&gt;  Kapıdan da Lafonten'in gürültüsü geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar diyorum,&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Stadın sesini duyabiliyor musunuz? Geriyor mu sizi? Bu gürültü benim umurumda bile değil. Çünkü o anın geleceğini biliyorum. Hepsinin bir anda susacağı anı. İşte ancak herkes sustuğu anda, o zaman kilometrelerce öteden, Nou Camp’tan buraya gelen çığlıkları duyacağız.” “OOOOOOOOO BİR Kİ ÜÇ BARÇAAA”&lt;/span&gt; diye bağırıyorum ki kapıdaki i.ne duysun. Çıkıyorum dışarı o girip yapıyor taktik düzenlemelerini.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Büyük &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Maç:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Rakibin oyun mantalitesine çok hakimim. İlk yarıları inanılmaz baskılı oynuyor. Kaptanım Puyol ve arkadaşları özellikle ilk yarım saatteki baskıyı kırmak zorunda. Yoksa o staddan çıkış çok zor. Bu baskıyı nispeten kabullenmekle beraber kendi topumuzu da oynamamız gerekiyor. Ayağa bol pas. Her zaman yaptığımız şey. Yıllardır adeta kafalarımızın içine adeta nakşettiğin bu futbol mantalitesi için&lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/01/incili-ve-johan-cruyff.html"&gt; teşekkürler Cruyff!&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk tehlikeli akın, &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real&lt;/span&gt;’den. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dani Alves&lt;/span&gt; (benim sağ bek) kaçırdı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ronaldo&lt;/span&gt;’yu (rakip hücum oyuncusu), bazen şuursuzca yerini bırakarak ileri çıkıyor &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alves&lt;/span&gt;. Boş kalmasıyla beraber hemen kateden&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Ronaldo &lt;/span&gt;yerden penaltı noktasına doğru çıkardı, Kaleye vursa tehlike yok aslında en fazla korner olur. Ama çok çakal çok, ortaya çıkardı bile. Neredesin en has adamlarımdan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pique&lt;/span&gt;? Neredesin?  Hadi Puyol kademeye girdi ama sen nerdesin. Bomboş şekilde Higuain buluştu penaltı noktasında. Kayamıyorum da, penaltı olacak. Direkten döndü top. Abidal’in (benim siyahi  sol bek) önüne düştü. Zenci gücüyle vurup uzaklaştırdım. Çok tehlikeli bu &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real&lt;/span&gt;. Bir yersem, bütün planlar alt üst olur.&lt;br /&gt;Çok şükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya Futbol Federasyonunun gözbebeği, maçın hakemi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Manuel Mejuto González&lt;/span&gt;, ilk yarıyı noktalayan düdüğünü çalıyor. İstatistikler benim topa daha çok sahip olduğumu söylese de &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real&lt;/span&gt;’in etkili akınlarının daha fazla olduğu bir gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak unutulmamalı ki. İlk yarının sonlarına doğru çocuklar toparlanma sürecine girdi. &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real&lt;/span&gt; düşüyor. Hele bi ikinci yarı olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-LHz5-rSOC30/Taf9cgKpwjI/AAAAAAAAAQk/ic5aUhqsGR0/s1600/n_real_madrid_34_r_madrid_vs_barcelona-192249.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 256px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-LHz5-rSOC30/Taf9cgKpwjI/AAAAAAAAAQk/ic5aUhqsGR0/s400/n_real_madrid_34_r_madrid_vs_barcelona-192249.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595719728143909426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Devre &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;arası&lt;/span&gt;:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avuçlar terli, gidip elleri yıkamalı. Önce &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real Madrid&lt;/span&gt; gidiyor tuvalete. Bense soyunma odasındayım. Çocuklara ikinci yarıyla ilgili görüşlerimi bildiriyorum. Herkes sakin, stadın atmosferi artık o kadar basmıyor.  Yorulan var mı diye soruyorum? Yok, en kötüleri 65 70’inci dakikayı görür gibi duruyor. Değişiklik yok. Topu biraz daha rakip yarı alanda tutabilmeliyiz diyorum. Özellikle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Xavi&lt;/span&gt;’ye. Fincanı taştan oyarlar çalan telefonu masanın üzerinde. Sinirlerimi bozuyor. Bi’ yenilirsem yandım.&lt;br /&gt;Az sonra &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real &lt;/span&gt;soyunma odasına girmek üzere salona giriyor. Ben de ellerimi yıkayıp soluklanmak için tuvalete. Salondan çıkarken &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;hırbosu arkamdan bağırarak leblebi atıyor. O, takımın taktikleriyle bana göre daha az oynar. Acaba değişiklik yapacak mı? Orta sahasında değişiklik yapmamasını umuyorum. Tam yorulmaya başladılar. O kadar presle oynarsan yorulur tabii. Sahaya geri dönüyorum. Yine leblebiler eşliğinde... Hakem Mejuto Gonzales’in ikinciyi yarıyı başlatan düdüğü için sahaya ilk adımlarımızı atıyoruz. Seyircide, maç başlarkenki coşku yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;İkinci&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;yarı:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası &lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Barce&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;lona&lt;/span&gt;’ya yakışan oyunu sahaya bir türlü yansıtamıyorum. Oynanan oyun 1 puanın benim için başarı olacağını gösteriyor. Dakika yetmişleri buldu, maçtan kayda değer enstantaneler şunlar:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;49’&lt;/span&gt; rakip hücumcu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaka&lt;/span&gt;’nın uzaktan şutunda kalecim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Valdes&lt;/span&gt;’ten seken topu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dani Alves &lt;/span&gt;uzaklaştırdı.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;52’&lt;/span&gt; orta saha oyuncum &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Xavi&lt;/span&gt;’nin arapasına hareketlenen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;David Villa&lt;/span&gt;’dan önce rakip kaleci &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Casillias &lt;/span&gt;topa hakim oldu.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;66’&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real Madrid&lt;/span&gt; taraftarının gözbebeği &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cristiano Ronaldo&lt;/span&gt; sol çizgiden içeri katetti ve boşta arkadaşını göremeyince kaleyi düşündü. Barcelona kalecisi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Valdes &lt;/span&gt;topu güçlükle kornere çeldi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;70’&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real Madrid&lt;/span&gt;’in sol kanadından bindiren &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Marcelo&lt;/span&gt;’nun ortasına Real’in fırsatçısı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Higuain &lt;/span&gt;arka direkte kafayı vuruyor. Top Valdes’in ellerinde eriyor. Kaleye vurmak yerine ortaya çıkarsa Kaka bomboş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dakikalar 77’yi gösteriyor.&lt;/span&gt; Nadir gelişen &lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Barce&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;lona&lt;/span&gt; ataklarından. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pique&lt;/span&gt;’yle başlayan 14 paslık çevrim, sağ kanatta topu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;David Villa&lt;/span&gt;’yla buluşturuyor.  Sağ çaprazdan ceza sahasına katediyor. Bir anda beklenmedik bir kademe hatasıyla kaleci &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Casillias&lt;/span&gt;’la karşı karşıya. Ellerim titriyor. Vurmalıyım. Ancak bir anda golü &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Messi&lt;/span&gt;’yle atma  hırsım canlanıyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kasap Pepe&lt;/span&gt; (Real’in stoperi) yaklaşıyor. Kaç David, vurma. Biraz daha sıfıra in, sakın açma ayağından topu.&lt;br /&gt;İşteeeee, göründü. Geldiii. Geldi. Küçük dev adam göründü. Messiiiii, koş arka direğe. Koş arka direğe, koş bücür. Koş be! Koş. O minik ama hızlı adımlarınla koş. Tüm klasımla, arka direğe kestim. Kaleci &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Casillias&lt;/span&gt;’ta tıpkı Pepe gibi ön direğe yaklaştı. Ne güzel. Arka taraf bomboş. Süzüle süzüle gidiyor meşin yuvarlak. Vallahi gidiyor &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Messi&lt;/span&gt;’ye. Vurduuuu. Messi vurduuu. Messi vurdu  gol olduuu. GOOOOOOOOOOOOOL. Kariyerinin en kolay gollerinden biri. 1-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tribünlerde ölüm sessizliği. Kilometrelerce öteden, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nou Camp&lt;/span&gt;’tan sesler geliyor kulaklarıma. Sevinç gösterilerini izliyoruz. (Tuşa basıp hızlıca geçmek yasak, seyredilecek o sevinç). Oyunun hakkı bu değil. Ama öndeyiz. Haydi çocuklar. 15 dakka daha tutun donu. Oldu bu iş.&lt;br /&gt;Maçın son anları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 10 dakika, oyuncu değişiklikleri yapıyorum. İnanılmaz uyuz oluyor Lafonten oyunu kesiyorum diye. :)&lt;br /&gt;Leblebi bile atıyor. Saha kapatma yolda. Doksanıncı dakikaya yaklaşılırken Gonzalez uzatmaları işaret ediyor. 4 dakika. O sırada Lafonten’in telefonu çalıyor.&lt;br /&gt;Fincanı taştan oooo yarlar ooo yarlar.&lt;br /&gt;Telefona bir bakıyor. &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;“Messi arıyor...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre arasında, telefonundaki adımı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Messi &lt;/span&gt;yaptım. Kendi telefonumu da onu tek tuşla arayacak hale getirerek yanıma koymuştum. Allah’ım bu nasıl bir zevktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enayi aldı telefonu. Fincanı taştan oyarlar çalıyo, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Messi &lt;/span&gt;arıyor. Uzaktaki koltuğa fırlattı telefonu, tabii bana da okkalı bi küfür attach etti. Profesyonel futbol disiplin kurulundan bu küfürler için saha kapatma ya da tarafsız saha cezaları bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç bitiyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’in önündeki kaseden leblebi atıştırıyorum. Şimdilik onu hiç kızdırmıyorum. Çok sinirli. Hafta içi bellerim ben onu zaten. Akşam için yoğun mesaimiz olduğunu hatırlatıyorum Lafonten’e. Banyosuydu, ön çalışmasıydı, rezervasyonuydu çok işimiz var. Sabah akşam seni tokatlayamam Lafocuğum kusura bakma diyorum. Orta dereceli bir küfür ediyor bana. İki üç saat daha evde oyalanıp, uzuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftasonki &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Real Madrid&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Barce&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;lona &lt;/span&gt;maçında kimi tuttuğumu da post ile ifşa etmiş oluyorum. Bu haftasonu gerçek bir maç var. Yurdumun güzel hanımları, erkek arkadaşlarınıza dokunmayın, saçma sapan programlar çıkartıp boşuna gerginlik yaratmayın. O maç izlenir çünkü.&lt;br /&gt;Sevgiler&lt;br /&gt;T.I&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-6059731392346704059?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/6059731392346704059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=6059731392346704059&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6059731392346704059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6059731392346704059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2011/04/el-clasico.html' title='El Clasico!'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-NmHjhd3bn60/Taf8rgiZd5I/AAAAAAAAAQc/raskX9Gr4nU/s72-c/el-clasico-real-madrid-barca.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-3191015336492995996</id><published>2011-04-12T13:47:00.008+02:00</published><updated>2011-04-14T08:35:34.799+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='9 üzeri kadınlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Heidi'/><title type='text'>Heidi Klum vakit tamam. Açılsın bloglar diyordun, işte açıldı sayfan!</title><content type='html'>Efendim, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“bloguma dokunma, blogumdan elini çek, blogumu elletmem, blogumu birazcık elletirim ama vermem”&lt;/span&gt; derken bir site kapatmanın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Tüm yetkililerimize, bana  kalplerinden de temiz bu web sayfasında yer ayırdıkları için teşekkür ediyor, sevgilerimi sunuyorum. Sonuçta her şeyi onlara borçluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yalandan kim ölmüş? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi size bu kadar uzun süre yazmamamın sebebi, blogların kapatılması diyeceğim. Siz de bana küfür edeceksiniz. Değil tabii ki. Fakat, ben de sizlerden anlayış bekliyorum. Sonuçta beni biliyorsunuz, yapı olarak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“sıkılmadan bırakma”&lt;/span&gt;  taraftarı bi’ insanım. Bakın, dönüp dolaşıp geliyorum yine. İlişkilerde pek öyle olmasa da bazı konularda da böyle bir huyum var işte, tilki ve kürkçü dükkanı. İlişkilerde ise sürekli açılımdan peşindeyim. Ben bu açılıma özetle fermuar açılımı diyorum. Siz anlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı bazı verdiğim bu uzun aralar benim açımdan blogu boşlamak değil aslında. Yazasım olmadığı zaman yazmıyorum. Bloga özendiğimden diyebilirim. Boşluklar iyidir. Hayatınıza da katmanızı öneririm. Neyse, anlatmaya devam ediyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım bende biraz anormallik var. Bir insan,  “Çok yorgunum, uyumak istiyorum, ama eğlenceyi kaçırmak da istemiyorum.” cümlesini ne sıklıkta kurar. Valla ben haftadaen az  iki üç kez kuruyorum. Yetişemiyorum arkadaş, yetişemiyorum. Ama tüm bunların müsebbibi belli. Tabii ki ben değil.  Kim mi? Kadınlar. Haftanın en az bi on gün olması lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kadınlar vardır. Burunlarından kıl aldırmazlar. Pardon, baştan  alıyorum. Pekçok kadın vardır ki, sağolsunlar burunlarından kıl aldırmazlar. Ancak bazı kadınlar vardır. Burunlarından kıl aldırmamakta haklıdırlar. Onlar the &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“chosen one”&lt;/span&gt;lardır. Chosen One ne demek diye merak edenler var ise, Redhouse sözlüğe göre tam Türkçe karşılığı&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 9,5/10&lt;/span&gt; filan demek. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;9,5/10&lt;/span&gt; ne mi demek.&lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/search/label/Erkek%20Muhabbeti"&gt; O da burada yazılı. &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce size &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/search/label/Erkek%20Muhabbeti"&gt;Verkaç&lt;/a&gt;’ın ne olduğunu açıklamıştım. Benim çok sevdiğim bir tabir. Bu tabir olmasa pekçok şey boş kalırdı bu gibi işler için. Evveliyatını fazlaca anlatmayacağım, fakat yaptığım bir verkaç sonucu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi &lt;/span&gt;ile tanıştım. Başlıyoruz.&lt;br /&gt;Kod adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;. Baştan söyleyeyim, bu ismi ucundan kıyısından da olsa Heidi Klum’a benzediği için aldı. Niye bu açıklamayı yazma ihtiyacı duydum? Önce onu bir sorun. Çünkü  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;, kritik isimdir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;’yi algılayışlarına göre insanlar ikiye ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1-&lt;/span&gt; Çocukluk nostaljilerinde kendini kaybedenler&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2-&lt;/span&gt; Hala geleceğe dair umut besleyenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-hmaclcQ2MUo/TaRH-DcBTjI/AAAAAAAAAQM/tMP6Ncy9tD4/s1600/heidi.png"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 285px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-hmaclcQ2MUo/TaRH-DcBTjI/AAAAAAAAAQM/tMP6Ncy9tD4/s400/heidi.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594675768501292594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluk nostaljilerinde kendini kaybedenler için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;, bir çizgi kahramandır. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peter&lt;/span&gt;’in gelecekteki   partneridir.  Ki, o dünya da beni hiiiç açmaz. Taaa çocukluğumda da hiç sıcak bakamadım şu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;’ye. Sevmek bir tarafa, çizgi kahraman &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;’ye biraz kıl bile olurum. Özetle bende hiç pozitif duygular uyandırmaz. Bacakları tomruk gibidir.  Genel olarak o komünü de sevmem. Yani &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peter&lt;/span&gt;, Heidi’nin dedesi, Heidi'nin keçisi meçisi filan. İnanın, yaşım ilerledikçe ve incisözlük sağolsun o Heidi’nin dedesine de itimadım kalmadı. O Heidi’nin dedesini yolda görsem, “Dikkat Dedeler” derim valla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-NunmycfU1_k/TaRHHK1zVmI/AAAAAAAAAP0/J3hLE8uWEGU/s1600/heidi_klum.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 246px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-NunmycfU1_k/TaRHHK1zVmI/AAAAAAAAAP0/J3hLE8uWEGU/s320/heidi_klum.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594674825595672162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bence, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi &lt;/span&gt;deyince, ruh sağlığı yerinde olan her  insanın aklına &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi Klum&lt;/span&gt; gelmelidir. Benim şahsen öyle... &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;'yiGörünce insanın şöyle bi kan dolaşımı hızlanıyo’. Bünye hareketleniyor. "Heeeidi giiidelum heiidi! Heeeiidi giiidelum heidi heiidi giiiiidellum heidi!" Eğer ki aranızda bunu erkek jargonundaki "Heidi’ye gitmek” olarak algılayanınız varsa, ki vardır, çok ayıp. Cidden o manada söylemedim ben. Yani benimkisi yaşanan aşırı coşkuyla beraber bir şarkı patlatmak. Bi anda coşkuyla yazılmış satırlardı onlar. Çıkartmayı bile düşündüm, ayılık olarak algılar hanımlar diye, ama ben amacımı biliyorum, saf ve temiz. Hani Hababam Sınıfı'nda genç ve güzel yeni  edebiyat öğretmeni sınıfa girer girmez gayrı ihtiyari bir alkış kopar ya. İste onun gibi. Bu, benim  hayatta en beğendiğim sinema sahnelerinden biridir. Çok samimi bir coşku vardır orada, çok gerçek ve çok komiktir. Bir anda. O alkış gibi o satırlar. Yemin ederim. İlk 30 saniye sadece. Lütfen izleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" src="http://www.youtube.com/embed/LxmSUvNBnMk?rel=0" allowfullscreen="" width="425" frameborder="0" height="349"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine lafı sapıttım, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi &lt;/span&gt;denince isteyen dağ tepe ve  yaşlı dede düşünebilir.  Boklu Peter’i de düşünebilirler. Ben &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi Klum&lt;/span&gt;’u düşünürüm arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordum, verkaç. Bir verkaçın sonunda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi &lt;/span&gt;ile buluştum. Bu kadar laf kalabalığından sonra siz de takdir edersiniz ki, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;, bir hayli iddialı bir kod adı. Sonuçta gerçek &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi Klum&lt;/span&gt;’dan farklılıkları yok mu? Tabii ki var. Artıları da eksileri de... Eksileri arasında o vücuda göre çok iddialı giyinmemesi, erkekleri biraz fazla iyi tanıyor olması (tabii kadına her yaklaşan erkek köpekbalığı gibi olunca bu refleksi geliştiyordur. ) akşamları çkmayı fazla sevmemesi filan var. Artıları arasında ise çocuğu olmaması gibi etmenler sayılabilir. Dediğim gibi bir verkaç sonucu tanıştım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;’yle. İlişki başlangıçlarında, ne kadar özgüvenin önemli olduğunu bilsem de, 9 üzeri kadınlarda biraz boka basmıyorum desem yalan. Verkaç’ın detaylarını şimdi size anlatamayacağım ancak arkadaşım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos &lt;/span&gt;çok iyi iş çıkarttı arkadaşım diyebilirim. Aynı ortamda bir araya geldiğimiz anda, ben zaten direkt yamuldum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;’a dedim ki.&lt;br /&gt;Olm bu ne lan, en az 9,2 çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Yok be olm”&lt;/span&gt; saçmalama&lt;br /&gt;(Carlos’u daha önce de anlatmıştım, biraz ukala bir tiptir, çok konuşur filan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“S.ktir lan, sanki  günde bin tane böyle kadın görüyorsun. İnek”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Biz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;’la fiskoslaşırken, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;’nin telefonu çaldı ve masadan kalktı. Bu kendisini ilk ayakta görüşümdü. Kısmet işte, o görüş de arkadan oldu. Böyle bir endam olamaz. Baştan aşağı endam, sırf endamdan oluşuyor kadınresmen  full endam. Kod adını &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi &lt;/span&gt;koymasam, kesin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fulendam&lt;/span&gt; koyardım.&lt;br /&gt;Fulendam mulendam diyorum ama, telefonu çalınca masadan uzaklaşması, hiç hayra alamet değil. Yine de büyülenmedim desem yalan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemsiz bir şekilde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Yahu Carlos resmen yaradan  yürü ya Klum”&lt;/span&gt; demiş dedim.  Böyle dalgalı katlı saçlar mı dersiniz, catwalk mu moonwalk mu skywalk mu adını koyamadığım seksilikte bi’ yürüyüş mü dersiniz, böyle aslında uzun ama yürüdükçe salınıp, hafiften uçuşarak insanın içini gıcıklayan satensi (saten değil ama malzemeyi de bilemedim, hanımlar yadımcı olun.)  elbise mi dersiniz bilmem. Ben hiçbir şey diyemedim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;’un sevgilisi (Margarita ya da Limbo değil, ayrıldılar onlar),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Heidi de bilmemnerenin İK’sında çalışıyor; çok kritik bir görüşmesi vardı” dedi.  Kadınlar çok çakal. Bir tek alt metinde o kadar çok diyor ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Heidi de bilmemnerenin İK’sında çalışıyor” cümlesini ben şu şekilde algılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“T.I’cığım,&lt;br /&gt;Her ne kadar cool durmaya çalışsan da, dibin düştü, anlamaz mıyım ben? Seni y.vşaaaak. Nası' da kıllandın di mi telefonu çalınca dilberin masadan kalmasına, nası da kıllandın? Neyse çok da eziyet etmeyeyim sana, o cümleyi duymak istiyorsun benden değil mi? Biraz daha acı çektireyim mi sana? Neyse tamam tamam. Sevgilisi yok, rahat ol. Biraz işine düşkün o kadar.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar cümleyi “Heidi de bilmemnerenin İK’sında çalışıyor” diyerek anlatmak: İşte bu bir sanat. Ben hiç beceremiyorum. Baksanıza yine sayfalarca yazdım, bi’ bok anlatamadım. Öte yandan ben başka bir şeye de takıldım tabii. &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;İK’cı der demez tüm bu yukarıdaki mesajların yanı sıra bende  ayrıca bir alarm daha  çaldı, dııt dııt dııt dııt!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan Kaynakları, benim &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;kırmızı bülten&lt;/span&gt;imde yer alan mesleklerden. Merak edenler için, bu bültende yer alan mesleklerin tam listesini ilerleyen günlerde açıklayacağım. Demek bir İnsan Kaynakları kadını. Bu meslek grubuna dahil kadınlar, tabii ki işleri gereği pekçok kişiyle, kendileri için çok sıradan ancak karşısındaki insan için kritik görüşmeler yaparlar. Meslekleri, İK’cılara, karşılarındaki insanların heyecanını, özgüvenini, yeteneklerini, atmasyonculuklarını derhal tespit etme becerisi katar. Bunu ilişkiler konusunda kullanabilmek tabii ki ayrı bir meziyet,%100 eminim ki pek çoğu da kullanamıyordur, ama kullananları da çok tehlikelidir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;’nin bu güzellikle kullanmaması pek mümkün değil. Yukarıdaki satırlarda şöyle bir cümle kullandım, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“tabii kadına her yaklaşan erkek köpekbalığı gibi olunca bu refleksi geliştiyordur. ”&lt;/span&gt;. Ben kendimi asla bu kategoriye sokmam. Bir köpekbalığı değilim. Kadından pas almadığımda, ilgisini pek zorlayan bir yapım yoktur. Taktik olarak doğruluğu yanlışlığından ziyade, hoşlanmıyorum o durumdan. Yapmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Heidi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;’nin masaya dönüşü ve diğer gelişmeler için bir sonraki yazı, arayı uzatmayacğıma dair de söz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-3191015336492995996?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/3191015336492995996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=3191015336492995996&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/3191015336492995996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/3191015336492995996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2011/04/heidi-klum-vakit-tamam-aclsn-bloglar.html' title='Heidi Klum vakit tamam. Açılsın bloglar diyordun, işte açıldı sayfan!'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-hmaclcQ2MUo/TaRH-DcBTjI/AAAAAAAAAQM/tMP6Ncy9tD4/s72-c/heidi.png' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-6538117811645944341</id><published>2010-12-24T12:07:00.015+02:00</published><updated>2010-12-27T11:21:34.929+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alışveriş merkezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bakışlar'/><title type='text'>Alışveriş Merkezleri ve Bakışlar.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRR7B3rqkrI/AAAAAAAAAPc/7vhePrd5Dok/s1600/s%25C3%25BCzbeni.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRR4pHwwSZI/AAAAAAAAAPM/Txep1tt0DnI/s1600/shopping%252Bsilhouette.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 283px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRR4pHwwSZI/AAAAAAAAAPM/Txep1tt0DnI/s400/shopping%252Bsilhouette.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554196888308173202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alışveriş merkezlerine bayılırım. Sanırım bu cümleyi kuran tek insan benim, ama öyle. Ya  tamam, şu cümlelerin hepsini söylediğinizi duyar gibiyim. Şehrin anasını belliyorlar, trafiği tıkıyorlar, küçük esnafı bitiriyorlar. Bu özelliklerinden ben de nefret ediyorum. Sanki ben anası bellenmiş şehir, tıkalı trafik ve bitik küçük esnaf fetişistiyim. Ben de biliyorum tüm bunları. Ancak tüm bunların sebebini de o alışveriş merkezlerine atmayı mantıklı bulmuyorum. Şehirdeki her şey güzel, tıkır tıkır işliyor da alışveriş merkezleri mi s.kertti ortalığı bi' tek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, ne zaman üzerine uzun uzun düşünsem, alışveriş merkezlerini sevdiğimi fark ederim. Nimet onlar nimet. Çünkü o kadar güzel kadını bir araya toplayan bir yer düşünüp tasarlamak her babayiğidin harcı değil. Düşünen bu amaçla mı düşünüp tasarladı bilmiyorum ama tasarladığı şeyin böyle bir yan etkisi olduğu açık. Hani basur tedavisi için üretilmiş ama saç dökülmesini engelleyen ilaçlar gibi bir şey. Evet! Lamı cimi yok. Alışveriş merkezleri, güzel kadın doludur. İnanmıyorsanız  gidin bakın.&lt;br /&gt;Ancak a&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;lışveriş merkezlerinin en önemli özelliği güzel kadınları içine doldurması değildir.&lt;/span&gt; Bu, önemli bir özelliğidir. Ancak en önemlisi değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leydiiz en Cendılzın,&lt;br /&gt;Şimdi sizlere alışveriş merkezlerinin en önemli özelliğini söyleyeceğim. Birçoğunuz bu gerçeğin farkındaydınız ama hiç dile getirmemiştiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, alışveriş merkezi öylesine mucizevi bir erkek buluşudur ki içeri giren kadınların hepsine sihirli bir takım şeyler yapar. Eğer ki, bir gün bana gelseler ve&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Bir alışveriş merkezi kuracağız ama bir türlü isim koyamıyoruz. Ne koyalım T.I? Çaresiz durumdayız. Yardım et bize " &lt;/span&gt;deseler. Onlara şöyle yandan yandan kötü adam gibi gülerim ve adını "Sihirli Değnek Alışveriş Merkezi" koyun derim. Bu işin biraz da ruhunu bildiğimden Sihirli  Değnek de demem. Çok daha havalı olan ingilizcesini söylerim: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Magic Wand Shopping Mall"&lt;/span&gt;. Üfff, ne doluşur buna kadınlar düşünemiyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Magic Wand&lt;/span&gt;, isminin altını da şöyle dolduruyor, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Size dokunan sihirli değnek, sizi baştan aşağı değiştirecek. Artık siz çok şık birisiniz."&lt;/span&gt; gibi gibi bişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanımlar bilmiyorlar ki, o sihirli değnek onların kıyafetlerini değiştirmiyor. Hanımlar! Kıyafetlerinizi değiştiren kendinizsiniz. O sihirli değnek, sizin karakterinizi değiştiriyor, hem de kökten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;Ey burnu havada çok güzel kadın. Artık sen o eski sen değilsin. Eeeeeeey, o barda sana bir kere olsun bana  bak diye 10 saniyede bir kestiğim afet. Eeeeeeeey bir kerecik göğüslerine baktım diye küçük çocuğu azarlar gibi bana bakan kadın. İşte şimdi faka bastınız!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışveriş merkezleri, çok güzel kadınların, karşı cinse özgüvenlerini kaybettikleri ender yerlerdendir. Özellikle yalnızlarsa ve şöyle en az bi' üç dört mağaza gezmişlerse, emin olun ki son zamanlarda inanılmaz şişmanladıklarını ya da çirkin olduklarını düşünüyorlardır. Halbuki kendileri gerçekten ilik gibidir, ama farkında değillerdir. Üzerlerine inanılmaz derecede çok yakışan elbiselerin bile %80'inin içinde çok şişman göründüklerini düşünen kadınlar. O kadınlar kim biliyor musunuz? O kadınlar tam olarak barda, erkeklerden bakışını itinayla saklayan kadınlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baylar!&lt;br /&gt;İşte o kadın , o mağazadan çıktığı anda bizim bakışlarımıza muhtaçtır. Hani bir barda dördümüzün birden aynı anda baktığı o kadın var ya. Onun gibi 4 tanesi de senin gözlerinin içine bakar. O gözler şunu der, aynen şunu: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Hey, barda gözlerimin içine bakan yakışıklı. Ben ettim sen etme. Ocağına düştüm. Önce gözlerimin içine bak, sonra beni şöyle süz, tamam kızmicam.Peki peki. Göğüslerde bir iki milisaniye fazla durabilirsin. Süzüşünü tamamla ve sonra bir daha gözlerimin içine bak. Gerçekten de o eski halimden eser mi yok. Söyle bana gözlerinle.”&lt;/span&gt; Evet beyler. Burada bizim bakışlarımız değerli. Onlar barlarda nası bizim anamızı ağlatıyorlar. Sıra bizde. Bizler de ana evladıyız. Hadi bakalım. Kural 1: Sakın hepsiyle göz göze gelmeyin. Kasıtlı olarak bakmadığınız her kadın, bir arkanızdaki erkeğin elini güçlendirir. Kadının gözleri ona da da bi şekle söyler bir önce size söylediklerini. Kural 2: Normaldeki beğeni kriterlerinizi en az dörtle çarpın. Gerçekten zamanının &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cindy Crawford&lt;/span&gt;’ı filan değilse, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Üzülme bebek, taş gibisin.”&lt;/span&gt; bakışı atmayın. En fazla &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Tamam güzelsin de, hani eksiklerin yok değil.”&lt;/span&gt; bakışı atın. O bakış nasıl mı atılır? Of, çok işimiz var sizle çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;“Tamam güzelsin de, hani eksiklerin yok değil.” Nasıl Atılır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 204);"&gt;Öncelikle “Süz beni. Süz beni.” bakışı atan kadının gözlerine “Tamam, mesaj alındı.” Kodunu göndermek gerekiyor. Bunu nasıl yapacağınızı anlatmıyorum, herhalde biliyosunuzdur. Neyse, konuyu dağıtmayalım. Unutmayın hız çok önemli. Çünkü o size doğru yürüyor, siz ona. Yani en fazla birkaç saniyede bitmeli bu iş. Kadın bakışı gönderdi. Hop mesaj alınmıştır bakışını gönderdin. 0,3 saniye gitti bile. Hemen süzme moduna geçtin. Süzüyorum diye kendini ayı gibi hissetme, buna hiç gerek yok. Alışveriş merkezindesin. Ayrıca buna o izin verdi. O istiyor. Yine de bakışlarının vahşi olmamasına dikkat et. Rahatsız edici olma. Avcı değilsin, süzücüsün, bunu unutma. Süzmeye başladın, göğüslerde birkaç milisaniye fazla durabilirsin. Buna o izin verdi. Hatırlasana: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 102, 204);"&gt;“Hey, barda gözlerimin içine bakan yakışıklı. Ben ettim sen etme. Ocağına düştüm. Önce gözlerimin içine bak, sonra beni şöyle süz, tamam kızmicam. Peki peki. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Göğüslerde bir iki milisaniye fazla durabilirsin&lt;/span&gt;. Süzüşünü tamamla ve sonra bir daha gözlerimin içine bak. Gerçekten de o eski halimden eser mi yok. Söyle bana gözlerinle.”&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(204, 102, 204);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne anlatıyodum ben? Hah, “Tamam güzelsin de, hani eksiklerin yok değil.” bakışı. Unutma, süzerkenki bütün duraklamaların, yukarıdan aşağı inerken olmalı. Yukarıdan aşağı inerken durur, aynı yerde aşağıdan yukarı çıkarken de durursan. Kadın bunu hemen anlar ve “Kendini alamadın di mi? “Evet, biliyorum. Mükemmelim.” bakışı atar. Gol atayım derken kontradan golü yersin. O yüzden duraklamalar, yukarıdan aşağı inerken, unutma. Yukarıdan aşağı indin. Ben bu kadar yazıyorum ama, bütün bu yazdıklarım şimdiye kadar 1,2 saniye filan. En son kadınla tekrar göz göze gelmek üzeresin. İşte “Tamam güzelsin de, hani eksiklerin yok değil.” zamanı. Göz göze geldiniz. “Üzülme bebek, taş gibisin.” Bakışı gibi bir bakış yapacaksın. Ancak en sonunda böyle çok hafif dudaklarınla burnunu kaldırma hareketi yapacaksın. Ancak bu çok hızlı olmak zorunda. Kadın odudaklarının kalkmış burnunun büzüşmüş halini neredeyse hiç görmemeli. Sadece o bir resim olarak bilinç altına işlenmeli. Hani saniyede 24 kare gösterir ya sinemada, o 24 kareden birine başka bir şey koysalar gözümüz görmez ama bilinçaltımıza işler ya. Aynen yapmamız gereken şey bu. Hadi koçlar. Göreyim sizi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRR7B3rqkrI/AAAAAAAAAPc/7vhePrd5Dok/s1600/s%25C3%25BCzbeni.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 236px; height: 193px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRR7B3rqkrI/AAAAAAAAAPc/7vhePrd5Dok/s400/s%25C3%25BCzbeni.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554199512511845042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bakın, "Süz beni" bakışı işte tam olarak böyle bir şey. Ay! Pardon pardon.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRR7fogo7rI/AAAAAAAAAPk/uU-aRHgSo4E/s1600/suzbeni2.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 150px; height: 70px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRR7fogo7rI/AAAAAAAAAPk/uU-aRHgSo4E/s400/suzbeni2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554200023835143858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Böyle bi'şey.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışverişmerkezleri, kadınlar için bir mabed gibi görünmekle beraber aslında onlar için tam bir kaos ortamıdır. Bu da erkeklerin çok işine yarar. Üstelik erkekler, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Amaaaan. Alışverişmerkezlerini hiç sevmiyorum.”&lt;/span&gt; derler. Bu da erkekleri daha da bir güçlü konuma getirir. Yani ben burada zaten gönülsüzüm havası hep vardır erkeklerde. Dikkat edin. Of, ne işim var burada benim ya havalarında yürürken, hop bir bakış. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Efendim güzel kadın? bana bir şey mi demek istedin bakışlarınla, of neyse neyse tamam, seni de bi süzeyim çok istedin şimdi, kırmayayım."&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl şenlikse kıyafet mağazalarının olduğu katta değildir. Yemek katındadır. Yanlış anlamayın. Ben prensip olarak fast food yemem. Ağzımdan en son bir fast food öğesi geçeli en az yedi sekiz sene olmuştur. Ancak yine de arada bir alışveriş merkezlerinin yemek katına çıkarım. Orada kadınların başka bir hali vardır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Zaten giydiğim hiçbir şey yakışmadı. Ama yine de çok acıktım. Of. Zaten hep bunlar yüzünden.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, alışveriş merkezinin yemek katında bermuda şeytan beşgenindedir.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;Şu beş köşeye de bir bakın. Kadının&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; güzelliği&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;özgüveni&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;iradesi&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;açlığı &lt;/span&gt;ve tabii ki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;erkekler&lt;/span&gt;. İnanın, bu haldeki bir hanımefendiye, ben bile ilişmem. Hepsine, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Güzelsin işte, keyfine bak.”&lt;/span&gt; bakışı atarım. Kadınları asla fazla karşına almamak lazım. Akşam barda nasıl olsa evirip çevirip kıçımıza sokacaklar o bakışları :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca alışveriş merkezinde bazılarımız için tüm bu anlattıklarım yaşanırken, bir yanda da, aynı çatı altında acı bir tablo yürür. Ben bir erkek olarak bakamıyorum o sahnelere. Çok kötü oluyorum. Kim için mi? Uzun süreli sevgilisini, uzun süredir kabinin önünde bekleyen erkekler için. Aman Allahım! Onlar için yapılabilecek bir şey yok dostlar. Sizlerden tek ricam, onlara fazla bakmayın. Hem onların kendilerini, hem de sizin kendinizi kötü hissetmemeniz için bu şart. O adamlarla göz göze gelmeyin. Sakın gelmeyin. Gelirseniz de, &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;“Hemen kaç dostum!”&lt;/span&gt; bakışı atıp, alışveriş merkezini terk edin. Terk etmezseniz, alışveriş merkezinde yürüyen kadınlar sizin gözlerinizde o özgüvensizliği görürler. Ve size “Gözlerini kaçır çabuk benden. Bana bakmak senin neyine” bakışı atarlar.&lt;br /&gt;Bir acı tablo daha. Bu kabin önünde bekleyen erkeklerin hepsinin ortak özelliği nedir biliyor musunuz?  Ben biliyorum. Bu adamların hepsinin elinde aynı şey vardır. Hepsi istisnasız olarak ellerinde hemen önlerindeki kabinde sevgililerinin içine girmeye çalıştıkları elbisenin bi’ büyük bedenini tutarlar. Korkunç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Magic Wand Shopping Mall&lt;/span&gt;'da erkeklerin bir büyük beden elbiseyle kabin önünde beklemesi kesin olarak yasak olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin özeti, alışveriş merkezinde tanıştığım bir kadının hikayesini anlatacaktım size. Yine esas lakırdıya  gelemeden bi araba laf zırvaladım. En azından hikayemin altyapısı tamam. Tanıştığım kadının kod adı mı? Güldürmeyin beni. Tabii ki Mango  :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-6538117811645944341?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/6538117811645944341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=6538117811645944341&amp;isPopup=true' title='47 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6538117811645944341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6538117811645944341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/12/alsveris-merkezleri-ve-bakslar.html' title='Alışveriş Merkezleri ve Bakışlar.'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRR4pHwwSZI/AAAAAAAAAPM/Txep1tt0DnI/s72-c/shopping%252Bsilhouette.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>47</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-6199005459584824927</id><published>2010-12-22T13:56:00.015+02:00</published><updated>2010-12-22T16:31:21.278+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Limbo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Carlos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ginger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='21 Aralık'/><title type='text'>Bu gece uzun olacak besbelli... 21 Aralık ve Ginger</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);font-size:85%;" &gt;Bu yazı üç gün önce yazıldı. Editing'i biraz geciktiği için anca koydum. Affedin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;20 Aralık&lt;/span&gt;. Yani bu gece saat 00:00'ı gösterdiği andan itibaren ne başlıyor. En uzun gece. Geçen sene bu büyük günün hakkını teslim eden bir yazı yazma fırsatım olmamıştı. Bu sene atlamam mümkün değil. Çünkü bu gecenin her türlü uzun olması için haftalardır çalışıyorum. Ne &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger&lt;/span&gt;'ın kendine has muhafazakarlığı, ne heyetin yoğun baskıları, hiçbiri bu geceye ulaşmak için dantel işler gibi yaptığım çalışmaların önüne geçemez. Bu gece önemli. Bazen böyle şeylere aşırı kafamı taktığımı düşündüğünüzü biliyorum. Yani bazı şeylere anlam yüklemeye aşırı mesai&lt;br /&gt;harcamamı gereksiz bulanlar olduğu aldığım e-mail'lerden aşikar. Kendilerine&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Hadi canım"&lt;/span&gt; diyor ve geçiyorum. Bilmeyenler için, izah edeyim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;21 Aralık&lt;/span&gt; çok önemli gecedir. Benim doğum günümden daha önemlidir mesela. Benim doğum günüm sırf beni ve çevremi ilgilendirirken 21 Aralık tüm erkekleri ilgilendiren bir gündür. Bu gece, en uzun gecedir. Bu gece, işini seven bütün emekçi erkeklere, en uzun mesai saatini bahşeden gecedir. Karanlığını erken indirir, geç kaldırır. İyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışan erkeklere, karanlığını tüm cömertliğiyle&lt;br /&gt;sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları anlamıyorum. Özellikle bazı erkekleri. Daha aralık ayı başlar başlamaz "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yılbaşında napıyosun? Ne yapmalıyım? Bi'planın var mı?"&lt;/span&gt; tarzı cümleler kurmaya başlarlar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"Ulan ibiş!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Sen &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;21 Aralık&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;'ı planlandın mı da yılbaşına geçtin. Anlamadım ki. Kolay&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;mı öyle o işler. Önce önümüzdeki maçlara bakmamız gerektiğini bilmiyo musun?"&lt;/span&gt; diye çıkışasım gelir. Ama &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"yok yok, yapmadım, daha yapmadım."&lt;/span&gt; gibi bir cevap veririm. Mükemmel bir gece planlanacaksa onun &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;31 Aralık&lt;/span&gt; yerine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;21 Aralık &lt;/span&gt;olmasını tercih ederim, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;31 Aralık&lt;/span&gt; yeteri kadar itibar ögörüyo zaten. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özetle 31'i herkes zaten yeteri kadar&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;seviyo ve onun için mesai harcıyo. &lt;/span&gt;(Fesatlaşmayın, cson cümleyi ne gözle okuduğunuzu biliyorum.) Neyse, 21'in ise birçok insan farkında bile değil.  Bunun için kendini kasma anlam yüklemek için diyenleri şağıdaki satırları okumaya davet ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonrası Flashback.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yazımı, ertesi gün Ginger'la randevulaştık diye bitirmiştim. O randevuyu iptal etmek zorunda kaldım. İş gereği bir yurtdışı ziyareti yapıp dönmem gerekti. Ginder ciddi kız, öyle "Yaaa, beni sattaaa" styla bi' tip değil. O yüzden problem olmadı. Birkaç gün sonra yurda döndüm, vatan toprağını öptüm. Şu Gİnger'ı da bi öpebilsem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler günleri kovaladı.&lt;br /&gt;21 Aralık'a 2 hafta kala...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHoaM4zqkI/AAAAAAAAAOk/RIyNIAFfCWE/s1600/2weeks.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 400px; height: 46px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHoaM4zqkI/AAAAAAAAAOk/RIyNIAFfCWE/s400/2weeks.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553475352358267458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Aralık&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger &lt;/span&gt;ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mütevelli Heyeti&lt;/span&gt; ile son kez buluşuyorum. Bir sonraki buluşmamızda da değil Mütevelli Heyeti, mütevelli heyetinin müüsü olursa &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I&lt;/span&gt; net bir şekilde elvedasını verir. İşyerinde istifa, ilişkide elveda. Açıkçası resmen o aralar elvedam cebimde geziyorum. Bu seferki buluşma için ben gitmedim. Onları bir yere çağırdım. Üstelik özenle seçilmiş iki arkadaşım da var. Bakarsın başka yakınlaşmalar olur. Zaten bu gibi buluşmalar genellikle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kime niyet nime kısmet&lt;/span&gt; ilkesiyle çalışır. Her zaman sürpriz çiftlere gebedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz 3 arkadaşız. Felaket bir üçlü diyebilirim. Ben, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos &lt;/span&gt;ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;. Bilmeyenler için, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/search/label/Limbo"&gt;şiddetle okumalarını tavsiye etmekle beraber&lt;/a&gt;, bu iki arkadaşımı kısaca tarif edeyim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;, eski sevgilim. Ancak yıllar bizi iki eski sevgililikten ziyade, iki kankaya dönüştürmüş durumda. Birbirimize libidinal olarak harbi harbi hiçbir şey hissetmemekle beraber, inanılmaz iyi anlaşıyoruz. Onun aşmışlığından kaynaklanıyor tabii ki bu durum daha fazla. Yoksa eski sevgililerim beni genelde sevmezler. Bense onları severim. Nası yüce bir gönülse benimki artık siz düşünün. Şaka tabii, yüce gönülden ziyade, kadınları karşıma almayı sevmem ben. Kanalların her zaman açık olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne anlatıyodum lan, hah &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;. Benle çok uğraşır, beni iyi tanıdığı için de her zaman beni sarsıcı cümleler kurmayı, şakalar yapmayı iyi bilir. Her ne kadar ona "Sen çok iyi taşıyosun, bazı kadınlar kilo alsalar bile vücut hatlarını kaybetmezler, bu çok seksi bir şeydir ve bir şanstır." falanfilan desem de, gereksiz şekilde şişmanladı son iki senede. Bunu ona birisi söylemeli. O kişi tabii ki ben değilim. Sonuçta, hala gelecekle ilgili planları olan birisiyim. Kafamda tik atmadığım yüzlerce kadın, binlerce yapılacak iş var. Geleceğimi karartmak istemem. Yo yo, ben söyleyemem. Birisi söylesin.&lt;br /&gt;ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;. Onu nasıl anlatsam, kelime bulamıyorum.  Yakışıklı çocuktur. Biraz fazla konuşur. Fazla konuşsa problem değil de, çok boş konuşur. Yine de çok severiz.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Carlos ve Limbo: &lt;/span&gt;Onlar, görevleri oraya gelene kadar, kendilerinden bile gizli&lt;br /&gt;tutulmuş, özel yetenekleri bu iş için onları benzersiz kılan, çok özel bir tim.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; MHST, &lt;/span&gt;yani  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mütevelli Heyeti Savuşturma Timi&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biiyorum, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;, grubun erkeklere güvenmeyen kızı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Welldone&lt;/span&gt;'ı kilitleyecek. Onu laflara boğacak. Bir ilişki doğra mı? Bence çok uygunlar ama bilmiyorum Carlos bazen itici gelebiliyor kadınlara, ancak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Welldone&lt;/span&gt;'a geleceğini sanmam.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Mütevelli Heyetinin&lt;/span&gt; geri kalanını ise &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo &lt;/span&gt;rahatlıkla donunda sallar. İçim rahat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buluşma gerçekleştikten biraz sonra MHST namlularını heyete doğru doğrultuyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger &lt;/span&gt;boşa çıktı. Biraz daha tanıma fırsatı buluyorum onu. Güzelliğine güzel, akıllılığına akıllı da, tam olarak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Biraz hızlı gitmiyor muyuz?"&lt;/span&gt; kızı. Kendime dair yaptığım analizlerde şunu hep görmüşümdür. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Biraz hızlı gitmiyor muyuz?"&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Biraz daha ğırdan alsak, biraz zamana ihtiyacımız olduğunu sen de düşünmüyor musun?"&lt;/span&gt; gibi cümleler kuran kadınlarla mutlu bir ilişki yaşamışlığım vaki değil. Bana göre değil aslında. Ancak ilişkinin başlangıç evresinde bana bu cümleler kurulduğunda nedense, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;tabii ki, sen nasıl istersen, kendini nasıl rahat hissedersen..."&lt;/span&gt; filan gibi cümleler kuruyorum. Ben de bir acayibim. T.I'ın fikri neyse, zikri de o değil. Bir şekilde onunla birlikte olmak için yanıp tutuşurken, lütfen yanlış anlamayın, gerçekten sadece cinsellikten bahsetmiyorum, beraber vakit geçirmek istediğim bir kadın var ve kafalarımız hiç uyuşmuyor. Eminim başınıza gelmiştir. Olmayacak duaya amin demek. O da benden hoşlanıyor, biliyorum. Ben biraz olmayacak dua olduğunun farkındayım, yine de kendimi alamıyorum. Kendime uyuz oluyorum bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamı sağa çeviriyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos Welldone&lt;/span&gt;'a &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kumru hayvanının ne kadar eşine sadık bir kuş olduğundan, bir belgeselde gördüğünden filan bahsediyor.&lt;/span&gt; İnanılmaz bir şey ya. Manyak herif.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sola çeviriyorum, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;, heyeti tek kelimeyle donunda sallıyor. Aklıma bu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;'yla &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt; olur mu olmaz mı diye geliyor. Acaba &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;, arkadaşımın ex'ine sarkmam centilmenliği içerisinde mi? Bir ara onunla konuşmalıyım. Kimsenin hayatına karışmayan birisi olduğumu hatırlatmak babında. Diyalogları da genelde müthiş. İkisi konuşuyorlarsa ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos &lt;/span&gt;inanılmaz boş konuşmaya başlıyorsa, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;, "aman kes kes" diyor şakayla karışık. Carlos da kesiyor. Ben son on yılda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;'u susturmayı hiç başaramamıştım mesela. O, şıp diye kesiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHoypHtgfI/AAAAAAAAAOs/KE7NALVm_RE/s1600/1week%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 400px; height: 60px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHoypHtgfI/AAAAAAAAAOs/KE7NALVm_RE/s400/1week%2Bcopy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553475772253831666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;21 Aralık&lt;/span&gt; için yemek rezervasyonumu yaptırdım. İnanılmaz bir teras. Boğazsa boğaz, manzaraysa manzara. Güzel şarapsa güzel şarap. Oteldeki yerimi de ayırttırdım. Yemek zaten otelin terasında.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 21 Aralık&lt;/span&gt; yılda bir kere. Tek sorun var. Bütün işleri rayına sokmalıyım. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger&lt;/span&gt;'la bu sefer yekeyek buluşma başarısını gösteriyorum. Yoksa demiştim. Elvedam cebimde diye. Buluşuyoruz. Yine ben gittim. Ya ben karşı yakadan kadınlarla bile çok zorlanırken, uzun mesafeli ilişkiler nasıl yürür diye düşünmeden kendimi alamıyorum. İnsanlar çok acayip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse,&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mütevelli Heyeti&lt;/span&gt; olmayınca daha bir güzel geliyor bana &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger&lt;/span&gt;. Kadınlara açılma konusunda tutukluğu olmayan birisi olduğumdan, Ginger'a hemen içimdekileri anlatmaya başlayacağım. Biliyorsunuz, benim böyle durumlar için hazırlanmış bantlarım var. Sıçmamak için dieceklerimi banttan okuyorum, bir nevi playback. Sorun şu ki, hard diskten hangi bandı çıkarmalıyım? Biraz Hard Disk search, arama sonuç: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bant no: 5&lt;/span&gt;, bandın üstüne not düşmüşüm, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Yavaş ilerleyelim kadını"&lt;/span&gt;. Bant şöyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"[Kadının Adı], o gün oraya gelirken açıkçası senin gibi birisiyle karşılaşacağımı, oraya gelmenin hayatımı bu kadar değiştireceğini zerre kadar tahmin etmiyordum. [Tanışmana Vesile olan arkadaşının adı], gel takılırız demişti ben de gelmiştim işte. Ne bileyim orada senin gibi birisi olacağını. Lafı fazla uzatmayacağım, yıllar kafama vura vura öğretti ki kadınların sezgileri bizden çok daha güçlü. Eminim ki seni ilk gördüğüm andan itibaren ben her ne kadar saçma mimiklerimle saklamaya çalışsam da sen her şeyin fakındaydın&lt;span style="font-size:85%;"&gt; (Hiç öyle bişi yok, o mimiklerin hiçbiri saçma değildi)&lt;/span&gt;. Ne bileyim işte, bende durumlar bu, pek de beceremiyorum işte gördüğün gibi &lt;span style="font-size:85%;"&gt;(Araya girmem lazım, çünkü bu ben gördüğün gibi bu işleri beceremiyorum cümlesi kritik. Kadınlar her zaman erkeklerin ilişkiler konusundaki saflıklarını sevmişlerdir. Aksini bilseler bile, buna inanmak hoşlarına gider.)&lt;/span&gt;  Belki sana biraz hızlı gidiyormuşum gibi gelebilir. Bence değil ama yine de buna sen karar ver. Fazla uzatmadım işte. Özetle bendeki haberler bu. Biraz pat diye oldu sanki ama..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banttan okumam, eminim hanımlara çok mekanik ve duygusuz geliyor. Ancak inanın, anlatrken öyle de, yaşarken bu şekilde bir duygusuzlukla yaşamıyorum bunu. O ezber, ağzımdan tüm samimiyetimle dökülüyor. Sonradan farkına varıyorum ben de bunun. Neyse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yukarıdaki gibi cümleler normal şartlarda açıkçası pek tarzım değil. Ben kadınların böyle saf değil de kendine güvenli erkeklerden etkilendiklerini bilecek kadar tecrübeliyim. Ancak bant no:5, maalesef bunu gerektiriyor. Bu text'i de ben kıçımdan sallamadım. Onyıllardır yapılan araştırmalarım, deneme yanılmalarım ve gözlemlerim  sonucu buldum. Şimdi bunu okuyan hanımlar, eminim ki,&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "O kadar da ucuz değil bu işler"&lt;/span&gt; filan diyeceklerdir. Ama öyle, üzgünüm. Çalışıyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Biraz hızlı mı gidiyoruz?" &lt;/span&gt;kadınlarını iyi tanıdığıma emin olabilirsiniz, sonuçta Türkiye'de yaşıyorum. Kabul edersiniz ki çevremizde hatrı sayılır sayıda "Biraz hızlı gitmiyor muyuz?" kadını var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHpHmKThII/AAAAAAAAAO0/l_ezUjjgy3Y/s1600/2%2Bdays%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 400px; height: 60px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHpHmKThII/AAAAAAAAAO0/l_ezUjjgy3Y/s400/2%2Bdays%2Bcopy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553476132236657794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;'la o konuşmayı yaptım. Ciddi olup olmadığımı sordu.&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Olm manyak mısın? Kaç yaşında insanlarsınız bana b.k yemek düşer."&lt;/span&gt; cümlemin ardından, bir arkadaşımı daha katarak onları yemeğe çağırdım. Gündüzden de arada bir ev konusunda bana yardımcı olan  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Refika Abla&lt;/span&gt;ma da haber verdi, gelip manyak yemekler yaptı. Ben de eti şarapla marine ederek hazırladığım, yapmayı bildiğim neredeyse tek komplike yemeği yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bunlar zaten, çok afedersiniz, adamı suya götürür susuz getirir. Baya bi mercimeği fırına vermişler. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Manyak Carlos&lt;/span&gt; benden icazet beklemese çoktan iş bitmiş...&lt;br /&gt;Afiyetle yedik. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger &lt;/span&gt;o yemeğe gelmemişti. Çünkü bir gün önce ayrılmıştık. Bir anda ikimizin de "evet olur" diye başladığı ilişki, pek olacak gibi değildi. Başlar başlamaz el frenini çektik. O mu çekti ben mi? Bence ben. Ancak kolu çeken oydu. Ben bunu tercih ediyorum zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHuavIMfiI/AAAAAAAAAO8/x0UMMXg0Vfo/s1600/24hours.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 400px; height: 60px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHuavIMfiI/AAAAAAAAAO8/x0UMMXg0Vfo/s400/24hours.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553481958619381282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S.ki tuttum. Başımın çaresine bakmalıyım. Bu kadınlar adamı çatlatır. Maddiyi geçtim, manevi hazırlığım çok büyüktü. Plan C'yi devreye sokmalıyım. (Plan B çoktan pert oldu bile.) Çok da endişelenmiyorum. Mutlaka yapacak eğlenceli bir şeyler bulurum. Ne de olsa gece uzun. Hatta çok uzun. Ancak Plan C beklemez. Devreye sokmalıyım. Özellikle Limbo'ya çok vefa borcum var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHunDLrFgI/AAAAAAAAAPE/90anR4cGcKU/s1600/planc.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 400px; height: 60px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHunDLrFgI/AAAAAAAAAPE/90anR4cGcKU/s400/planc.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553482170161108482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Olm Carlos, kral adamsın sen ha. Amma düşünceli can arkadaşsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos:&lt;/span&gt; Hayırdır abi? Hangi dağda kurt öldü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Benim Ginger'la bir 21 Aralık En uzun gece planım vardı ya.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Carlos: Haaa harbiden ha, iptal ettin mi, kurtarabildin mi otelin parasını filan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Yok be oğlum. Ne edicem? Size hediyemdir. Limbo'yla sana afiyet olsun. İsterseniz otelde de kalın. İsterseniz kalmayın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında burada, vaaay kardeşimsin, canımsın ciğerimsin tarzı cümleler gelmesini bekliyor insan. O duygusal yoğunluk içerisinde. Ama kurban olduğum kimseyi öküz yaratmasın. Ulan sen belgesel diye kumruları seyredeceğine aynaya bak lan. Montofon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Carlos: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;[Gülerek] Siktir lan. Ben sevgilimle senin pis emellerinin yedek kulübesinde mi oturuyorum lan ibik? Şaka bir yana, ben yaptım programımı canım, sağol. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gerçekten ben seni bu konuda uyardığım için 21 Aralık'ı özel bir gün kabul edip program mı yaptın? Gözlerim yaşardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Carlos: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Evet. İlan ettiğin gibi hocam. Bence de 21 Aralık Dünya Erkekler Günü'dür. Kutlu olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Çok duygulandım Carlos. Limbo'ya da selam söyle benden. Ben plan G'ye geçiyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Carlos:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Plan G ne lan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;T.I:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Plan D, Plan E ve Plan F nası sekti anlamadım. Kadınlar uyandı mı acaba bu 21 Aralık olayına lan?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Carlos:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; T.I yine farklı dilde konuşmaya başladık. Hadi görüşürüz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(192, 192, 192);"&gt;gülüşüyoruz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plan G'nin detaylarına dair siz değerli okurlarıma detay vermeyeceğim. Ancak çok güzel olduğunu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak, şu şarkıyı da kendim için koyuyorsam namerdim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" src="http://www.youtube.com/embed/Zn6OtsTK0ws" width="425" frameborder="0" height="349"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHunDLrFgI/AAAAAAAAAPE/90anR4cGcKU/s1600/planc.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-6199005459584824927?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/6199005459584824927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=6199005459584824927&amp;isPopup=true' title='26 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6199005459584824927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6199005459584824927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/12/bu-gece-uzun-olacak-besbelli-21-aralk.html' title='Bu gece uzun olacak besbelli... 21 Aralık ve Ginger'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TRHoaM4zqkI/AAAAAAAAAOk/RIyNIAFfCWE/s72-c/2weeks.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-7779483563287325829</id><published>2010-11-30T16:33:00.009+02:00</published><updated>2010-12-22T16:18:57.430+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mütevelli Heyeti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ginger'/><title type='text'>Ginger &amp; Heyeti geçmek...</title><content type='html'>Bazı kadınlar vadır. Nasıl anlatmalı bu tipi bilemiyorum. Seksi. Ve aslında seksiliğinin kaynağı biraz da o kadının kafa ya da yüz bölgesindeki  bir arıza. Biraz tıkandım anlatırken. Örnekleyeyim. Mesela, kepçe kulak. Normalde kimse istemez, güzel bir şey de değildir kepçe kulak. Ama o kadında olur işte (100 kadında 1 filan). Hatta o kadın non-kepçe olsa bütün seksiliğini kaybedecek gibi hissedersin. Bazı kadınlara karakteristik hafif kemerli burun yakışır, çok çok abartılı olmamakla birlikte. Ya da çökük yanak. Olur işte, bazısı taşır, yakıştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta o kusur, onun alamet-i farikası oluverir. Ondan bahsedersin mesela, karşı taraf anlamazsa kim olduğunu, hop ellerini kulaklarının arkasına götürüverirsin. Hemen anlar. Bu, pek çok insan farkında olmamasına rağmen önemli bir ekoldür. Kepçe kulaklı, hafiften kemer burunlu vs vs ama seksi kadın ekolünün bizim aramızda geliştirdiğimiz bir ismi de vardır. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yamsuk Ekolü. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bazı erkekler bunu çok sever. Hep bu tip kadınlarla beraber olurlar. Açıkça söylemek gerekirse, ben bu ekolün bir mensubu değilim. Gerçi ben hiçbir ekolün mensubu değilim. Ekolden ekole akmak her zaman bana daha mantıklı gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TPUNi_MteJI/AAAAAAAAAOE/6j1MlWChw5o/s1600/kate-hudson-ponytail-hg-de.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TPUNi_MteJI/AAAAAAAAAOE/6j1MlWChw5o/s320/kate-hudson-ponytail-hg-de.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545353410908092562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yamsuk ekolünden gelen bu kızların hepsinin bir ortak özelliği daha vardır. Arkadaş grupları. Daha doğrusu Mütevelli Heyetleri. Sıkı bir kız arkadaş grubu. İlişkilere dair kararlarında birbirlerinden (belirli ölçüde) sır saklamayan, bu kararları beraberce alan bir heyet. Her biri birbirini çok etkileyen kızlar grubu.&lt;br /&gt;Kuralsa açık ve basit. Eğer o seksi yamsuğu istiyorsan adamım, mütevelli heyetinden geçer not alman lazım. Bu gerçeğe karşı koymaya çalışmak, sana oyunu kaybettirir.  Bu heyet senle kıza göz koymanın  hemen ardından mutlak surette tanıştırılır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Heyetin misyonu, vizyonu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 51, 204);"&gt;Heyetin vizyonu: &lt;/span&gt;Öncelikle gruptaki bütün kızları, sonrasındaki tüm dünya kadınlarını romantik komedilerin gelinleri gibi mutlu birer kadın haline getirebilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 204);"&gt;Heyetin misyonu:&lt;/span&gt; En önemli ve kritik görevi, kızın sana soramadığı soruları çat çat, kadın kurnazlığıyla laf arasında çakmak ve daha sonra erkeğin davranışlarını analiz etmek suretiyle o sırada sevgili arayan arkadaşlarının mutluluk ve refahlarını en üst düzeyde sağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorulara ve tartılmalara hazırlıklı değilsen, bittiğinin resmidir, güzeller güzeline elveda demeye hazırlan. Bu heyet öyle alelade insanlardan kurulmaz. Hepsi özenle seçilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Heyetin yapısı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alemdeki,  mütevelli heyetleri  4 asil bir de yedek üyeden  müteşekkildir. Heyetin olmazsa olmazları şu şekildedir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir şişman/balıketli  ama bakımlı kadın.&lt;/span&gt; Heyetin bu üyesi genellikle yaşça diğerlerinden azıcık daha büyük olur. Öyle çok da değil. 3-4 yaş kadar. Geçmişe dair beklentilerin aksine çok  ilişki deneyimi vardır. Dediklerinin heyette önemi büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir uzun süreli ilişkideki kadın.&lt;/span&gt; Grubun en az 2 senelik ilişkisi olan kadını. Bir erkeğe baktığı anda o erkeğin, onunla aynı evde yaşarkenki halinin 6-12 ve 18’inci aydaki hallerinin röntgenini anında çekebilme yeteneğine sahiptir. Sözü kıymetli, analizleri önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir "erkeklere güven olmaz" kadını&lt;/span&gt;. Grubun en zorlularından biridir. Genelde oyu negatiftir. Güzellik skalasında 6,5 – 7’den  aşağı inmezler. Bu yüzden genelde peşlerinde bir erkek vardır. Peşinde sürekli bir erkek olması durumu, grubun içinde onu daha güçlü kılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir "ben pozitifim" kadını. &lt;/span&gt; Grubun biraz daha bakımsız ve vurdumduymaz kadını. Genellikle &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Bence yaşamak istiyorsa yaşasın”&lt;/span&gt; yönünde görüş bildiren üye. Ona her zaman ihtiyaç var. Hem kadınlar için hem erkekler için.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Bir ya da iki de  yedek üye, stajyer&lt;/span&gt;. Her heyet, tüm dünya kadınlarını kapsayan vizyonu gereği yeni nesiller yetiştirmekle yükümlüdür. Yaşça biraz daha küçük (heyetten birinin kuzeni ya da kardeşi olma olasılığı yüksek), sözü pek de sallanmayan. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;” Dünkü çocuk sen biraz piş.”&lt;/span&gt; Şeklinde yaklaşılan üye.&lt;br /&gt;Bu karakterler, bir mütevelli heyetinin üç aşağı beş yukarı değişmez tipleridir. Şaşmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta arkadaşım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;Cumartesi günü akşam üzeri beni &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taksim&lt;/span&gt;’e çağırdı. Yazlıklarından bir iki eski arkadaşıyla buluşacakmış.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Lan oğlum.” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;dedim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Sizin yazlığı biliyosun ben senden iyi tanırım. Senin daha uzun süreli dostlukların olmasına rağmen benim daha konsantre yakınlaşmalarım oldu.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ulan anten.”&lt;/span&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Bir an evvel damla diyosak hemen damla, küfür ettirme kendine.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hiç uzatmadım. Artistlik yapılacak zamanlar vardır; yapılmayacak zamanlar vardır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Nerdesin?”&lt;/span&gt; dedim. Taksim’de adı Z. İle başlayan  bir yerdeymiş. Yanlarına doğru harekete geçtim, 40 dakika sonra oradaydım. Beni hemen tanıştırdı. Hemen bana niye anten dediğini anladım. Ginger’ı gördüm. Onu daha önce bir kere daha görmüştüm yazlıklarında, gençliğimde o kadar sık gitmemiş olmama rağmen onu sadece bir kez görmüştüm. Yazın sonlarına doğru geliyordu o çünkü. Benimle vardiyası uymuyordu. Onu gördüğümde zaten notunu vermiştim. Su içinde &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;7,4&lt;/a&gt;. Su içinde derken ironi yapmıyorum. Harbiden su içinde görmüştüm, havuzda. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1,65 boy&lt;/span&gt;, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;Nişantaşı Kasa&lt;/a&gt;, buğday saçlar, sol kulak saçların arasından çıkıyor, kepçe diye tabir edilen kulak tipi. Konuşması değil, ama gülüşü de hafif kayık. Sola doğru. Kız resmen sola çekiyor. Gülüş sola kaymış, sol kulak kepçe, zaten kendisi de solak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’in güzel arapasları, orta alandaki etkili oyunu, yazlıktan eski arkadaşının da  (onu az çok tanımama rağmen cevherini geç fark ettiğim için çok üzgünüm) hemen topa girip başarılı al-verler yapmasıyla &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger&lt;/span&gt;’la muhabbeti koyulaştırdım. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Akşam bilmemneredeyiz, gelmek ister misiniz?”&lt;/span&gt; diye sordu üçümüze birden. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Uyar.”&lt;/span&gt; cevabı verdik. İyi bir şey var, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger&lt;/span&gt;’ın benden hoşlandığını çok net hissettim, o konuda şaşmam. Akşam pozitif geçerse oldu bu iş. İyi olur benim için de bir ilişki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam için eve döndüm. Kostümümü değiştirip yeniden ortamlara aktım. Mekana varmadan 2 dakika önce Ginger’ı aradım. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“En üst kattayız.”&lt;/span&gt; dedi ve yanlarına çıktım. Gayet güzel bir ortam. Sağa sola bir baktım. Hemen gördüm zaten buğday saçlı Ginger’ı. Bizimkiler henüz gelmemişti. Dakik olarak biraz hata mı ettim acaba, meraklı gibi ilk geldim diye düşünüyordum kiiii... Ta taaaa. &lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&amp;amp;Kelime=m%C3%BCtevelli%20heyeti&amp;amp;EskiSoz=m%C3%BCtevelli&amp;amp;GeriDon=2" target="_blank"&gt;Mütevelli heyeti!&lt;/a&gt; Onların olacaklarını %100 tahmin ediyordum aslında. Yine de görmekten çok hoşlandığımı söyleyemeyeceğim. Heyet dört kişiden oluşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TPUUB7JqUXI/AAAAAAAAAOU/VSCSLIgfprA/s1600/article-1091566-02AC8E3D000005DC-259_468x364.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 249px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TPUUB7JqUXI/AAAAAAAAAOU/VSCSLIgfprA/s320/article-1091566-02AC8E3D000005DC-259_468x364.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545360539467272562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gönüllerin Mütevelli Heyeti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Size onları tanıtayım:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gonca&lt;/span&gt;, mütevelli heyetinin bakımlı ve şişman kadını. Balık etini geçip şişman olmakla olmamak arasındaki ince çizgide gidip geliyor. Bundan sonra Umut Sarıkaya’nın deyimiyle &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Etinedol”&lt;/span&gt; olarak anılacak.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Buket&lt;/span&gt;, 3 senelik ciddi bir ilişkisi var. Geçen hafta sevgilisi evlenme teklif etmiş. Bundan sonra &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ev hanımı&lt;/span&gt;  diye anılacak.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Seda&lt;/span&gt;, grubun hipi ruhlu uçarı kızı. Hiç tipim değil. Ancak beni görür görmez haneye artıyı yazdı. Eminim. Bundan sonra &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hippi &lt;/span&gt;olarak anılacak.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vildan&lt;/span&gt;, ben kendisine Welldone diyorum. Çünkü onu kazanırsam, welldone’la geçerim sınıfı. Vildan güzel, su içinde 6,9 (bu sefer mecazi). Bundan sonra &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Welldone &lt;/span&gt;diye anılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle durumlarda erkeğin yapması gereken şey basittir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kendine güvenli olmak.&lt;/span&gt; Bunun birinci ve en önemli anahtarı, kadınlarla gözgöze gelmekten korkmamaktır. Göz kaçırılacaksa bırak onlar kaçırsın. Baka baka kimse eskimez. Masada erkekler de var, ancak onların profillerine dikkat etmedim. İşime yarayacak adam yok gibi aralarında.&lt;br /&gt;Merhabalaşma ve tanışma seremonileri. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger &lt;/span&gt;ne de güzel giyinmiş. Yünlü ama kısa kollu bir bluz. Mini bir etek, babetler. Kararında bir makyaj. Ayarlanmış bir parfüm. Saçların arasından çıkmış kulakta zarif, sallanmayan bir küpe. Gözlerden kaçmıyor, öğlen manikürsüz olan eller, akşama hazır hale getirilmiş. Alkışlar Ginger’a. Çok güzel çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Birazdan çapraz ateş başlayacak&lt;/span&gt;. Kıskaca alındım zaten. Çok soru soracaklar, biliyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;olsa iyi olurdu. Arada topa girerdi. İnek. Hep geç kalır zaten. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger&lt;/span&gt;, inanılmaz sıcak davranıyor. Biraz şaşırmış olmakla beraber hiç bozuntuya vermiyorum. Kim bilir nasıl birtakım kızsal sebepler var bu hızlı yakınlaşmanın ardında. Ve işte başlıyor!&lt;br /&gt;İlk akın Etinedol’dan geliyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ne iş yapıyorsun T.I.”&lt;/span&gt; . &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu aynı zamanda ateş serbest emri. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Cevap veriyorum. Laf biraz başka taraflara taşınır gibi olurken. Ters kanattan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Welldone&lt;/span&gt; bindiriyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Hangi okuldandı? Sanki seni tanıyor gibiyim.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Welldone&lt;/span&gt;’nın beni bir şekilde tanımamasını umuyorum. Kendisinibu hayatta görmediğime %1.000.000 eminim. Çünkü ben 6,5 + bir kadının suretini kolay kolay unutmam. Tabii hemen benim de kendisini gözümün bir yerden ısırdığını söyleyerek cevap veriyorum. Eğer öyle demesem, bu&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ya bak işte sen beni hatırlarsın, ama sen öyle silik bi tipsin ki, hiç benim dikkatimi çekmemişsin.”&lt;/span&gt; demek olur ki, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Welldone&lt;/span&gt;’ı daha baştan kaybetmeyi hiç istemiyorum. Arada &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;de geliyor. 2-3 saat geçiyor. Laf lafı açıyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hipi&lt;/span&gt;’sinden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ev Hanımı&lt;/span&gt;na hepsi sordukça soruyor. Heyetin soruları artık beni sıkmaya başladı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger&lt;/span&gt;’la biraz yekeyek vakit geçirmek istiyorum. Heyetin baskısı devam. Ayağa kalkıp bağırmak istiyorum. Ginger'a yaklaşmak istiyorum. Heyet püskürtüyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Özetle, şeytan diyor ki yanaş şuna, adını anma sataş şuna ama &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;HEYEEEEEEEEEEEEET, beni neden yoruyosuuuuun...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye rağmen güzel bir akşam. Ertesi gün için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ginger&lt;/span&gt;’la da randevulaştık.&lt;br /&gt;to be contintin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-7779483563287325829?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/7779483563287325829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=7779483563287325829&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7779483563287325829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7779483563287325829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/11/genger-heyeti-gecmek.html' title='Ginger &amp; Heyeti geçmek...'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TPUNi_MteJI/AAAAAAAAAOE/6j1MlWChw5o/s72-c/kate-hudson-ponytail-hg-de.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-6162582689732974739</id><published>2010-11-05T16:22:00.007+02:00</published><updated>2010-11-05T18:17:26.239+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Büyük Şef'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mature'/><title type='text'>Büyük Şef: Devam... Bomba kimin elinde?</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dikkat:&lt;/span&gt; Bir yazı, bir önceki post’un devamıdır. Önce onu okumakta fayda vardır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede kalmıştım? Evet hatırladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dile kolay, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"&gt;Djemba Djemba&lt;/a&gt;’ya zor koskoca iki ay. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;’le her zaman bağlantıda kaldım, ancak hiç çizgiyi aşacak derecede sarkmadım. Derken hani haber bültenlerinin sonunda olur ya: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Türkiye’de güzel şeyler de oluyor."&lt;/span&gt; diye... İşte öyle bi’ haber aldım. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin &lt;/span&gt;çok büyük, uluslararası bir firmadan mevcut maaşının 1,5-2 katında bir teklif almıştı. Onun için ne kadar sevindim anlatamam. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;’in üzerindeki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Şirkette dedikodu olur, ne de olda ortak tanıdık var. Çalışanlarıma madara olamam”&lt;/span&gt; baskısının kalkmasının bu yaşadığım sevinçle inanın hiç alakası yok.  Tamam, o sevinci en az bi yedi sekizle çarpmış olabilir, ama sonuçta sevindiğim ham olay, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;’in terfisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldı ki şöyle bir şey de var. Ben boğazımı kesseler, gidip de Yasemin’e &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;’le yattım filan demem ki. Gerçekten demem. Hem centilmenliğe yakışmaz, asla ve kat’a yapmam böyle bir şey. Hemde  yani şimdi, insan bindiği keser mi (Teşbihte hata olmaz, teşbihte hata olmaz.). Hiç kimseye faydası olmayacak, bir sürü insana zarar verecek bir iş. Anlatmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;’in gidişiyle beraber kelimenin tam anlamıyla orta sahadaki baskıyı arttırdım. Yine de verimsiz yan paslardan öteye bir türlü geçemiyordum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;’i İki günde bir filan mutlaka bir bahane bulup aradım. Anlıyo’ tabii o da her şeyi, anlamaz mı? Daha o ilk gece, ilk ona baktığım andan beri her şeyi biliyor. Ne de olsa ben giderken o geri dönüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peki o ne kadar istekli?&lt;/span&gt; İşte bu büyük bir tartışma konusu. Ancak ben biliyorum, kesin istekli. Yoksa iki ayda mutlaka bi’ şekilde beni uzaklaştırmasını bilirdi. Ben,  o mesajı alınca, yani bir şekilde tamam artık yeter! Mesajını inceden verdiği anda, asla karşı tarafın üzerine gitmem. Asılmak (bu kelime bile biraz rahatsız edici ama inkar edemicem, asılmak) asılmak ve rahatsız edici olmak arasında gerçekten çok ince bir çizgi vardır. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek, bu çizgiyi çok çok iyi bilmek zorundadır.&lt;/span&gt; Yoksa yaptığın en süper  güzellik bile, inanılmaz bir antipati uyandırır. Hiçbir erkek bu duruma düşmemelidir. Bu, birçok zaman vazgeçmek anlamına gelse bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;’ten hiçbir zaman öyle negatif  bir elektrik almadım. Ama Allah var, hiç yeşil ışık da almadım. Hep sarı, hep sarı. Sarı sarı sarı. Hazırol T.I, hazırol T.I! Bu arada onu sadece bir kez daha gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öğlen onun işyerinin oradan geçerken &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Sizin oradan geçiyorum da seni de bir arayayım istedim nasılsın?”&lt;/span&gt; diye sordum. Ki saat&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 15:30&lt;/span&gt; filandı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Yemeğe ancak çıkabildim. Bizim işyerinin orada bir restoranda, bir şeyler atıştırıyorum. Laptop’ımda yanımda zaten, iş çok.”&lt;/span&gt; dedi.Ben de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Çok yakınım, şuradaki bilmemneye uğrayacağım.”&lt;/span&gt; gibi bir şeyler derken, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Gelsene vaktin varsa beş dakika”&lt;/span&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Allah'tan senin iş yerine yakın bir yerlerdeyim."&lt;/span&gt; derken yalan söylememişim diye geçirdim içimden. 5 dakika sonra yanındaydım. Aman tanrım!&lt;br /&gt;Eğer &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;zarafet &lt;/span&gt;diye bir şey varsa, bu kadının duruşu, güzelliği, hali ve tavrında vücuda geldiğine eminim. Çok güzeldi, çok. Beyaz, manşetlerinin ve yakalarının ucu azıcık dantelli klas gömleği, bir profesyonelin elinden çıkmış gibi duran makyajı, kırmızı ojeleri, dokunduğunda &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Aman Allah elimde kalacak”&lt;/span&gt; diye korkutacak derecedeki yumuşak elleri. O anda bu güzel kadına ne olursa nasıl “Büyük Şef” gibi kod adı verdiğime pişman oldum. O ne lan öyle, kızılderili adı gibi. Çok salağım çok. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadın, tek kelimeyle Lady gibi,&lt;/span&gt; çok afedersiniz  andaval T.I kafasına büyük Şef diye kodlamış. Allah ıslah etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse,&lt;br /&gt;Hani bir hareket vardır. Birisi gelince ayağa kalkmazsın da, kalkacak gibi yaparsın,  ama hareketinden ayağa kalkmayacağın bellidir. Kaykılmakla ayağa kalkmak arası bir şey. İşte o hareketten yaptı. Böyle poposu ve sandalyenin arası azıcık açıldı o kadar. Ne kibar, ne zarif kadın.&lt;br /&gt;Onun yemek yiyorum dediği var ya, inanın hiç kafanızda canlandırdığınız gibi bir şey değil.  Çok çok küçük bir miktar, bir sebze yemeği için bile o kadar küçük ki. Kabaklı bir şey yiyordu. Minicik ya minicik. Aklıma geldi, bu yaşta böyle olabilmek için de zaten neredeyse hiç yemek yememek lazım. Bu arada, nasıl da seksi bir yemek yiyişi vardı. Hani çatalın ucundaki şeyi dişlerinin arasına sıkıştırıp sonra çatalı yavaşça çekme hali vardır ya, dudaklarını tam kapatmadan. Kadının normal yemek yiyişi o seksilikte. Belli ki, yemeğin tadına varmayı çok seven birisi, tam benim kafadan. Yaldır yaldır hemen diliyle yemeği buluşturmuyor, tadını çıkartıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya, nihayetinde düşününce, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef &lt;/span&gt;gerçekten o dönem için benim kalibremin çok üzerinde bir hedefti. Çok güzel, çok başarılı, sonuçta çok daha görmüş geçirmiş. Ama son birkaç haftadır, telefonda kendime güvenim bir hayli yerine gelmişti. Onu gördüğüm o an anladım ki telefon kolay tabii, yüzyüze nerede o rahatlık. Resmen kadınla “siz” diye konuşasım geliyor. Telefonda sürekli sen diye konuşup yazışmasam valla belki siz derdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Neler yapıyorsun işler nasıl gidiyor?”, “İyi güzel.”&lt;/span&gt;  gibi konuşmalardan sonra, yemeğin sonlarına yaklaştık. Çok şükür ki aklım hala biraz da olsa başımdaydı. Bu sayede  asla ve kat’a, değil &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin &lt;/span&gt;demek, inanın &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;y ile başlayan kelime dahi kullanmadım&lt;/span&gt;. Havadan sudan konuştuk. Sonrasında tekrar konuşmak üzere ayrıldık. Ben de güzel bir kahve içmiştim o yemeğini yerken. Ben masanın hesabını ödemeye yeltenmedim. Konuyu dert ettiğimden değil,  sadece gerçekten  ayıp olur diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi hafta çok net bir şekilde anlayacaktım ki, aslında o yemek bir testti. &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"Yasemin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;’den hiç bahsedecek miyim, bahsetmeyecek miyim?"&lt;/span&gt; testi. Çok şükür ki, attığı tüm zarflara rağmen,  100, tam not almıştım. Gel gör ki, ışık hala sarıydı, ama artık yanıp sönüyordu. Hissediyordum. Yanıp sönüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Derken... Günlerden bir gün, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir akşamüstü telefonum çaldı.&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Büyük Şef Arıyor!”&lt;/span&gt; yazıyordu.&lt;br /&gt;O gün işi astığını, evde takılıp kitap okuyup, şarap içip, film falan izlediğini söyledi. Yakınlarda olup olmadığımı sorup davet etti.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Tabii tabii, yakınlardayım.Birazdan oradayım”&lt;/span&gt; dedim.Ancak bu sefer bi’ önceki gibi doğru söylemiyordum. Ben &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kabataş-Karaköy&lt;/span&gt; tarafındaydım, o ise ta &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeşilköy&lt;/span&gt;’de. Üstelik Anadolu yakasındaki evime çok uzaktım. Banyo yapmalı, bütün gün üzerimde durmuş kıyafeti değiştirmeli ,kendimi iyi hissetmeliydim. Buna ihtiyacım vardı. Eve gitme planını çoktan askıya almıştım bile. Üstüm başım da fena sayılmazdı. Çok şükür ki işyerinde her zaman yedek tiril bir beyaz gömlek bulundurmak gibi bir huyum var. Gömleğimi değiştirip fırladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabaya atladım, kontağı çevirdim. Yola çıktım kiii... &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aman Allah’ım, o nasıl bir trafik.&lt;/span&gt; Arabayı da çıkarmış bulunmuştum. Ya b'i yol hiç mi gitmez, hiç mi kıpırdamaz. Yok arkadaş. Kıpırdamıyor. N’oluyo lan derken öğrendim ki, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Papa &lt;/span&gt;gelmiş, yollar kapanmış. O yüzden böyleymiş. Ya &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Papa&lt;/span&gt;, beni mi buldun bula bula &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Papa&lt;/span&gt;. Açılır ümidiyle biraz bekledim (Fesatlaşmayın lütfen, Büyük Şef değil, trafik açılır ümidiyle.) Yok. Resmen, koca Vatikan, işi gücü bıraktı benle uğraşıyor.  Yok sana günah bu akşam diyor! Olacak iş değil, Vatikan aşk hayatıma çomak soktu arkadaş. Bana bu yapılır mı be Papa, günah değil mi bana Papa! Uzat eliniii, öpeyim seni Yeeah! Resmen delirdim.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/-pseLSrKjSg?fs=1&amp;amp;hl=en_GB"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/-pseLSrKjSg?fs=1&amp;amp;hl=en_GB" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kapatın Youtube'ü. Çok sakıncalı görüntüler var! Baksanıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaresiz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;’i  aradım. Şarabı fazla kaçırmamasını, çok ufak bir işim olduğunu halleder halletmez geleceğimi söyledim. Şirketten birini çağırdım.  Arabayı ona verecektim, çünkü park edebilecek hareket serbestliğim bile yoktu. Geldi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Halis Abim&lt;/span&gt;, sağolsun aldı arabayı. Ben de yürüyerek sahilyolundan taksiye binebielceğim trafiğin açıldığı bi noktaya gittim. Atladım. Sonrasında kapısındaydım. Yine de saat sekizi geçmişti. Ne de güzel tarif etti yolu. Hanımlar ekseriyetle bunu beceremezler. Cuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vatikan &lt;/span&gt;sağolsun yapacağını yapmıştı. Yoluma taşı koymuştu, çünkü kahretsin ki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef &lt;/span&gt;çok hafif de olsa sarhoştu. Beraber içip sarhoş olsak tamam da, böyle hiç olmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayet çakırkeyif haliyle, beni buyur etti. İçeri geçtim, içtiği şaraptan bir kadeh de bana koydu. Birkaç yudum aldım. Evi çok güzeldi. Halısız, büyük ama modern eşyalı evler vardır ya onlardan. Eşyalara kırmızı tonları hakim. Belli ki beni biraz şuursuzca çağırmıştı. Biraz sohbet ettik. Sonra koskocaman kolyğuna uzandı. Gerçekten koskocaman bir koltuktu. Ben de ceketimi çıkardım. Şarap kadehimle beraber koltuğun tam çaprazına onu da yüzünü görecek şekilde oturdum. Biraz uzakça...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki o yanına gitmemi bekliyordu, ama ben gitmemiştim. Biraz cesaretsizlik diyebilirsiniz. Biraz sarhoşluğundan korktum aslında. Hıyar fırsatçı adam rolünü kendime hiç yakıştıramadığım içindi aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni zaten yanına da davet etmemişti, ama yine de hem rahat olmam hem de ona hamle etmemem şaşırtmıştı onu. Beklemiyordu. Onu tanıdığım ilk günden itibaren ilk kez, ama ilk kez o şaşkındı, ben güvenli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hemen aksini düşünüyorum. Koltuğa girmiş olsam...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O koltuğa girsem, derhal fırsatçı olmaya çalışan birisine dönüşecektim. Öyle birisine dönüşmüş olma, hatta dışarıdan böyle birisi gibi görünüyor olma olasılığı dahi benim beynimi kemirirdi, kendimi bilmesem... Girdikten sonra,  eğer o bana hamle etmese, ya da çok çok daha kötüsü benim hamlemden kaçsa filan, bu benim özgüvenimi tarumar edebilirdi. Koltuğa uzanırkenki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“sadece uyumak istiyorum.”&lt;/span&gt; gibi cümleleri, aslında, “yapmak istiyorum da, istemiyorum da, ama sonradan pişman olmak istemiyorum” gibi rahatsız edici bir elektrik yaratıyordu üzerimde.  Onun yanına yatsam, doğallıktan çıkmış bir takım zorlama hamleleri yapayım mı yapmayayım mı diye düşüne düşüne ezik bir hale gelecektim. Yattığım an bombayı kucağıma almış olacaktım. Her hareketim onun tarafından tartılacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNQfBr8_51I/AAAAAAAAAN8/4vnUbCbSJWg/s1600/Red_Red_Wine_by_allison712.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 248px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNQfBr8_51I/AAAAAAAAAN8/4vnUbCbSJWg/s320/Red_Red_Wine_by_allison712.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5536083955784083282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Resmi &lt;a href="http://browse.deviantart.com/?qh=&amp;amp;section=&amp;amp;q=woman+wine#/d2argyd"&gt;şuradan &lt;/a&gt;aldım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Oysa ben yatmadım,&lt;br /&gt;Bu yüzden artık bomba onun elindeyki. Başta uykusu varken, uykusu açılmıştı. Niye bu  yanıma gelmedi ki diye düşünmeye başlamıştı. Güveni azalmıştı, acaba bir şeyden irite mi oldu onun için mi gelmedi diye düşünüyor. Yüzüne saçma gülümseme geliyordu. Beni davet etmek ya da yanına gitmemi istediğini hissettirmek istemiyor, bunu benim yapmamı istiyordu. Ben yapmadıkça, rahatlıyordum. Yanlış anlamayın. Kesinlikle aman yanına yatmadım da ne kadar erdemliyim filan demek istemiyorum. Çok ilginçtir ama, yatmamak beni daha güçlü pozisyona sokmuştu. İyice kıllanmaya başlamıştı. Biraz daha şarabından aldı. Kendisinin yaşlı olduğunu düşünüp düşünmediğimi sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eyvah! &lt;/span&gt;Fazla mı abartmıştım. Dönülmez bir yola da asla girmek istemezdim. Kesinlikle öyle olmadığını, son yıllarda kendisi kadar güzel bir kadın kesinlikle ve kesinlikle görmediğimi söyledim. Artık gitmem gerektiğini, güzelliğiyle gecemi güzelleştirdiğini söyleyerek izin istedim. Kapıda beni uğurlarken de küçücük öptüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah&lt;span style="font-style: italic;"&gt; “Bir daha o kadar içmemeliyim di mi :).”&lt;/span&gt; tadında gelen mesaja. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Yoo, çok sevimliydin. Beraber içm”&lt;/span&gt; (Burada güzel değil de sevimli kelimesi özellikle seçilmiş bir kelimedir, kendini genç hissetmesini sağlar.) Daha sonra birkaç kez daha görüştük.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Merak edenler için: Vuslat, biraz rötarlı, ama çok daha daha şa şaalıydı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-6162582689732974739?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/6162582689732974739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=6162582689732974739&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6162582689732974739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6162582689732974739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/11/buyuk-sef-devam-bomba-kimin-elinde.html' title='Büyük Şef: Devam... Bomba kimin elinde?'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNQfBr8_51I/AAAAAAAAAN8/4vnUbCbSJWg/s72-c/Red_Red_Wine_by_allison712.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-7116088567792412063</id><published>2010-11-03T17:28:00.012+02:00</published><updated>2010-11-04T09:15:09.053+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Büyük Şef'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mature'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gözler'/><title type='text'>Gözler, Yasemin ve Büyük Şef...</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Göz. &lt;/span&gt;Görmeye yarayan organımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlük anlamına bakarsanız şunun gibi bir şey  yazar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Cisimlerden yansıyan ışığı geçirmeye ve kırmaya elverişli yapıda, bu sayede  görmeyi sağlayan küre şeklindeki organ. &lt;/span&gt;Bu elbette ki gözün unisex tanımı. Ben unisex kelimesini hiç sevmem. Unisex, ne kadınsı ne erkeksi, tatsız tutsuz bir kelimedir. Mesela, hayatında  hiç güzel bir “unisex” kıyafet göreniniz  var mı? Erkek giyse feminen olur, kadın giyse maskülen. Ben sevmem, ne bileyim.  Seven varsa mutluluklar. Ne diyodum ya, hah göz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNGJ0Zgqf0I/AAAAAAAAANk/l5HBbE7zFek/s1600/eye.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 269px; height: 270px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNGJ0Zgqf0I/AAAAAAAAANk/l5HBbE7zFek/s400/eye.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535356950309142338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu gözler, seni özler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bana gözü tanımla deseniz asla unisex bir tanım yapmazdım. Erkek gözünü ve kadın gözünü kesinlikle ayrı ayrı tanımlardım. İkisi farklı şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzninizle erkek önce gözünü tanımlayayım. Ne demişler? Beydies first.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 204, 204);"&gt;E&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 204, 204);"&gt;rkek gözü: &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;Kadınlardan yansıyan güzelim ışıkları hiç vakit kaybetmeden odaklayıp, derhal beyne malzeme hazırlamak üzere şekle şemale sokup, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Hadi koçum gerisi sana emanet. Hisset o kıvrımları. Şimdi nereye odaklanayım? Göğüslere mi? Çabuk söyle, sal hadi nöronları! Hadi bebeğim hadi hadi!”&lt;/span&gt; gibi bir mesajla beraber beyne ileten, görmeyi sağlayan küre şeklindeki organ.&lt;br /&gt;Bakın şimdi söyleyeceklerim önemli, biraz ilim irfan, bilmeyenler not alsın lütfen, erkek gözü toplam üç tabakadan oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- &lt;/span&gt;Sert Tabaka (En dış tabaka, gözü korur, kollar. Latince adı Sklera. İsme bak, koçum benim.), &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2-&lt;/span&gt; Damar tabaka (Karanlık oda etkisiyle görüntünün retinada oluşmasını sağlayan tabaka.) ,&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3-&lt;/span&gt; Ağ tabaka ( Nam-ı diğer Retina, ışığı alır, görüntüyü derler toplar, beyin görme merkezine aktarır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNGKZYd2V0I/AAAAAAAAANs/V2nmQiYiuqA/s1600/cataract_anatomy.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 395px; height: 287px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNGKZYd2V0I/AAAAAAAAANs/V2nmQiYiuqA/s400/cataract_anatomy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535357585684059970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Kadın gözü: &lt;/span&gt;Erkeklerden bir türlü yansımayan, yansıyamayan ışıkları, iyi niyetiyle bir şeylere benzetmeye çalışan, bu uğurda kimi zaman yaşlar döken, yansımaları evirip çevirip, binbir türlü ışık oyunuyla, eninde sonunda beyne bir görüntü olarak iletmeyi başaran, insanın aklına ceylan bakışlarını getiren güzelim organ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Dikkat!&lt;/span&gt; Üç değil, dört bölümden oluşur.&lt;br /&gt;1- Sert Tabaka&lt;br /&gt;2- Damar Tabaka&lt;br /&gt;3- Baskül tabaka &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:78%;" &gt;(new)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;4- Ağ tabaka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Baskül tabaka da ne?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nereden çıktı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tehlikeli İlişkiler’in Bilim köşesine hoşgeldiniz.&lt;br /&gt;Siz, sevgili bilim meraklıları, siz, her akşam bir belgesel izlemeden uyuyamayanlar. Bu kısma dikkat edin. Çünkü bu bilgiler hiçbir belgesel kanalında yok, National, Discovery, Da vinci Learning, Venus TV, intimacy, playboytv... Hiçbirinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Baskül tabaka (Latince adı Pondus)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Baskül tabaka, görüntüyü ağ tabakaya iletmeden önce şöööyle bi tartan tabakaya verilen addır. Çünkü kadın gözü, bu işin ışığı evirip çevirmekle olamayacağını anladığı için başka özellikleri de anlamak, taramak üzere evrilmiştir. Özgüven, bakımlılık, sosyal statü, vs. vs. Bunların hepsini basküle koyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Özetle, bir kadın görüntüsü  bizim gözümüzden derhal beyne iletilirken, bir erkek, kadının gözünde önce bir kantara çıkar, kaç okka çektiği tespit edilir. Sonrasında be&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;yne gider.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt; Beyne ham görüntü gitmez. O görüntü başka datalar da taşır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu kadın/erkek gözü saptamalarını yapabilmek için ise güzel bir kadeh &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96k%C3%BCzg%C3%B6z%C3%BC_%28%C5%9Earap%29" target="_blank"&gt;öküzgözü&lt;/a&gt;ne ihtiyaç olması da ayrı postun konusu aslında :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya yine, bir şey anlatacağım diye bi’ araba laf ettim yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört ya da beş yıl önceydi, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2005 &lt;/span&gt;ya da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2006&lt;/span&gt;. Daha önceden bu blogda hiç bahsetmediğim bir arkadaşım, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;, onun  işyerinde bir kutlama vardı. Bir sohbetimiz sırasında kutlamada yalnız olmak istemediğinden bahsetmiş, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“İnek T.İ, bulamadın benim gibi bir afet-i devrana bir yakışıklı sevgili.”&lt;/span&gt; demişti. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin &lt;/span&gt;pek benim tipim değil. Nasıl anlatsam, hani biraz erkeksi kızlar vardır ya, onlardan.  Fizik olarak değil. Karakter olarak. Böyle aşırı dobra, tırnak içinde delikanlı, kadınlarla pek anlaşamayan kadınlar vardır ya, biraz onlardan. Yine de aklınızda kalmasın, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;6,5&lt;/a&gt; diyebilirim. O güne kadar benden kendisine bir sevgili bulmam gibi bir beklentisi olduğunu açıkçası bilmiyordum. Kendisine sevgili bulmak konusunda çok jet bir çözüm üretemeyeceğimden ve öte yandan bir hanımefendiyi bu şekil bir istekten sonra yalnız bırakmamak adına hemen, kendisine memnuniyetle kavalyelik edebileceğimi söyledim. Hem bana da değişiklik olurdu. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten lafonten&lt;/span&gt;. Bıkmıştım, i.nden. Böylelikle yepyeni bir sahaya da yelken açabilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;’i kaçta almam gerektiğini sordum. Saat ve yer bilgilerimi alıp eve döndüm. Giyindim kuşandım. Yanıma birkaç çeşit kravat alıp, arabaya atladım.&lt;br /&gt;Tam vaktinde Yasemin’e bir telefon ve iki korna. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben kapıdayım, dat dat!”&lt;/span&gt;. Hiç bekletmedi.  &lt;span style="color: rgb(192, 192, 192);"&gt;Sadece 23 dakika&lt;/span&gt;. &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/09/yasca-buyuk-bir-kadn-felicita.html" target="_blank"&gt;KGG&lt;/a&gt;’sini konuşturup, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6,5&lt;/span&gt;’tan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6,8&lt;/span&gt;’e koşmuş halde arabaya bindi. Çok güzel göründüğünü, ancak o güzel saçlarının bozulmasını istemiyorsa, arabaya biner binmez parfüm kokum dağılsın diye açtığı camları kapatmasını, zira geciktiği için ancak biraz sürat yaparsam yetişebileceğimizi söyledim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Saat sıkıntımız yok. Zaten ilk biz gitmeyelim kek gibi.”&lt;/span&gt; dedi. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;“Lan söyleyeydin ya ben de geç çıkardım.”&lt;/span&gt; demedim tabii ki.&lt;br /&gt;Çünkü yalnız bir kadın güzelleşmek için çok çok uğraşmışsa, anlayın ki gergindir. Çok büyük bir ihtimalle birine kur yapmak istiyordur. Onun gergin olduğunu çaktığım anda, bende jeton düştü. Ben, zokanın ucundaki yemdim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;, birini kıskandıracaktı ve bunun için beni kullanacaktı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Aferin kızım.”&lt;/span&gt; dedim içimden. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Doğru tercih.”&lt;/span&gt; Derken boynumda kravat olmadığını fark etti. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Şıklığına şıksın ama, sana bir kravat bulmalıyız. Önemli bir gece bu.”&lt;/span&gt; dedi. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Sen seç istedim, sonuçta bu gece senin gecen.”&lt;/span&gt; diyerek arka koltuktaki beş altı kravatı işaret ettim. Arkasını döndü ve gözlerinde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Koçum T.İ, Doğru tercihsin, bu iş için biçilmiş kaftansın!”&lt;/span&gt; dediğini gördüm. Hemen uzanıp aldı. Hepsini tek tek parmaklarıyla da test ettikten sonra, “Bu.” dedi. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Hayhay” &lt;/span&gt;dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vardık. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin &lt;/span&gt;koluma girdi ve biz mekana girdik. Çok hoş bir yerdi, boğaz ayaklarının altında. Bir iş yemeği ortamının kasıcı havası yok. Çünkü masa masa, hiyerarşiye göre düzenlenmiş bir durum yok. Yemek ve kokteyl arası bir şey. Karnını doyurmak isteyene yemek var, sohbet etmek isteyene alan var. Güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;, gitmeden önce bana gerekli bilgilendirmeyi yapmadı aslında. Demedi ki bana, ben seni şu heriflerden  birini etkilemek için çağırdım. Ah şu kadın gururu. Halbuki anlatsan bana, sen de daha rahat edicen. Benim açımdan zaten bir problem yok da, hani senin için.&lt;br /&gt;Neyse,&lt;br /&gt;Ben herifi hemen teşhis ettim zaten. Nasıl mı anladım? Beni &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;’in yanında görünce, hemen kulaklarının üst bölümü kızardı, ve suratına gereksiz salak bir gülümseme düştü. Hep kadınlardan bahsediyorum ama, biz erkeklerin de çok bariz tepkilerimiz yok değil. Neyse,&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ben hemen rolümü sahiplendim&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Yasemin’e sürekli yazan, ama bir türlü yüz bulamayan adam”&lt;/span&gt;ı oynayacaktım. Rolüm kapsamında, ben insanların önünde, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;’e övgüler düzüyor, ortalar kesiyordum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin &lt;/span&gt;ise bana öyle pek de pas vermeyen ama arada da canım manım diyen güçlü kadını çok güzel oynuyordu. Bir iki methiye daha düzüyordum ki, baktım ki biraz daha ileri gidersem herif beni düzecek, yavaşladım. Zaten etrafta pek de çekici ve yazacak kadın yoktu. Ya yaşlı çiftler, ya da mesleğimde yükseleceğim diye göbeğine kaçak kat çıkan kadınlar. Bu yüzden, hafiften silik bir karakteri oynamaktan hiç gocunmuyordum. Rahattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada o geldi: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;. Güzel bir kadındı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;lerin departman şefiymiş. Tahminim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;36&lt;/span&gt; yaşında filan. Güzellik:&lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"&gt; 7,3&lt;/a&gt;, Hissedilen güzellik: 7,6. Tabii ki &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;Business Kasa&lt;/a&gt;. Siyah dar, dizüstü bir elbise, sol omuz kısmı biraz hareketli, o hareket şık bir dekolteyle taçlanıyor. Tüylü müylü ama aşırı zarif bir omuz örtücüsü (tam olarak şal diyemeyeceğim.) Business kasanın vazgeçilmezi zarif siyah topuklular. Arkaya doğru gerilmiş saçlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;, topuklu ayakkabıyla yürümeyi süper beceren kadınlardan (Bence topuklu ayakkabı giyen kadınların sadece %10’u bunu becerebiliyor.) İyi haber. Parmakta yüzük yok. Küpeler şahane! Oof of.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNGKzPJWtZI/AAAAAAAAAN0/sC-M5JWqF7Y/s1600/eva-la-rue-one-shoulder-black-dress-iphotos174819-eva-la-rue-thumb.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNGKzPJWtZI/AAAAAAAAAN0/sC-M5JWqF7Y/s400/eva-la-rue-one-shoulder-black-dress-iphotos174819-eva-la-rue-thumb.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535358029858780562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim gruba geldi. Bu sırada herif bizim  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;’i iyice markaja almıştı. Bu benim için iyi oldu diyebilirim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Boşa çıkman lazım oğlum T.I. Büyük Şef’e bak"&lt;/span&gt; diye geçiriyordum içimden. Ancak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt; çok zorlu bir hedef. Bir kere çalışanlarının önünde, kendinden neredeyse 10 yaş küçük birisiyim. Yaklaşmam imkansız gibi. Biz, ayaklı bir masanın çevresindeydik, geldi ve bizimle sohbete başladı. Çalışanlarının önünde olduğundan mıdır bilmem. Kendine aşırı güvenli bir hali vardı. Çok özgüvenli, çok ölçülü, çok kontrollü, ve fucking sexy!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıştık ettik. Derken &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;, hayatının arapasını attı. Böyle güzel arapasını değme erkek atamaz. Dedim delikanlı kız diye. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“T.I. Büyük Şef de 3 ay öncesine kadar sizin sektörde çalışıyormuş.”&lt;/span&gt; dedi ve o herifle beraber mekanın açık alanına doğru gitti. (Tabii Yasemin, ona büyük şef demiyor, X Hanım diyordu. ) İş, konuşmak için çok güzel bir konu olmasa da, başlangıç başlangıçtır. Bizim firma o aralar çok yeni, tutunmaya çalışıyor, oldukça küçük. O baya büyük bir firmada çalışmış. Ancak bizim firmayı da biliyor filan. Belki sizden almak isteyeceğim Bussiness Contact’lar olur diye telefonunu istedim. Hıyarlık parayla mı? Telefon mu?&lt;br /&gt;Kadın da ince, parlak, küçük ve zarf formundaki güzel çantasından kartını çıkartıp verdi. "Buyrun." dedi.&lt;br /&gt;"Hıyar Tiay" dedim içimden, mevzu işse, cep telefonu değil kart istenir. Cep telefonu istemek tabii ki çok büyük bir problem değil, ancak o anda yanlış strateji. Yapacak bir şey yok. Derhal gereksiz salak erkek gülümsemesi halimi takındım (artık hiç yapmıyorum, inanın). O da benim salak erkek gülümsemesi halimi takındığımı saptadı. 20-25 dakikalık bir sohbetin ardından teşekkür ederek yanımdan ayrıldı. Accayip renk vermiştim. Belki yanımda 20-25 dakika durmasının sebebi o kadar bariz şekilde renk vererek biraz gururunu okşamamdı. Bilemiyorum. Ancak kesinlikle çok acemiceydi. Öte yandan, o balkonumsu yerde, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasemin&lt;/span&gt;’le herif, mercimeği iyiden iyiye fırına veriyorlardı. Onlara eserime bakar gibi şöyle bir baktım. Biraz şişindim, göğüslerime hava doldurdum. Biraz daha sağa döndüm, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyük Şef&lt;/span&gt;! "Pofff" dedim, göğüslerimdeki havayı boşaltarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyordum,&lt;br /&gt;O akşam büyük şefin gözlerinin üçüncü tabakasında, yani baskül tabakasında (Pondus) geçirdiğim o 20-25 dakika sonunda, sanırım “tüysiklet” diye etiketlenerek dosyalanmıştım. O basküle bir daha çıkmamsa tam iki koca ayımı alacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki postta da söz o günü anlatacağım...&lt;br /&gt;Yani,&lt;br /&gt;To be contintin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler&lt;br /&gt;T.I&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-7116088567792412063?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/7116088567792412063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=7116088567792412063&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7116088567792412063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7116088567792412063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/11/gozler-yasemin-ve-buyuk-sef.html' title='Gözler, Yasemin ve Büyük Şef...'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TNGJ0Zgqf0I/AAAAAAAAANk/l5HBbE7zFek/s72-c/eye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-4611964565880948978</id><published>2010-11-01T15:51:00.009+02:00</published><updated>2010-11-03T17:28:13.612+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yıldönümü'/><title type='text'>Bloglar kadınlara benzer! Yıldönümleri.</title><content type='html'>&lt;span&gt;Bazen blogları kadınlara benzetmeden edemiyorum&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çünkü ikisine de sürekli yazmak gerekiyor.&lt;/span&gt; Ancak hakkını vermeliyim ki, blog daha vefalı, ne yazarsam yazayım, ya da ne kadar yazmazsam yazmayayım, alınma gücenme yapmıyor. Bu arada, kaç zamandır yazmıyorum, bir sürü kişi, nerelerdesin diye soruyor hala. Aylardır bu kuş uçmaz, kervan geçmez blog'a hala uğrayan herkese çok teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaleme almam gereken konu şu sanırım:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Blog'a verilen ara. Valla pek bir açıklamam yok aslında. Ancak ille de bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"savunma"&lt;/span&gt; isteniyorsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence blog'a verdiğim arayı normal karşılamak gerekiyor. Sonuçta, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tehlikeli İlişkiler&lt;/span&gt;'i takip edenler nasıl birisi olduğumu az çok biliyorlar. Herhangi bir şeye uzun süre bağlı kalınca karıncalanmak gibi bir huyum var. Tehlikeli İlişkiler'le de münasebetim bir yılı geçmişti. Dikkat! &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1 yıl&lt;/span&gt;. Bir ilişki ve&lt;span style="font-size:130%;"&gt; bir yıl &lt;/span&gt;dedin mi, ben buna tehlikeli ilişkiler değil, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tehlike Çanları &lt;/span&gt;derim. 1 yıl demek, bir kere kafadan, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"yıldönümü"&lt;/span&gt; filan demektir. Yıldönümlerini genel olarak sevmem. Aklıma hep "eskimek" fikrini getirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TM7JhXbEwAI/AAAAAAAAANU/c3QAw8ejD6A/s1600/anni.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 301px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TM7JhXbEwAI/AAAAAAAAANU/c3QAw8ejD6A/s400/anni.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534582567145357314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yıldönümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Kadınlar şu konuda genellikle büyük bir yanılgı içindedirler. Onlar, erkeklerin, yıldönümlerinin seremoniyal kısmından çok rahatsız olduklarını düşünürler. Özellikle şu ikisinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1-&lt;/span&gt; Hediye almak,&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- &lt;/span&gt;O güne özel bir program yapmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksi durumlarda, yani bu işin bu iki sacayağından bir tanesi sekteye uğradığı zaman:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Benimki sağolsun kalastır öyle konularda, hiç düşünmez, hatta unutur."&lt;/span&gt; demeye bayılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bazıları bunu söylediklerinde sevgililerinin/eşlerinin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"daha bir erkek"&lt;/span&gt; olduğunu filan hissederler. Yemezler. Kolayına kaçmayın. Herkes bilir ki erkeklerin genelde bunlarla hiçbir problemi yok. Eğer ki sadece ve sadece mutlu sonla bitecek bir şey için hazırlık yapmaktan bahsediyorsak, erkekler feriştahını yapar. Bunda erkeği rahatsız edecek hiçbir şey yok. Ancak ya altında başka anlamlar varsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;1- Hediye konusu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlara hediye almak konusunda şerbetliyiz biz. Daha konuşmayı bilmiyorken, daha ellerimiz bir şey tutma melekesi dahi kazanmamış kadar bebekken, babalarımız boynumuza &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Anneler Günün Kutlu olsun Annecik"&lt;/span&gt; diye bir not asıp, büyük bir hediye paketinin üzerine oturtuyor adeta  bizi. Biraz aklımız ermeye başlayınca, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"lan keşke şu sevgililer gününde benim de hediye verebilecek bir sevgilim olsa"&lt;/span&gt; diyoruz. Öylesine terbiye edilmişiz biz, özetle biz erkekler birer &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hediye Machine&lt;/span&gt;'iz. Düşünün ya, böyle bir şey olabilir mi? Keşke bir sevgilim olsa da &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"davşanlar gibi sevişsem"&lt;/span&gt; dememişiz de, bunun acısını bile &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"bi hediye bile alamadım, çok yalnızım"&lt;/span&gt; üzerinden yaşamışız. Böylesine safız. Düşünün, biz o kadar masumuz ki, kadınlar bazılarımızı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"aydönümü"&lt;/span&gt; diye bir şey olduğuna bile inandırmışlar. Ya ben aydönümünü kutlayan çift görmesem, bunları yazmazdım. Gördüm, aydönümü kutluyolardı, yeminle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulan aydönümü diye bir şey varsa, götdönümü diye bir şey de var. Hadi bakalım, bunu da erkekler uydurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanımı şu: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;G.tdönümü&lt;/span&gt;, o ilişkide ilk kez canın istemeyip de sevgiline arkanı döndüğün günü işaret eder. Bana inanın, aydönümünden çok daha önemli bir gün bu. Düşünsene, ilk kez canının istemediği gün. Bana göre her sene muhakkak anılması, hatırlanması gerekir. Her g.tdönümü seneyi devriyesinde sevgiliye hediye olarak pastırma, sucuk, sarımsaklı mantı vs alınır. O günün akşamı hepsi afiyetle yenir. Akşam da çiftler birbirlerine arkalarını dönerek, gönül rahatlığıyla yatarlar. İşte g.tdönümü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TM7KDntywWI/AAAAAAAAANc/SQ5kNsqo8JU/s1600/gtdonumu.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TM7KDntywWI/AAAAAAAAANc/SQ5kNsqo8JU/s400/gtdonumu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534583155634389346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;G.ödonümü&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;2- Program konusu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bak ne anlatıyodum laf yine nerelere geldi. Hediye alımından bahsediyordum. Hediye konusunu geçtik. Beni ikna edemezsiniz. Öteki neydi? Hah, özel bir program yapmak. Bir erkek düşünün ki, gerçekten güzel bir yemeğe hayır desin. Var mı böyle bir ademoğlu, yok! O erkek ki bunun için elinden gelen en güzel programı yapmasın. Üstelik yemekten sonrası da oldukça vaatkar olsun. Gülerim. Hanımlar, dünya üzerinde böyle bir erkek yok. Tartışmam Umarım sizi, yıldönümlerinin asıl probleminin hediye, özel yemek vs olmadığına ikna edebilmişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlişkilerde, yıldönümlerini kutlu ve mutlu bir gün olmaktan çıkaran taraf kadınlardır.&lt;/span&gt; Üstelik bu günü zorlaştıran onların güzel bir yemek, güzel bir hediye beklentisi kesinlikle değildir. Elbette ki tüm hanımlar, beraber oldukları insanla önemli bir gün yaşamaya, hediyelerin en güzeline, mekanların en şıkına, en ince şekilde düşünülmeye zaten layıklardır.  Bunun nesinin lagalugasını yapayım. Bu günleri geren şey, muhasebedir. İlişki muhasebesi. Ya ben zaten muhasebe lafına zaten yeterince gıcık oluyorum o p.storoz ortağım yüzünden, muhasebe gibi gıldırgıcık bir kelimeyle ilişki gibi güzel bir kelime yanyana getirdiğin zaman, iş iyice çirkinleşiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar, yıldönümlerinde işte bunu yaparlar. İlişki muhasebesi, yani, gereksiz ciddiyet! Gereksiz ciddiyet, yorar. Yapmayın. İlişki muhasebesi, bir ilişkinin her evresinde gericidir, yorucudur, kasıcıdır. Bu evreleri kronolojik olarak yazıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkinin bebeklik evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin başlangıç evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin olgunluk evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin ileri evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin daha ileri evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin duraklama evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin düşüş evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin lale devri evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin tükenmişlik evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin bitmişlik evresi,&lt;br /&gt;ilişkinin evlilik evresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişki muhasebesi, bu ilişki nasıl başladıdan girer, bu ilişki nereye gidiyordan çıkar. Yetmez. Adamın kıçından bi daha girer, ama ordan çıkmaz. Lüzumlu haller dışında İlişki muhasebesinin önündeki camı kırıp düğmeye basmayın. Lüzumsuz kullanları mutlaka cezalandırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, neler neler yazacaktım. Yine konuyu saptırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevzuya dönüyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluşturduğum altlık sizi ne kadar tatmin etti bilmem, ama Tehlikeli İlişkilerle de iş bir yılı geçince ben de doğal olarak ben de yine karıncalandım. Öyle bir terbiye edilmişim ki, "yıldönümü geldi, topla g.tu oğlum T.İ. diye". &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tehlikeli İlişkiler&lt;/span&gt; de beni sıkboğaz edecek gibi hissettim. Ve evet, sağlıklı bir erkek tepkisi verdim. Yani, hayatıma başka bloglar girdi. Belki onlar Tehlikeli İlişkiler kadar güzel değillerdi. Ayrıca onlarda o kadar emeğim de yoktu, keza onların da bende. Ancak mevzu zaten bunlar değildi. Başka bloglarda, farklı konularla ilgilenme fikri daha güzel geliyordu. Üstelik de kısa kısa. O bloglardan da çabuk soğuyordum. Kısacıklardı, mikro bloglardı onlar. Bir nevi &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=quickie" target="_blank"&gt;quickie&lt;/a&gt;! Tek cümleden oluşuyorlardı. İsimleri twit'ti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tövbe ettim, twit yok. Bence şimdi yine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tehlikeli İlişkiler&lt;/span&gt; zamanı, kod adını bile bilmediğiniz çok kadın, onlarla ilgili anlatacak çok şey var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu post'u lütfen bir geri dönüş mektubu olarak kabul ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilerimle&lt;br /&gt;T.I&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-4611964565880948978?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/4611964565880948978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=4611964565880948978&amp;isPopup=true' title='26 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4611964565880948978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4611964565880948978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/11/bloglar-kadnlara-benzer.html' title='Bloglar kadınlara benzer! Yıldönümleri.'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TM7JhXbEwAI/AAAAAAAAANU/c3QAw8ejD6A/s72-c/anni.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-7666246845270768992</id><published>2010-07-10T15:53:00.015+02:00</published><updated>2010-12-23T11:15:58.322+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mia'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diego Armando'/><title type='text'>So tell the girls that I'm back in town - Mia.</title><content type='html'>Hiçbir zaman tuhaf birisi olmak istemedim. Ancak bu tabii ki tuhaf isteklerim olmayacak anlamına gelmiyor. Şu sıralar kafamdaki şeyleri bir döksem, kesin tımarhanelik bu herif dersiniz.  Sonumuz hayrolsun. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Murphy &lt;/span&gt;kanunlarının çok basit bir çalışma prensibi vardır, şunu der Murphy kanunları: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Olm yakalamiym, çok p.s skerim!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmen öyle bi’ durum var. Billie Jean’den ayrıldım.&lt;span style="color: rgb(51, 204, 255);"&gt; Arjantin&lt;/span&gt; Almanya’dan dört yedi. Üzgünüm. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Diego Armando Maradona&lt;/span&gt;’nın gözleri yaşlı. Kaybedince hüngür hüngür ağladı adam. Biraz da bana üzüldü tabii, beni taktı kafasına. Üstüste verdik acıyı verdik acıyı çocuğa diyo. Zaten ayrıldı, bi’ de biz vurduk. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Armando&lt;/span&gt;! Kaybetsen de canımsın. Boşuna sevmedik biz tangocuları! Bu ince davranışa verilebilecek tek bir cevabım var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Arjantin aglama bana&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben seni hiç birakmadim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kavak yelleri estiginde hep yanindaydim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yanında kaldım”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 277px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TDh8N99tiTI/AAAAAAAAAM0/Z9juzKHcKK0/s400/maradona.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492276324991863090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;2014 bizim yılımız olacak Armando! Topla kendini, hiçbir yere gitmek yok!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim mevzuya. Yani &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“So tell the girls that I’m back in town” &lt;/span&gt;mevzusuna. Şimdi  ben &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“officially available”&lt;/span&gt; oldum ya, biraz ondan kaynaklı bu şarkının gündeme gelişi. Akşam dışarıda arkadaşlarla buluşmuştum. Ortamları kokluyorum, bol bol notlar alıyorum filan. Didit didit mesaj.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;From:&lt;/span&gt; Lafonten,&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Diyor ki:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“So tell the girls that I’m back in town ha? Yürü be kanka”. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ulan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Dallamyus&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;, işin gücün yok mu benle uğraşıyosun" &lt;/span&gt;dedim içimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle de bi cevap yazdım&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“So tell the denyos, that I’ve never left the town”&lt;/span&gt; .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bir erkek nerede kaybeder diye soracak olursanız. İşte tam burada kaybeder derim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“Gereksiz karizma yaratma” &lt;/span&gt;çabasında. Kadınların gözünde erkeği en bitirici hareketler, çakma karizma çabalarıdır. Hemen anlar kadınlar. Hemmen. Misal bir erkek sevgilisinden ayrıldığında, bu şarkıyı dinleyerek moral buluyorsa, o adam bitmiştir bütün kadın camiasında. Ancak kendisinin haberi yoktur.&lt;span style="font-style: italic;"&gt; “So tell the girls that I am back in town” &lt;/span&gt;(Türkçesi:  Kızlara söyleyin, şehre geri döndüm!). Var böyle tipler. Çok var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok yaa. Geri dönmüş. Kızlara haber verelimmiş. Oldu abi, bi de sana verelim olmadı, canın sıkkındır şimdi senin.  Erkekler kendilerini komik duruma  düşürmeyi bir iş zannediyorlar bazen. Şehre dönmüş! Hasbam. Ya arkadaş neymişsin sen ya? Karıkız da seni bekliyo' di mi? Önceden haber salalımmış. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Madem böyle süpersonik tuttuğunu şaapan bi arkadaşımızsın niçin biz haber salıyoruz. Biz sana yanaşalım da sen yaşat bizi. &lt;/span&gt;Ne o öyle mahallenin bohçacısına git yandaki konağa bi bak bakalım gelinlik kız var mıymış gibi bir çaba, anlamadım ki. Eskidenmiş o işler. Tellioğulları haber salsın da Daver Bey’in kızını ona rezerv etsinler. Oldu canım, yeşil vadiyi de verelim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle hırbo hırbo şarkılarla, yok efendim mahalleye haber salın, bizim oğlan şehre dönmüş gibi safsatalarla uğraşmak yerine, şehri hiç terk etmemek lazım. Şehirden kastım, daha çok antenler aslında.  Antenler hep açık olacak, o kadar.  Terk etmeyeceksin şehri. Olur da şartlar ille de ama ille de  şehri terk etmeyi gerektiriyorsa... Neydi lan o balık, hani kuma gömülen. Onun gibi olmak lazım.  Üzerinde ne olup bittiğini bileceksin. Sağından ne geçti, solundan ne geçti, üstünde neler oluyor. Hepsinden haberin olacak. Seni bilenler görebilecek, gerisi görmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kod adı Mia.&lt;/span&gt; Bu kod adının sebebi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Woody Allen&lt;/span&gt;’ın &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia&lt;/span&gt;’sı mı? Biraz evet. Bence, zamanının en güzel kadınlarından. Zamanının güzelliği denince budur. İnanmıyorsanız aha da bakın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TDh9qYotcyI/AAAAAAAAAM8/Q8yjPSowhyE/s1600/7be2b140501f5ea7df5dad1d70aa7a40.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 318px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TDh9qYotcyI/AAAAAAAAAM8/Q8yjPSowhyE/s400/7be2b140501f5ea7df5dad1d70aa7a40.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492277912699499298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Güzellik&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TDh90N_6pAI/AAAAAAAAANE/wC0pGvq9MMI/s1600/3094403_tml.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 240px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TDh90N_6pAI/AAAAAAAAANE/wC0pGvq9MMI/s400/3094403_tml.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492278081642734594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Daha da güzellik&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Benim gibi bakmaya doyamayanlar için 2 resim daha seçtim: &lt;a href="http://www.stephenmarkeson.com/scrapbook/large/mia.jpg" target="_blank"&gt;1&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://wetprints.files.wordpress.com/2009/03/jb_mia_farrow01.jpg" target="_blank"&gt;2&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Benim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia&lt;/span&gt;’nın genel havası ve duruşu ona çok benziyor. Sanki 70’lerden fırlamış gibi. Saçları da kısa. Çok uzun zamandır saçları kısa bir kadından etkilenmemiştim. Kısa saç bana göre çok iddialı gözler ister. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saçlarını kısacık kestiricek kadınlara uyarı:&lt;/span&gt; Gözler  kocaman değilse, hiç girişmeyin. Saçlar zaten kısa, e bi de  gözler de çipil olunca japon çüküne dönüyor surat. Benden söylemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse,&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia&lt;/span&gt;’ya döneyim ben. 1,70 boy, ince, hatta azıcık kemikli kasa. Sigara da içiyor. Uzun zamandır sigara içen bir kadından da etkilenmemiştim.  Tek kelimeyle anlat derseniz duru birisi derim. Bembeyaz.. Genelde çiçek kokusu bazlı parfümler kullanıyor. Bu zamandan birisi gibi değil. Sanki 70’lerde dondurmuşlar, az evvel de uyandırmışlar filan gibi. Çok hoşuma gidiyor o havası. Sigarayı bile o kafayla  içiyor. Eskiden bilinmezmiş ya ne boktan bir şey olduğu, sonradan sonradan çıkmış hep. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“O kadar da zararlı değil ki”&lt;/span&gt; diyor içerken. Saf bir yanı var. Yahu o kadar da zararlı değili mi kalmış. İçtiğin paketin üstünde çükü düşmüş, ciğeri paramparça olmuş adam resmi var. Daha ne olacak ki. Yine de o saflığının genel havası hoşuna gidiyor insanın. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia&lt;/span&gt;’dan hiç haberim yoktu, tamamen tesadüfler üzerine oldu her şey desem. İnanmayacaksınız. Değil zaten. İnce bir çalışmanın ürünü. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’in bir arkadaşının arkadaşı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia&lt;/span&gt;. Lafonten’in kedi olalı tuttuğu ilk fare diyebilirim. Kafamın bozuk olduğunu bildiği bir akşam. Gel lan erkek erkeğe muhabbete dediğinde bir yere gitmiştik. Mia o sırada tesadüf eseri &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’i aradı. Uzun zamandan beri hep söylüyordu zaten Lafo, çok süper bir kızla arkadaş oldum seni bi türk. Yakın bir yerlerde çıktık. Gelsene melsene dedi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia &lt;/span&gt;da bir arkadaşıyla geldi. Üzerinde havanın soğukluğuna rağmen sarı beyaz askılı bir elbise vardı. Şimdi hemen kızla orada buluşmam için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’in kurduğu bir tezgah diye düşünebilirsiniz. Alakası yok. Tanıştık sohbet ettik. Birazcık da içtik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kadınlar kadınlar vardır. Hiç kur yapmazlar. Ya da şöyle diyim, kur yaptıkları hiç anlaşılmaz. (İkinci seçenek daha doğru gibi görünüyor tabii.). Mesela, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Mia&lt;/span&gt;’da bir bakış yakalıyorum. 10 numara! Aha diyorum, tamamdır bu iş. Sonra iki dakka sonra bir bakıyorum yanındaki kız arkadaşına da aynı şekilde bakıyor. Başta da dediğim gibi azıcık saf bir hava. O yüzden öyle hissetiriyor. Yoksa her kadın birbirinden şeytandır bu konuda, tabii ki biliyorum. Normalde uzatmayı sevmem. Ancak o gece &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia&lt;/span&gt;’nın kontakt bilgilerini almadım. Ertesi gün Lafonten yine bir organizasyon planladı. Az kişi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lüferkız&lt;/span&gt;’dan ayrıldıktan sonra aslında kendi de Sapinto aslında garibimin ama, benim için çalışıyor. Koç koç! İkinci buluşmada, Lafonten için de güzel gelişmeler oldu. Çünkü Mia, Melly’le beraber geldi. (Adı Melda olunca, Kod adı da Melly oluyor, yapacak bir şey yok. ) &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia &lt;/span&gt;da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Melly &lt;/span&gt;en az &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;7,4&lt;/a&gt;. Melly biraz bussinnes kasa. Keskin hatlı bir kız. Burnu ve çenesi sivri. Bussiness kasaya hep yakıştırmışımdır sivri hatları. Neyse hal öyleolunca güzel bire double date’e dönüştü olay. Hanımlar bir ara masadan kalktıklarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’e dedim ki,&lt;br /&gt;- Olm süperiz lan. Sessiz ve derinden gidiyoruz. Neydi lan o balık, onun gibi. Ah bi’ de şu maymunluk dozajını biraz azaltsan karıya aşirin gözükücem diye süper olacak. Benim de dengemi bozuyosun.&lt;br /&gt;- Maymunluk diil olm o, masanın gazını alma. Anlamadığın işlere karışma.&lt;br /&gt;- Peki Lafo.&lt;br /&gt;- Aha geliyolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia&lt;/span&gt;’nın üzerinde çok güzel bir elbise vardı. Günlük ama çok şık. Melly daha bir resmiydi. O da güzeldi. Mia belli ki çok düşünmüş gelmeden önce ne giyeceğini. Eminim en az bir iki saati var aynanın karşısında. Bu her detaydan hissediliyor. Kıyafetini seçerken ve evden çıkmadan önce bütün tikler atılmış.İlk buluşmaya giderken fazla süslü olmasın,&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Çok açık olup fazla davetkar olmasın&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Azıcık da olsa iddialı bir durumu olsun, alelade de olmasın&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Öyle aşırı hanım hanımcık da olmanın alemi yok&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kara kara iç baymayayım, azıcık şöyle renkli olsun&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Aksesuarlarım şıngır şıngır olmasın, ama özendiğimi de belli etsin&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Bir kadının gardrobunda bu tiklerin hepsini atabileceği kıyafeti ve kombinasyonu yaratması su içinde iki saattir. Bravo &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mia&lt;/span&gt;’ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanımlar masaya döndükten sonra ilginç bir tatil planı çıktı ortaya. Acaba olur mu olmaz mı derken giderek daha mantıklı olmaya başladı bu plan. Çok mutluluk verici bir gelişme. Önümüzdeki hafta tatildeyiz. Tatil için şöyle bir konsept yarattık.  İnternet, bilgisayar, iş, güç hiçbir şey olmayacak. Tamamen deniz, güneş, eğlence, ... .&lt;br /&gt;Önümüzdeki hafta dünyayla iletişimimi keseceğim (Hiç bana uygun değil biliyorum, ama kuralları öyle koyduk.). Yukarıda şey demiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Kod adı Mia. Bu kod adının sebebi Woody Allen’ın Mia’sı mı? Biraz evet.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen evet değil, biraz evet. Çünkü Mia aynı zamanda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Missing in action&lt;/span&gt; da demektir. Eğer bir asker görevi sırasında piyasadan  kaybolmuşsa, kendisinden haber alınamıyorsa hiçbir şekilde ortalıkta görünmüyorsa onun için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;missing in action&lt;/span&gt; tabiri kullanılır. Bu tatil de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’le ben için biraz mia olacak. Melly ve Mia için de tabii ki.&lt;br /&gt;Lafonten’e dedim ki, “Ulan büyük adamsın ha! 2 haftada kuyudan çıkardın beni. Kralsın. Çok da süper eğlenicez gibi geliyo bana. O kadar sessizliğin sonu süper olacak. Neydi lan o balığın adı. Vatoz vatoz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Olm Lafonten! Kuma yattık bekliyoruz, ses yok faça yok! &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=kuma%20yatt%C4%B1k%20bekliyoruz"&gt;Aaaniden çarpacaz!&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-7666246845270768992?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/7666246845270768992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=7666246845270768992&amp;isPopup=true' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7666246845270768992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7666246845270768992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/07/so-tell-girls-that-im-back-in-town-mia.html' title='So tell the girls that I&apos;m back in town - Mia.'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TDh8N99tiTI/AAAAAAAAAM0/Z9juzKHcKK0/s72-c/maradona.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-2051089791720109224</id><published>2010-07-02T15:49:00.007+02:00</published><updated>2010-07-02T16:18:45.788+02:00</updated><title type='text'>Yüksek Duvardan Şuursuzca Atlamak - Simge &amp; Billie Jean</title><content type='html'>Çocukken, sokakta size kesin şekilde yasaklı olan bir şeyi yaptığınız çok olmuştur. Örneğin bilmemneredeki yüksek duvardan atlamak. Anneniz sizi o duvarın çevresinde bile görse tüyleri diken diken oluyordur. Özetle oradan atlamak ya-sak-tır, ama o sırada sizin çocukça dünyanızda oradan atlamak da çok önemli bir statüdür. Bu dediğimi erkekler çok daha iyi anlarlar sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, duvara dönüyorum. Bu duvar yüksekçe bir duvardı. Hani aşağı bakınca bile insanın içini kıpraştıranlardan. Duvarın efsane hikayeleri çocuklar arasında çoktan üretilmiş. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Bu duvardan 15 sene önce atlayan bi çocuk düşmüş ölmüş. Hatta onun ruhu var burda”&lt;/span&gt;,  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Yandaki apartmanda Neriman Teyze var ya, onun yeğeni gelmiş üç sene önce, atlamış buradan. Bacağı kırılmış, 6 ay alçıda kalmış.”&lt;/span&gt; (Tamamen anneler tarafından üretilmiş bir kontra hikaye. Olur da bi çocuk Neriman Teyze’ye sorarsa. O da.” tabii tabii, 4 yerinden kırıldı bacağı” diyor.) . Çocuklar duvarın adını kendi aralarında çoktan takmışlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“Ölüm Duvarı”&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerin tamamı da bu saçmasapan takıntıyı bilir. Sizi her sokağa saldığında, “Ama o yan bahçenin duvarından aşağıya atlamak yok tamam mı?” der. Söz alırlar.&lt;br /&gt;Olur da biri atlarsa bunun çocuklar arasında çok büyükbir haber değeri vardır. Şöyle bir olay olabilir mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mahalleden bir çocuk: &lt;/span&gt;Serkan ölüm duvarından atlamış lan dün.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Diğer çocuk: &lt;/span&gt;Bizim gözümüzün önünde atladı. Hiçbişi olmadı.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mahalleden bir kız:&lt;/span&gt; Ben görmeden inanmam.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Diğer Çocuk:&lt;/span&gt; Yok yok. Atladı atladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Serkan &lt;/span&gt;gelir. Hiçbir şeyi yoktur ha p.çin. Ancak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ben atladım, siz sakın atlamak gibi bir gaflette bulunmayın&lt;/span&gt; gibi, bu iş öyle her babayiğidin harcı değildir gibi konuşur. İyice korkutur sizi. Yaptığı kahramanlığın değerini arttırır. Gece öyle bir ağrıdı ki, ben hayatımda böyle bir acı çekmedim. “Neresi acıdı lan?” sorularına vücudunun saççmasapan bir yerini gösterir. Ya da,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-    Gece var ya ordan atlayıp ölen çocuğun ruhunu gördüm olm. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;-    Hadi lan!&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;-    İster inan ister inanma! İster inan ister inanma!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu ister inan ister inanma da çok kilit cümledir. &lt;/span&gt;İlle de tercihini ilan etmeni gerektirir. Mavra olduğunu düşünürsün. Ancak öyle de bir dinlemek istersin ki bu isteğinin önüne hiçbir şey geçemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-    Tamam lan inanıyorum, anlat. Ne dedi sana?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;-    Hiçbir şey demedi. Göründü sadece. Gece camdan bakınca bembeyaz bir şey duruyordu duvarın orda. Tam ucunda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hay .mını s.ktimin duvarı ya, ne duvarmış arkadaş. Herkes çocuğun ağzının içine bakıyo lan. Bütün kızlar da nası dinliyor ya şu g.tüboklu hayalet hikayesini. Ya ne yaptı ki bu herif lan. Duvardan atladı sadece. Güzeller güzeli &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/pipi-asla-sadece-pipi-degildir.html"target=_blank&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Simge &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;bile ağzının içine düştü herifin. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Atlasam mı lan bende!&lt;/span&gt; Çok da yüksek s.çtımın duvarı. Oooof of. Atlanır mı lan ordan. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Serkan &lt;/span&gt;senin ağzına s.çim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artistlik olsun diye demiyorum. Hiçbir zaman, böyle aşırı irrasyonel şeylere inanan bir çocuk olmadım. İyi kötü farkındaydım o zaman o duvardan atlamanın ne kadar hıyarca bir şey olduğunun. Ancak vaziyet fena. Ölüm duvarından atlamadan da erkek olunmuyor. Ya hani sünnette  anlaşmıştık? Hani genel tanım şunlardı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Sünnet olmadan erkek olunmaz.”&lt;/span&gt;  bu bir. Tamam, kestirelim!  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Askere gitmeden erkek olunmaz.”&lt;/span&gt;. Bu da iki. (Tamam şimdi çok saçma kriterler olduğnun farkındayım tabii ki. Ancak o dönem şartlarında düşünmek gerek. ) O an için kendime bakıyorum. Sünneti halletmişim o dönem, tık, rahatım. Askere de daha çok var. Rahat olmam lazım. E peki, bu. s.ktimin duvarı nereden çıktı yaaa!  Resmen bi daha sünnet olmak gibi bir şey, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;resünnet&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok saçma olduğunu bile bile o duvardan atlamaya karar verdim. Hem de herkesin önünde atlayacaktım. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Simge&lt;/span&gt;’yi de bir fotofiniş hakemi gibi en hakim yere koyacaktım. Ancak tabii ki, eşeği sağlam kazığa bağlamak lazım. Bende yanlış yok. Önce bi’ kendim denemeliydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TC3ydGwIpBI/AAAAAAAAAMs/FbbkDqJ_MJQ/s1600/kidjump.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 188px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TC3ydGwIpBI/AAAAAAAAAMs/FbbkDqJ_MJQ/s400/kidjump.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489310102677136402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin içinde başarısızlık yaşamamak için bir cumartesi sabahı en süpersonik havalı ayakkabılarımı giyip kimsecikler yokken ölüm duvarının oraya gittim. Şöyle bir baktım, lan amma da yüksek dedim içimden. Kendimce çocukça taktikler yaptım. Aşağı inip tam düşeceğim yere biraz çimen filan serpiştirdim, zemini düzledim filan (Aslında korku boku selanik,  atlama zamanını geciktiriyorum işte) Çıktım tekrar yukarı, baktım aşağı, çimenle biraz daha sevimli oldu toprağa göre. Ruhen atlamaya daha yakınım. Atlarım atlayamam. Atlarım atlayamam. Derken, bi anda bıraktım kendimi. Tabanlarımın yere değdiği anda vücudumda hissettiğim şeyi size nasıl anlatsam, tam bir ”zınlamaydı”. Zın zın etti bütün bacaklarım, kemiklerim. Beynim kafatasımın içinde zınladı. Sonra da dizlerimi vurdum  yere sertçe. Şöyle bi durdum. Bir yerim acıyor muydu? Hayır. Atlamıştım. O adrenalinle ne yapacağımı şaşırdım. Hemen büyük atlayışı planlamaya başladım. Aşağıdan atlayışın görülebileceği en iyi yeri belirledim. Simge buraya geçer, buradan izler dedim içimden. İ.ne &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Serkan &lt;/span&gt;da yukardan baksın da atlayış görsün. Ayrıca o p.zevenk ruh da davetlim. Hani o Serkan’a gece görünen. O da gelsin. Hırbo!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlayışın 5-6 dakika sonrası muzaffer bir eda eve dönerken, bacaklarımın önünde bir ıslaklık hissettim. İkisinde de... Bir baktım. Pantolonumun iki dizi de fexi şekilde yırtıktı. Dizimden bacağıma doğru da kaval kemiğim boyunca oluk oluk kan akıyordu. Çorabımın bacağımı saran latiği kıpkırmızı. İnanılmaz kanıyordu. Aha dedim anneme babama ne diyeceğim. İnanın acısında hiç değilim. Nasıl söyleyeceğimdeyim. Oluk oluk kan akıyor. O heyecanı hala hissederim. Korkumdan eve gitmedim. Bizim eczacı bir abla vardı. Eskiden eczaneler daha bir oturaklıydı. Eczacılar doktor gibiydi. Ya da benim gözümde öyleydi ne bileyim. Hiç unutmam. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eczacı Berrak Teyze&lt;/span&gt;. El kadar çocuğum. O halimle gittim eczaneye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Berrak Teyze, Y.rrak gibi çakıldım. Kurtar beni.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok candan bir eczacıydı. Çaktı hemen pansumanı. Bütün işimi gördü. Anneme söylemeyeceğine de söz verdi. 5 kuruşumu da almadı. Gerçi anneme ötmüş. Ama tabii ki şimdi düşününce haklı buluyorum onu. Eczaneden tırıs tırıs eve dönerken, bir daha atlamama kararı almıştım bile. Kimseye atladığımı da söyleyemezdim. Hem inanmazlardı hem de ne o öyle, herif atlayıp ruhlarla görüşmüş filan büyük karizma yapmış. Ben bi atlamışım .mı g.tü dağıtmış bir haldeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eczacı Berrak&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Teyze &lt;/span&gt;dahil kimse bilmedi oradan atladığımı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Simge &lt;/span&gt;de bilmedi. Anneme yakalamaç oynarken düştüğümü söyledim, konu kapandı.  Annem ilkyardım işimi kendim halletmemi takdir bile etmişti. Salak kahraman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden sonra o atlayışı çok kez düşündüm. Alenen akılsızca bulduğum bir şeyi yapmıştım. Sonradan bu bana hep çok gurur kırıcı geldi. Biraz daha aklım ermeye başladığı zaman bu olayı tekrar tekrar  analiz ettim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Aptallaşma oğlum T.İ"&lt;/span&gt; diye defalarca kez telkinde bulundum kendime. Neredeyse hepsinde de başarılı oldum. Ondan sonra duvardan atlamaya yakın gibi saçmalıklar yapmadım mı kadınlar için? Kesin yaptım. Ancak en azından bir kişinin çıkarı olmasını gözettim. Bu örnekteki kadar kimsenin işine yaramaz bir şey yapmadım. Hiç o kadar salaklaşmadım, salakşamam da. Yoksa işin fedakarlığında değilim. Gerçek bir fedakarlık olsa düşünürdüm, bir tek kişinin bile hayrına olacak bir şey. Simge duvardan atlamamı hiç istememişti zaten, ya da bana hiç böyle bir arzusunu söylemişti. Bu hikayede &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Simge &lt;/span&gt;masumdur.  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; için ise çok üzgünüm. Bundan böyle &lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Billie Jean is not my lover"&lt;/span&gt;dır. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"She is just a girl"&lt;/span&gt;dür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-2051089791720109224?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/2051089791720109224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=2051089791720109224&amp;isPopup=true' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/2051089791720109224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/2051089791720109224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/07/yuksek-duvardan-suursuzca-atlamak-simge.html' title='Yüksek Duvardan Şuursuzca Atlamak - Simge &amp; Billie Jean'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TC3ydGwIpBI/AAAAAAAAAMs/FbbkDqJ_MJQ/s72-c/kidjump.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-3916651781938578752</id><published>2010-06-15T13:31:00.005+02:00</published><updated>2010-12-23T11:19:45.322+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vuvuzehra'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Kupası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Billie Jean'/><title type='text'>Vuvuzehra!</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; geçen akşam bir arkadaşını eve davet etmiş. Ne güzel. Zehra diye bir kız. Bu davetin zaten benle hiç alakası yok. Ben oturucam, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alman Panzerleri&lt;/span&gt;yle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Avusturalya Kanguruları&lt;/span&gt;nın maçını seyredeceğim. Onlar da karşılıklı girl talk yapacaklar. Kız hakkında bir ön brifing aldım tabii Billie Jean’den. Nasıl? Güzel mi? Sevgilisi var mı? Bizden kime olur? Bizimkilere bir kanal açar mı? Oluru var mı? Kafa olarak nasıl? Kasa olarak nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TBdjqAx5ykI/AAAAAAAAAMk/gupYPsxPl2k/s1600/Vuvuzela_Chiefs.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 390px; height: 293px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TBdjqAx5ykI/AAAAAAAAAMk/gupYPsxPl2k/s400/Vuvuzela_Chiefs.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482960644761832002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Üfle üfle, açılırsın.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Benim planım programım belli, biramı açarım, maçıma bakarım. Bu dünya kupası bana kilo aldıracak diye çok korkuyorum. Bu yüzden maçları izlemekten arda kalan zamanlarımın hatrı sayılır bir kısmını spor salonunda geçiriyorum. Tam da yaz öncesi, elimize almayalım göbeği.&lt;br /&gt;Billie Jean ise durumu kabullenmiş durumda. Kadın olsam, ben de çok memnun olurdum bu durumdan. Herifin ne yaptığı çok belli çünkü :). Gündüz çalışıyor, işten çıkıp tekerlek çeviren hamsterlar gibi spor salonunda koşturuyor. Dönüp maç seyrediyor. Sevgiliyle geçirilecek kalan zaman ise az ve değerli olduğu için hiç çarçur edilmiyor. Hep güzel planlar, eğlenceli şeyler, gerekli hareketler. Dünya kupası hayatı güzelleştiriyor ve ilişkilere yarıyor anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, size daha önce de yazdığım gibi, futbolu çok seviyorum. İzlerkense çok dikkatliyim. Az maç seyrederim. Güzel, büyük ve iddialı maçları sadece. Takımımı bütün sezon filan takip edecek takatim yok maalesef. Fakat dünya kupalarını hep ayırırım. Çok severim o şenliği. Ben yine bir maç öncesi hazırlıklarımı yaptım. Teşkilatımı kurdum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’i çağırmıştım ama son dakikada geldiğim satışla Alman panzerlerini yalnız izlemek durumunda kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;N’iye diye sorun: Çünkü &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lüferkız&lt;/span&gt;’la bir programı çıkmış son dakikada kendisinin. Ne olduğunu, nasıl s.çık bir şey olduğunu da söyledi de yazmayayım şimdi onu. Ya ben bu herife bu şekilde davranmasının ilişkisini kaosa sürükleyeceğini bir türlü anlatamadım. Hep de aynı şeyi yapıyor. Yani düşününce bir ilişki seni bu hayatta yapmak istediğin şeylerden uzak tutmak için kurulmaz. Kurulursa ben ona ilişki demem. Onun adı başka: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çile&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Çile, sözlükteki tanıma göre; dervişlerin manevi yetkinliğe ulaşmak amacıyla, kendilerini bazı şeylerden, nefsi iştah açıcı hallerden yoksun bırakarak yaşamaya zorlandıkları bir olgudur.”&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/cile.html"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;[buradan aldım]&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; O durum başka. Bizim Maldonado’nun sufizm’in s’siyle de dervişliğin d’siyle de alakası yok ki. O işler başka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu kadın erkek münasebeti olunca... N’için hayatımda en çok sevdiğim şeylerden, hayatım daha güzel olsun diye başladığım bir ilişki için vazgeçeyim ki. Ya da tam tersi, niçin benim mutlu etmek istediğim birisi benim yüzümden çok sevdiği bir şeyi yapmaktan vazgeçsin. Hele ki o vazgeçtiği için ben beni ne kadar seviyor kisvesi altında bundan sevinç duyayım? Hasta mıyım ben? Ben böyle bir durumda yemin ediyorum kendimden çok utanırım. Mutlu etmem gereken birini saçma sapan kısıtladığım için. Tabii ki kadınlarda daha çok var bu s.kik anlayış. Bir çoğunun ilişki anlayışı bunun üzerine kurulu bile diyebilirim. Yani ilişkinin aşk ve sevgi dozajına, o aşkın, ona duyulan sevginin büyüklüğüne, yapılan tercihler üzerinden karar vermek. Ne kadar tercihlerini benden yana kullanırsa beni o kadar seviyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Benle zöttiri yapmak yerine maç izlemeyi tercih etti. Kendi bilir.”&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Benle alışverişe çıkıp yarım saat yürüyünce ayaklarına kara sular inerken her gün spor salonunda nası koşuyo bu adam bir saat anlamıyorum.”&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Arkadaşlarınla çıkacağına benimle çıksaydın, ne demek istediğimi daha iyi anlardın. Beni eskisi sevmiyorsun. En başlarda böyle miydi?” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bizim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;gibi ilişkinin başında kız ne derse eyvallahlayan erkekler böyle bir anlayışın da ortaya çıkıp yerleşmesine  sebep olmuşlar. Kadınlara saydırıyorum da, suçun en az yarısı erkek kısmında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişki mutlu olmak için kurulur. Kadınların yaygın anlayışının aksine ilişki sürekli bir şeyler arasında tercih yapmak zorunda bırakılmak üzerine değil. En azından benim için öyle. Bir kadının bunlarla üstüme geldiğini hissedersem, hemen ayrılırım. Böyle bir denyoluk yaparsam o da benden ayrılsın. Öyle yapıyorsam, 1000 kere haketmişimdir terk edilmeyi. Şimdiye kadar çok alışveriş yapmakla eleştirdiğim sevgilim hiç olmadı. İstemiyorsam gitmem. Onun için mi üzücem onu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede kalmıştım? Hah &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zehra&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zehra &lt;/span&gt;gelecek diye biraz rahatım kaçtı tabii. Tamam onlarla oturmayacağım ama, yine de eve bir hanımefendi geliyorsa, hele ki ilk kez tanışacağım birisi, öyle eşofman moduna girmem ben. [Bu işler böyle, kötü görünmemek lazım. Kız beni kafasına kötü kodlarsa kanal kapanabilir. Kendim için değil. Herkes için kötü. Benim de işim zor görüyorsunuz.] Neyse, Dingg Donng! Zehra geldi. Açtık kapıyı. Dırı dırı dırı dırı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.İ Scan&lt;/span&gt; uygulamasının &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlk 20 saniyelik sistem raporu&lt;/span&gt;nu sizlerle paylaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dıt dıt: &lt;/span&gt;Nişantaşı Kasa&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dırı dırı dıt:&lt;/span&gt; 6,9&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saç: &lt;/span&gt;Kestane dalgalı&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Parfüm:&lt;/span&gt; Şekerli (sevmem, negatif)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Giyim Kuşam: &lt;/span&gt;Smart Casual&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;system off.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gördüğümde hafif uzaktaydım. Anlamamışım. Yanına gittim merhabalaştık. Dondum kaldım. Aman Allah’ım. O nasıl bir ses. Kamera şakası gibi. Çok tiz. Size şöyle anlatayım. O kız konuşurken var ya, odaya hiç sivrisinek mivrisinek giremez, ya da bu kızla ıssız bir sokakta konuşarak yürüyorsanız filan, köpek möpek yanaşamaz yanınıza. Bizim kulakların algıladığı seviyede bunları yapabilen bir ses, o fukara hayvanatın işitsel sistemlerine ne gibi bi zarar verir ben hayal edemiyorum. &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;“Sıkın lan üstüme raid’i shelltox’u. .mınıza koyim sizin!”&lt;/span&gt; diye bağırır sivrisinek. Böyle bir şey olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki yazdıklarımdan da anlamışsınızdır. Ben kadında sese çok dikkat ediyorum. Kadınlar zaten güzel varlıklar, bi’ de şöyle şakıyor gibi oldu mu sesleri, billlur gibi, pek hoşuma gidiyor. Huzur veriyor bana. Tersi de çok geriyor. Tamam demiyorum ki, her akşam cümbüşünü sazlarını alıp bana &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Beyoğlu’nda geeezersin”&lt;/span&gt; diye şarkı söylesin. Ama, ama... Anladınız ne demek istediğimi ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TBdfeXsltoI/AAAAAAAAAMc/ISJrmnjicKU/s1600/stk4ir3.png"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TBdfeXsltoI/AAAAAAAAAMc/ISJrmnjicKU/s400/stk4ir3.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482956046708618882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Nerdeeeee?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İlk bir şeyler içtik yarım saat kadar. Ben açtım Almanları, geçtim TV’nin karşısına. Onlar da arkada yemek masasının oradalar. 5-6 bilemedin 6-7 metre arkamdalar. Onlar da kafalarını 90 derece çevirseler televizyonu görürler. Ben tam karşıdan görüyorum TV’yi. TV’yle kızların ortasındayım diyebilirim. Hakemin başlama düdüğüyle beraber. Körük gibi ciğerleri olan Afrikalılar, yine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;vuvuzela&lt;/span&gt;larını üflemeye başladılar. Allahım, o nası çirkin bir sestir. Kamera tribünleri gösteriyor. Anlıyorsun zaten o kadar sesin nasıl çıktığını. Adamların bir burun deliği var, benim burun deliğimin 4 katı. Bi çekiyo havayı, bi üflüyo zurnamsı vuvuzelasına, izle izleyebilirsen maçı. Nası bi milli çalgıymış arkadaş. Anlamadım ki. Bunu mu öğretiyolar bunlara ortaokulda lisede. Bizim milli çalgımız blok flüt. Milli eğitimin çemberinden geçmiş her Türk iyi kötü çalar. Bunlarda da Vuvuzela mı yani bizdeki blok flütün muadili. Şöyle mi gidiyor orda da işler? Congo Bongo, çal evladım. "Klimanjeeeero Aaafrika'nın, sen Yüce bir Dağısıııın". ZOOOORT ZORT ZORT ZOZOZOZORTT. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Hmmm, iyi açamadın burun deliklerini, 3. Haftaya daha iyi aç da gel. Burun deliklerinden çektiği hava sınıf pencerelerinden cereyan yapmayana 5 yok!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, Almanya erken golü de buldu, belli ki maç heyecansız geçecek. Yine de izleyeceğim. Ama en azından eziyet çekmeyeyim. Sesi kısık izleyeyim dedim. Kumandanın ses kısma tuşunu basılı tutarak hızlıca ses seviyesini düşürdüm. Düşürür düşürmez kulaklarım inanılmaz bir tırmalanma eşliğinde şu sesle doldu. Bu defa da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vuvuzehra&lt;/span&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vuvuzehra: &lt;/span&gt;ıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııyk, ıyk. Iyk ıyk ıyk ıyk.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean:&lt;/span&gt; Hahahaha, ilahi Vuvuzehra, amma da güldük ya.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vuvuzehra: &lt;/span&gt;Hiiiiiiiiyk hiyk hiyk hiyk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden açtım TV’nin sesini. Siyahi kardeşlerimiz de sağolsunlar var güçleriyle üflüyorlar. Ben kulağını en az tırmalayan ses frekansını yakalamaya çalışıyorum. Televizyonu biraz kısıp yaklaşıyorum, ama kısınca Vuvuzehra ön plana çıkıyo. Sesini açıp uzaklaşıyorum. Vuvuzehra hepten vuvuzela’la karışıyor. Bi’ bira daha koydum. Almanlar ikiledi. Ben de salondan ikiledim.&lt;br /&gt;Billie Jean çakalı kasten mi davet etti Vuvuzehra’yı anlamadım. Sıkıldı mı lan acaba bu kız dünya kupasından :). İçeri gidip &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’i aradım. Kendisinin mübarek bir insan olduğunun altını çizdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-    Tanrı seni buraya yollamadı yaolm. Sevgili kuluymuşsun.&lt;br /&gt;dedim.&lt;br /&gt;-    Ne yollamadı olm? Lüferkız’la kapıdayız, aç kapıyı ikinci yarıyı beraber izleriz dedi. Lüferkız da Billie Jean’le takılır. Misafiri de varmış üçü otururlar.&lt;br /&gt;-    Kızların masasını üçlemek miiii?&lt;br /&gt;Dedim&lt;br /&gt;-    Ne içtin lan sen yine hıyar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ve zil desi tekrar duyuldu. Dinnnng, dong!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-3916651781938578752?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/3916651781938578752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=3916651781938578752&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/3916651781938578752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/3916651781938578752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/06/vuvuzehra.html' title='Vuvuzehra!'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TBdjqAx5ykI/AAAAAAAAAMk/gupYPsxPl2k/s72-c/Vuvuzela_Chiefs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-8124565861074371366</id><published>2010-06-08T07:48:00.011+02:00</published><updated>2010-12-23T11:16:41.327+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Kupası'/><title type='text'>Dünya Kupası Geliyor!                                             Hangi Kadın Hangi Takım?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Dünya Kupası yaklaşıyor&lt;/strong&gt;. Çok mutluyum.. ben bir futbolseverim, ancak Dünya Kupası’nı bir başka seviyorum. Sevmekle izah edemiyorum. Bambaşka bir şey olduğunu düşünüyorum. Misal, futbolu çok sevmeme rağmen büyük maçlar dışında neredeyse hiç izlemiyorum diyebilirim (senede 7-8 maç, derbiler ve önemli avrupa kupası yarı finalleri finalleri filan). Dünya kupası ise öyle bir şey değil. İzleyebildiğim her bir anını izlemek istiyorum. Çok renkli. O, apayrı bir şölen. Beyler hazırlanın. Bu işin şakası yok.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dünya Kupası GELİYOR! &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; width: 400px; display: block; height: 321px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480276207039958290" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TA3aLK-kTRI/AAAAAAAAAMM/u7q5UMwq8gU/s400/sexy_soccer_team_2.jpg" border="0" /&gt; &lt;center&gt;Rüya Takımım&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Hayal edin:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Heyecanlı bir maç izliyorsunuz. Elinizde biranız, buz gibi. Hayal kurmaya devam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç çok zevkli devam ediyor. Pozisyon gereği top taca çıkıyor ve oyun yavaşlıyor. O sırada yönetmen hemen kameraları tribünlere çevirecek ve bize bir anda memelerini Brezilya bayrağına boyamış bir &lt;strong&gt;8/10&lt;/strong&gt;’luk bir kadın gösterecek. Lan amma çirkin oluyo böyle olunca diye içimizden geçirecek, boyalı boyalı sevemedim şu konsepti diye içinizden geçiriyorsunuz, belki de o boyanın acımsı tadı geliyor ağzımıza. Sonra o kız stadın dev ekranında kendisinin gösterildiğini fark edip bir anda heyecanlanıyor, belli belli hemen mini bir dans şov yapacak. Samba yapa yapa bize tam arkasını dönerkeeeen oyun taç atışıyla tekrar başlayacak, tam istediğimiz hacim ekranı kaplamak üzereyken ekran değişecek, ama biz buna hiç üzülmeyeceğiz. Ne kadar enteresan değil mi? O taç atışı bizi hiç bozmayacak. Hemen zevkle maçı izlemeye devam edeceğiz. Bu yıl Dünya Kupası &lt;strong&gt;Güney&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Afrika’da&lt;/strong&gt;! Düşünün, &lt;strong&gt;kara kıta&lt;/strong&gt;nın en aşağısında çekilen bir şutun direklerde patlamasının sesi, evlerimizi dolduracak. Arkadaşınızla girdiğiniz yemek bahsinin akibetini belirleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanlandırmıyor mu sizi de? Lan şu maçları doğru düzgün spikerler anlatsa ya, ne güzel olacak. Beckam’a &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Beykım"&lt;/span&gt; filan demeseler bu sefer de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle anlardan size onlarcasını yazabilirim. Dünya kupası bir erkek için öylesine güzelliklerle doludur. Değerinin anlaşılması gereklidir. 4 yılda bir &lt;strong&gt;basiretsiz şubat 29 çekti&lt;/strong&gt; diye o yılın adı değişiyor da &lt;strong&gt;Artık Yıl&lt;/strong&gt; oluyorsa , koca Dünya Kupasının düzenlendiği yıla sadece “Yıl” demek abesle iştigal etmektir. Mevzu &lt;strong&gt;dört senede bir gelmekse Dünya Kupası da 4 yılda bir gelmenin kralını yapar.&lt;/strong&gt; Bence dünya kupasının olduğu yıllara &lt;strong&gt;“Gerçek Yıl”&lt;/strong&gt; denmeli ve bu bilgi derhal milli eğitim müfredatına işlenmelidir. Yazılılarda filan sorsunlar çocuklara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Soru:&lt;/strong&gt; Artık Yıl nedir? Yazınız.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cevap:&lt;/strong&gt; Bir türlü 31 çekemeyen şubatın, şeyini doğrultup da anca 29 çekebildiği yıla Artık Yıl denir. 4 senede bir gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Soru:&lt;/strong&gt; Gerçek Yıl nedir? Yazınız, örnek veriniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cevap:&lt;/strong&gt; Dünyanın en eğlenceli ve güzel organizasyonu olan dünya kupasının düzenlendiği yıla Gerçek yıl denir. 4 senede bir gelir. Örnek: 2010.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blogda en çok eleştirildiğim noktalardan biri kadınları kategorize etmem oldu &lt;span style="font-size:85%;"&gt;(Göz kırpığı gooes toooo, Talisman)&lt;/span&gt;. Düşününce, bunu yapmıyorum diyemeyeceğim. Çünkü kafam bu şekilde çalışıyor. Bu kategorizasyon yapma huyum, kimse hakkında peşin hükümlü olduğum anlamına gelmiyor. Bunu çok iyi biliyorum, çünkü hissettiklerimi en iyi kendim bilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de anlamıyorum ki. Sanki bunu herkes yapmıyor mu. Bence herkes yapıyor. Yani tanıştığı, ilişkide olduğu, önünden geçtiği, uzaktan gördüğü... Hepimiz bir takım kriterlerle kafamızda bir yere yerleştiriyoruz çevremizdekileri. Ben adını koydum diye suçlu muyum? Kaldı ki kötü niyet, önyargı, ya da insanlık dışı bir ayrım yok bende. İşte bi g.te göğüse ayırıyorum, bi saça başa, bi lafa söze, bi hale tavra, bi yediğine içtiğine, bi yaptığına yapmadığına, bi gittiğine gitmediğine... Tamam çok da normal olmayabilirim, ancak &lt;em&gt;“ooo ben normal değilim” &lt;/em&gt;diye övünen salaklardan hiç değilim. Sonuçta kendime çok normal geliyorum. Bana herkes böyle yapıyor gibi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatıma girmiş, belki bende bi takım izler bırakmış her kadın için bunları düşünüyor muyum? Evet düşünüyorum. Ama pardon pardon, “belki bi’ takım izler bırakmış” deyince olmadı. Hayatıma giren her kadın bende tabii ki iz bırakmıştır. Aksini söylemek beraberce bir şeyler paylaştığım hanımefendilere saygısızlık olur. İnanın, hiç iz bırakmamış olanın bile en azından bi’ tırnak izi, dişi izi kesin olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, o yıl hele ki o yıl bir “Gerçek Yıl”sa kadınları, ülke takımlarına göre acayip kategorize ediyorum, çünkü havaya girmiş oluyorum ne yapayım. Bir kadını tanıdığımda hemen onu bir ülkenin milli takımıyla eşleştiriyorum. Hemcinsim okuyucular yorumlarıyla bu listeyi genişletirlerse çok sevinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Örneğin, &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Kadro=Kasa&lt;/strong&gt; öyle okuyunuz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir kadın, her tarafından asalet akıyor. Kibar, görgülü, usül erkan biliyor. Kalçasından, göğüslerine, yüzünden eline kadar gayet yeterli bir “kadro”ya sahip. Ancak son tahlilde bir türlü istediğiniz gibi olmuyor. Çok daha başarılı bir performans beklerken sizi sürekli hayal kırıklığına uğratıyor. Bu kadını özdeşleştirdiğim milli takım belli: &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;İngiltere.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine güzel bir kadın, ateşli. Ateşli galiba yanlış bir kelime oldu, tutkulu demek daha doğru olur sanırım. Çok tutkulu. “Kadro” çok sağlam, ancak o kadrodan bir türlü randıman alamıyor. Kadro ayrıca yıldız çıkartmaya da çok müsait. Her bakışınızda bunu hissedebiliyorsunuz. Başarılı olduğu zaman dünyayı titretir. Başarısızlığı da bir o kadar hayal kırıklığı yaratır. İşte bu kadın &lt;span style="color: rgb(51, 204, 255);"&gt;Arjantin!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadro yetersiz. Kadroda bir iki çok sağlam yer var ama yetersiz işte. Misal boyu süper, endamı yerinde falan. Ama yeee ter siz! Tüm bu kadro yetersizliğine rağmen çok sempatik. Huyu güzel. Ne yaparsa yakışıyor. Onu İngiltere, Fransa gibi devlerle yanyana gelince tutasın geliyor. Hangi ülkeyle özdeşleştirdim? Tabii ki &lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt;Kamerun&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel, ancak burnundan kıl aldırmıyor. Kendi kuralları dışına hiç çıkmıyor. Ancak kadro derinliği yine de sizi hayran bırakabiliyor. O kadroya can kurban ama olmuyor işte bir türlü sempatik gelmiyor size. Bu kadın tabii ki &lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Fransa&lt;/span&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisi çok havalı olmamasına rağmen, o kadro onu ulaşılmaz kılıyor. Aman yarabbim o ne kadro! Ofansif ağırlıklı, adeta insanın üstüne üstüne geliyor. Nasıl da sempatik. Yine de beni aşar mı acaba. Çünkü bu kadro her şekil kafaya oynar. Hemen anladınız di mi? &lt;span style="color: rgb(255, 204, 0);"&gt;Brezilya &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine iyi bir kadro. Ancak kilidi açmak çok zor. Ne yapsanız, olmuyor. Bu kadından puan çıkarmak çok zor. Altından girseniz üstünden çıksanız olmuyor. Her şutunuz defans barajından sekiyor. Bu kadınla daha fazla vakit kaybetmek istemiyorum. Allah sahibine bağışlasın. Uğraşacak erkeğe sabır versin. &lt;span style="color: rgb(51, 204, 255);"&gt;İtalya&lt;/span&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsane bir kadro. O nasıl bir vücut, o nasıl bir duruş, o nasıl bir tavır. Üstelik ateşli de diyebiliriz. Ancak bir erkeğin karşı cinste pek de sevmediği çok önemli bir özelliği var. Topa sahip olmayı çok seviyor. Top hep onda, bir türlü topu size vermiyor ki siz de maharetlerinizi gösteresiniz. Oysa ona göstermek istediğiniz ne çok şey var. Yapacak bir şey yok, onun yörüngesine girmek zorundasın. Bu yine de 1-0 kazanamazsın anlamına gelmiyor. Kazanabilirsin. Ancak kazansan bile maç bittiğinde göreceksin ki top %75 ondaymış. Bu kadını özdeşleştirdiğim ülke tabii ki &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;İspanya&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk bir imajı vardır. Bu soğuk imajı hak ediyodur da. Ancak buna rağmen gittiği ortama kendine has bir hava katar. O ortamda hep o olsun istersin. Kadro fena değildir. Ancak daha çok takım oyunuyla işi götürür. Martin Dahlin desem, Brolin desem, Keneth desem! &lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;İsveç&lt;/span&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanında estirmiş. Ancak o eski halinden eser yok şimdi. Eser yok şimdi demeyelim, kasa yerinde ama zaman işte. Kimse karşı koyamıyor. Eskiden çok canlar yakmış, esmiş gürlemiş. Çok erkekleri ağlatmış. Güzel mature. Şimdilerde adı kalmış yadigar. &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Macaristan&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli kadronun çok iyi olduğu söylenmesine rağmen, aslında öyle aşırı bir kadro zenginliği olmayan. Duygu yoğunluğu olayını biraz fazlaca abartan, bu abartma (ki buna gaz da deniyor) yüzünden ya çok iyi ya çok kötü olan, ortası olmayan kadınlar. &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Türkiye&lt;/span&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maalesef Dünya Kupası’ndayokuz. Keşke olsaydık, ama olsun. Dünya Kupası Dünya Kupasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanımlar, futbolu kendinize rakip görmeyiniz. Futbol sizi öyle görüyor mu ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulan zevzek! Bir erkek olarak sen kendini hangi takımla eşleştiriyorsun derseniz. Hiç düşünmeden cevap veririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 255);"&gt;Yukarıdaki tanımlamalardan bağımsız olarak, ruhum ve bedenim Arjantin’dir, Arjantinledir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'daki Dünya Kupası'ndan. Yorumsuz. Let's get loud!&lt;br /&gt;Türkçesi: Haykırsam dünyaya. Güzel video.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xnxo1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xnxo1" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="480" height="360"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-8124565861074371366?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/8124565861074371366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=8124565861074371366&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/8124565861074371366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/8124565861074371366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/06/dunya-kupas-geliyor-hangi-kadn-hangi.html' title='Dünya Kupası Geliyor!                                             Hangi Kadın Hangi Takım?'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TA3aLK-kTRI/AAAAAAAAAMM/u7q5UMwq8gU/s72-c/sexy_soccer_team_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-5309788114458313590</id><published>2010-06-03T11:29:00.005+02:00</published><updated>2010-12-23T11:18:11.165+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Redhead'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Entarisi ala benziyor'/><title type='text'>Entarisi ala benziyor, şeftalisi bala benziyor.</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Bu sözler bana ait olsa neler neler yazardınız. Keşke bana ait olsa. Ne güzel kafiye. İlk kez duydum bu türküyü. Pek güzelmiş. Önce bu süpersonik şarkıyı, sanat güneşimizden bir dinleyin. Ama kesin dinleyin. Valla çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.com/#s/1ahk3i" target="_blank"&gt;&lt;strong&gt;Entarisi ala benziyor Fizy linki. Tıklayın, dinleyin.&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; Kesin dinleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinlemiyorsanız reca ederim devamını okumayın bile. Yani aslında o kadar büyütülecek bir şey değil. Bi’ şarkı için... Okuyabilirsiniz tabii. Ancak dinleseniz daha güzel olur. Çok şahane şarkı. &lt;strong&gt;Zeki Müren&lt;/strong&gt; söylüyor hem. Boru değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En başında da şöyle bir sunmuş ya, çok hoşuma gidiyor. Hep en başını dinleyesim geliyor. &lt;em&gt;“Entarissi ala benziyor”&lt;/em&gt; diyor ya kendi kendine. 10 numara veriyorum o naifliğe. O kibar üsluba. Dikkat edin entarissi diyor. İtalyan bir futbolcu adı gibi diyor Entarissi diye çift S, Baressi, Camaronessi, Entarissi. gibi Yazımın bu satırlarında hem şarkıyı dinlediğinizi hem de bunları okuduğunuzu farzediyorum. O yüzden biraz zırva buralar.&lt;br /&gt;Neyse,&lt;br /&gt;Şimdi siz şarkıyı duyunca, hemen takıldınız di mi bala benzeyen şeftaliye. Var ya bana diyorsunuz da siz de az köftehor değilsiniz. Gerçi ben farklı mıyım? Değilim. Ben de şeftaliyle başladım sonra başka bir cümleye takıldım. Şarkının sözlerini yazayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:130%;" &gt;Entari&lt;strong&gt;ss&lt;/strong&gt;i ala benziyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Entarisi ala benziyor&lt;br /&gt;Şeftalisi bala benziyor&lt;br /&gt;Benim yarim sana benziyor&lt;br /&gt;Olamaz ne çare o nişanlıdır&lt;br /&gt;Kaytan bıyıklı delikanlıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekerli misin vay vay&lt;br /&gt;Kaymaklı mısın vay vay&lt;br /&gt;Yoksa sen de benim gibi&lt;br /&gt;Sevdalı mısın vay vay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Entarisi biçim biçim&lt;br /&gt;Ölüyorum senin için&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Eller bana düşman oldu&lt;br /&gt;Ben seni sevdiğim için&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Durun, şunun en başındaki Zeki Müren’in kendisi sunduğu yeri bi daha dinleyeceğim. İnanın alamıyorum kendimi. &lt;em&gt;“Entarissi ala benziyor.”&lt;/em&gt;. Sar başa. Bir daha. &lt;em&gt;“Entarissi ala benziyor.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Hah ben şarkıda Şeftali’den sonra nereye takıldığımı yazacaktım. Bold yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Eller bana düşman oldu&lt;br /&gt;Ben seni sevdiğim için...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki bir yazımda da yazmıştım. Link verirdim şimdi ama aramaya üşendim. Beraber olduğumuz insanların çevremizle olan iletişimi, en az bizimle olan kadar önemlidir. Çünkü aşk,cinsellik, tutku vs. Göz karartıcı şeyler. Çekiverir adamın fişini. Ancak arkadaşınla anlaşan, senle de anlaşır. Hani şey gibi geyikler vardır ya. &lt;em&gt;“Aşkı anlatın”.&lt;/em&gt; Bu sorunun cevapları şöyle olur genellikle.&lt;br /&gt;Ne kadar saçmalarsan o kadar aşık payesi kazanırsın ya. Onlardan. Sıçık sıçık şeyler. Bakın ben uydurayım hemen şimdi. Beş dakkada beş bin tane sıçılır onlardan. &lt;strong&gt;Osur osur ipe diz&lt;/strong&gt;, nedir ki? İşte geliyorum. Hepsi orijinal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Aşk hiçbir tabibin reçeteye yazamayacağı tek ilaçtır.”&lt;/em&gt; , &lt;em&gt;“Aşk ucunu hiç görmediğin bir tünele gözün kapalı girmektir.”&lt;/em&gt; Bu çok saçma oldu lan. Olsun. &lt;em&gt;“Aşk onun gözlerinde kendi çocukluğunun baharlarını görmektir.”&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;“Aşk insanaen küçük fısıltılarınhaykırış, dev haykırışlarınsa fısıltı gibi gelmesidir.”,&lt;/em&gt; &lt;em&gt;“Aşk ayrı tuvaletlere oturup, aynı deliğe sıçmaktır.”&lt;/em&gt; gibi gibi şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, aşk çok felaket bir hormonal durum, ben çok severim şahsen, ölürüm ölürüm. keşke hep kalsa insanın üzerinde. Bende hep kalıyor, hiç gitmiyor diyenler var ya, onları şu yukarıdaki cümlelere davet ediyorum. Haykırışların fısıltı gelmesine filan. Öte yandan çok çok gerçekçi bir tanım yap da derseniz &lt;em&gt;“Aşk, dünyanın en büyük hata örtücüsüdür.”&lt;/em&gt; derim. Örtünün kalkışıyla beraber de o hatalar bir anda meydana çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TAd0PAcFzdI/AAAAAAAAAL0/2tsf8Weruyk/s1600/rh..jpg"&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; width: 379px; display: block; height: 400px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478475272884178386" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TAd0PAcFzdI/AAAAAAAAAL0/2tsf8Weruyk/s400/rh..jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p align="left"&gt;&lt;br /&gt;Kod adı &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Redhead&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;’di. Çok güzel bir kadındı. Öyle böyle bi güzellikten bahsetmiyorum. Harbiden çok güzeldi. Şöyle kısaca bir özetle derseniz “kor gibi dudaklar ve kızıl saçlar. Okşasam doyamam taa fecre kadar” derim. Kızıl saçlı kadınların, o dikkat çekici kafalarla yönelebilecekleri iki yön var. Birincisi Şirin Kız olmak, İkincisi Seksi Kız olmak. Eğer ki, kasa bunlara uygun değilse doğru kuaföre, olmuyor çünkü, &lt;strong&gt;Braveheart&lt;/strong&gt;’ta &lt;strong&gt;Mel Gibson&lt;/strong&gt;’ın yanında kızıl kafda bi iskoç vardı ya, çok afedersiniz onun gibi oluyo. Bu saç benim gözümde böyle. Ya şirin kız ya, seksi kız. İkisi de çok iyi oturuyor üstlerine. Şirin kız olmak, kızıl saçlı bir kız için çok kolay ve garantili bir yol. Hem o tarz o kasaya çok yakışıyor, hem de çok alıcısı var. İkincisi ise daha zorlu bir yol. Tutturma olasılığı daha düşük. Ancak tutarsa da çok güzel oluyor. Redhead bunu başarabilmişti. Karakteriyle ve keskin hatlarıyla imajı ona çok yakışıyordu. Böyle hafiften sanki içinde siyah olan kızıllar vardır ya, onlardan. Dümmdüz. Kafasını öne eğince ya da o zarif boynunun açısını değiştirince saçı yüzünün bir kısmını kapatan kadınlardan. Öyle kabarık ve hacimli saçlar değil, genelde sıfır kabarıklık. Nereden baksanız dört sene oldu. O zamanki ruh halimi filan da tam hatırlamıyorum. Boktandı hatırladığım kadarıyla. Kadın erkek ilişkisinde erkeğin kendine güveninin ne kadar önemli olduğunu bilen birisiyim. Ancak çok güzel kadın bazen güven kırabiliyor. O zaman da tabi daha bi tecrübesizim. &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Redhead&lt;/span&gt; de efsane güzel. Aşırı da dominant bir karakterdi. Yakışıyordu ama o dominantlık ama o kasaya, hala da öyle düşünürüm. Tahammül eder misin derseniz, düşmanımın başına vermesin derim. Ancak dominant kadınlar da bazen iyi olabiliyor. Özellikle hayatının dağıldığın evrelerinde. Sonradan dönüp baktığımda “fazla uzatılmamak kaydıyla” hayırlı olabileceğini düşünüyorum. Benim için biraz öyle bir dönemdi. Biraz fazlaca dağılmıştım. Redhead’in dümensuyuna girdim. Çevremden koparmıştı beni, kopardı da öyle onun çevresine girdim. Hayır. Böyle süper arkadaşlıkları olan bir tip değildi. Dört beş ay baya bi’ izole olmuştuk çevremizden. O da ben de. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Benim kanat sonradan patlak verdi tabii. Sıkıldım. Karıncalandım, hem de fena karıncalandım. Benim hayatımdan sosyalliğim gittiğinde çok mutsuz oluyorum ben. Benim aymamın ardından, biraz da arkadaşlarımın gazıyla, gazıyla demeyeyim de, özlemiyle çok kötü bir şekilde ayrıldım Redhead’den. Arkadaşlarımın çoğuyla arada soğukluk vardı. Nasıl oldu ben de anlamamıştım, ama olmuştu işte. Enterisi ala, şeftalisi bala benzeyen olunca bazen oluyor işte. Şeftali derken çirkin seks esprisi yapmıyorum. Şeftali, bu cümlede kadının size sunduğu güzellikler meyveler falan vs. anlamlarında. Metafoooooore. Sonuçta, erkekler eski arkadaşlarıyla olan problemleri, kadınlara göre çok daha kolay çözerler. Neyse, &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Redhead&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;, Benden çok büyük nefret eden ex’lerimdendir. İyi birisi değilim, bunu biliyorum. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TAd0_IjhA2I/AAAAAAAAAL8/_mhObv6gg0U/s1600/karaduman.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; width: 400px; display: block; height: 222px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478476099696526178" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TAd0_IjhA2I/AAAAAAAAAL8/_mhObv6gg0U/s400/karaduman.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Karaduman gecikir, belki hiç gelmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi diyeceksiniz ki, ya sen hıyar mısın, akılsız mısın, kukla mısın nesin? Bir kız seni nasıl çevrenden kopartabilir ki. Herhalde sana alenen şunla görüşme bunla görüşme gel bana filan demeye cüret edemiyodur. Tabii ki öyle değil. Ancak bazı ilişkilerde Lost’taki kara duman gibi bir şey var, ne adı belli ne cinsi cibiliyeti, o giriyor devreye. Soyutlayıveriyor insanı normal hayatından. Barutu bir an evvel dökmek lazım Yoksa burnunun ucuna kadar gelir kara duman. Dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu bir gerçek ki, &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Redhead&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; kendi arkadaşlarımla çıkmamdan çok hoşlanmıyordu. Ben de onun sözünü dinledim ve sonuç olarak onun bir arkadaşıyla çıktım. İlişki de o yüzden öyle boktan bitti.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-5309788114458313590?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/5309788114458313590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=5309788114458313590&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5309788114458313590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5309788114458313590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/06/entarisi-ala-benziyor-seftalisi-bala.html' title='Entarisi ala benziyor, şeftalisi bala benziyor.'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/TAd0PAcFzdI/AAAAAAAAAL0/2tsf8Weruyk/s72-c/rh..jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-6938741382849052723</id><published>2010-05-26T11:05:00.010+02:00</published><updated>2010-12-23T11:21:03.605+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lafonten'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rakı Muhabbeti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lüferkız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lüfer'/><title type='text'>Lüfer doğulmaz olunur!</title><content type='html'>Dün gece başladığım ama bitiremediğim, bugün reedit ettiğim  yazı.Bilmeyenler için: Lafonten benim çok eski bir arkadaşımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;Dün gece:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Az  evvel eve geldim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;bıraktı. Kafaları çektik. Şunu bilin ki şu an  yazdığım her bir satır, yarın şirkete gidişimi 5 dakika ileri atar. İş  de var ya neyse…Şu an ona kasamayacağım.&lt;br /&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;az evvel çok komik bi  laf etti. Sağolsun, içince saçmalıyor. Taze taze yazayım diye oturdum  yoksa gecenin üçünde ne işim var.   Dedi ki&lt;span style="font-style: italic;"&gt; “Lan varya, bi’ gün ben ünlü  olursam ne kasetlerim çıkar benim haa” &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Bu aralar malum partinin, malum genel başkanının kaset skandalı vardı, gaza gelmiş hasbam)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ne kasedin çıkıcak lan i.ne”&lt;/span&gt;  dedim. &lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;ve konuşma şöyle devam etti. Sonradan düşününce ne kadar saçma ve komik olduğunun farkına vardığım bu konuşmayı kayıt altına almak istedim. Umarım atlamadan yazabilirim.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LaFonten: &lt;/span&gt;Bak yine en gıcık olduğum şey, hepiniz çok hafife  alıyosnuz beni. Hafife alma olm beni. Var yaaaa, o kasetler bi çıksın,  ah bi çıksın. Yer yerinden oynar yeeeeeeeeeeer.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Çok istiyosan çek  kendin bakarsın star olursun, sızdırırsın piyasaya. Daaa, bana sorarsan  değil yer yerinden bi s.k oynamaz be Lafontenim.” dedim.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eğri  oturalım, doğru konuşalım. Ben y.vşak bi adamım. Bu kanıya nerden vardın  derseniz şurdan vardım. Ben çok içkiliyken, konuştuğum insanlara  hitabım hemen değişir. Kimle konuşuyosam, sonuna iyelik ekini tık diye  eklerim. Yok yok. Kendime haksızlık etmeyeyim, samimi olduğum birisiyle  konuşuyorsam diyeyim. Örnek, sürekli Lafonten dediğim adama, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafontenim  &lt;/span&gt;derim. Tufan’a &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tufanım &lt;/span&gt;derim, Carlos’a &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlosum &lt;/span&gt;derim.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Senin  bu sektörde gelebileceğin maksimum yeri söyleyeyim mi Lafontenim&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt;  Söyle be T.I’ım (benden beter olmasın bu da ayrı model bi y.vşak :))&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Diyelim ki çektin. Senin  görüntülerin gelebileceği zirve noktasını söyleyeyim mi? Bence senin  kaset amatör turkish porn olarak youporn’daki, xhamster’daki yerini  alır. 1 günlüğüne üst kısımları işgal eder. Ardından da benim gibi next  next next’i tıklayıp sebat edenler görür seni. Yokolur gidersin. Yerler  seni kurtlar sofrasında Lafonten’im. Ben de görürsem seni orda ne  şoklanırım ha.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF: &lt;/span&gt;Sen geç dalganı, şu babamı bi ikna edebilsem ....  işinde para olduğuna, bi getiretebilsek o malzemeyi, direkt büyük  işadamıyım olm. Lafonten Holding, Özel Lafonten Üniversitesi, Lafonten  Hastaneler Zinciri, Lafonten Hayvan Barınağı... Hepsi yolda, paket program. Sen  anlayamadın beni&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Lafonten Hayvan Barınağı mı?&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten: &lt;/span&gt;Yaaa, ne  sandın inek! O klasmana çıktın  mı bu işlere de giricen, sosyal  sorumluluk, şşşş. Öküz geldin öküz gidicen. Heeey hey! Nato kafa nato mermer. Her şey planlı bende.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Lafonten Hayvan Barınağı, Sloganı da &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Konuşun onlarla".&lt;/span&gt; Fabl mıydı lan o neydi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; Ha fabl fabl. Hıyar!&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Lafontenim ya o kadar okudun. Şu  babanın, adamcağızın batırdığın paralarıyla var ya İstanbul’un bütün  köpeklerini, kedilerini, hadi onları geçtim, boğaza akın yapan  lüferlerini bile doyururdun.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; Orda dur! T.I’ım sen içince iyice sapıtıyosun,  biz lüferleri değil, lüferler bizi doyurur. Bunu asla unutma. Öyle bi hayvandır lüfer. İnsana ihtiyaç duymaz, insan ona duyar. İnsan olmasa 10 numara hayat yaşar lüfer.&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S_zpnZEgAaI/AAAAAAAAALk/GdHkGq4VtnY/s1600/Lufer+Baliklari.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 291px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S_zpnZEgAaI/AAAAAAAAALk/GdHkGq4VtnY/s400/Lufer+Baliklari.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475508109929611682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu hafta nostalji köşemizde: Lüfer Akını&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Olm  zaten lüfer kalmadı ki, onlar boğaza akın etmeden, insanlar onlara akın  edince onlar da tepki koydular. Asil hayvan olm Lüfer. Sen ben gibi mi?&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; İyi dedin. Amma yediler bizi senelerce di mi? Asil hayvan. Vay vay  vay! Hep atlar asil hayvan, köpekler asaletin timsali filan derler ya.  Yok yaa. Büyük yalan. Bence dünyanın en asil hayvanı lüfer.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Bence  de lüfer. Evet lüfer.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF: &lt;/span&gt;Niye olduğunu da izah edeyim, senin kafan  basmaz şimdi T.I’ım.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Anlat koçum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; Atın köpeğin binbir çeşidi  var. İngilizi Arabı, kıratı, doru atı, yabanı, teriyeri, buldogu,  sarısı, siyahı, almanı, fransızı. Saldırganı sakini, uğurlusu uğursuzu.  Lüfer öyle mi. Lüfer lüferdir. Tutarlı. Tek renk, kafa kartıştırmaz.  Büyüklüğü bile değişirse adı lüfer olmaz. Mesela at öyle mi, ulan el  kadar midilli bile at. Lüfer öyle asildir ki bi küçüğünü aynı isimle  çağıramazsın. Sarıkanat dersin. Lüfer öylesine asildir. Yavrusuna bile  lüfer denmez. Lüferin yavrusuna yumurta denir. Ne denirmiş?&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt;  Yumurta&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; Aferin. Yumurtadan çıkıp biraz serpilince Defneyaprağı  derler, sen bilmezsin. Yenmez, günah.&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt; Senin anlayacağın, lüfer doğulmaz,  olunur!&lt;/span&gt; Öylesine asil bir payedir ki lüfer olmak fazla kalınamaz o  tahtta, lüferliğin sonu kofanalıktır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Ulan Lafonten, biyoloji  zooloji mooloji, hepsini bi kalemde sildin lan. Tür, cins, mins s.ktin  attın hepsini bu nası bi karşılaştırmadır filan demek istiyoruım ama  dediklerin de aklıma yatmadı değil. Sen yine de ayıkkafa bu önermenden  fazla bahsetme, deli derler adama.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; Ben bu işin piriyim olm!  Formül basit. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Türkiye Cumhuriyeti Futbol Takımı Suriye’ye Şut Attı&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; “Hı.”&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:  &lt;/span&gt;Olm hem cahilsin, hem de çok konuşuyosun. Büyük tehlike.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T&lt;/span&gt;ürkiye  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;C&lt;/span&gt;umhuriyeti &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;F&lt;/span&gt;utbol &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T&lt;/span&gt;akımı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;S&lt;/span&gt;uriye’ye &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ş&lt;/span&gt;ut &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;A&lt;/span&gt;ttı. Hatırlamıyor musun?&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:  &lt;/span&gt;Lafonten istersen ben kullaniym olm, iyice kanına karışmaya başladı lan  alkol.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF: &lt;/span&gt;Hıyarsın hıyar. At geriye kalan harfleri, al baş  harflerini. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TCFTSŞA&lt;/span&gt;, uzat bunları da, al sana Türk biyoloji müfredatının  kırkıncı yılı. Unutulur mu lan bu? Bak o baş harfler şu anlama  geliyodu. Kimdi senin biyoloji öğretmenin yaaa, o hoooo, çağıralım çeksin kulaklarını.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T&lt;/span&gt;ür, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;C&lt;/span&gt;ins,  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;F&lt;/span&gt;amilya, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T&lt;/span&gt;akım, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;S&lt;/span&gt;ınıf, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ş&lt;/span&gt;ube, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;A&lt;/span&gt;lem.&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Vay be, büyük biyologmuşun sen be  Lafonten. AÇok hakimsin olaya. Atın bir sürü cinsi varsa balığın da bir sürü cinsi var  diyercektim ki, senin mevzuyu yalayıp yuttuğunu sezdim. Sözün üstüne söz etmem hocam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF: &lt;/span&gt;Ne  sandın, ben bu lüfer hipotezimi  Türkiye Cumhuriyeti Futbol Takımı  Suriye’ye şut attı imbiğimden geçirdim ve sonra insanlıkla paylaşıyorum  olm. Her şey bilimsel. Bu çerçevede, ölçtüm, biçtim, tarttım, verileri  analiz ettim. Sonuç: En asil hayvan Lüfer çıktı. İşkembe-i kübradan  sallamıyoruz heralde. Denyo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Oooooo, Kübra dedin işin rengi  değişti şimdi Lafonten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; Var ya, çok i.ne adamsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt;  Lüfer mi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kübra &lt;/span&gt;mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; Ne alaksı var lan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Lüfer mi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Kübra &lt;/span&gt;mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;LF:&lt;/span&gt; Ya sen ne pis herifsin ya, en içimi gıcıklayan  şeye getiricen ille konuyu di mi? Seçim yapamnicam. Denizkızı olur ya,  Lüferkızı diyeyim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Üstü Kübra, altı lüfer olsun”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; iğrenç  adamsın vesselam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Son dakika açıklaması:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kübra  &lt;/span&gt;diye bir afet-i devrana sardırdı arkadaşım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;. Çok tatlı bir kız, kod adı da takdir edersiniz ki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lüferkız&lt;/span&gt;.  Zaten bizim jargonda &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“içimi gıcıklayan” &lt;/span&gt;dedi mi anla ki iş sadece  fiziksel etkilenme değil. Bildiğiniz aşık oldu kıza. Aşık olunabilecek  bir kız gerçekten de... Uzun zamandır ilk kez doğru hedef peşinde  görüyorum &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’imi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;bu işlerde kendine çok güvenli gibi  görünen, ancak böyle cidden etkilendiği durumlarda çok fena sıçan bir  adamdır. Kendisi böyle olduğunu bilmez ama, o kendini hep güvenli sanar.  Çaktırmadan bir desteğe ihtiyacı olduğunun farkındayım. (Şimdi böyle  konuşunca arkadaşıma tepeden bakıyo gibi görünmek de istemem, dışarıdan  bakıyorum sadece. O Allah bilir bende ne defolar görüyordur ve  haklıdır.) Haftasonu için çok şahane bir organizasyon planladık. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ben&lt;/span&gt;,  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lüferkız&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;’e de brifingi verdim. Nası  cilalayacağız Lafonten’i konusunda. O da bana &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Senin bildiklerini ben  unuttum güzelim, meraklanma .”&lt;/span&gt; dedi. Lan herkes de bana bi posta koyma yarışında bu  aralar ya, neyse. Du’ bakalım.&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="postBody" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;input name="security_token" value="AOuZoY4eNu5AbOFtJTKk5IcAN2sxyf7PLw:1274864693185" type="hidden"&gt;&lt;input name="postID" value="103156435495929213" type="hidden"&gt; &lt;input name="blogID" value="4068339568797239904" type="hidden"&gt;  &lt;div style="color: rgb(0, 0, 0);" class="errorbox-good"&gt;&lt;input name="securityToken" value="d8EeMgBxQPqQcb77zqrCz3rN79o:1274864693233" type="hidden"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-6938741382849052723?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/6938741382849052723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=6938741382849052723&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6938741382849052723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/6938741382849052723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/05/lufer-dogulmaz-olunur.html' title='Lüfer doğulmaz olunur!'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S_zpnZEgAaI/AAAAAAAAALk/GdHkGq4VtnY/s72-c/Lufer+Baliklari.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-7461024911801168279</id><published>2010-05-24T11:05:00.013+02:00</published><updated>2010-12-23T11:19:17.826+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Billie Jean'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bal arısı'/><title type='text'>Ben arısı gibiydim senden önce???</title><content type='html'>Valla bu aralar iyi düğün yaptı. Eş, dost, arkadaş eksik olmasınlar, sağolsunlar. Son birkaç aydır, her hafta, bilemedin iki haftada bir bi’ düğündeyim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; de geliyor hepsine benimle birlikte. Geçen gün &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“bi düğün daha var dersen benim kıyafetim bitti T.İ”&lt;/span&gt; dedi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Burdaki mesajı alamıyosan o hasbehas senin öküzlüğün olm, dikkat et”&lt;/span&gt; dedi.  “Ne demek istiyomuş profesör?” dedim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Daha da Davos’a gitmem, gidersem beyazları çekerim diyo.”&lt;/span&gt; dedi.  Yok öyle bir şey. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“O kadar da altını deşmiyorum artık kadınların söylediklerinin be Lafonten”&lt;/span&gt; dedim.&lt;span style="font-style: italic;"&gt; “Altını deşmeyenin altını deşerler.”&lt;/span&gt; dedi. Hasta mıdır nedir? Taktı herif bana.  Bizim analarımız babalarımız daha bi erken evlenmişler, bugünkü yaşam o kadar erken evlenmeyi kaldırmıyor, dolayısıyla bu çıta yukarılara çıktı. Ama bizim neslin evlenme periyodu geldi artık. Bunu çevremden rahatlıkla anlayabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün nikahların ortak da bir özelliği var. Hepsinde aynı şarkı çalıyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben bal arası gibiydim senden önce&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bak pervanelere döndüm seni görünce”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“Evet”&lt;/span&gt; diyosun, bu şarkı çalıyor. Dünyanın evet’le tetiklenen ilk ve tek şarkısı: Pervane. Söz Müzik: Özdemir Erdoğan. Güzel de şarkı ama, maşallah biz içini boşalttık. Her evet’ten sonra çalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-    .... ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz?&lt;br /&gt;-    Evet.&lt;br /&gt;Hop. “Ben balırısı gibiydiiiim” Şarkı evetten sonra gelmeye o kadar alışmış ki, önceki soruya da bakmıyor artık. Her evetten sonra geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce sağdan giriyoduk sonra sol di mi?&lt;br /&gt;Evet.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben balarısı gibiydiiiiim. Senden önce.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlacını aldın mı?&lt;br /&gt;Evet&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben balarısı gibiydiiiiim. Sendeeen önce.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğim düğünlerin %75’i filan net Bal arısı. Ulan ya ben bu düğününe gittiğim insanları tanımıyorum, ya da bu işin içinde büyük katakulli var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Ben bal arısı gibiydimi çalan ilk düğün: Tibetli Arkadaşım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç senelik arkadaşım. İyi tanırım. Yahu hemşerim, senin neren bal arısı. Çok iyi adamsın canımın içisin o ayrı da, bal arısı değilsin yani bunu kabul edelim. Çocukluk aşkınla evleniyosun lan işte p.zevenk. Bal arısı mı kalmış. Bal arısı gibiymiş ondan önce, pervanelere dönmüş görünce. Bırak allasen. Yılların &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I&lt;/span&gt;’yıyım, ben böyle bal arısı görmedim. Bal arısından ziyade tibet öküzü. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben tibet öküzü gibidim senden önce, iyice gebeşe döndüm seni görünce.”&lt;/span&gt; diye bir şarkı olamayacağına göre, bal arısı şarkısı tercih edilmiş. Ha bir de şey seçeneği var tabii, hayat müşterek, bal arısı ille abi mi olmak zorunda. Öncesinde bal arısı olan belki de yengedir. O da ayrı bir anlam katar tabii şarkıya. Bal arısı ille de erkek mi oluyodu lan yoksa. Yormayın benim güzel başımı. Yenge bal arısıysa kabul. Helal olsun yengeme, şarkısını da çalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S_pGW5YiBuI/AAAAAAAAALU/Z6-IdMHPJeU/s1600/to.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 297px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S_pGW5YiBuI/AAAAAAAAALU/Z6-IdMHPJeU/s400/to.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474765656197039842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Ben bal arısı gibiydimi çalan ikinci düğün: Harbi bal arısı arkadaşım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal arısı arkadaşım. Geçen ay evlendi. Bu adamı üniversiteden tanırım. Bizim bölümde değildi ama iyi tanırım. Çokça vakit geçirmişliğimiz vardır. Gördüğüm en çapkın insanlardan birisi diyebilirim. Komik birisidir. Bayağı da tantanalı bir düğünü oldu. Yakışır arkadaşıma. Düğüne gittim. Eee, hayat en güzel öğretmen, hiç  şüphem yok, bal arısı çalacak. Kaçarı yok.&lt;br /&gt;Sen Ali oğlu Veli, hiçbir baskı altında kalmadan... diye başladı memur.&lt;br /&gt;Adamı iyi tanıyorum, ne diyeceğini biliyorum. Bi dinleseler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;- Siz. Ali oğlu Veli, hiçbir baskı ve etki altında altında kalmadan Aliye kızı Veliye’yi eşliğe kabul ediyor musunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Eveet&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;,valla  iyi sordunuz memur bey. Şimdi açık söyleyeyim öyle net, direkt bana yöneltilmiş bir baskı, etki ya da tehtid yok. Ama toplum baskısı da dediğiniz baskılardan sayılır mı? Ona göre vereyim cevabımı”&lt;/span&gt; diyecekti kii.&lt;br /&gt;Çocukcağız o ilk “&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eveeet&lt;/span&gt;”i  der demez, ki bu soru  böyle ilk kez güzel güzel sorulunca eveti biraz bağırdı heralde ayı, bağırmasından sonra da  büyük bir alkış koptu salonda. Çocuk lafını bitiremeden kıvılcımlar filan saçıldı, her taraftan buharlar çıkmaya başladı. Gökyüzünden gümbürtüler koptu, ışıklar saçıldı. Kutlama deyip işin şatafatını gölgelemek istemem. O bir kutlama değildi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zannedersiniz cihan harbi çıktı.&lt;/span&gt; Ben hemen babamı aradım, nişasta, şeker, un depolayın, baba beylik tabancan duruyor mu diye de ekledim o telaşla. Sonra da hemen Bal Arısı başladı. Sakinledim, rahatladım, içime su serpildi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben bal arası gibiydim senden önce&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bak pervanelere döndüm seni görünce”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Şimdi anlattıklarımdan da görünen o ki, bal arısı şarkısı bu adama cuk oturdu diyebilirsiniz. Yanılıyorsunuz. Bu adam da ikinci ayakta yattı. Yani şarkının ikinci bölümünde. Bak pervanelere döndüm seni görünce kısmında. Zira bu adam pervaneye filan dönüşmedi, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bildiğiniz roketatara dönüştü.&lt;/span&gt; Duyduğum kadarı ile, baya bi hareketlenmiş herif. Kendisiyle konuşmadım. Duyduğum kadarı ile (yani bildiğiniz dedikodu).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben bal arası gibiydim senden önce&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bak roketatara döndüm, seni görünce”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S_pGruc-ypI/AAAAAAAAALc/KRAxCuoupWg/s1600/balar.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 331px; height: 269px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S_pGruc-ypI/AAAAAAAAALc/KRAxCuoupWg/s400/balar.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474766014040165010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bıraksanız daha da yazarım aslında ama inanın taakatim yok. Kesiyorum burada arı maya maceralarımı.&lt;br /&gt;Hadi tamam, erkekler zaten çok iplemiyorlar, ver şarkıyı dans edelim, verin şarkıyı oynayalım oluyorlar düğünlerde. Ancak kadınlar çok daha işin içinde değiller mi? Anlamıyorum ki. Hangi şarkıyla geleceğiz? İlk dansımızın şarkısı hangisi olacak? Pasta gelirken ne çalacak, giderkeimza atılırken ne çalacak. &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=erkan%20yola%C3%A7" target="_blank"&gt;Konuklar mehter marşıyla geşllecek, İzmir Marşı’yla gidecek. &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;A be acayip insanlar. Bu kadar kafa yorup yorup Bal Arısı’nda mı karar veriyorsunuz ben anlamıyorum ki. Lan ben bu kafada olsam, büyük cıngar çıkarırım bal arısına.&lt;br /&gt;- Muvaffak! Neyin balarısı bu. Bi anlat bakalım. Hııııı!&lt;br /&gt;filan derim.&lt;br /&gt;Bu herif .m üstünde fındık kırıyodu da, geldi bende duruldu. Ben de bundan gurur duyuyorumsa. Hiç kendinizi kandırmayın ve&lt;a href="http://tdkterim.gov.tr/atasoz/?kategori=atalst&amp;amp;kelime=+insan+yedisinde++ne+ise+yetmi%FEinde+de+odur&amp;amp;hng=tam" target="_blank"&gt; buraya tıklayın&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şu güzelim naif şarkıyı da rahat bırakın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-size:85%;" &gt;Hamiş:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sanırım ben çok pis bi’ insanım. İnsanların ne güzel mutlu mesut yaşayıp geçtikleri bir şeyi bile içimde amma kıllandırabiliyorum. Halbuki bırak adam ister Bal arısı çalsın ister eşek arısı. Haa bu arada,  Bi tane arkadaşım da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bon Jovi – Santafe&lt;/span&gt; çaldı dans şarkısı olarak. O güzeldi.&lt;br /&gt;Bu da haber bültenlerinin Bkz. Türkiye’de güzel şeyler de oluyor bölümleri gibi oldu. Hadi bye bye.&lt;br /&gt;&lt;a id="publishButton" class="cssButton" href="javascript:void(0)" target="" onclick="if (this.className.indexOf(&amp;quot;ubtn-disabled&amp;quot;) == -1) {var e = document['stuffform'].publish;(e.length) ? e[0].click() : e.click(); if (window.event) window.event.cancelBubble = true; return false;}"&gt;&lt;div class="cssButtonOuter"&gt;&lt;div class="cssButtonMiddle"&gt;&lt;div class="cssButtonInner"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lütfen dinleyin:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8765316733750744087&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=true" style="width: 400px; height: 326px;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-7461024911801168279?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/7461024911801168279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=7461024911801168279&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7461024911801168279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7461024911801168279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/05/ben-ars-gibiydim-senden-once.html' title='Ben arısı gibiydim senden önce???'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S_pGW5YiBuI/AAAAAAAAALU/Z6-IdMHPJeU/s72-c/to.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-1690461831886398728</id><published>2010-05-10T09:22:00.009+02:00</published><updated>2010-12-23T11:20:21.385+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arkadaşın yoluna taş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alben ve Talip'/><title type='text'>Arkadaşının Yoluna Taş Koymak...                  Talip&amp;Alben</title><content type='html'>Erkekler, ortamda güzel bir kadın varsa, ve arkadaşlarından biri o güzel kadına yazılmaya çalışıyorsa, yazmaya çalışan çocuğun anasından emdiği sütü burnundan getirmeye bayılırlar. Niye olduğu üzerine çok fazla kafa yormak istemiyorum, ama öyledir. Atıyorum şöyle ortamlar olur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar arasındasın. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2 çift, 2 kız, bir de erkek, 7 kişilik bir grup&lt;/span&gt;. Sevgilisiz gelmiş iki kızdan biri süper. Hal böyle olunca da  tek erkek olan arkadaş da sabah erkenden kalkmış vize kuyruğuna girmiş. İstekli vize için, bütün belgeler filan tamam. Çok pis yazılacak kıza. Sıçık biyometriğini bile çektirmiş. Bir isim vereyim adama bari, hep bir erkek diye bahsetmeyeyim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;koydum koçumun adını. Fena halde Talip. Soyadı da Yürekten: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip Yürekten&lt;/span&gt;. Kız da güzel kız şimdi... Onun adı da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben &lt;/span&gt;olsun. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben Birumut&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün artık ne yapılacaksa, program yapılmış. Gruptaki üç erkek de birbirlerini iyi tanıyorlar, eski arkadaşlar. İkisi sevgilisiyle gelmiş, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;&lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"&gt;Sapinto&lt;/a&gt;. İki  de tek tabanca kız var. Kızlar, erkekler dolayısıyla tanışıyorlar daha çok. Ancak yine da yakın arkadaşlar diyebiliriz.&lt;br /&gt;Alben çok güzel, su içinde &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"&gt;7,3&lt;/a&gt; (Su içinde derken mecazi manada değil, denizde bikiniliyken) KGG ile &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"&gt;7,5&lt;/a&gt;’u rahat zorlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Talip &lt;/span&gt;de güzel çocuk Allah var. Fakat &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;hafiften maymunize olmuş. Ya da oldu olacak. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip&lt;/span&gt;, diğer iki erkek arkadaşıyla Alben’in albenisi üzerine konuşmamış. Biraz öyle yönleri var &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip&lt;/span&gt;’in, her boku konuşur, bu işlerde ketumluğu sever. O yüzden bu yolda yalnız. Talip maymunize oldukça diğer iki erkek arkadaş, birbirlerine bakıp ince ince gülüyorlar. İçlerinden &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Yapma olm Talip, bunlar seni sonuca götürecek hareketler değil.” &lt;/span&gt;diyorlar. Ancak çoğu zaman kendilerinin de bu durumda olmalarının acısı tatlı tatlı sızlatıyor yüreklerini. Biliyorlar, bu doğru değil, ama onlar da hep bi kadını etkilemek istediklerinde aptallaşabiliyorlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;kapıları zorluyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben &lt;/span&gt;ise her şeyin farkında. Hiçbir şey anlamıyormuşa yatıyor. Az anasının gözü değil (Geçmiş anneler günü kutlu olsun, ana geçirmesem bu yazıda ayıp olurdu). Alben’in ortamdaki üç kız arkadaşı da Alben’le durumu konuşmamış. Kendi aralarında şey diyorlar: “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Alben istemese, şimdiye kadar kırk kere kovalamıştı Talip’i”&lt;/span&gt;. Erkekler, Alben’in halinden hiçbir şey anlamıyorlar, daha doğrusu anlayış göstermiyorlar. Oğlan maymun oldu sadece diye görüyorlar. Ama ortamdaki kızlar, Alben’in pozitif olduğunun farkında. Alben, neredeyse hiç ışık yakmıyor Talip’e. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ancak kızlar biliyor, yakılmayan bir ışık, kapatılan bir kapıdan çok daha umut vericidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talip akınlarını sıklaştırıyor. Ortamdaki diğer kızlar, hiçbir şey yokmuş gibi ultra bir profesyonellikle olaya yaklaşırken, erkekler &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip&lt;/span&gt;’e karşı agresifleşiyorlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip Alben&lt;/span&gt;’e, işyerinde son dönemdeki bir sorunu nasıl da kolaylıkla çözdüğünü anlatırken, erkeklerden biri şey diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Lan Talip,ne komikti lan di mi? Matematikçi seni sözlüye kaldırdığında nası osurmuştun lan tahtada” “Hahahahahaha, hohohohoho.” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;de gülüyor. Çaresiz, bozulamaz çünkü o durumda, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bozulursa masanın kompleksli adamı oluverir&lt;/span&gt;. Ayar çekmesi lazım. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“11 yaşımdaydım lan o zaman.”&lt;/span&gt; Filan diye gülerek ortamı toparlamaya çalışıyor. Ancak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Hay ben senin 7 sülalenin yüzüne osurayım” &lt;/span&gt;diye geçmiyor da değil içinden. Biraz dolambaçlı yollardan da olsa &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;bu durumu da atlatıyor, sözlüde osurduğu ufak ufak unutuldu, ancak laf oraya dönmesin diye muhabbette ara ara kıvırmalar, konu saptırmaları yapması gerektiğini biliyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;günün başındaki o &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;değil. Artık içi hiç rahat olmayacak. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben&lt;/span&gt;’i etkilemeye çalışırken, hemcinslerinden gelecek ataklara karşı da hazırlıklı olmak zorunda kaldı çünkü, odak ikiye bölündü: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben &lt;/span&gt;ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hemcinsleri&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;1-0 mağlup, üstelik golü beklemediği kanattan yedi. Yine de devam eder Talip, çünkü o gerçek bir talip. Masada herkese anlatıyor hikayelerini, ama en çok &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben&lt;/span&gt;’e bakıyor. Haydi Talip devam et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S-e58TP2eCI/AAAAAAAAALM/1XnRlY3cggM/s1600/4190713378_dc4577a2d1_o.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 390px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S-e58TP2eCI/AAAAAAAAALM/1XnRlY3cggM/s400/4190713378_dc4577a2d1_o.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469544718074804258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gülün bakalım kendinizce muhabbet kuşlarına&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip Alben&lt;/span&gt;’i dinlemek istiyor, ona kendini iyi hissettirecek sorular sorup, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben&lt;/span&gt;’in cevap vermesini ve muhabbetten zevk almasını sağlıyor. Muhabbet rayına girdi. Alben gülmeye başladı. Talip de biraz rahatladı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yapma Talip, rahatlık çok büyük yanlış Talip.&lt;/span&gt; Yine bir ters kademe hatası, erkekleri çok boşladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Talip lan, senin bi eski sevgili vardı, bi gece çok içtiğinde kusmuştun ya kızın üstüne, ertesi gün ayrılmıştınız. Onu gördük geçen...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2-0 oldu&lt;/span&gt;. Diğer erkek attı bunu da. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;1-1’i yakalamak üzereyken bir anlık dalgınlık, futbolumuzun en büyük yarası olan zor gol atıp kolay gol yeme hastalığımızın nüksetmesine sebebiyet verdi.&lt;br /&gt;Demiştim, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben &lt;/span&gt;anasının gözü. Her şeyin farkında. Bu konuya daha  gülünemeden, o hikayeye geçilmeden, başka bir konu attı ortaya. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip&lt;/span&gt;’i kurtardı:&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 2-1.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün bitiyor, artık dağılma vakti. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;son sözü söylemedi, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben&lt;/span&gt;’e nereye gideceğini sordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Aaa, tam yolumun üstü, ben de orada bir yere uğrayacağım zaten.”&lt;/span&gt; dedi. Halbuki nasıl alakası yok o yolla, olsun. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alben’i Talip bırakacak&lt;/span&gt;. Üstelik erkek arkadaşlarından hiçbiri o arabada olmayacak: 2-2. Hiç olmazsa bir puan, o bir puan sezon sonu şampiyonluğun anahtarı olabilir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bravo Talip&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun aslında biraz şurada, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talip &lt;/span&gt;arkadaşlarına durumu izah etmediği için, arkadaşları da sorumluluk hissetmiyorlar. O kadar yıllık arkadaşları olmasına rağmen acımasızlaşabiliyorlar. Zaten hafiften gerginliği de bu yaratıyor. Anlatmamış olmak. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne olursa olsun çok büyük salaklık.&lt;/span&gt; Bana yapsa bunu arkadaşlarım, büyük arıza çıkartırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yahu adamı asiste edeceğin yerde, hayatını zorlaştırıyorsun.&lt;/span&gt; Bence, bir erkek belli bir yaşı geçmiş ve bu salaklığı hala üzerinden atamamışsa, o heriften hiçbir b.k olmaz. Burada Talip’ten taraf olmam, onun büyük masumiyetinden kaynaklanmıyor, pozisyonlar değişse, o da aynı şeyi yapabilir. Unutulmaması lazım, arkadaşlar destek içindir, köstek değil. Haftasonu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;’in bir arkadaş grubunda gözlemledim bu durumu. Yazasım geldi.&lt;br /&gt;Ben böyle şeyleri yapmayı bırakalı 10 sene filan oldu ama, hala çok görüyorum çevremde. Yapmayın böyle şeyler beyler. Ayıp oluyo.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-1690461831886398728?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/1690461831886398728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=1690461831886398728&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/1690461831886398728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/1690461831886398728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/05/arkadasna-sevgili-yapmak-talip-alben.html' title='Arkadaşının Yoluna Taş Koymak...                  Talip&amp;Alben'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S-e58TP2eCI/AAAAAAAAALM/1XnRlY3cggM/s72-c/4190713378_dc4577a2d1_o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-8180797342523896193</id><published>2010-05-04T13:26:00.005+02:00</published><updated>2010-12-23T11:20:48.984+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cesaretin Sonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cesuryürek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lafonten'/><title type='text'>Cesaretin sonu esarettir. Lafonten&amp;Cesuryürek</title><content type='html'>Bazı kadınlar vardır. Daha doğmamış çocuğa don biçerler. İlişkiye  başlamadan acayip büyük anlamlar yüklerler o ilişkiye. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Lan noluyoruz? Hop hop hop, bi dur."&lt;/span&gt;  diyene kadar kafasal olarak ilişkinin bambaşka bir boyutuna geçmiştir  o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atıyorum flört aşamasındasındır. Daha yeni yeni tanıyorsun, huyunu  suyunu çözmeye çalışıyorsun. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Defansı  kalabalık tutup kontralarla golü arıyorsun&lt;/span&gt; (gol derken inanın  cinsellikten bahsetmiyorum). O evre, iki takımın birbirini tartması.  Tamam diyorsun sonunda, öyle yine çok çok tanıdığın filan da yok da, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"olabilir, neden olmasın, acaba o da benden  hoşlandı mı? Pek de tanımıyorum ama olsun. Acaba öpsem mi dudak yanak  birleşim noktasından"&lt;/span&gt; gibi durumlardasın. Az çok karar verdin,  olabilir bu iş diyorsun. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;O da istiyor  mu acaba?&lt;/span&gt; Sinyaller olumlu ama... İşte o anlarda erkekliğe  biçilmiş en kritik görevlerden biri gelir ve kapına dayanır. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlk adım.&lt;/span&gt; Bu arada, ilk adımı atabilen  kadınları ben çok severim, ancak çok azlar. Neyse, sevgili namzetine  ilk adımı atmak için artık bir şeyler düşünmek lazım. Güzel bir  restoranda mı yapsak bu işi, ya da hop öpsek mi bir anda? Tık bi' yerde  elini mi tutuversek. Sarhoş olup mu söylesek (Sarhoşun samimiyetine daha  bir inanır kadınlar.) Yalnız sarhoş dediysek küfelik olmayın, kusmayın  kadının üstüne. Sonuç olarak bir karar verdiniz ve artık niyetinizi ifşa  edeceksiniz, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"gözüm var sende"&lt;/span&gt;  diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylediniz. Alışkınızdır biz gerçi ama, öyle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÖSS - ÖYS&lt;/span&gt; gibi sonuçları beklemeye gerek yok. İş şu hızda  ilerliyor, söz sizin ağzınızdan çıktı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Kızla mesafeniz:&lt;/span&gt; Yarım metre  olduğunu varsayıyorum. (Dağdan haykırmayacaksınız ya aşkınızı.)&lt;br /&gt;Yarım metre için:&lt;br /&gt;Ses hızı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;340 m/s &lt;/span&gt;olduğu  düşünülürse, sesiniz yarım metreyi 0,5/340 saniyede yani 0,0014 saniyede  alır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kulaktan beyne sesin ulaşması ve beynin  vücudu vereceği tepkiye hazırlaması: &lt;/span&gt;0,1 s&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;0,1014&lt;/span&gt; saniyede kadının  gözbebekleri cevabı verdi.&lt;br /&gt;Bizim onu görmemiz ve bu görüntünün beynimize ulaşması 0,1 s (kadının  gözünden ışığın bizim gözümüze ulaşması için geçen süre 0,5/300.000.000  gibi bir sayı olduğu için onu yoksayıyorum, ee ışık hızı diye boşuna  dememişler)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonuç: &lt;/span&gt;Hepi topu&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 0,2014&lt;/span&gt; saniye, saniyenin 5'tebiri.  Vücut neler salgılıyor kimbilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle,üniversite sınavları gibi değildir, öyle meraktan çatlatmaz. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunda girip giremediğiniz 0,2014 saniyede  belli olur&lt;/span&gt;. Yahu, ilişkiye girip giremediniz demek istedim. Hemen  fesatlaşmayın. Sonra beyni donunda olan ben oluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, kadının gözünde ışığı gördünüz. Yüzünüze bir gülümseme geldi. O  tatlı gerginlik yerini hoş bir heyecan ve rahatlığa bıraktı. Bu  gerginlik ve rahatlık arasındaki geçişi size nasıl anlatsam ki? Düşünün  ilk adımı atmadan az önce beyninizde çalan müzik &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Jaws müziği&lt;/span&gt;yken, şimdi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Besame Mucho&lt;/span&gt; filan çalıyor kafanızda.  Tam relaxing şarkıdır. Besssaameee, bessame muuuco (Öp beni, çok öp)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee, biraz da o konuşsun artık. Şimdi artık bir iki güzel şey de o  söylesin değil mi? Herkes ödülü haketti. O da siz de, işin içinde emek  var ne de olsa. Kafada &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Besame &lt;/span&gt;çalarken, kadın konuşmaya başlasın.  Fısılda güzelim aşk sözcüklerini kulağıma, haydi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "T.İ, ben de bir başka hissediyorum  senin yanında. Ama bu yola çıkmaya  cesaretinin olması... İnan hem şaşırdım hem çok mutlu oldum."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Besame Mucho&lt;/span&gt; mu? Neyine lan senin? Kapat! kapat kapat kapat! S.ktimin  Besame'siii. Beynim, iç sesim, koyun oğlum Kayahan'dan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ben nerde yanlış  yaptım?"&lt;/span&gt;ı. Eziyet et kendine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kayahan&lt;/span&gt;'la. Hamur gibi yoğursun beynini  Kayahan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ama bu yola çıkmaya  cesaretinin olması..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ne yolu yahu? Hangi yola çıkıyoruz? Baharat yolu mu? İpek Yolu mu? Neyin  cesareti ayrıca, İstanbul'u mu kuşatıyoruz. Düşman hudutlara mı  dayandı? N'oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok güzelim yok. Benim bi cesaretim filan yok. Noluyoruz ya? Ünlü Türk  düşünürü &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;der ki: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"İlişkilerde cesaretin sonu esarettir."&lt;/span&gt; Çok  büyük bi' düşünür değil de, bazen böyle önemli laflar eder. İlişkide  ciddiyet ve cesareti ayırıyorum ben. Şahsen her ilişkimde çok ciddiyim  diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzelim tamam, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;büyük bir ciddiyetle yaşayalım, amaaa, bir sincap gibi  mesela.&lt;/span&gt;.. Ne kadar anlatabildim bilmiyorum. Yola çıkmaya cesaret filan,  sakin olalım. Cesaret kelimesini ilişkiler için kullanırken dikkatli  olmak lazım. Cesur, atılgan vs. olmak iyidir. Hayatın her alanında.  Burada bahsettiğimiz aynı şey değil ama, erkekler beni çok daha kolay  anlayacaklardır. Hanımları bilmem. Kadınlar ciddi ilişkilerin (ya da  ciddi olmaya ilişkilerin) içini erkeklere göre çok daha hızlı  boşaltıyorlar aslında. Erkeklerin bu konudaki kötü şöhreti ise  kadınlarla yarışamaz bile. Niye öyle lan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;'le &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;'in bir arkadaşı arasında bir  yakınlaşma oldu. Bundan sonra kendisininden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cesuryürek &lt;/span&gt;(Cesaret yolundan bahsetmiş, o yüzden) diye bahsedeceğim  bu hanım, demeyeyim diyorum ama biraz acayip birisi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;'in  top10 arkadaşından biri değil. Ancak&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; güzellik olarak ilk 3&lt;/span&gt;'te olduğunu  rahatlıkla söyleyebilirim. Sarışın, dümmmdüz saçlı ipek gibi, buğday  tenli, kendine dikkat eden,  1,70 boy, fit, burun estetikli, çok güzel  olmuş. Hiçbir falso göstermemekle beraber kafa olarak bizden bir hayli  uzak. Yanlış kelimeler kullanarak tehlikeli sulara girmek istemiyorum. Kafa olarak bize uzak diyeyim. Siz anlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben en baştan dedim, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"olmaz olmaz"&lt;/span&gt; diye. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; de, ooo &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten  &lt;/span&gt;bayılır ona filan dedi. Benim kadar tanımadığı için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;'i. Lan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Cesuryürek&lt;/span&gt;'e kim bayılmaz. Resmen fıstık gibi kız. Adamın rüyasına  girer. Tabii bayılır &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;. Fakat &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"Lafonten &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;onunla ilişki yaşayabilir mi onu  bilmiyorum."&lt;/span&gt; dedim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Benim gözümde bu kızın açılışı 10 aydan başlar."&lt;/span&gt; (Bakın  beni yine yanlış anladınız farkında mısınız? Bugün bu iki oldu) Açılışı  derken sevgilisiyle &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"normal bir ilişki yaşıyorum"&lt;/span&gt; kafasına gelmesi  demek istedim. Biraz fazlaca ehemmiyet veriyor da boş şeylere.  Fesatsınız fesat fesat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle kadınların ilişki statüleri hep "a bit  complicated" (Türkçesi: Biraz karışık) olur. Bunu severler. Lafonten de eylem adamıdır, aksiyon  adamıdır. Çok fazla oyalanmayı sevmez. Ben mesela daha çok gelirim öyle  oyunlara, severim, sınırlamadığım için kendimi. Lafontense kapılır gider. Bana göre daha bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"ya  herro ya merro"&lt;/span&gt;cudur. İlişkileri daha uzun sürer, ilişkileri sosyal  hayatından onu daha çok kopartır falan filan. Bu yüzden bin kat daha  dikkatli olması gerekiyor. Koçum benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Güzel Cesuryürek&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Türkan Şoray&lt;/span&gt; kanunlarını solda sıfır bırakacak  kanunlarını açıklar açıklamaz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;neye uğradığını şaşırmış tabii, lan n'oluyoruz  diye. Hemen ada konseyini topladı. Büyükada'da cumartesi öğlen bir yemek  ayarladık.  Gündüz. Resmen orası dertleşme mekanımız oldu. Erkek  muhabbeti. Ada konseyi oldu o işin de adı :). Denizin üstünde bir restoran var, adını  vermeyeyim. Dert yanmak için topladı bizi Lafonten. Adalıdır o zaten,  babasının bir evi var orada. 3 erkek toplaştık. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;önce kendi analizlerini  anlattı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cesuryürek&lt;/span&gt;'e nasıl deli olduğunu, resmen içinin gittiğini,  lakin kadının deli olduğunu. Biz de görüşlerimizi söyledik. Erkek  muhabbetinin de tadı tuzu ayrıdır ve size söyleyeyim, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;rakı masasının  çözemeyeceği problem yoktur&lt;/span&gt;. Kalktığımızda sorunu kafada bir hayli  çözmüştü.  Ada konseyi işi sonuca bağlamıştı. Sonuç "Sana hemen  aklıbaşında birini bulmamız lazım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;ciğim, zaten bi gram beynin  var, onu da karılara kaptırıcan yoksa!" "Tamam dedi, haklısınız. Ama  sizin beyniniz kaç gram lan .bneler."&lt;br /&gt;"Valla benim beyin seninkinden %20 az çeker Lafonten, açık söylüyorum."  dedim.&lt;br /&gt;Üçümüzün beynini toplayınca 2,7 gram filan ediyo işte, anca öyle karar  verebiliyoruz. Söyle bakalım. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Şu tekir gibisi var mı?"&lt;/span&gt; Ne güzel balık di  mi? &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;durur ve  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Balık gibi abi kız ya, resmen balık"&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cevap üzerine biraz önce ettiğim lafı revize etmem gerektiğinin farkındayım.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Rakı masasının çözemeyecği  problem yoktur, en azından bir süreliğine..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben derim ki, rahat olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="150"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf"&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=21034551&amp;amp;style=metal&amp;amp;bbg=000000&amp;amp;bfg=666666&amp;amp;bt=FFFFFF&amp;amp;bth=000000&amp;amp;pbg=FFFFFF&amp;amp;pbgh=666666&amp;amp;pfg=000000&amp;amp;pfgh=FFFFFF&amp;amp;si=FFFFFF&amp;amp;lbg=FFFFFF&amp;amp;lbgh=666666&amp;amp;lfg=000000&amp;amp;lfgh=FFFFFF&amp;amp;sb=FFFFFF&amp;amp;sbh=666666&amp;amp;p=0"&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=21034551&amp;amp;style=metal&amp;amp;bbg=000000&amp;amp;bfg=666666&amp;amp;bt=FFFFFF&amp;amp;bth=000000&amp;amp;pbg=FFFFFF&amp;amp;pbgh=666666&amp;amp;pfg=000000&amp;amp;pfgh=FFFFFF&amp;amp;si=FFFFFF&amp;amp;lbg=FFFFFF&amp;amp;lbgh=666666&amp;amp;lfg=000000&amp;amp;lfgh=FFFFFF&amp;amp;sb=FFFFFF&amp;amp;sbh=666666&amp;amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window" width="509" height="150"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-8180797342523896193?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/8180797342523896193/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=8180797342523896193&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/8180797342523896193'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/8180797342523896193'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/05/cesaretin-sonu-esarettir-lafonten.html' title='Cesaretin sonu esarettir. Lafonten&amp;Cesuryürek'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-982905892186460438</id><published>2010-04-29T12:54:00.008+02:00</published><updated>2010-12-23T11:24:14.412+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kedikadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Juliette'/><title type='text'>Kadınlar kedisever, ben Kedikadınsever. Juliette</title><content type='html'>Hayvanlar aleminden alıntı yaparak erkekleri karalamanın azalarak artan bir ivmeyle bitmesini rica ediyorum. Vazgeçsin artık kadınlar şu klişelerden ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, yavrularını emzirirken ürkek ve agresif tavırlar takınan bir anne kedi görüp &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Yaa ne varsa anada var. Doğuruyooo, bakıyoo, büyütüyo, koruyooo, kolluyoo. Hani baba? Nerde baba sorarım size”&lt;/span&gt; filan demeyi kessinler. Çok sıkıcı oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba nerdeymiş? &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aha bak baba burda!&lt;/span&gt; Hasbinallaaaah, şunu diyene var ya git uç, at kafayı. Hayvanlar aleminden ne diye pay çıkartıyosun ki kendine. Ne yapayım yani şimdi? Minnoş hırladı diye seni takdir mi edeyim anlamadım ki? O zaman şöyle bir kategorizayon yapalım. Kedi hırladı diye kadınları takdir edelim, bit osurdu diye erkekleri suçlayalım, kuş sıçtı diye komple insanlığın ders çıkartmasını isteyelim... Olacak şey mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca ben de o zaman derim ki, ille de kedigilleri öveceksek, onlardan etkileneceksek, aslanlardan ders çıkaralım kendimize. Bir erkek 10 tane dişiyi döllüyor mesela. Hiçbir dişinin gıkı çıkmıyor. Ayrıca dişi aslanlar avlayıp yakalıyorlar yemekleri, ceylandır antiloptur bizondur paketleyip sunuyorlar beylerine. Önce beyimizin karnı doysuuun, komünümüzün direği o filan diyolar üstüne. Biz erkekler bu durumu niye içlenip bu denli dillendirmiyoruz peki, sokakta köşe başında alem yapan erkek aslan görmediğimiz için mi? Hadi canım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da dişiyi dölledikten sonra doğacak yavrulara besin kaynağı olmak için, dişi tarafından öldürüleceğini bile bile yine de onu dölleyen örümcek cinsi niçin hiç örnek teşkil etmiyor? Ya bu hayvan dişiyi döllüyor. Dişi de oracıkta alıyor canını, adeta sen misin beni düdükleyen diyor. Çok afedersiniz asıyor hayvanı resmen şeyinden, paketliyor, biraz kendi tadına baktıktan sonra yavrular dünyaya gözlerini açtıklarında zıkkımlansınlar diye koyuyor yanlarına. Yavrular piyasaya çıktıklarında fedakar cefakar babalarından arta kalanlarla hayatta kalıyorlar... Babanın fedakarlığına gel. Bile bile ölüme gidiyor. Koçum benim. Atın ölümü arpadan, en iyisini yaptın. Peki arkasından biz diyo muyuz &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Baba gibisi var mı beeee, nerde ha? Anaları nerde, kapattı gitti yavruların üstünü?”&lt;/span&gt;. Aklımıza bile gelmiyor böyle duygu istismarı. Biz kadınları duygusal olarak herhangi bir konuda, ne olursa olsun, tetiklemekten korkarız. Çünkü yine ucu bize dokunur. Kadınlarsa bizim ağzımıza s.çmaktan hiç korkmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi mevzu hassas, farkındayım. Lakin konu annenin kutsallığı filan değil. Lütfen o konuda bir reaksiyon göstermeyiniz.  Ben de biliyorum bunların hepsini. Annenin önemini, annenin hakkının ödenmezliğini, nasıl canımızdan öte can, kanımızdan öte kan olduklarını ben de biliyorum. Fakat benim değinmek istediğim konu başka. Haybeden şeylerle üzmeyiniz erkekleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yukarıdaki örneklerin hepsinin insana uyarlanmasını saçma buluyorum. Örümceği de, kediyi de. Tamam hayvani olaylarımız tabii ki var. Ancak insanın geldiği sosyal boyut da artık kedilere bakıp yanındaki erkeği boklamayı biraz acayip kılıyor. Normal bir erkek de artık bir yavrusu olduğunda kadın kadar sorumluluğu olduğunu biliyor. Bu kadar basit. Yavru annesine fiziksel olarak muhtaç, aralarında daha güçlü bir bağ olması kadar normal bir şey yok. Kadın, o bağı kurmak konusunda da tabii ki daha yetenekli ona da kabul. Sidik yarıştırmak saçmalık. Daha yazarım da yazmıyorum.  Konu erkeklerin hayatları boyunca saçma sapan duygusal bombardımana tutulmaları. İstemiyoruz. Tamam tamam, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bütün erkekler adına konuşamam&lt;/span&gt;. En azından beni çevremde isteyen erkek yok, hanımlar bilesiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kod adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Julliette&lt;/span&gt;, benden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3-4 yaş büyük&lt;/span&gt;tü. Benim için 3-4 yaş büyük olmanın önemli olduğu yaşlardı, şimdiki gibi değil. Ben üniversite öğrencisiyken, o çalışan bir kadın filandı. Belki de o yüzden biraz büyük görünmüştür gözüme. Bazı kadınlar vardır. Hayvanları çok sever, sokakta gördüğü bilimum hayvana  dadanır, ille de hepsini mıncıklar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ama bazı kadınlar vardır, sevmeyi mevmeyi geçmiştir artık.&lt;/span&gt; Evinde minimum 3 hayvanla yaşar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3-4-5&lt;/span&gt;  gider o sayı, geçmişinde kesin su kaplumbağası filan beslemiştir.  Alamaz zaten önünü, sahiplenir de sahiplenir. Yahu su kaplumbağası niye alırsın eve arkadaş, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Splinter Usta&lt;/span&gt; mısın nesin anlamadım ki? Ancak başka bir şey hayvan edinme duygusu, çok da bir şey diyemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatmanın alemi yok. Benim kriterim şudur. Eğer ki bir hayvanseverin evinde kediyle köpek aynı anda yaşamaya başlamışsa, ben o insanın hayvanseverliğinden korkarım. O kedi köpek de hiç iplemez duruma gelirler ya birbirlerini... Hayvanları o hale getirmek ayrı bir hayvanseverlik boyutudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Juliette &lt;/span&gt;bu ikinci tipte bi kadındı. Sırf sokakta gördüğünü mıncıranlardan değil. Evinde bir köpek iki kedi, bir akvaryum filan vardı. Mesela sokakta yanyana yürürken bi parktan geçelim. Parkın bütün köpekleri havlamaya filan başlardı ta nerden itibaren. Hayvanlar bi’ anda hareketlenince vatandaş &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Aha deprem olacak”&lt;/span&gt; havasına girerdi, korkarlardı. Halbuki Juliette parka girdi, ne bilsinler. Üstünde sanırım hayvanların algılayabildiği ama benim alamadığım filan bir koku olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde aşırı hayvansever kadın denince ilk gözümün önüne gelen imaj &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Panter Emel&lt;/span&gt;,  öyle yer etmiş kafama. Sürekli bağıran kaba bir karakter canlanıyor gözümde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S9llBxEQO0I/AAAAAAAAALE/Kxs9DPtZcRQ/s1600/sexy-cat-costumes.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 170px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S9llBxEQO0I/AAAAAAAAALE/Kxs9DPtZcRQ/s400/sexy-cat-costumes.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465510703816260418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kadınlar kedisever, ben Kedikadınsever.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ancak zihninizi hiiiç o tarafa kaydırmayın. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Juliette &lt;/span&gt;çok başka, çok zarif bir kadındı. Kibar, hassas, seksi... Tek başına yaşayan, son derece rahat, bana o zaman mı öyle geliyordu bilmiyorum ama tek kelimeyle her anlamda işi bilen bir kadındı. Tanışmamız da tesadüf olmuştu. Ben iki ilişkisinin arasına aldığı çerezdim galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde hayvan varken partnerinle seks yapmak da ne acayip bir şeydir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Juliette &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“kapıyı kapatmamıza gerek yok”&lt;/span&gt; filan diyordu, ben de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“hayatta yapamam ben kedinin köpeğin önünde”&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“E ama, kapıyı kapalı görünce telaşlanır ama onlar kapıda huysuzluk ederler”&lt;/span&gt; derdi. Ben de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kapı açık olursa da Djemba Djemba telaşlanır" &lt;/span&gt;derdim.  Kurda kuşa yem mi edicem. Hayret bir şey. Var ya mıyk mıyk kapıyı eşeleme sesleri gelirdi. Ben de bir acayibim demeden edemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten birbirimize hiç uygun olmadığımız çok belliydi, sepetlemişti beni tez elden. Sonradan çok kez görüştük ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sevdiği kedisinin adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Juliette&lt;/span&gt;’ti. Daha doğrusu en sevdiği demeyeyim de, ilk kedisinin adı. Şimdi en sevdiği dersem gücenir, ben çocuklarımı ayırmam filan der.  Sağolsun &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Juliette &lt;/span&gt;de bu emziren bir dişi kedi gördü mü, erkek düşmanı kesilenlerdendi. O zamanlar tıfılım ben de. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Tabi tabi, felaket yavşağız biz ya"&lt;/span&gt; der geçerdim. Yoksa şimdi de mi öyle yapmalıyım ya? Hayatım kolaylaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün bir kadın tam aynı şeyi yaptı. Ona bu önermesinin ne kadar saçma olduğunu izah etmeye çalıştım. İkna edemedim ve bu postu yazmaya karar verdim. Aslında aklımda yine başka şeyler yazmak vardı. Her zamanki gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hamiş:&lt;/span&gt; Hiç kedikadın kostümlü bir dilber görmedim çıplak gözle. Pek de yakışıyor. Neyse daha yolum çok. Aaa, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/08/yabancdan-bir-sevgili-chloe-queeny.html"&gt;Kraliçe arı gördüm ama. &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-982905892186460438?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/982905892186460438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=982905892186460438&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/982905892186460438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/982905892186460438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/04/eller-kedisever-ben-kedikadnsever.html' title='Kadınlar kedisever, ben Kedikadınsever. Juliette'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S9llBxEQO0I/AAAAAAAAALE/Kxs9DPtZcRQ/s72-c/sexy-cat-costumes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-356447085982315643</id><published>2010-04-22T15:12:00.007+02:00</published><updated>2010-12-23T11:23:59.718+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeni Sevgili vs Eski Sevgili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Billie Jean'/><title type='text'>Mevcut Sevgilinin Eski Sevgilinle Buluşması 2....</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Bir kadeh şarap?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Kalkarsan bana buzlu viski. Çok sevinirim. Bu iş şarabı çoktan aştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Süpersin. Çok teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean: &lt;/span&gt;Afiyet olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Ee, devam et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean:&lt;/span&gt; Aslında içimden sana viski değil de bira getirmek geçti. Şöyle amerikan filmlerindeki gibi, dolaptan bi 33’lük. Sanki onu versem daha rahat bi konuşma olacaktı. Şimdi içim kasıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: Coupling&lt;/span&gt;’de de kadınlar şarap içerken erkekler hep &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Guiness &lt;/span&gt;biraları  götürür.  Olsun, ben viski içeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;B.J:&lt;/span&gt; Evde viski içen bi adamla sohbet edince gerildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Yahu, sanki ilk defa görüyorsun. Bira yok zaten dolapta. Canın içmek istediyse arayayım marketi getirsinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;B.J:&lt;/span&gt; Yok yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu arada o sessiz çekişmeli ortam kayboldu. Billie Jean’in keyfi yerindeydi. Benim de sayılırdı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;O kızda var çatlaklık di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Yoo iyi kızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;O senin için hiç öyle demiyor. Ya insan kendini bu kadar acayip duruma düşürür mü? Ben bi yerden sonra kızı durdurmaya çalıştım ama bir yanım da dinlemekten hoşlandı biliyo musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Hoşlandı derken?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Yani böyle kafamda hayaller kurdum. Çok üzgün olduğumu ağladığımı filan düşündüm. İçimden kızdım. Acıların kadınıyım ama yine de hayata küsmem ben edebiyatı yaptım kendi kafamın içinde. Sana anlatmam mümkün değil. Gerçekten o anda senden nefret edebildim ve kendimi çok üzgün ve yıkık hissedebildim filan. Bana bazen olur. Nasıl anlatabilirim ki sana? Hani olur ya. Sen mesela hiç öldüğünü, herkesin senin arkandan ağladığını, kıymetini bilemeyenlerin, senin yaptığın fedakarlıkların farkında olmayanların senin değerini öldükten sonra anladıklarını filan hayal etmez misin? Sen öldükten sonra sanki diğerlerinin yaptığı her şey onlara tat vermez. Bunu filan görürsün. Nasıl anlatsam ki ya, hayatında hiç başına gelmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Yoo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;O psikolojiyle kendi kafamda yarattıklarımla senden nefret ettim kendime çok acıdım anlayacağın. Ne senaryolar yazdım kafamdan. Gerçekten sana hiç olmuyor mu böyle şeyler. Ben kendi kendimi hemen ağlatabiliyorum mesela ölümümü düşünerek. Yani öldüğüm için ağlamıyorum. Geride kalanların ruh hallerine ve yokluğuma ağlıyorum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kardeşimin düğününü düşünüyorum mesela, ben yokum. Annem orda, babam orda, herkes orda ama ben yokum.  Ben yokum ama, yokluğum tüm acılarıyla orada. Annemin ara ara aklına geliyor yokluğum, babamsa sanki daha bi içiyo gibi. Eskiden 2 kadeh içince hemen şakalar yapardı kızına. Ama artık 4 kadeh içmesine rağmen kimseye gülümsemiyor bile.  Kardeşimin gözünde görüyorum, güya düğünü garibimin, bir yanını eksik bırakmak ne kadar acıklı. Düğününde sürekli o da olsaydı, beraber olabilseydik diyen gözlerini görüyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Bu kız neler dedi sana ya :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Dikkat etmemi, ondan başka bir kadın yüzünden ayrıldığını ve bunu yaptığı tek kadının kendi olmadığına dair sözler. Kibarca söyledi ama, bir an bile “Ne diyosun sen kızım sevgilim hakkında?” diye çıkışmamı gerektirmedi. Kadınca uyardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Lütfen kapatalım artık şu konuyu, kasıldım. Heyheyler kapıda, hissediyorum. Bu arada düğün senaryon çok acayipmiş. Hemen bi psikoloğa göstermeli gibi geldi bana. Yazık sana, üzme kendini böyle şeyler için. Elif’in söyledikleri içinse hiçbir cevap verme gereği bile duymuyorum.&lt;br /&gt;Bu conversation’ın devamını buraya yazmayacağım. Ufak çaplı bir kavga diyebilirim. Kadınlar acayip. Haklılığımı biliyor, kabul de ediyor. Ancak bu kavga etmemek için yeterli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeğin çok konuşanı azdır. Kabul edelim ki kadınlar erkeklere göre daha bir severler konuşmayı. Erkeklerde öyle çooook çok geveze adam az görülür. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ancak görüldü mü de bu adam en az 10 geveze kadın gücündedir. &lt;/span&gt;Örnek mi istersiniz. Bizim Carlos. Blogu dikkatli okuyanlar hatırlayacaklardır. Billie Jean’le olan münasebetim kendisinin bana hazırladığı bir ortam sayesinde olmuştur. &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/03/bahara-merhaba-iliskileri-billie-jean.html" target="_blank"&gt;Okumak isteyenler için&lt;/a&gt; . Aynı zamanda şu iki postta da ne kadar geveze bir adam olduğunu anlatmıştım: &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/11/oyunu-acmak.html" target="_blank"&gt;1&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/11/oyunu-acmak-pusu.html" target="_blank"&gt;2&lt;/a&gt;. İyi arkadaştır ama, o açıdan lafım yok.&lt;br /&gt;Billi Jean’i zaten tanıyor, benim eski defterlerden, Billie Jean’in deyişiyle, Cırtlak’ı da tanıyor. Aynı ortamda biraraya gelmişler. Gelsinler, tamam,  ne var bunda. Peki orada birinin benim eski sevgilim birinin mevcut sevgilim olduğu durumundan bahsetmene gerek var mı?  Yok. Ama Carlos’u hiç tanımıyorsunuz.Öyle lafım geçmiş de hatırlatmış gibi de değil.  Bodoslama söylemiş Maldonado. Geberir o konuyu açmasa. Böyle bir boşboğazlık olamaz. Geyik de adam. Gülmedim desem yalan. Kızlara demiş ki. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Oooooo, halefle selef burda... Arada bi de Sedef var. O da İspanya’ya gitti.”&lt;/span&gt;. Ya bi insan şunu der mi? Demiş. Dilin kemiği yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elif &lt;/span&gt;(Cırtlak) de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;’e yakınlık göstermiş bu dakikadan sonra. İyi davranmaya başlamış kıza :). Dağıldıkları zaman &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ&lt;/span&gt;’yi kahve içmeye davet etmiş. Bi güzel anlatmış beni ve sabıkalı sicilimi Billie Jean’e. Çok salak bir hareket olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak kendi açısından da onu suçlamadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Bunu ona yaptıran şey, kıskançlık mı, hayal kırıklığı mı, bir hemcinsini “kendince” koruma yöntemi mi ya da eziklik mi bilmiyorum. Ancak bunların hangisi olursa olsun onun için üzülmeme yeterli. Kötü bir ruh halinde olsa gerek. İşi gücü bırakıp eski sevgilini, onun yeni sevgilisine kötülüyorsan, halin içler acısıdır. Söylediklerinin büyük bir kısmı da palavra ya neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de  kızamadım. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;’e de hiç kızmadım, ancak bunu o bilmiyor. Çünkü ona kızıyormuş gibi yaptım. Şunu biliyorum.  Kadınların yaşadıkları ilişkilere dair konuşmaya, tüketmeye ihtiyaçları var. Her ne olursa olsun. Hangi kulvar açılırsa açılsın, konuşabilirler. Eski sevgili kulvarı, erkeklerin ilgisizliği kulvarı, futbol kulvarı, s.k kulvarı, sok kulvarı... Konu kıtlığı çekmezler. Billie Jean için de öyle. Konuşsun da. Bir tek ricam var, aman beni bulaştırmasın. Ayırmayı becersin. İlişkilerin en önemli sorunlarından birisidir bu. Çok fazla paylaşmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;“Onunla paylaştığımız o kadar çok şey var ki...” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cümle mesela kafamızda sıcak, romantik bir algı oluşturuyor di mi? Bende hiç öyle değil. Bende vıcık bir his uyandırıyor bu cümle. Sevgilisinin önünde epilasyon yapan kadınlar, birbirlerinin yanında osuran çiftler filan getiriyor gözümün önüne. “Çok özel şeyler paylaştık” desen tamam anlarım. O da boktan da, onun için biraz hayal gücü çalıştırabilirim. Ama bahsettiğin olay  “çok şey” paylaşmaksa, yani nitelik değil de nicelikse burada senin için önemli olan, sevgilinle büyük bir osuruk couple olma yolunda ilerliyorsun demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani bir görüş vardır ya, bir ilişki ekolü. Tam olarak şu cümlelerde hayat bulur bu ekol: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ne yaparsan yap, ama benimle de paylaş, benim de haberim olsun, kızmam ben, biliyim ama...” &lt;/span&gt;Aslında  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ebeveyn–çocuk&lt;/span&gt; arası ilişkilere dayanır bunun kökeni. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Oğlum/Kızım, gece de çık, arkadaşınla sevgilinle de gez toz. Ama biz bilelim, kimlesin napıyosun bilelim. Kaçta gelirsen gel, ama haber ver merak etmeyelim. 3’te gelicem de, ama dediğin saatte gel.”&lt;/span&gt; Gençliklerinde bu illet damarlarına zerk olan bazıları bunun ağırlığını atamazlar üzerlerinden. Sevgilileriyle, çocuklarıyla hep bu yolla bağlanırlar birbirlerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben var ya en içten duygularımla bunun karşısındayım. Birbirine gereksiz yere  karışmanın, birbirine rapor vermenin ilişkinin başına gelebilecek en boktan şey olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; sanırım bu paylaşım konusundaki net çizgilerimi anladı. En azından öyle umuyorum. Bundan sonra bulaştırmaz da, çünkü kızdığımı düşünüyor. Birileriyle konuşmaya tabii ki devam edecek, bu gerçeği değiştiremeyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-356447085982315643?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/356447085982315643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=356447085982315643&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/356447085982315643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/356447085982315643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/04/mevcut-sevgilinin-eski-sevgilinle_22.html' title='Mevcut Sevgilinin Eski Sevgilinle Buluşması 2....'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-5072398318965957050</id><published>2010-04-16T18:45:00.008+02:00</published><updated>2010-12-23T11:23:44.793+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeni Sevgili vs Eski Sevgili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Billie Jean'/><title type='text'>Mevcut Sevgilinin Eski Sevgilinle Buluşması....</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Günlerden bir gün, hatta dün diil evvelsi gün.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Sana bir şey soracağım. Ama kızmak yok.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TI: &lt;/span&gt;Şu an en sinir olduğum şeyi&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yaptığının  farkında mısın? &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Neymiş o?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;İnsan ilişkilerinde pazarlık. Öncesinde  kızmayacağım dedim diye normalde kızacağım bir şeye kızamayabileceğimi mi gerçekten&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;düşünüyor musun?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Evet.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da  hanımefendi. [ve elle taciz]&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; O zaman söylemiyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Söyleme. Çok merak ettim diye filan peşinde  koşmamı mı bekliyorsun?&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;[sırıtarak, bazen de şöyle parmağını ısararak  filan]&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Yoo, merak ettiğine eminim.  &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Etmiyorum. Ötersin nasıl olsa.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Demek öyle, o zaman sadece küçük bir teaser  vereyim. Sen merak edip &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;etmediğine karar ver.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Dedim bak ötersin diye. [Hala ilgilenmiyor  gibi görünüyorum, kitabımı okumaya devam]&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Şimdi o kitaba bakıyorum diye kendini konuyla  sanki ilgilenmiyormuş gibi gösterebildiğine inanıyor musun? Hangi satırdasın desem mümkün  değil bilmezsin şimdi. İçin içini yiyor. Biliyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;[daha önce de demiştim, işi biliyor kadın &lt;span style="font-family:Wingdings;"&gt;&lt;span style=""&gt;J&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;, nası da  doğru]&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Taciz etmezsen nerde kaldığımı da bilirim.  Nereye gideceğimi de.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Vereyim mi teaser’ı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Merak etmiyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Dün senin bir eski sevgilinle buluştum. &lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Sessizlik.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Eski sevgilimle mi buluştun? Hangisiyle?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Kitabımı okuyorum, lütfen taciz etme.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Yattınız mı? Evet de de, içim içimi yiyeceğine  neler konuştular diye, bari fantazi kurayım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Yatmadık. Kurma boşuna fantazi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Tüh. N’aptınız?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Konuştuk.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Hadi ya, en kötü seçenek. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Eski  sevgiliyle konuşacak bir şey olmadığı için ayrılınılır kızım. Yatılabilir ama... Eee.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Eeesi, kitabımı okuyorum. Sen nasıl hiç  hoşlanmıyorsun kitap okurken tacizden, ben de hoşlanmıyorum . &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Üç beş dakikalık bir sessizlik. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;İkimiz de kitap  okuyoruz. Ben &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kemal Tahir &lt;/span&gt;okuyorum, çok severim: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esir Şehrin İnsanları&lt;/span&gt;. Okuyorum  dedim ama yalan, meraktan beynim kitlendi. Konsantre olamıyorum okuduğuma.  Artık anlamıyorum okuduğumu...Elimde kitap sadece, ona bakıyorum. Sessizlik  var.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Ben böyle anları uzatmayı severim. Yani kadınla  erkeğin arasında olan tansiyonlu, hafif eğlenceli hafif gergin tansiyonlu  anları... Domuzluğuma bile bile hadi anlat demiyorum, hızlı bir ikili soru cevap’a  çevirmiyorum işi. Geçiştirmek istemiyorum. Tamamen kasıtlı bu yavaş ilerleyiş. Onun  da hoşuna gidiyor. Hissediyorum. Tatlı bir gerginlik var. Bu arada boktan  bir şeyler konuşmuşlar, hissediyorum ama çok da umurumda değil. Ben  kadınların hakkımda konuşmasına alışık birisiyim. Onu mu takıcam kafama.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Bir iki dakika daha geçiyor. Ben yalandan bir iki  sayfa daha çeviriyorum.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;O da. O okuyor mu, yoksa o da benim gibi mi bilemiyorum. Onun elinde de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paul Auster&lt;/span&gt; romanı var bir  tane: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lulu Köprüde&lt;/span&gt;. Hep "Kuku Köprüde" diye okuyorum. Allah benim cezamı  vermesin. Ne biçim adamım ben. Neyse, o da çeviriyor sayfaları yalandan yalandan.  Bence o da benim gibi. Hesaplıyor kafasından, “Hah şimdi sayfa çevirme zamanı  geldi. Kuşkulandırmayayım.” diyor ve çeviriyor. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Sessizliği bozan o oluyor. Kadınlar. Bir şey de  içlerinde kalsa çatlarlar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;BJ: Çok enteresan bir gündü.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;İlk konuşan o olduğu için tizden bir gülümseme  oturuyor yüzüme. Niyeyse zafer kazanmış gibi hissediyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ucuz kahraman T.I&lt;/span&gt;. Güldüğümü  görse her şey biter. Kadın inadı tutar. Hayatta anlatmaz. O yüzden gülerken  Esir Şehrin İnsanları’yla yüzümü hafiften örtüyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Ne açıdan enteresan bir gündü BJ?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Hiiç, enteresandı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çıkartabileceği en büyük hışırtı sesiyle sayfasını çeviriyor. Kuku Köprüde diye okuyuveriyorum yine bir anda elindeki şeyi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Adı neydi buluştuğun ex’imin. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Tahmin et.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ne kadar büyük bir kümeden bahsettiğinin farkında  olsan bana böyle bir soru sormazdın bebek! Tüm cool’luğumu koruyarak.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Zaten hepi topu kaç taneler ki? Tahmin  edebiliyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:Wingdings;"&gt;&lt;span style=""&gt;:)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; N’iye güldün?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Hepi topu kaç taneler demene güldüm. Kızı  dinledikten sonra, maşallah..&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Yine sessizlik. Çünkü o anda çok daha gergin bir  evrenin eşiğindeyiz. Yolu o seçecek, ya hiç mi hiç tahammül edemeyeceğim bir  yola girecek ve büyük bir kavgayla sonuçlanacak bu iş, ya da çok eğleneceğiz  bu konuşmada. Çünkü yanlış yola saparsa benim müsamaham yok. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.İ:&lt;/span&gt; Kimmiş o halde adını söyle.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Söylemem. Ama senin yaptığın gibi ona bir kod  adı taktım. Öyle bahsedeyim, sen bulmaya çalış.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Rahatladım, çünkü işin eğlenceli tarafını seçti  gibi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Tamam, nedir kod adı?&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;BJ: Cırtlak.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TI:&lt;/span&gt; Cırtlak mı?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Evet Cırtlak, beğenemedin mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Beğendim, hiç çıkaramadım sadece.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Bu kadar acemilik olmaz. Bu kadar bariz bir özellik  rumuz olarak konulur mu be kekim. Anlarım tabi hemen. Hemen anladım kim  olduğunu. 3 sene önce, Elif diye bir kız vardı. Ya kızda bir ses vardı, yemin ederim  burdan bağırsa rezonanstan Grönland’dan bir buz parçası kopup &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;okyanusa  düşer. O kızı tanımayan herkes o buzulların ozon tabakası yüzünden koptuklarını zannediyor. O kızı  tanıyan azınlık ise, küresel ısınmaya kesilen buzulların kopup kopup  okyanuslarda erimesinin gerçek sebebini biliyor. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;[Bu arada hemen anladım be kekim filan diyorum ama, kadınların böyle zamanlarda erkeğe kendini akıllı zannetmesi için nasıl  yemler attıklarını da bilirim. Kesin kasıtlı olarak olarak o kod adını taktı,  tabii ki biliyorum.]&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Cırtlak bana neler dedi neler?&lt;br /&gt;Gülümsüyor.  Bir gerginlik yok.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.İ:&lt;/span&gt; Hepsine inandın mı?&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Evet.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Aferin.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Sen anlayamazsın. Kadınlar arası bir şeydir bu, böyle durumlarda yalan olmaz. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Kadınlar arası deme bana. Fantazi malzemesi  yaparım sizi. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Sizi mi, kim olduğunu anladın mı ki?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Yoo, ben güzellik sıralamasında senden bi  alttaki sevgilimleeşledim hemen. Erkek kafası da böyle çalışır. Onu da  sen anlamazsın. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Benden bir üstteki yok herhalde di mi o yüzden?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Bu da kadın kafası  &lt;span style="font-family:Wingdings;"&gt;&lt;span style=""&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Bana dedi ki, "o adama dikkat et."&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Ne kadar da doğru demiş. Hayatının ilk doğru  cümlesini kurmuş.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Bu kadar kesin  konuştuğuna göre kim olduğunu anladın.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt;  Anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Belli ettin anladığını,  devam etme blöfe.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;:)&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt;  N’iye öyle dedin? Yani doğru demiş diye.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Ooof of. Kadın kafası.&lt;span style="font-family:Wingdings;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Bence asıl bu konuda böyle bir artistlik yapmak  tam erkek kafası. O adama dikkat etmişmişmiş, çok mu havalı oluyorsun doğru demiş  diyerek?&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Hava olsun diye söylemedim. Gerçekten öyle  düşünüyorum. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biraz daha kitaplara bakış ve  hışırtılar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Bir kadeh şarap?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Kalkarsan bana buzlu viski. Çok sevinirim. Bu iş  şarabı çoktan aştı.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;to be contintin.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-5072398318965957050?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/5072398318965957050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=5072398318965957050&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5072398318965957050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5072398318965957050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/04/mevcut-sevgilinin-eski-sevgilinle.html' title='Mevcut Sevgilinin Eski Sevgilinle Buluşması....'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-967454342772405821</id><published>2010-04-08T08:49:00.008+02:00</published><updated>2010-12-23T11:21:25.105+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İşi çözmüş kadınlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Billie Jean'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Halka Küpe'/><title type='text'>İşi Çözmüş Kadınlar... Billie Jean devam</title><content type='html'>&lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/03/bahara-merhaba-iliskileri-billie-jean.html" target="_blank"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;’le işler iyi gidiyor. Beni hafif hafif çözdü diyebilirim. Çözmek galiba tam doğru kelime olmadı, ne mal olduğumu anlamaya başladı. Ne mal olduğumu derken, kötü birisi olmak anlamında demedim. Sadece, kabul edelim ki çevresinde de öyle sadakatiyle ün salmış birisi değilimdir. Üstelik bu durum, kimse ona benim hakkımda bir şeyler söylediği için olmadı, sanırım ben açık verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük resme baktığımda, verdiğim bu açık ilişkide benim aleyhime bir olay değil. Aksine işime yarıyor bile diyebilirim. İlgisini genelde üzerimde tutuyor ve monoton olan her şeyin ilişkimizde son demek olduğunu hissediyor. Ne yalan söyleyeyim şimdiye kadar hiç mi hiç öyle bir şey yok, yani monotonlaşma. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; yenilikler konusunda benden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;9/10&lt;/span&gt; alır. Genel olarak kadınların bu konudaki ortalamalarınınsa &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2/10&lt;/span&gt;’lar düzeyinde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Cinsellik bazında da, ilişkilerde açılım konusunda da acayip güdükler. Toplumca kabul görmüş genel akışın olmayan her şeyden çok korkuyor ve onlara ahlaksızlık gözüyle bakıyorlar. E tabii ki bu cümleleri ettikten sonra ille de kurulması gereken o cümleyi de kurmam lazım: İstisnalar kaideyi bozmaz. Erkeklerin ortalaması da çok düşük olduğuna eminim. Yine de kadınlar kadar muhafazakar değiller. Ancak öyle net bir sayı veremem, zira bir örneklem kümem yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun, yani &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“monotonluk bitirir”&lt;/span&gt; fikrinin kavranmış olması bana olduğu kadar ona da şöyle bir lüks sağlıyor, “iyi gidiyor, ama bu adamı da istediğim zaman tak diye bırakabilirim.” fikri onun da kafasına eser miktarda da olsa serpiliyor. Bunları düşünmenin, yani “iyi giden bir ilişki nasıl biter? Biterse ne olur?” gibi şeyleri kafadan geçirmenin saçma sapan bir şey gibi göründüğünü ben de biliyorum. Birçok hanımın da okur okumaz, beni ilişkimde samimiyetsizlikle suçlayacağını da biliyorum. Bakın. Peşinen söyleyeyim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Madem mutlusun, kapıl rüzgara. E zaten o rüzgara kapılmıyorsan...”&lt;/span&gt;la başlayan zırvalara karnım tok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgara kapılıp gözü karartmak konusunda gelinen bu nokta aslında anlık bir duygu değil, zamanla oluşan başka bir şey. Bilmiyorum ya da, bende zamanla oluştu. Gözü karartmışlığım çok oldu, zaten geçmiş postlarda da görmüşsünüzdür. Sonuçsa hiç değişmedi. Artık gözü karartarak bunun olmayacağını biliyorum. Gözüm kararır ya da kararmaz, onu bilmiyorum. Ya da biliyorum, eminim kararacak. Ancak karardığında da aklımı havsalamı toplamam bir iki haftayı geçmeyecek, onu da biliyorum... Bu kötü bir şey mi, eğer çok katı bir bakış açısıyla bakıyorsanız, çok kötü gelebilir. Yani yazdıkları bazılarının &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“aşka inanmıyor”&lt;/span&gt; gibi bana göre göttenbacak bir bakış açısıyla okuduğunu biliyorum. Bu yazdıklarımı öyle görenler için üzgünüm. Bütün hayatlarını domine eden o büyük şeyi (bazıları aşk diyor, ben aşkı asla bu kadar acımasızca tanımlamam) beklemek uğruna doğru dürüst hiçbir şey yaşamayanlar. Sırf cinsellik değil, doğru dürüst hiçbir ilişki yaşamayanlar... &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;En iyiyi yaşamak denemekle olur&lt;/span&gt;, beklemekle değil. Bakın, o tamamen bir kendini kandırmaca, benden söylemesi. Ben böyle bir şey olmayacağını biliyorum. Aşk gibi göreceli bir kavramın insanlar tarafından algılanışının bu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tekdüzelik&lt;/span&gt;te ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;güdüklük&lt;/span&gt;le olması üzüntü verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalemime s.çiym, içimde hissettiklerimi hiç anlatamadım yine, daha da uzatmayacağım yine de. Samimiyetimden anlayın lütfen ne demek istediğimi... Ne anlatıyordum? Hah, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kadınlar vardır. İnsanın içini sürekli gıdıklarlar. Böyle başka bir seksapelleri olur. Güzellik kelimesi açıklayamaz bunu, çünkü onun niye o kadar çekici olduğu güzelliğinde gizli değildir. Bazen tombul bir kadına bakarken de hemen hissedilir o aura. Tipinizdir ya da değildir. Bazı kadınlar işi bilir. Tipinizse, ve bu özelliğe de sahipse, işte o zaman göz kararması yaşarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Billie Jean aslında bu anlamda bana çok uygun bir eşleşme. Kesinlikle çok çok güzel bir kadın. İşi de biliyor diyebilirim. Bakın geçen gün aramızda geçen bir diyalog.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S72AwTDYfyI/AAAAAAAAAK0/jLTUR-jsKoM/s1600/hoop.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 181px; height: 278px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S72AwTDYfyI/AAAAAAAAAK0/jLTUR-jsKoM/s400/hoop.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457659890679447330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean:&lt;/span&gt; T.I, bu kocaman halka küpeler var ya, hani halk dilinde Petek Dinçöz diye anılan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Eee&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;O küpeler hep çok “basit”, daha doğrusu biraz “hafif” diye tanımlanırlar di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bunun üzerine ben de o küpelerin öyle bir imajları olduğunu... Benim de pek haz etmediğimi, fakat kendinden o küpeyi takmasını hiç beklemeyeceğim kadınların da ısrarla taktıklarını söyledim. (Takmasını beklemediğim derken, hafiflik ya da ağırlık bazında değil tabii ki. Benim için hafif kadın yoktur, terazinin dengesini sağlamayı beceremeyen erkek vardır. Moda olarak da, figürün eskimişliği olarak, bahsedilmekten artık klişeleşmişliğini kastetmiştim olarak falan filan... &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ &lt;/span&gt;devam etti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Bu küpelerin bir anlamı olabileceğini düşündün mü hiç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Ne gibi bir anlam?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Bak şimdi? O küpe nerde duruyor bir düşün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;G.tünde! Güzelim nerde duracak, kulağında. [Tamam, pek öyle bi aklım ve imajım yok ama, nerden baksan mühendisim, bir sorunun mutlak cevabı varsa, onu veririm J]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Bak, bilmiyorsan öğren. Bu küpe kulakta durmaz güzelim. Kulağa asılır. Durduğu yer neresidir biliyor musun? Yanak, kulak memesi, çene, boyun, ense ve saçların kesişim noktası... Hepsi bir şekilde erkeklere çok seksi gelen yerlerdir. Bir düşün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TI:&lt;/span&gt; Çene mi? Sen erkekleri hiç tanıyamamışsın bebek. Kadınların çenesi erkeklere seksi gelmez. Şekil şemal olarak güzel olabilir, ama kadın çenesinin işlevselliği şeklinin güzelliğiyle örtülemeyecek handikaplar yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kadın çenesi üzerine bir iki laf daha edecektim ki , o da bunun üzerine yüzüme bakarak şöyle bir çenesini oynattı ve sanki fermuar açıyomuş gibi yaptı. Apıştım kaldım. Lan &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;Djemba Djemba&lt;/a&gt;, bi kere de benden taraf ol eşş.ğlueşşeğin şeyi. Bi' karakterli duruşun olsun ya. Yazık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; O kesişim bölgesindeki her yerin ayrı ayrı seksi olması başlıbaşına önemli bir şeydir. Ancak ondan daha önemli bir anlamı da vardır o bölgenin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Hadi bebeğim, anlat. Daha fazlasını duymak istiyorum. Yalnız çenenle bi daha o hareketi yapma, dediklerine konsantre olamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tabii ki, yine o hareketi yaptı. Ve devam etti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Bir kadınla öpüşmeye başladın diyelim. Ve sonunda cinsellik var mı yok mu bilmiyorsun. Olabilir de, olmayabilir de. Şehvetle öpüşüyorsunuz. Bu işte cinsellik olup olmayacağını neresi belirler biliyor musun? İşte tam o bölge. Öpüşmenin hemen ardından erkeğin geçtiği yer orasıdır. Orada bir durur, koklar. Kadının yüzünden vücuduna geçiş noktasıdır orası. Orda da devam ediyorsa o şehvet, iki taraf için de işler pozitif demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S719zs8i8kI/AAAAAAAAAKs/lKOke0pQQ2E/s1600/011696bl.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 291px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S719zs8i8kI/AAAAAAAAAKs/lKOke0pQQ2E/s400/011696bl.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457656650634818114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Güzel detay. Yalarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Cıvıma. Peki bu küpelerle ne alakası var düşün.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I: &lt;/span&gt;Ne alakası var sen söyle. Yorma benim güzel başımı. Bi de, şu çenenle fermuar açma taklidini bi daha yapsana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu sefer yapmadı. Dedim, kız işi biliyo.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Küpeler, işte tam o bölgeye dikkat çekerler. Erkekler bunun farkında bile değillerdir. Ama o halka küpeyi takmış kadınlar hep daha seksi gelir. Güdüsel olarak. Erkeklere seksi geldiği tescillenmiş celebrity olmayan kadına da hemen “hafif” damgası yapıştırılır. Küpenin kendisi çok çetrefilli olursa, bu sefer o bölge değil küpenin kendisi dikkat çeker. Bununla da erkekler değil kadınlar ilgilenir. Kocaman halka küpeler, o bölgeyi resmen kocaman bir daire içine alırlar. Büyüklükleriyle çok dikkat çekerler ama asla büyük bir hacim kaplayarak arkayı örtmezler. Cami avizesi gibi küpelere göre bin kat daha güzellerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Lan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;, senden korkulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatırken can kulağıyla dinledim. Şakalar yaptığıma bakmayın. Kadınlardan böyle ayrıntıları dinlediğim azdır. Hoşuma gitti. Dedikleri de herhalde doğrudur. Bu analizin ne kadar sağlıklı olduğunu bilmiyorum. Ama dinleyince çok mantıklı geldi. Bende çalışır, X’te çalışmaz filan belki. Ancak buna kafa patlatması hoşuma gitmedi desem yalan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak orda da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; bunları anlatırken öyle bi’ durum oldu ki, bu sanki benim öğretmenim. Issız adamda kız hani sevişmeyi öğretiyor ya, tut elimi mut elimi ayağı. Resmen o hale düştüm. Yer miyim? Altında kalır mıyım? Beni hiç tanıyamamışsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Madem öyle Billie Jean ben de sana bir şey öğreteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Hmmm. Neymiş?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Elimi göstererek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.I:&lt;/span&gt; Bak şimdi bu var ya bu, yaba gibi erkek eli der geçersiniz di mi? El sadece asla el değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ: &lt;/span&gt;Eeee.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aha da böyle çok pis pandik atar!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BJ:&lt;/span&gt; Gerizekalı :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-967454342772405821?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/967454342772405821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=967454342772405821&amp;isPopup=true' title='40 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/967454342772405821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/967454342772405821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/04/isi-cozmus-kadnlar-billie-jean-devam.html' title='İşi Çözmüş Kadınlar... Billie Jean devam'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S72AwTDYfyI/AAAAAAAAAK0/jLTUR-jsKoM/s72-c/hoop.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>40</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-7359301217279827454</id><published>2010-03-30T17:30:00.009+02:00</published><updated>2010-12-23T11:22:46.469+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uzun süreli ilişki kadınları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ekinoks'/><title type='text'>Uzun süreli ilişki kadınları - Ekinoks</title><content type='html'>Kod adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks&lt;/span&gt;. Çünkü onunla &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;21 Martta&lt;/span&gt; tanışmıştık. Bu sene değil, yaklaşık iki sene önce. Size garip geliyor olabilir. Ancak bu lakap takma huyum son beş altı senedir çok acayip bir hal aldı. Lakap takıyorsam, o isim hayret edilecek derecede çok kullanılıyor ve o kişinin üzerine yapışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bu anlatacağım kızı şu an cidden bütün arkadaşlarım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks &lt;/span&gt;diye anıyor. İlk gününü çok net hatırlıyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;'e telefonda haber vermiştim, yeni bir kızla tanıştığımı,  hatta o akşam onlarla buluşmaya yeni sevgilimle geleceğimi filan söylemiştim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Mine'yle gelicem ben haberin olsun"&lt;/span&gt; dedim. Bu da bana dedi ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ooo yeni sevgilinle mi geliyorsun, adı ne?"&lt;/span&gt; Herife &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mine&lt;/span&gt;'yle gelicem diyorum, bana adı ne diyo. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks &lt;/span&gt;dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“N'iye?”&lt;/span&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"21 martta tanıştık da ondan"&lt;/span&gt; dedim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Tanıştığı günün adını koymuş öküze bak dedi bana . Robinson Crouse musun lan y.vşak.  Cuma koysaydın bari kızın adını"&lt;/span&gt; dedi. (Harbiden de cumaya geliyordu o sene 21 mart).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ki tanıştığım günü koymak ne kelime, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;21 Mart&lt;/span&gt; ekinoksunu çok severim ben. Baharın müjdecisidir. İki senedir de her 21 martta, Ekinoks güzel saçlarıyla aklıma gelir. Eski kız arkadaşlarımla tanışma tarihlerimi kolay kolay hatırlamam. Ancak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks &lt;/span&gt;bu özelliğiyle kazınmıştır zihnime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kadınlar vardır ki, ilişki geçmişleri hep uzun süreli ilişkilerden oluşur.  Hadi one night stand’i filan geçtim, cv'sinde hiç öyle bir iki ay çıkıp da ayrıldığı erkek arkadaşı filan bile yoktur. Bu kadınların genellikle düzgün bir aile yaşantıları vardır. Modern çekirdek aile yapısında büyümüş olurlar.  Aileye yalan söylemezler, gerek kalmaz daha doğru tabii. Anne babadan erkek arkadaşlarını saklamazlar. Babayla kızın erkek arkadaşının arasında adı konulmamış bir gerginlik olmaz. Anneyse erkek arkadaşıyla olan cinsel hayatına dair detaylar bile bilir (Baba o gece bir kız arkadaşında kaldıklarını sanar, sanmasa bile öyle sanmakla daha mutludur. Kimse de fazla kurcalamaz).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uzun süreli ilişki kadınları genellikle evlilik düşkünü değillerdir. Çünkü uzun soluklu ilişkilerin zorluklarını iyi bilirler. Bir noktadan sonra üzerlerinde yaş baskısı artar ancak öyle evlenirler. En büyük ortak özellikleri, ayrıldıktan sonra hep uzuuun toparlanma süreçlerine girmeleridir.  Gerek aile çevresinden, gerekse kendi çevresinden, taliplileri her zaman çoktur. Aile çevresinden olanlar anne vasıtasıyla iletilse de olmayacak duaya amin olduğunu anne de bilir. Kızlarına güvenirler. Bugüne kadar hep düzgün ilişkiler yaşamıştır zaten kızları. Hiçbir gün çılgın bir punkçı ya da ileride rockstar olmayı hayal eden bir tip getirmemiştir karşılarına... &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks &lt;/span&gt;işte biraz bu dünyaların kadınıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks&lt;/span&gt;’la tanışma hikayem tam bir tesadüfler zinciri. İş yaptığımız bir firma var. Sahibi ile arkadaş da oldum. Bir iş için toplantı yapmamız gerekiyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Tıkma oğlum bizi toplantı odasına hem yemek yiyelim hem de konuşalım”&lt;/span&gt; dedim. O da bir öğlen yemeğine çıkardı bizi. Ortağımla ben gittik. Ortak bir projenin ön görüşmelerini yapacağız. Onun firmasında bu ortak projenin yürütücüsü olarak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks &lt;/span&gt;geldi. Hani şöyle bir model çalışan kadın vardır. O paraya hiç ihtiyacı yok. Hatta işe gidip gelmek için verdiği taksi parası maaşından fazla. Ancak çalışmamak da bir yerde işine gelmiyor. Para problemi yok ama çalışıyor. Ailesi bu durumdan çok mutlu. “Geleceği olan bir iş”te çalışıyor kızları, çok kazanmıyor ama zaten önemi yok. Biraz öyle bir durum var.&lt;br /&gt;Yemek bir başladı. Sağolsun ortağım adamla bütün detayları konuşuyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoksla &lt;/span&gt;ben toplantının daha bi konuyla alakasız tarafı olarak kaldık. Yemeğin sonuna doğru projenin ertelenmesi gerektiği, boşuna herkesin zarar edeceği gerçeğiyle yüzleştik. Yüzleştik yüzleşmesine de, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks&lt;/span&gt;’un at kuyruğu saçlarıyla da, o güzelim koyu renk saçlarına inat masmavi bakan gözleriyle de, her daim allık sürülmüş gibi duran yanaklarıyda da, upuzun kirpikleriyle de, uzun ve ince bacaklarını örten gri kırçıllı pantolonunun altından görünen topuklularıyla da yüzleştik, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;7,5 Ataköy/Yeşilköy/Ataşehir kasa&lt;/a&gt;, bu kasanın tarifini de bilahare ekleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S7IcoYBqZKI/AAAAAAAAAKU/8UVOb_E_s9o/s1600/pony.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S7IcoYBqZKI/AAAAAAAAAKU/8UVOb_E_s9o/s400/pony.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454453578668860578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tamam kabul bu kadar iddialı değildi ama çok da aşağı kalmazdı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Projeyi yapmayalım tamam da, bu da can yani. Ben ne yapacağım. Derken bir mucize oldu. Ekinoks’la öyle bir ortak tanıdığım çıktı ki, ısmarlasam bu kadar olmaz. Ortak tanıdık kim mi? &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbooooooooo&lt;/span&gt;!  Bu kadar olmaz. Akkşamına aradım. Bu arada Limbo’yu tanımayanlar lütfen okusunlar bu büyük insanı: &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/11/oyunu-acmak.html" target="_blank"&gt;Limbo1&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/11/oyunu-acmak-pusu.html" target="_blank"&gt;Limbo2&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Akşam: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;cum n’aber?”&lt;/span&gt; diye aradım.&lt;br /&gt;Cevaba bakınız: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ne istiyosun?”&lt;/span&gt; (gülerek).&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ne isteyeceğim Limbo’cum, i&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yilik güzellik.&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“İyilik güzellik ha. Bi iyiliğimi istediğini anlamıştım. Güzellik kim?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çok çakal ya. Sesimden çözüyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;’nun çok iyi bir arkadaş grubu var. Beni zamanında, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;’yla beraberken yani, o gruba yaklaştırmadı, yavşaklık ederim diye korktu herhalde. Haklıdır. Ancak seneler &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Limbo&lt;/span&gt;’yla aramızda o kadar güzel bir arkadaşlık geliştirmemize sebep oldu ki... Kız resmen her şeyi aştı benim gözümde. Saygıyla eğiliyorum önünde. Hiç şüphem yoktu bana yardım edeceğine. Durumu anlattım. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks&lt;/span&gt;’u söyledim. Onların arkadaş grubunun en genç üyesiymiş Ekinoks. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“En genç olacak tabi, n’apiym seni artık?”&lt;/span&gt; dedim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Yaparız bir şeyler"&lt;/span&gt; dedi. Haftasına buluşturdu bizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süreli ilişki kadınları, elektriklenmenin hissedildiği ve ilişki başlamadan önceki geyikleri yapmaktan büyük haz duyarlar. Hayatları o oluverir. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Acaba niye öyle dedi ki” “Şöyle yaptı yapmasına tamam,  ama ondan sonra da aramadı. Ona ne demeli”&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ben ilgisi olup olmadığına çok emin değilim. Bazen sanki sevdiği başka birisi varmış gibi konuşuyor.”&lt;/span&gt; Gibi cümlelerin arkadaşlara sarf edildiği o evreyi mutlaka yaşamak isterler. Aynen uydum kurallarına. Hepsini yaşattım ona. Böyle şeyler ortada bağlayıcı bir durum olmadığında beni sıkmıyor. Hatta hoşuma bile gidiyor. Hem bir haltlar yesem suçlu değilim, hem de mutluyum. No problem. 3 ay kadar sürdü bu ara dönem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgimi hep belli ettim, ancak açık açık hiç konuşmadım. Sonra da tamam artık dediğim noktada, söyledim derdimi. Biraz ayak yapmadı değil, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Aslında biraz şaşırdım, bana sanki hep...”&lt;/span&gt;le başlayan cümlelerle. Olsun, hepsine ok’im. Hem aklıbaşında hem de çok güzel bir kızdı. İncecik. Günlük kıyafet olarak kot pantolon, güzel nike ayakkabıları, dar bir bluz, onun da üstüne kapşonlu (tabii ki takılmış değil) bir yelek. Atkuyruklu kızlara kapşonlu şeyler çok yakışıyor. Örtmeyecek o kapşonu, at kuyruğu hafiften onun üzerinde duracak. Kadınlar çok iyi biliyorlar işi ya, boşuna büyük hayranlık beslemiyoruz biz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömrü hayatının en kısa ilişkisi sanırım ben oldum. İki ay sonra ayrıldık. Ayrılmak isteyen taraf ben oldum. Aslında biliyordum başıma gelecekleri ama yine de önüne geçmesi mümkün olmayacak kadar da çok sevdim ve beğendim onu. Ayrılma sebebim açıktı. Sürekli ve sürekli Bay Mükemmel olmanı bekliyor. Uzun süreli ilişki kadınlarının bir çoğunda var bu özellik. Sürekli Bay Mükemmel takıntısı. Örneğin, onun bir arkadaşının yanında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ya s.ktirtmesinler, töbe yarabbim.”&lt;/span&gt; dediğimde o akşam buna çok üzülebiliyordu. Keşke o arkadaşımın yanında başka türlü ifade etseydin filan... O boyutta denyoluk. Nereye kadar tahammül edebilirdim. Edemedim.&lt;br /&gt;Programlı olmayı da çok severdi, güzel bir şey öğretti bana mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir kadınla yemeğe çıkıyorsanız. Mutlaka yer ayırtın. O mekanda o gece sizden başka kimse olmasa bile, mekanın bomboş olacağını bilseniz bile yer ayırtın. Yerin ayırtılmış olması önemli bir detaydır. Kadınla beraber gittiğiniz yerde sizi "nobody" olmaktan kurtarır. Girdiğiniz gibi önemsendiğinizi hissedersiniz. Beyler, bunun bizim için o kadar da önemli olmadığını ben de biliyorum. Ancak, hanımlar buna bayılırlar. Çoğu zaman kendileri de farkında değillerdir. Ancak bu detaylara emin olun çok dikkat ederler. Kararsızlıklar her zaman kadınları bunaltır. Restorana gittiğinizde şuraya mı oturalım buraya mı, buranın manzarası daha iyi sanki, ay orası tuvalete yakın, filan gibi durumlar sizin için bir mükemmeli yakalama arzusuyken kadınlar için bir gerilim olabilir. Sevmezler ortada tavuk gibi kalmayı. Erkekler için böyle durumlar problem değildir. Arkadaş ortamlarında ortadaki t.şakoğlanı oldukları çok olmuştur. Kadınlar öyle değildir. Erkeklerin birbiriyle dalga geçme, hatta çoğu zaman birbirlerini küçükdüşürme üzerinden kurdukları bir eğlenme iletişimi vardır. Çocukluktan beri biz buna alışığızdır. Ancak kadınlar öyle değildir. Örnek vereyim. Bir kız beni terk ettiğinde, ertesi sene &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ulan ne g.t etti seni Bıcıbıcı"&lt;/span&gt; diye başlayan bir muhabbet benimle dalga geçme şeklinde bütün gecenin lokomotif konusu olabilir. Oysa kadın ortamında böyle bir şey asla gülünç olmaz. Bir kadın bir erkek tarafından terk edilirse kadınların muhabbeti daha başka olur. Hiçbir kadın o kadınla kolay kolay dalga geçmez. Kadınlar bir ortamda merkez kişi olacaklarsa ille de star olmak isterler. Bakınız bütün düğünler. Dalga geçmeyi filan geçtin, bir düğünde gelinden başka hiçbir kadın beyaz bile giyemez. Erkekler arasında böyle bir şey olduğunu düşünsenize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S7IdSUGYsrI/AAAAAAAAAKc/-c0rctzHwgM/s1600/reserved.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S7IdSUGYsrI/AAAAAAAAAKc/-c0rctzHwgM/s400/reserved.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454454299169436338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Neyse mevzuya dönüyorum. Kadınların restoranın ortasında tavuk gibi kalmaktan ne kadar irite olduklarından bahsediyordum. O basit gibi görünen yer ayırtmanın altında kadının okuduğu metin bambaşkadır. "Benimle çıktığı önemsenmiş, iş şansa bırakılmamış."tan tutun ortada tavuk gibi kalmamanın verdiği ruhsal rahatlığa kadar birçok artısı vardır. Basit gibi görünür, ama önemli bir detaydır. Gerek olmadığına emin olsanız bile yer ayırtmak iyidir. Ben bunu bilir bunu söylerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ekinoks&lt;/span&gt;’la dün yazıştım. Yeni bir sevgilisi varmış. Bir seneyi geçmiş. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; yazayım diye oturdum yine neler yazdım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-7359301217279827454?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/7359301217279827454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=7359301217279827454&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7359301217279827454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7359301217279827454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/03/uzun-sureli-iliski-kadnlar-ekinoks.html' title='Uzun süreli ilişki kadınları - Ekinoks'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S7IcoYBqZKI/AAAAAAAAAKU/8UVOb_E_s9o/s72-c/pony.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-2436982363025567525</id><published>2010-03-19T17:22:00.009+02:00</published><updated>2010-12-23T11:22:25.782+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bi&apos; buçuk taraflı aşklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Moulen Rouge'/><title type='text'>Birbuçuk Taraflı Aşklar - Moulin Rouge</title><content type='html'>Birine çok hayran olursunuz. İyi anlaşırsınız. Birbirinize müthiş uygun olduğunuzu düşünürsünüz. Bu dünyada benim için bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"perfect match"&lt;/span&gt; var ise, işte bu o dersiniz. Yaptığı saçmalıklar bile çok hoşunuza gider, içinizi gıdıklar. Çok yüksek şiddette bir tensel çekim istersiniz, ancak bu tensel çekimin altyapısı sadece g.t göğüs değildir. Onlar da güzeldir ama gerçekten sırf o değildir. Becerdiği her şeyi çok takdir edersiniz, ya keşke diğerleri de böyle olabilse dersiniz. Hatta çoğu zaman, ya keşke ben de böyle birisi olsam dersiniz. İçinizde hissettiğiniz o büyük istek kesinlikle sadece&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; "elde etme isteği"&lt;/span&gt; değildir. Çünkü bu kişi öylesine can sıkıntısından kafanızda büyüttüğünüz bir kişi değildir. Bunu bilirsiniz. Süperdir ya süperdir. Küçük bir detay dışında, o size aşık değildir. Olacak gibi de durmuyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni az çok tanıyorsunuz, öyle uçarı, vay dağlarda yatayım; yok efendim mistik nehirlerde yüzeyim, hop rafting'e doyamadım yamaç paraşütü de isterim falan filan. Öyle aşırı maceracı kadınlardan pek hoşlanmam. Hoşlanmam yanlış kelime oldu da, etkilenmem diyelim. İnsan olarak hoşlanabilirim bilmiyorum belki ama karşı cins olarak pek çekici gelmez bana&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; "özgür kız"&lt;/span&gt;lar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S6Od_Bqg_xI/AAAAAAAAAKM/K1FWgYRI0FQ/s1600-h/Nicole-Kidman-in-Moulin-Rouge-6428342.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 350px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S6Od_Bqg_xI/AAAAAAAAAKM/K1FWgYRI0FQ/s400/Nicole-Kidman-in-Moulin-Rouge-6428342.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450373680152510226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bakışlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Bu kız, yani &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Moulin Rouge&lt;/span&gt;, bu hayatta beni yamultan nadir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“özgür kız”&lt;/span&gt;lardandır. Toyluk da var tabii o zamanlar ama yine de... &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kod adı Mulen Ruj&lt;/span&gt;, çünkü güzelliği gerçekten Nicole Kidman’a çok benziyordu. Tipi benzemiyor, ama güzelliği benziyor. Bu dediğimi tarif etmem lazım tabii, havada kalıyor böyle deyince. Size de olur mu hiç bilmem, birini birine benzetirsiniz, ama o kişinin benzettiğiniz kişiye ne kaşı benzer ne gözü... Ancak her görüşünüzde beyniniz inanılmaz bir biçimde ona benzetir. Onu tanıdığım sıralarda Nicole’cüğümün de tam &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Moulin Rouge&lt;/span&gt; ile patlama yaptığı dönemlerdi. Gerçi kadın ne zaman patlama yapmadı ki, aktif bir yanardağ o benim gözümde. Benim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Moulin Rouge&lt;/span&gt; 1,71, kumral, zayıf yapılı ama kadınsı hatları çok belli eden bir vücudu var. Çok sert bir kaş yapısı var. Kaş ve göz yapısı insanda ya bu kız uzak bir yere bakıyor izlenimi yaratıyor. Nicole Kidman da hep öyle gelmiştir bana. Fizik olarak &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" tager="_blank"&gt;7,8 – 7,9&lt;/a&gt;, ne kasa diyeceğimi çok bilemiyorum. Ayrı bir kasa tipi, şöyle izah edeyim. Bir kere çok özenli giyiniyor. Ne giyerse giysin, dikkatle seçtiğini hissettiriyor. Tiril tiril görünüyor, hep güzel kokuyor. Fakat hatunun içine bazı bazı bir özgür kız kaçıyor. Atıyorum hafiften bol  salaş bir gömlek, altına miniye yakın bir şort onun da altına dağcı ayakkabıları gibi. Profesyoneller hatırlar, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aşkın Nur Yengi&lt;/span&gt;’nin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yabani&lt;/span&gt; klibindeki giyim tarzının günümüze uyarlanmış hali gibi. (klipteki ilk kıyafet değil, ateşin başındaki hali, ikinci kıyafet.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa ve akıllı bir kız. Benden iki yaş büyük. O zamanlar iki yaş önemli. Daha doğrusu yaş  önemli değil de, üst sınıf olması işleri değiştiriyor. Bizim fakültede başka bir bölümdeydi.  Hem böyle dersleri filan çok iyi, hem hiçbi boktan da geri kalmayan tipler vardır ya, onlardan. Ben mesela hiçbi boktan geri kalmazdım, derslerim de hep sıçıktı. Alttan aldığı bir ders vesilesiyle tanışma fırsatı bulmuştum. Orada biraz şanssızlığım oldu, yani  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“O hooo şimdi bebelerle işin yoksa şu dersi de al”&lt;/span&gt; gözüyle bakarken tanıştım ben onla. O yüzden kıramadım kafasındaki sabitfikri. Halbuki ne ki lan 2 yaş, o zaman öyle değildi işte. Bir araya kafayı bayağı bir taktım. Hatta diyebilirim ki  4 sene filan sürdü, hep ince ince peşindeydim. Aradığında gittim. Yardımcı oldum çeşitli işlerde. Açıkkafalı kadınları her zaman takdir etmişimdir, emirlerine amadeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun okulu bitti.  Hiç kesmedik ilişiğimizi. Aramızda hiçbir şey yaşanmamasına rağmen hep çok hoşuma giden bir yanı vardı Moulen Rouge’un. Dediğim gibi çok açıkkafalı bir kızdı, ona olan meyilimden, hayatımdaki bir sürü kadına kadar birçok şeyi konuştum onla, akıl aldım.  Okul bitince, iş hayatına girince, tam da tahmin ettiğim gibi kesti Özgür Kız olayını, biraz daha bussiness kasa olayına girdi. Diyordum kiiiiiiiii, Meksikalı bir adamın peşine takıldı, aşık oldu herifçioğluna, 2 sene gitti &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tijuana &lt;/span&gt;diye benim daha önce adını bile duymadığım bir şehre. Özgür Kız’lık patlak veriyor işte bir yerden.  Okul yıllarındayken bir süre kitlemişti beni, tatlı tatlı acı çektirdi beni. Şimdi düşününce, çok şey öğrendim. Helal olsun. Hiçbir zaman hayatımı sınırlamama sebep olmuş bir kadın değildir. Ancak aklımın bir köşesinde durmayı da hep becermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum çok net ama pek de dile getirilmez. Aslında eminim ki çift taraflı bir şey. Ancak kimse kusura bakmasın ben erkek tarafından yazacağım. Bu kısımlar önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir kadın bir erkeğe ilgisi olduğunu net olarak belli etti&lt;/span&gt; ya da direkt söyledi. Erkeğin de o kızla hiç oluru yok. Cinsel anlamda da arzu etmediği durum üzerinden düşünüyorum. Erkek bu durumda hemen şu analizleri yapar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1-&lt;/span&gt; Hemen uzaklaşmalıyım.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- &lt;/span&gt;En iyi çözüm zamandır. Görüşmemeliyim&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3-&lt;/span&gt; Görmesem daha iyi, çünkü üzmek istemem. Bu düşünce sürecinin sonunda erkeğin yediği damga, ekseriyetle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;öküz&lt;/span&gt; damgasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir kadına net olarak ilgi duyuyorsunuz ve bunu belli ediyorsunuz.&lt;/span&gt; Onun da gönlü yok, bu kadar basit. Gönlü yok. Başınıza gelecek şeyin adı çok nettir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yedeklenmek!&lt;/span&gt; Yedekleme eyleminin kadınların bilinçli ve kasıtlı olarak yaptıkları bir hareket olduğunu düşünmüyorum. Doğalarında var. Hoşlanılmak, çevresinde bir kendisinden hoşlananlar ordusu yaratmak  ve bu orduyu giderek büyütmek... Onların tarafından bakınca haklılar bile denilebilir. Diyelim ki bir kadının seninle hiç oluru yok, ve bu senin içini biraz sızlatıyor. Sevgili hemcinsim, hazır ol, çünkü o yara hep dağlanacak. Onun tarafından belirli periyotlarla aranacaksın (çünkü seni çok önemsiyor olur!), bir yerlere daver edileceksin, bir yerlerdeysen yanına gelinecek. Çünkü seni “kaybetmek ve kırmak” istemiyor. Erkeğin davranışının karşılığı öküzlükken bunu adına duyarlılık deniyor. Bilginiz olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tek taraflı aşk&lt;/span&gt;, sen seversin,  o sevmez. Belki üzülürsün biter.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karşılıklı aşk&lt;/span&gt;, her iki taraf da birbirini seviyordur. Ne güzel.&lt;br /&gt;Erkek seviyordur. Kadın da tam bir karşılık vermiyor ama ekseninde tutuyordur. Yarım iş. Bunun adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bibuçuk taraflı aşk&lt;/span&gt;tır. Kadınlar, bibuçuk taraflı aşkların ustasıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine hanımların uyuz olacağı bir takım şeyler yazdığımın farkındayım. İlk eleştirilerin de, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“ee ne yani arkadaş olmak isteyemez mi? Bak kendin diyorsun bir sürü şey öğrendim, açık kafalı, maçık kafalı, sen niçin arkadaşlığını bitirmek isteyesin ki?”&lt;/span&gt; diye... O iş öyle değil işte, benim özelimde bakarsak zaten hiçbir problem yok. Ben şikayet etmiyorum halimden. Ben yedeklenmiştim ama, kafa olarak başka kanallara hep açıktım ve her zaman o kanallara da gittim. Ancak bunu yapmayan bir dolu hemcinsim var, yedekte öylece bekleyen.&lt;br /&gt;Hiç oyuna girmeyen yedek oyuncuların, oynayabilecekleri bir takıma gönderilmeleri gerekiyor. Altın yedeksen iyi, yani aralarda şans bulup iyi oyun sergiliyorsa bilmem, ama müzmin yedeklerin transfer piyasasına girmeleri lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 sene sonra Meksika’dan döndüğünde o aradı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Biliyor musun? Okuldan konuştuğum neredeyse bi’ sen kaldın. ”&lt;/span&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.İ’ın iç sesi:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Ya bi’ ben kaldım da Mulen Rujcuğum, aynı zamanda dünya coğrafyasında vermediğin de bi ben kaldım. ” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.İ’ın dış sesi: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Mulenciğim, en kısa zamanda görüşelim. Bu aralar işler biraz karışık gerçi.  Ama bi zaman ayarlarım ben. Acayip aşk hikayelerim var sana anlatacağım.”&lt;/span&gt; (Yani, haberin olsun, pek umurumda değilsin, umurumdasın da ölüp bitmiyorum, acayip şeyler yaşıyorum, ki doğruydu o dönem, ona göre...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Moulin Rouge’dan öğrendiklerim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- &lt;/span&gt;Yedeklenme, hep transfer peşinde koş.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2-&lt;/span&gt; Olmuyorsa olmuyordur. Şansını zorlamaya devam edebilirsin, hayat bu. Ancak kendini yıpratma.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3-&lt;/span&gt; Çeşitlilik iyidir. Çeşit yapmak da iyidir, çeşit olmak da.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4-&lt;/span&gt; Özgür Kız, özgür kızdır. Kolay kolay o huy değişmez. Verir kendini dağa bayıra bir noktada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hamiş:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten &lt;/span&gt;.bnesi bu aralar benle çok t.şak geçiyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;’in peşine çok takıldım diye. Bak. Bunlar futbolun içinde olan şeyler Lafonten’ciğim. Anlattırma bana burdan hikayelerini...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; geçen hafta sonu İzmir’e götürdü beni. Alsancak, Karşıyaka, Bornova, Kordon.. Hepsi cepte, kaptım işi anlayacağınız. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;’i arayıp kısa bi rapor vermiştim, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“öğlen kordon akşam mor don”&lt;/span&gt;  diye. O da bana lakap taktı: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kordon Milne&lt;/span&gt;. Öyle diyecekmiş bana &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie&lt;/span&gt;’yle olduğum süre boyunca. Oraların önemli teknik adamlarından biri olmaya adaysın. Salak gibi sırf denize bakıp gelme, kanal aç bize dedi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İzmir &lt;/span&gt;gezisini kısa bir postla anlatırım size....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-2436982363025567525?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/2436982363025567525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=2436982363025567525&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/2436982363025567525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/2436982363025567525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/03/birbucuk-tarafl-asklar-moulin-rouge.html' title='Birbuçuk Taraflı Aşklar - Moulin Rouge'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S6Od_Bqg_xI/AAAAAAAAAKM/K1FWgYRI0FQ/s72-c/Nicole-Kidman-in-Moulin-Rouge-6428342.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-8491750635850392784</id><published>2010-03-08T17:40:00.021+02:00</published><updated>2010-12-23T11:22:05.309+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gönül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazması Tehlikeli İlişkiler'/><title type='text'>Yazması Tehlikeli İlişkiler -  Gönül: Arkadaşının kardeşi, eski sevgilisi vs...</title><content type='html'>Tehlikeli İlişkileri yazmaya başlayalı&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 8-9&lt;/span&gt; ay olmuştur. Anlattıklarımdan da anlaşılacağı üzere, kadın erkek ilişkilerinin hepsi tehlikelidir, çünkü iki tarafın da kendince çakallıkları vardır. Kim çözmüş ki ben çözeyim. Yazıyorum sadece. Ufak tefek detaylar işte. Şimdiyse biraz daha gerçek bir tehlikeden bahsedeceğim adamım, biraz daha gerçek bi' tehlikeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gönül&lt;/span&gt;. Belki de şimdiye kadar özel olarak bu kelimeye çok da dikkat etmediniz. Halbuki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gönül&lt;/span&gt;, üstüne çok şarkı yazılmış &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;önemli bir anahtar kelimedir.&lt;/span&gt; İlginç de bir kelime. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kalp değil&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yürek değil&lt;/span&gt;, gönül.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üçünün çok kısa analizini yapayım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kalp&lt;/span&gt;, genel olarak hep romantizmle anılır. O vıcık sevgilerin vazgeçilmez organıdır. Şu gibi kelimelerle anılır, kırılmak, acımak, sızlamak... Şarkılar da şöyledir. "Bu kalp seni unutur mu?", "Kalbim sızlar içim titrer", falandır filandır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yürek&lt;/span&gt;, bu daldaki kelimelerin arabesk yüzüdür. Acılar daha çok onun üzerinden ifade edilir. Bu yüzden ağlamak, sızlamak, cız etmek gibi fiilleri peşine katmaya bayılır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ağla yüreğim ağla"&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Vur durma vur yüreğim vur."&lt;/span&gt; gibi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gönül&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gönül &lt;/span&gt;var ya, bi tanedir. Canımın içidir. O bu işleri en iyi beceren kelimedir. Öyle ağlamakla, sızlanmakla hiç anılmaz. Daha çok deli olmak, ferman dinlememek, uslanmamak  filan gönül kelimesine eşlik eden eylemlerdir. Kimi zaman hoppa derler ona, ki bu benim gözümde hiç değerini azaltmaz. Şarkılarda bile en özgürüdür. Barış'ın ağzında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Gönül ferman dinlemez."&lt;/span&gt;  Orhan Gencebay'ın ağzında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Uslanması gerekendir."&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Uslan artık deli gönül, bak gelip geçiyor ömür."&lt;/span&gt; diye boşuna demez. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fikret Kızılok&lt;/span&gt;'un ağzındaysa, o yapma dediği halde yapandır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Yapma dedim yaptın gönül."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeee, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Gönül bu, ota da konar boka da" &lt;/span&gt;deriz&lt;span style="font-style: italic;"&gt;. &lt;/span&gt;Oh ne güzel valla. Bütün pis işleri gönül yapsın, sözüm ona o "ulvi" kalp de Sevgililer Gününün simgesi filan olsun. Yok öyle. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yavşakkalpli &lt;/span&gt;diye bir söylem yok, ama &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ayrangönüllü &lt;/span&gt;var. Ayıptır. Gönül'ün hakkını teslim edelim. Kalple yürek, ilişkiler anlamında acı ve uyşukluk verirken, gönül, işleri yabancıların da dediği gibi spice up eder, yani hayatı baharatlandırır (Spice up mıpays ap, bugün de üzerimde bi amerikan mandalığı var ki  sormayın, yazının başında da adamım madamım demiştim hatırlarsanız.) Gönül işi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bu yazımın çıkış noktası şu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Meyil etmesem daha iyi olacak" &lt;/span&gt;dediğimiz kızlar vardır. (Offf çok güzel konu.) Bu, yakın bir arkadaşınızın eski kız arkadaşı olabilir, ya da başka bir arkadaşınızın bir şeyler yaşamak isteyip de yaşayamadığı bir kız olabilir, ya da bir diğer bir arkadaşınızın güzel kız kardeşi... Bir arkadaşınızın hem eski kız arkadaşına hem kız kardeşine de olabilir. Olmaz diye bir şey yok. Olur. Dikkat dikkat. Tehlikeli sulardasınız! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Girme o işlere oğlum"&lt;/span&gt;, dersiniz, ama kimi zaman da olur işte. Gönül bu, ferman dinlemez. "Uslan artık deliiii gönüüül, bak gelip geçiyor ömüüür. Uslan artık deliiiiiii, divane gönül." dersiniz. Öte yandan "Bu gönül her şeye aç değil" dersiniz ama "doyuracak mı bilemezsiniz" de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyden önce kendi duruşumu ortaya koyayım. Bunu söylemeye hiç gerek bile duymuyorum ya neyse.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Herkesin ne yapmak istiyorsa yapması gerektiğinden yanayım.&lt;/span&gt; Ben bir arkadaşım eski sevgilimle beraber olsa buna hiç bozulmam. Kızkardeşime yazsa da hiç bozulmam. Koca kız kimle olmak istiyorsa olur. Ayrılırsa da ayrılır. Onun kendisini üzmesini izin verirse sonunda da üzülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4-5&lt;/span&gt; yıl kadar önceydi. Bir öğlen yemeği sırasında bir arkadaşımın eski kız arkadaşı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vendetta &lt;/span&gt;ile karşılaştım. (Arkadaşımla samimiyet seviyem &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5,5/10&lt;/span&gt;, Öyle ayda bir iki konuştuğum bir tip.) Neyse ben hem bir iş toplantısını  oh ne güzel dışarıda olurum diye öğle yemeğinde aradan çıkartmak istemiştim. Yemek yiyeceğimiz yere giderken, karşı taraf arayıp gelemeyeceğini söyledi. Lan ben de ne yapayım diye düşünürken aldım okuyacak bir şeyler, girdim bir yere. Cafe restoran kırması bir yer, plazalara yakın sayılabilecek ama çok plaza ruhu olmayan bir mekandı. Yan masada tıkır tıkır tıkır birisi laptop'ıyla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Öğlen vakti tek başıma kafedeyim, gördüğün gibi internette sörf yapar bir halim de yok, dikkatli bak çalışıyorum. öyle hafiften salaş gibi görünüyor olabilirim ama farkındaysan hiç alakası yok çok da özenliyim."&lt;/span&gt; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demiyor da anlıyorsun hemen bakınca. Biraz daha bakınca şöyle o da beni keser gibi oldu ki, bi baktım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vendetta&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Selam naber?, maber. Nası gidiyo hayat? Naptınız Seko'yla"&lt;/span&gt; falan filan. Ya gelsene beraber yiyelim dedi (ki o bir şey yemiyordu). Yiyeceksen geleyim, yemeyeceksen kaşında tıkınmak istemiyorum dedim. O da laptop'ını kapattı ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Tamam."&lt;/span&gt; dedi. Laptop'ını kapatıvermesi çok hoşuma gitmişti. Şalter attırıcı bir hareketti. Sanırım karıncalanma anım laptop'ını kapatarak bana tamamen yöneldiği andı. Açıkçası ne iş yaptığını filan hatırlamıyordum. Ondan konuştuk. işini anlattı, o an bayağı akıllı bir kadın olduğunun farkına vardım, modayla ilgili bir şeyler özet olarak. Ancak dizaynır değil. Benim kalın kafam tam anlamadı bile ne iş yaptığını. &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"&gt;1,60, minyon kasa, 7,2, esmer seksi hatlar&lt;/a&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Minyonun seksi hatlısı çok güzel oluyor.&lt;/span&gt; Kafamda notu motu vermeye başlamışım, dönülmez yola girmişim ki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Seko &lt;/span&gt;geldi aklıma. Lan herif kafaya mafaya takmış olmasın bunu dedim içimden. Hemen sordum, Seko'yla görüşüyor musun diye? &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Yok" &lt;/span&gt;dedi. İçim rahatladı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Zaten çok sinir olmuştu bana ayrılalım dediğim zaman. Ateş fışkırmıştı gözlerinden çok korkmuştum."&lt;/span&gt; dedi. Hasiktir dedim. Lan denyo ne ateş fışkırtıyosun gözünden yaa, ayrılmak istemiş kız işte ne var. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Seko&lt;/span&gt;'nun kızgınlığını mızgınlığını o kadar bilmiyordum, anlatmıştı gerçi bir şeyler de aklımda bile kalmamış. Zaten başka bir sevgilisi var şimdi.&lt;br /&gt;Ben ilk buzların erimesinden sonra akşam hemen aradım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vendetta&lt;/span&gt;'yı, hafiften kültürsever bir imajı vardı. Hemen sinemaya davet ettim. O sıralar "V for Vendetta" oynuyordu. Adı da oradan gelir. Bir haftalık bir kovalamacanın ardından biz artık bildiğiniz sevgiliye dönüştük. Ben de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Seko&lt;/span&gt;'yu aradım. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Lan Seko şimdi bana dünyada kadın mı kalmadı diyeceksin ama böyle böyle durumlar oldu"&lt;/span&gt; diye anlattım. Seko çok ciddiye aldı. Benimle sadece kendisini gıcık etmek çıktığını. Benim de az yavşak olmadığımı, ondan ayrıldıktan hemen sonra başka bir kızla çıkmasının intikamını böyle çıkarttığını filan anlattı. Ben yok öyle bir şeyi anlatmaya çalıştıkça sinirlendi. Artık iyice tartışma ve kavga platformuna taşıdı işi. Ben erkeklerle prensip olarak kavga etmem. Haberin olsun diyip kapattım sonunda. Bu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Maldonado &lt;/span&gt;herkesi aramış sonra, kızı da aramış sıçmış sıvamış filan. Hala konuşmam o günden beri, evlenmiş galiba. Allah'ın sopası yok diye boşuna dememişler. Kurban olduğum ne hale getirmiş fukarayı.&lt;br /&gt;Kısa sürdü bizim de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vendetta&lt;/span&gt;'yla. Fazla &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"sanatsal"&lt;/span&gt; bir kişilik kaldı bana göre. Çok çekemedik birbirimizi. Sadece bir arkadaşımı daha iyi tanımama vesile oldu. Böyle bir iyiliği dokundu bana. Bu arada Vendetta harbiden İtalyanca intikam demek ha. Yoksa, yoksa...  &lt;span&gt;Lütfen&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"Kullanılıp atıldın T.İ"&lt;/span&gt; deyin bana. Çok istiyorum bunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tane daha olaylı hikayem var aslında. Yakın bir arkadaşımın kardeşi, hiç kod adı mod adı vermeyeceğim. Olur da bir gün deşifre olursam bilsin istemem. Bana kalsa bin kere söylerdim de kız söylememi hiç istemedi, sebebini bilmiyorum. Saygı duyuyorum. Baya acayip bir şeydi zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: [Daha yazacak çok şey var ama...]&lt;br /&gt;Arada üçüncü hassas bir şahıs varsa, "nasıl davranacağınızı biraz onun hassasiyetlerini göz önüne alarak konumlayın." filan demeyeceğim. Bence çatır çatır söyleyin, söyleyin ki kafalar alışsın. En azından sizin çevrenizdekiler öğrensin biraz yetişkinlere yetişkin gözüyle bakabilmeyi... Bu işin akrabalık ilişkisiyle, ex işlerle filan bi alakası yok. Siz samimiyetle anlatın derdinizi, o yine de sizin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kalbinizi &lt;/span&gt;kırarsa, "Aldırma Gönül" deyin geçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her çiçekten bal alırsın&lt;br /&gt;Her gördüğünle kalırsın&lt;br /&gt;Sen kendini ne sanırsın&lt;br /&gt;Belki gün uslanırsın&lt;br /&gt;Gönüüüül....."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen ama lütfen baştan sona dinleyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte: &lt;a href="http://fizy.com/s/1ais32" target="_blank"&gt;&lt;strong&gt;http://fizy.com/s/1ais32&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu güzel, kimbilir&lt;br /&gt;belki de to be contintin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çok dipnot:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir keresinde daha bir arkadaşımın kız kardeşine aşık olmuştum. Çok çocuktum o zaman. Arkadaşım eğer "ciddi" isem tabii ki neden olmayacağını söylemişti. Bilirsiniz, benim de bu konularda şakam yoktur. Bilirsiniz. Ciddiyim tabi oğlum demiştim. Ciddiyetten neyi kastettiğini ne o söyledi ne ben ona sordum. Kız bırakmıştı sonra beni, kız bırakınca benim kekonun kabullenmesi daha kolay oldu. Ben bıraksam ibnenin bayrak taşıyanı olurdum kesin.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-8491750635850392784?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/8491750635850392784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=8491750635850392784&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/8491750635850392784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/8491750635850392784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/03/yazmas-tehlikeli-iliskiler-gonul.html' title='Yazması Tehlikeli İlişkiler -  Gönül: Arkadaşının kardeşi, eski sevgilisi vs...'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-1629937765727130956</id><published>2010-03-04T10:02:00.011+02:00</published><updated>2010-12-23T11:26:44.286+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yanıbaşımızda duran aşklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kaptan Hook ve Monçiçi'/><title type='text'>Yanıbaşımızda duran aşklar: Kaptan Hook ve Monçiçi</title><content type='html'>Nerede bir &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"Ya biz bilmemkaç senedir birbirimizi tanıyorduk ama aramızdaki şey geçen sene aşka dönüştü."&lt;/span&gt; diyen bir çift var. Onlardan hemen kaçmak gerekir. Onlardan çift olarak da bi' cacık olmaaz, teker teker de bi' cacık olmaaz. Ultra mantık ilişkisidir bu. Dön dolaş yıllardır doğru düzgün bir hareket yok, razı olduk birbirimize ilişkisidir. Bir de hani mütevazı bir tavrı olsa anlayacağım da, yok arkadaş. Dünyanın en büyük aşkına dönüşmüş olur bunların s.kik ilişkileri.  Öyle anlatırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S49xBGMqc5I/AAAAAAAAAKE/C18KM0Bt9aY/s1600-h/yerim.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 292px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S49xBGMqc5I/AAAAAAAAAKE/C18KM0Bt9aY/s320/yerim.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5444694738171753362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Aşk nerede?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Resmi &lt;a href="http://xtwistoffatex.deviantart.com/art/LOVE-30148528" target="_blank"&gt;şurdan &lt;/a&gt;aldım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu ilişkinin kadınının&lt;/span&gt;, diğer kadınlara bu sıçmık şeyi izah etmek için kurduğu klişe cümlesi şudur. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Aşk meğerse yanıbaşımdaymış, hep orada duruyormuş da ben fark etmemişim. Ne kadar inanılmaz değil mi?"&lt;/span&gt;. Kendisine cevabım: Siktir ordan, yalancı yelloz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu ilişkinin erkeğinin&lt;/span&gt;, çevresindeki erkeklere kurduğu klişe cümlesi de şudur: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Çok kadınla beraber oldum, çok kadın tanıdım. Ancak Sevim bir başka. İnsan bunları yaşamadan göremiyor."&lt;/span&gt; Kendisine de cevabım: Yalancı .bne!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek açısından bakıyorum&lt;/span&gt;. Yahu gözümde bu durumun hiç elle tutulur bir durumu yok, sıfır tutku ya, sı-fır. Ruhunu satmak gibi... Yahu karı 6 sene önünde durmuş, hiç hallenmemişsin. Sözümona daldan dala uçmuşun da, sonra doğruyu görmüşsün. Yer miyiz? Yemeyiz. E ben de erkekte bu işin nasıl işlediğini az çok biliyorum. Tamam her aşk yıldırım aşkı olmak zorunda değil, kabul. Ancak altı sene gözümün önünde olup da hiçbir gözle görülür bariz değişiklik olmadan bir anda aşık olabilecek bir "duygu patlamasını" da riyakar buluyorum. Hele ki bunun bir de çok saygın bir şeymiş gibi lanse edilmesi. Iyyy. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Yaaaa ben var ya ben, kadından kadına koştum, bu en iyisi. Gördüm geçirdim ben siz de oyalanmayın gençler"&lt;/span&gt; havası... Görmüş geçirmiş sanabilirsin kendini, ama bana göre sen işin sırf görme kısmındasın haberin yok. Geçirme konusunda daha edilgen bi yapın var. Görmüş geçirilmiş diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadın açısından bakmaya "çalışıyorum"&lt;/span&gt;: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ya bu herifin şeyini doğrultması resmen 6 sene sürüyor. Hayat geçer mi lan bunla. Yok yok, hayır gelmez bana bundan anacım. Zaten bendeki elektrik desen 6 senedir kesik, şimdi bi flaş patladı diye. O hooo. Bi' dahaki flaş ne zaman patlar bilmem. Hiç oluru yok."&lt;/span&gt; Yani olayın ayyyy aradığım aşk yanıbaşımdaymışla filan hiç alakası yok. Senin aradığın aşk neyin başında belli bence. Ama neyse efendilik bende kalsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz gibi, akşam akşam fena halde kızdırdılar beni... Dün gece &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;'le beraber okuldan iki arkadaşımla buluştuk. Hani şu ilişkileri bi' anda aşka dönüşen çiftle. Bütün akşam böyle zırvalarla beynimi s.ktiler. Öyle böyle s.kmek de değil, o fukara beynim evrilip çevrilmekten bi' hal oldu. Her pozisyonu denediler üstünde. Misyonerle başlayıp doggie'yle devam ettiler, jokeyle taçlandırdılar. Ben o zavallı beynimi kaçırmaya çalıştıkça pozisyon değiştirdiler. Bir kişi olsalar iyi, ikisi birden&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; resmen gangbang&lt;/span&gt;. Şimdi şimdi çayla toparlıyorum kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani söyle insanlar vardır, sizin de çevrenizde var mı bilmem. Bakın şu tat:&lt;br /&gt;"Hadi buluşalım. Bir araya gelelim hepberaber. Okul tayfasını toplayalım." Bu p.zevenkler hep de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tayfa &lt;/span&gt;kelimesini kullanırlar bu iş için. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tayfa&lt;/span&gt;. Ne kelime ama, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tayfa&lt;/span&gt;!. Zannedersiniz herif bizim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pısırık Bilal&lt;/span&gt; değil de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaptan Hook&lt;/span&gt;. "Tayfayı toplayalım." Hasbinallah ya.&lt;br /&gt;Bu tayfayı toplayalımın gerçek açılımını yazayım mı size, aynen şöyle: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Hadi bi buluşma organize edelim, okuldan 100 kişi bir araya gelelim. Alakalı alakasız. O kadar saçma bir kalabalığı bir araya getirelim ki gidip oturacak bir yer bile bulamayalım. Haçlı orduları gibi görünelim sokaklarda. Ayrıca bir türlü nereye gideceğimize karar veremeyelim. O buluşmadan da kimse bir şey anlamasın zaten sik gibi oturalım bütün gece. Ayrıca kıl olduğun bir iki tip varsa aman bana söylemeyi unutma onları da çağıralım. Öyle bir organizasyon olsun ki bu hiçbi' s.ke benzemesin." &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S49sqfPcHFI/AAAAAAAAAJ0/Cyf_n1DeE5I/s1600-h/kaptanhook.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 178px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S49sqfPcHFI/AAAAAAAAAJ0/Cyf_n1DeE5I/s320/kaptanhook.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5444689951710780498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Lan tayfa! Nerdesiniz olm?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu tip organizasyonlar, yani bu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaptan Hook&lt;/span&gt;'un düzenlediği gibi olanlar, hiç şöyle güzel bir ortamda geçmezler. Bir restorandan yer ayrılmış, dostlar yavaş yavaş geliyorlar mis gibi. Sosyalleşiyorsun ne güzel. Uzun zamandır görmediğin birisi pat geliyor, iki kadeh yuvarlıyorsun onunla, çok hoşuna gidiyor. Aşırı bir kalabalık yok &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;en çok 10 - 12 kişi.&lt;/span&gt; Ne iyi oldu ya diyorsun içinden. Var ya, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaptan Hook&lt;/span&gt;'unkinde eskaza sevdiğin muhabbet etmek istediğin biri olursa grupta, o masanın ulaşman en imkansız yerine itina ile  oturtulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neticede ben sosyalleşmeyi çok severim. Ingıl ıkış iştense hiç hoşlanmam. Konu bu kadar basit. Keşke sevdiğim eski arkadaşlarımla düzenli bir araya gelebilsem. Neyse işte, Kaptan Hook bütün gece bir de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Tayfayı toplayalım yaaa"&lt;/span&gt; muhabbetiyle kafamı şaaptığı için bunları da yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün geceye döneyim çok kısaca. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ben&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaptan Hook&lt;/span&gt; ve yıllardır yanıbaşında duran ve ilişkileri bir anda aşka dönüşen sevgilisi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Monçiçi &lt;/span&gt;(Kız monçiye benziyordu, isim yanıltmasın, güzelce bir kızdı, ancak seksapelini yitirmiş güzelliği kim neylesin) gittik oturduk boğaz tarafında bir restorana. Allahtan yemekler çok güzeldi de bir de ordan gol yemedik. Kaptan Hook'la Monçiçi aslında mahalleden arkadaşlarmışmış, birbirlerini ordan tanırlarmış. Bildiğiniz komşu kızı fantezisi. Çocuk atmış içine atmış içine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;:)))).&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Monçiçi&lt;/span&gt;'de aslında daha parlak bir zeka var. Ama &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaptan Hook&lt;/span&gt; çok acımasız, kancasıyla deşmiş kızın beyin loblarını. Tam güzel bir konu açıyoruz, muhabbet akacak diyoruz. Kız yine aşkın yanıbaşında durduğunu nası fark etmediği mevzusuna geliyor. Tam güzel bi' laf daha edicek, bi' bakıyo o yeni lafları etmek için beyninin kullanması gereken kısım yok. Kaptan'ın kancasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S49s8lWcoJI/AAAAAAAAAJ8/DR8kPifrVSE/s1600-h/moncici.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 141px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S49s8lWcoJI/AAAAAAAAAJ8/DR8kPifrVSE/s320/moncici.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5444690262588432530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Monçiçiler vardı. &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mon%C3%A7i%C3%A7iler" target="_blank"&gt;Hatırlar mısınız?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;E madem bu kadar muzdaripsin, bu kadar şikayetçisin ne işin var o kadar saat be adam diyeceksiniz. Ne bileyim. Hareket de oldu biraz. Eve döndükten sonra &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;'le uzun uzadıya konuştuk durum üzerine. Böyle ilişkilerin beni ne kadar irite ettiğinden bahsettim ona. Kafa birisi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;, acayip muhabbet malzemesi çıkardı bize &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaptan Hook&lt;/span&gt; ve sevgilisi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Monçiçi&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;Sağolsunlar, varolsunlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-1629937765727130956?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/1629937765727130956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=1629937765727130956&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/1629937765727130956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/1629937765727130956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/03/yanbasmzda-duran-asklar-kaptan-hook-ve.html' title='Yanıbaşımızda duran aşklar: Kaptan Hook ve Monçiçi'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S49xBGMqc5I/AAAAAAAAAKE/C18KM0Bt9aY/s72-c/yerim.png' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-1402536090912099333</id><published>2010-03-02T17:27:00.016+02:00</published><updated>2010-12-23T11:26:21.933+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bahar kıpırdanmaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Billie Jean'/><title type='text'>Bahara merhaba ilişkileri - Billie Jean</title><content type='html'>Her hareket, her duruş, her laf herkese yakışmaz. Bazısı sana küfür eder, hiç koymaz. Bazısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ulan"&lt;/span&gt; dese gidip bir kafa atasın gelir. Öyle işte.  Bazısının dediğine hemen inanırsın, bazısı ağzıyla kuş tutsa olmuyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Rafet El Roman&lt;/span&gt;, adamın isminden cismine her yerinden romantizm akıyor. Romantizmi taşıyor adam. Romantik bir kelam etti mi, inandırıcı oluyor. Adam yazıyor sözlerini &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Sen bilemezsin ne çektiriyor, yokluğun banaaaa, sevgilim?"&lt;/span&gt; diye. İnsan bir anda hemen sevgilisinden ayrı olduğu için üzülmüş bir Rafet'i hemen gözünün önüne getirebiliyor. Ben şimdi yazsam böyle bütün duygusallığımla&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Sennnnn bilemezsin, ne çektiriyor yokluğun banaa, sevvgilim"&lt;/span&gt; diye. Kadın bana kesin şey der, "Ne çektiricek ya. Senin yalnızken ne çektiğin belli, arşivinin maşşallahı var. Ne haltlar karıştırıyorsun yine. Nerden çıktı bu sözler." filan der. Boşuna dememişler &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Susuzluk hiçbir şeydir, imaj her şey."&lt;/span&gt; diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu sorunu aşk hayatımda çok şiddetli bir şekilde yaşıyorum. Sevgilimi eğer bir şekilde oturmuş sosyal çevremden yapıyorsam, karşı tarafın bana hiç güveni olmuyor. Çok korkak başlıyor ilişkiye. Allah bilir insanlar kıza nasıl hikayeler anlatıyorlarsa... Bu ilişkiler hiç konuşulmasa sırf bloglarda yazılsa benim için bayağı bir iyi olacak. Bu aralar bu durumdan çok muzdaribim. Hem şu an bir ilişki sürdürmeye çalıştığım kişiyle tam olarak bu sorunu yaşıyorum hem de meğerse İncili'yle de aynı tongaya düşmüşüm. Benim ortak, güzeller güzeli karısı Tontini İncili'yi uyarı üstüne uyarıyla mahvetmişler. Kızın o cafe'deki restorandaki aşırı gergin hali de bana peşinen duyduğu aşırı güvensizliğindenmiş. Kendi öttü,&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Valla ben kızı uyardım"&lt;/span&gt; filan diye. Pek bir şey demedim. Kızmıyorum artık böyle şeylere. Resmen imaj kurbanı olmuşum da haberim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse üst satırlardan da anlayabileceğiniz gibi yeni bir takım işler peşindeyim. Bahar yaklaşırken hayatımda durmadım ki şimdi durayım. Bakın, siz siz olun bir an evvel bir sevgili yapmaya bakın. &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://siir.gen.tr/siir/o/orhan_veli_kanik/guzel_havalar.htm" target="_blank"&gt;Yoksa bu güzel havalar sizi mahveder.&lt;/a&gt; Çünkü geldi bahar ayları, gevşer gönül yayları. Ey kadınlar, antenlerinizi sevgililer gününde açacacağınıza 21 mart'ta açın. Resmen bahar geliyor çünkü. 2 haftaya kalmaz mevsim değişikliğinden ötürü vücutlar ne kadar hormon varsa salgılar. Herkes elini çabuk tutsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kod adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billy Jean&lt;/span&gt;. Kod adı nereden geliyor? Onu ilk gördüğümde arkada bu şarkı çalıyordu. Biliyorum size biraz &lt;a href="http://www.izlesene.com/video/amator-yesilcam-seven-ne-yapmaz/243063"&gt;Kartal Tibet - Hülya Koçyiğit filmi&lt;/a&gt; gibi gelicek ama hakikaten öyle. O benim görüş alanıma girer girmez &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kral &lt;/span&gt;aynen şöyle dedi: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"She was more like a beauty queen from a movie scene"&lt;/span&gt;... Tam Türkçesi, mot a mot çevirisi şöyle: "Ya kadın resmen kadın değil, ilik ilik." &lt;span style="font-style: italic;"&gt;(Yeminli tercümanlarsa şöyle çeviriyor: Daha çok, bir sinema sahnesinden fırlamış bir güzellik kraliçesine benziyordu)&lt;/span&gt;. Gerçi bu aralar bir kadını ilk gördüğünüzde çalan şarkının &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt; olması çok olası. Rahmetli nur içinde yatsın, aramızdan ayrıldığından beri adeta yeniden keşfedildi. Her yerde çalıyor. Memnunum gerçi. Bu konuda bir sıkıntım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Billie Jean'i çok kısaca tarif edeyim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;28&lt;/span&gt; yaşında, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İzmirli&lt;/span&gt;, esmer. &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;Nişantaşı kasa&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;net olarak 8,5&lt;/a&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1,71&lt;/span&gt; boyunda, topuksuz giymediği için ortalıkta gezinirken &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1,75&lt;/span&gt;'ten aşağı hiç olmuyor. Saçları için tam ve belli bir stili olmayan kadınlardan. Bazen açık bazen toplu, bazen düz bazen dalgalı. Saçlarıyla oynamayı seven kadın tipleri ikiye ayrılır. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Birinci grup&lt;/span&gt;: kendiyle aşırı derecede sorunu olan kadınlar, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ikinci grup:&lt;/span&gt; kendine aşırı derecede güvenen kadınlar. Sorunlu kadınlar kendilerini bir türlü beğenmezler, yapboz tahtasına dönerler, uçuk modellere de oynarlar arada. Kendilerine güzellikleri konusunda aşırı güvenenleriyse her türlü güzel olduklarını bildikleri için hep karşı cinste başka bir şeyleri tetiklemeye uğraşırlar. [Futboldaki karşılığı ince çalım atmak diyebiliriz. Selçuk Şahin de habire ince çalım atmaya çalışıyor (ne gereksizdi ya), Alex de...] Bir de kendine en yakışan saç tipini ısrarla seçen/arayan kadın vardır. Bence her ikisinin de kendine göre doğruları var. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;'in çok berrak bir yüzü, ince bilekleri, azıcık damarlı ama güzel elleri, bir şey anlatırken boynunu çok güzel kullanan bir konuşma stili var. Genel olarak biraz coşkulu bir tip. Coşkulu tiplerin sesleri hep ya çok kalın ya da çok ince olur. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;'in sesi ince. Bazen fazlaca tizleşebiliyor. Ancak bu kadar kusur kadı kızında da olur. Zaten kendisi de resmen  kadı kızı. Babası hukukçu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S44M1OREbsI/AAAAAAAAAJs/DyH88TIMYbQ/s1600-h/billiejeanking.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S44M1OREbsI/AAAAAAAAAJs/DyH88TIMYbQ/s320/billiejeanking.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5444303108039798466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;gibigibiyim gibiyim gibigibi gibiyim gibigibiyim gibiyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Erkek muhabbetlerinin vazgeçilmez sorularından sorularından biridir. Bir kadının güzel fiziğe sahip olup olmadığını anlamak için sadece bir yerine bakma şansın var. Nereyi seçerdin? Ne güzel bir sorudur bu ya, resmen beyin jimnastiği. İnsan cevabını düşünürken bile bir sürü güzel şeyi getiriyor gözünün önüne. Bence bu sorunun cevabı kalçalar. Tabii ki garantisi yok ama en zor şaşanı bu. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;, bir Jean reklamında kolaylıkla oynayabilecek kalçalara sahip. Hiç şakası yok, zerre acımaz.  Kalpten cart diye götürür adamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, arkadaşım Carlos vasıtası ile kendisiyle tanıştım. &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/11/oyunu-acmak.html" target="_blank"&gt;Carlos&lt;/a&gt;'un tanıdığı olduğu için Carlos'un kız arkadaşı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Margarita&lt;/span&gt;'yı de tanıyor. Öyle çok samimi değiller, ancak anladığım kadarı ile Margarita'dan bana dair bir uyarı atışı gelmiş. Aklıma o bodrum tatilinde &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/usta-ile-margarita-bir-tatil-iliskisi.html" target="_blank"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pembe Panter&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Margita&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;'yla tanıştığım gün geldi. O günün bugün yaşadıklarıma etkisi olması ne acayip bir şey. Margarita'nın benim hakkımda Billie Jean'e konuşması sanırım biraz da işime yaradı. Kadınlar, başka kadınların dediklerine çok şüpheci yaklaşırlar. Çünkü kıskançlığa karşı antenleri çok açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mideleri de bir kez bulanmayagörsün ama, bu yüzden Billie Jean şu an için çok temkinli. Tam olarak beraber olduğumuz halde, deneme aşamasındaymışız gibi davranıyor. Bunun benim çok işime gelen tarafları da var; hiç işime gelmeyen tarafları da... İlişkiye başlamadan önce bir eşik var, o eşiği Margarita'nın benim hakkımdaki "uyarıcı" cümlelerinden sonra çok kolay aştım. İlişkiyi rayına oturtma anlamında ise o laflar kıçıma kaçıyor. Uzun zamandır ilk kez bir sevgilim varmış gibi hissediyorum. Üç haftaya yakın bir süre oldu ki hiç karıncalanmadım, temizim :P. Kafa bir kız. Carlos bir muhabbet esnasında buna bizim kasa tanımlarımızdan bahsetmiş. Billie Jean bana dedi ki, &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"Ben hangi kasayım?"&lt;/span&gt;. Kafamda da çok net olduğu için net cevap verdim. &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"Nişantaşı kasa&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"&lt;/span&gt;. Hem maldan anlamıyorsunuz hem de ukalalık yapıyorsunuz. Hakaret kabul ediyorum bu dediğini&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; "Ben halis muhlis Alsancak kasayım"&lt;/span&gt; dedi. Bu kasalar da arttıkça artıyor :). Benim daha çok işim var çok. Zorla karıncalandırıcak beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu hayatta aldığım ilk albümün sahibi, en sevdiğim şarkıların krallarının kralına saygılarımla,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazının dibine ufak yeni bir bölüm ekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Ustalara Saygı Kuşağı - Michael Jackson&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan önce hiçbir yazıma konu etmedim, hayhuycu kalabalıktan biraz ayrılayım istedim. Kaynamasın diye. Yazılarıma ne zaman girmek istediğine de zaten ben değil sen karar verdin. Hop diye söyleyiverdin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Billie Jean&lt;/span&gt;'i, tam vaktinde.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Michael&lt;/span&gt;, çok büyük adamsın gözümde. Hatta bence aya ilk adım atan adam sensin. Neil Armstrong'un adımı bence resmen çakma. Çok antikarizmatik, ne o öyle sıçık şıçık kıyafetlerin içinde, teletubbie gibi... Yahu ayda yürümek var ayda yürümek var. Bi' kere öyle olsa, Moonwalker denince akla &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neil Armstrong&lt;/span&gt; gelirdi.  Şahsen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neil Armstrong&lt;/span&gt;'un ay yürüyüşünü taklit etmeye çalışan kimse görmedim. Oysa gerçek moonwalk'u milyonlar taklit etmeye çalışıyor. Ayda yürümek için ille de aya gitmeye gerek yok, bize sen öğrettin.&lt;br /&gt;The King of Pop. Ölmedin, ölmeyeceksin.&lt;br /&gt;Huzur içinde yat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının burasına kadar gelmeye tahammül eden herkes, lütfen ama lütfen aşağıdaki videoyu da baştan sona bir bir izlesin,&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5333075&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5333075&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/5333075"&gt;Michael Jackson - Billie Jean&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user1852959"&gt;lokyin&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-1402536090912099333?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/1402536090912099333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=1402536090912099333&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/1402536090912099333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/1402536090912099333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/03/bahara-merhaba-iliskileri-billie-jean.html' title='Bahara merhaba ilişkileri - Billie Jean'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S44M1OREbsI/AAAAAAAAAJs/DyH88TIMYbQ/s72-c/billiejeanking.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-5552655817027519122</id><published>2010-02-15T18:42:00.008+02:00</published><updated>2010-12-23T11:26:01.178+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgililer Günü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eski sevgililer günü'/><title type='text'>"Eski" Sevgililer Günü Yazısı</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(102, 51, 255);"&gt;Not: Yazıyı yazmaya sevgililer gününden bir hayli önce başlamıştım. Ancak yarım kalmıştı. Tamamlamak bugüne kısmetmiş. Daha iyi oldu; çünkü sevgililer günü öncesi her şey bir anda kalplere bürünüyor. Ben de işin o kısmını pek sevmiyorum. Şimdi sular daha durgun. Sevgililer günü konuşmöak için daha iyi ortam.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Sevgililer Günü&lt;/span&gt;'ne bakış açımda iki temel nokta var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1-&lt;/span&gt; Her şeyden öte, Sevgililer Günü'ne&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Aaaa tamamaen romantizm üzerinden nemalanan bir para tuzağı"&lt;/span&gt; ya da &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kapitalizmin sahneye koyduğu son tragedya"&lt;/span&gt; filan gibi ağır laflar söyleyenlerle hemfikir değilim. Bunları diyen insanlar, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Alın verin ekonomiye can verin"&lt;/span&gt; reklamlarını n'iye eleştirmediler merak ederim. Bu işler böyle. Bu arada reklamı boşuna harcadılar "Alın verin" Sevgililer Günü için daha güzel bi konsept.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- &lt;/span&gt;Bu güzel ekonomik, sosyal, cinsel ve tinsel günü sadece ve sadece kırmızı kalplerle ifade eden ve vatandaşın da böyle algılanmasını sağlayan romantikleri de Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın. Birinci maddedekilerle hemfikir değilim, bunlarla hiç hemfikir değilim. Romantiklerle zaten ne konuda hemfikirsin derseniz... Onda da haklısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sevgililer Günü &lt;/span&gt;güzeldir. Ama kime güzeldir. Onu konuşmak lazım. Bana göre Sevgililer Günü sevgilisi olmayanlara güzeldir. Çünkü sevgililer günü öncesi, bir ay öncesinden itibaren olan bölümden bahsediyorum, sevgilisi olmayan herkesin tüm antenleri açılır. Bu süper bir şey. Bunda aşağılık bir durum yok. Ne var yani, herkes bir sevgilisi olsun ister (çok istisnai bir durum yoksa). Sevgililer günü yarattığı hava ile en kaba tabiriyle işleri açar. İlişkiler trafiğini yoğunlaştırır. Bu kötü bir şeydir diyeniniz var mı? Sorarım size.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Buna ihtiyaç mı var"&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Artık bunu kollayan bir erkek zaten bitmiştir"&lt;/span&gt; filan dediğinizi duyar gibiyim. Hiç katılmıyorum. Zaten bunu kollayan kadın mı erkek mi onu da ayrıca tartışırım. Bunu zaten düşünmüyor erkekler. Bana sorarsanız kadınlar da düşünmüyor. Doğal bir süreç bu. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Massai Mara&lt;/span&gt; bozkırlarında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;aslanlar &lt;/span&gt;ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;timsahlar &lt;/span&gt;için işlerin en açık olduğu zaman aralığı, bizon sürülerinin nehirden geçiş yaptığı zaman aralığıdır. İlişkiler açısından nehirden geçiş mevsimi&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; 14 şubat &lt;/span&gt;öncesidir. Hanımlar kızmayın. Teşbihte hata olmazmış. Ayrıca kimler aslan kimler bizon ona dair hiçbir şey söylemedim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Açıklıyorum. Erkekler aslan, kadınlar timsah, yeni ilişkilerse bizon.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S3l7D6jsRAI/AAAAAAAAAJU/Hn2iMA6EWq4/s1600-h/abc_croc_lion_capeb_070802_ms.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S3l7D6jsRAI/AAAAAAAAAJU/Hn2iMA6EWq4/s320/abc_croc_lion_capeb_070802_ms.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438513332215366658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Saçları ortadan ayırmış, böyle yeni ilişki olmaz olsun&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bence bir şekilde ilişkiler trafiğinin içinde olan insanlar için nispeten daha az önemli bir gün sevgililer günü. Ancak eminim bir sürü bu güne inanan insan, ilişkilerine bugün başlamışlardır, ilk cinsel deneyimlerini bugün yaşıyorlardır filan. Olayı buna indirgeceyecek kafa yapısında olmaları özünde bakınca kötü ama, hiç olmamamasından daha iyidir. Sevişmeyi öğütleyen bir gün sonuçta. Başka taraflara çekmemek lazım. İki cümle önceki sevişmeyi de eski Türk filmlerinde "sevişme" kelimesi gibi kullandım. Seks çağrışımlı olan değil. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Orhanla sevişiyoruz anne, en kısa zamanda beni babamdan istemeye gelecek."&lt;/span&gt;te olan. Ulan amma da mazbut bi' günümdeyim ben ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S3l77mJhuPI/AAAAAAAAAJk/eX9NTyBnyXY/s1600-h/poster_super_ex_girlfriend.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 216px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S3l77mJhuPI/AAAAAAAAAJk/eX9NTyBnyXY/s320/poster_super_ex_girlfriend.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438514288809588978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ben kişisel olarak, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sevgililer Günü&lt;/span&gt;'nü hiç takmıyorum. O sırada beraber olduğum kadın çok çok önemsiyorsa elbette ki onu üzmem. Ancak çok çok önemsemezse de memnun olurum. Olay benim için bu kadar. Sevgililer Günü denen gün ortadan yok olup, onun yerine "Eski Sevgililer Günü" diye bir şey icadolsa, benim işime gelen gün o gün olurdu. Hayal ediyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Eski Sevgililer Günü - 14 Temmuz&lt;/span&gt; (Şöyle bir yaz günü olsun, iddialı giyinsin kadınlar :))&lt;br /&gt;Günün konsepti şöyle,&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;"Eski Sevgililer Günü&lt;br /&gt;Eski sevgilinle buluş ve ona neler kaçırdığını göster!" &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Herhalde kadınların bu hayatta gördüğümüz görebileceğimiz en bakımlı ve güzel oldukları günler bu günler olurdu. Kuaförlerin ve giyim mağazalarının ciroları Sevgililer Günü'nden fazla olmasın ben de bir şey bilmiyorum. Haa, sırf kadınlar değil, erkekler de hiç olmadıkları kadar yakışıklı olmaya, olmadıkları kadar cömert olmaya filan özen gösterirlerdi o gün herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok zevkli olurdu eski sevgiliyle bu tansiyonda bir gece geçirmek. Hatta belki konsept şöyle bile olabilir. Biriyle buluştun, hop diye bi saat sonra başka bi randevun var. Böyle hareketli bir gece, sürekli dönüyorsun ortamlarda. Ne güzel. Ama o zaman kesin şöyle bir şey olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesala o masadan kalkıyosun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;T.İ: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ah Sibelciğim az sonra senden 2 sonrakiyle buluşacağım, bayadır görmüyorum, adı Burcu. Gece de çok yoğun, beni bilirsin.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Sibel:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Aaa, öyle mi T.İ, çok iyi oldu bu bak. ben de senle beraberken benim bi tane daha vardı, sen bilmezsin, adı Vedat. Onunla buluşacağım. Sen de beni bilirsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmaz şey mi? Bu hayatta her şey olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenciliğimde yaşadığım komik bir Sevgililer Günü anımı anlatacaktım. Yalan oldu. Yazarım onu da bir ara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize mutlu Eski Sevgililer Günü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-5552655817027519122?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/5552655817027519122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=5552655817027519122&amp;isPopup=true' title='26 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5552655817027519122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5552655817027519122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/02/eski-sevgililer-gunu-yazs.html' title='&quot;Eski&quot; Sevgililer Günü Yazısı'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S3l7D6jsRAI/AAAAAAAAAJU/Hn2iMA6EWq4/s72-c/abc_croc_lion_capeb_070802_ms.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-4481776506809624927</id><published>2010-02-05T11:03:00.008+02:00</published><updated>2010-12-23T11:24:56.853+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İncili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İncili hatalar zinciri'/><title type='text'>İncili devam... Hatalar Zinciri!</title><content type='html'>Bazı kadınlarla, ilişkinin henüz çok başlarındayken teke tek çıkmamak gerekir. Bu kadınlar ekseriyetle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"küçüktür 25"&lt;/span&gt; olanlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;% 100&lt;/span&gt; değil, ama genellikle yaşları nispeten küçük... (Kendime inanamıyorum 25'e küçük demeye başladım). Grup içinde daha rahat oluyor, özellikle ilişki tecrübesi biraz daha az olanlarla. İlk başta arkadaşlarının, sonra da tanımadıklarından bile olsa kalabalıkların içi. O bir şey diyor, birbirini bağlamıyorsun istersen hop diye başka birisiyle konuşmaya başla, o sosyalleşsin ya da o başlasın sen sosyalleş. Beni sosyal ortama salmak da tehlikeli ya neyse, karınca çiftliği faaliyete geçebiliyor. Neyse işte, bir kızla henüz ilişki başlangıcındaysan ilk programları iyi planlaman lazım. Teke tek mi, grubâl mi iyi seçim yapman lazım. Bu durumda iyi seçim grubâlmiş, ben hata yaptım. Aslında ben de biliyordum öyle olması gerektiğini, ama o hatayı da sebepsiz yere yapmadım. Cumartesi akşamına dönüyorum. Daha doğrusu akşamüstüne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hatalar Zinciri 1:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamı teke tek olarak düşündüm hep başından beri. Sanki o gece onu eve bırakışımın devamından alıyorum gibi. Yeke yek tercih etmemin sebebi çok açıktı. Çünkü önceki akşam onun arkadaşlarından biri arıza çıkarmıştı. Bir daha çıkartırsa ne yapardım bilmiyordum. Kendi arkadaşlarımı da çağırırsam daha beter yabancılamasın kız diye düşünmüştüm. Hata mıydı hataydı. Hatalar insanlar için. Öyle yapmamam gerekiyordu. En azından öyle planlamış olsam bile, başından öyle olmaması gerektiğini fark ettiğimde hemen sistem değişikliğine gitmem gerekiyordu. Neyse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittim aldım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İncili&lt;/span&gt;'yi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saçlarını toplamış, makyajını hafifçe yapmış, siyah elbisesini giymiiiş, topuklu çizmelerini giymiiiş, aman da aman.&lt;/span&gt; Bi' güzel bi' güzel ki sormayın. Eridim, eridim. Akşam başladı, ben şöyle sahile bakan, cam camekan kış bahçesi bir yere götürdüm arkadaşı. Ortam güzel, kahve mahve, muhabbet ederiz. Ennfes kurabiyeleri var (kadınlara karşı önemli bir silah) onlardan yeriz, söz tıkanırsa gazete dergi mergi, yatarız armutlara marmutlara, rahat bir iki saat planlamıştım. Akşama hazırlık için. Oraya gittik. Niyeyse biraz gergindi. Ne yaptıysam rahatlatamadım. O rahatlamayınca da benim teke tek, resmen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fatih Altaylı&lt;/span&gt;'nın &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Teke Tek&lt;/span&gt;'ine döndü. Sürekli soru soruyorum, o kısa cevaplar veriyor. Sanki böyle uçucak coşucak bi yer istemiş o, ben de onu Maltepe Huzur Evi'ne götürmüşüm gibi oldu. Lan saat daha 4.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse biraz daha zorladım konuşmayı, o sırada karar vermiştim, alkollü bir yere gidelim şurdan hemen çıkıp diye, yer de ayırtmıştım zaten. Saati de bu arada dört buçuk beş ettik. Zaten o kadar güzel ki İncili, benim beyinsel faaliyetlerimin bir kısmı devre dışı. Ara ara gidip geliyo'. İzliyorum ara ara kızı, o kadar güzel. Oradan çıkmaya yakın,dedi ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Acaba Bowling mowling mi oynasak?"&lt;/span&gt;. Hoppalaaa. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Oldu"&lt;/span&gt; dedim, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Barni'yi de çağıralım." &lt;/span&gt;Yahu saat dayanmış altıya, bowlingi mi kaldı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fred Çakmaktaş&lt;/span&gt; mıyım lan ben? Eee, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taşyatağı&lt;/span&gt;'nda tabii yapacak bir şey yok. Adam ya tabanları yardıra yardıra eve gidip &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;embesil ev hayvanı Dino&lt;/span&gt;'yla oynayacak, ya da bowling'e gidecek. Bowling'i seçiyo' doğal olarak. Şimdi ben n'iye dünyanın en eğlenceli şehirlerinden birine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taşyatağı &lt;/span&gt;muamelesi yapayım ki. İstanbul, ve hava kararmaya başlıyor. Ne bowling'i. Sonra birden o etekle İncili'nin bowling topunu yuvarlayış sahnesi filan canlanıverdi gözümde. Restoranı aradım, rezervasyonu iptal etmemesini sadece bir saat filan sarkıtmasını söyledim. Dedim "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tamam gidelim" &lt;/span&gt;(Şimdi bana işte bir çift bacağın peşinden haline bak. Koca adamsın. O kadar da sayfalarcaaaa ahkam kesmişin filan diyenleriniz olacaktır. Yapacak bir şey yok. Tabii ki sebep sadece etekli bir strike değildi, biraz da gönlü olsun hadi bakalım zihniyetiydi. Etekli strike'ı da inkar etmiyorum ama...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2vfxqRdfuI/AAAAAAAAAI8/LBNpA7pG3WE/s1600-h/bowl.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 213px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2vfxqRdfuI/AAAAAAAAAI8/LBNpA7pG3WE/s320/bowl.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434683419606744802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Götürdü bizi bi' bowling salonuna, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Lan bu salonlarda bira mira olmuyo muydu?" &lt;/span&gt;Yok arkadaş. Kahveden devam. Verdik parasını, yazdırdık bi kulvara İncili ve T.İ diye. Ya insan o güzelim çizmeleri çıkartıp,  o salak ayakkabıları giyer mi ya. Ben &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Aaa çizmelerimi mi çıkartmam gerekiyor hiç onu düşünmemiştim hadi oynamaktan vazgeçelim."&lt;/span&gt; filan diyecek diye beklerken, o saçma ayakkabıların içine fısfıs sıktırmakla meşguldü. Ben de ver dedim bi 44. Verdim fısfısıverdim fısfısı giydim ayakkabıyı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fısfıs İsmail miyim T.İ mıyım anlamadım&lt;/span&gt;. Vaziyet fena. Tadım kaçtı ama. Allah var, kaçtı. Geceye dair motivasyonum düştü. İki saat düşündüm hangi ayakkabıyı giyeyim diye evden çıkarken. Şimdi ayağımda 4 renkli sıçık bi' ayakkabı, kulvarıma doğru ilerliyorum. Hepsinden öte ben inciliyi bowling topunu yuvarlarken hiç o salak ayakkabılarla düşünmemiştim. Çizmeleriyle düşünmüştüm. Anlayacağınız ordan da içerdeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2vf_w4uyPI/AAAAAAAAAJE/DB-W7LVlZO4/s1600-h/lets-go-bowling.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 289px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2vf_w4uyPI/AAAAAAAAAJE/DB-W7LVlZO4/s320/lets-go-bowling.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434683661900237042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Diyo ki, "Bowling, ilk buluşma için harika". S.ktir yalancı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sallamaya başladık topu. Yanda da bi üniversiteli grup, arkadaş ne eğleniyorlar, ne eğleniyorlar. Dedim şunlara kaynasak ya, o an lanet ettim kendime bu geceyi kalabalık planlamadığım için. İncili bi başladı atmaya, kız resmen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fred Çakmaktaş,&lt;/span&gt; Ayak parmaklarının ucunda dönüyooooo, topu atıyo, hıh bu sefer yuvarlandı gitti yandan diyosun, top tam labutların orda duruyo dönüyo bişeyler yapıyo hepsini devirip gidiyo arkaya. Üçüncü atışlara geldik ben 17 puanda mıyım neyim kızın puanını sistem daha göstermiyo. Üstüste hepsini devirince katlayarak mı en son yazıyomuş öyle bi karın ağrısı. Çıkmıyo puan hepsini devirdikçe. Aman yarabbim. Dar attım kendimi bowling salonundan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2vgWH6ahWI/AAAAAAAAAJM/mnxox__Hk_M/s1600-h/Vinci_03_FredBowl-706640.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 242px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2vgWH6ahWI/AAAAAAAAAJM/mnxox__Hk_M/s320/Vinci_03_FredBowl-706640.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434684046038435170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hatalar Zinciri 2:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittik restorana, oradaki hatam şu oldu. Restoran biraz fazla özel kaçtı. Çok güzel bir yerdi. Halbuki öyle bir yere gerek yoktu. Daha günlük bir yer olabilirdi. İçki şaraptı ve çok şükür ki doğru seçimdi (!). Yedik, okulu bitiriş hikayesini, nasıl uzattığını falan filan anlattı. Nası da güzel kız anlatamam. Ne anlatsa dinliyo insan. Yemek güzel geçti. Benim ortaktan, kuzeninden anılardan falan filan bahsedildi. Çıkınca da hareketli bir yerlere gidelim, arkadaşlar da var dedim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ben erken dönmeyi planlıyodum aslında filan"&lt;/span&gt; dedi. Pek dikkate almayarak "aaa olmaz, şuraya gidicez. Coşucaz dedim." Gittik. Benim ekipten birkaç kişi vardı zaten. Biraz muhabbet sonra iyi müzik. Güzel devam ediyor. Ya ne kadar güzel dans ediyormuş bu kız. Ara ara bira istedi ben de 33'lükleri bira taşıyorum kendisine dans esnasında. Orda müzikle iyice ısındık. Git gel, dans mans. Benim hafiften kafam oldu. İncili benden beter olmuş. Bir ara masaya döndük. Alkolle dikkatli olmak lazım. Zaten o belli tam içmeyi bilmiyor, üniversetedeyken biz de öyleydik. Yapacak bir şey yok. Neyse, baktım arkadaş devrildi devrilecek. Ben de zaten çok yorgunum. Gündüz çalıştım, akşam bowling oynadım filan. Kafa kelle, arabayı otoparkta bırakıp, by taksi. İncili uyuyakaldı. Taksiyi beklet, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İncili&lt;/span&gt;'yi bırak ve eve dön. İşte bütün hikayem bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonuç:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tam hayal ettiğim gibi bir geceydi diyemeyeceğim. Sanırım sınıfta kaldım. Bir daha aramasını bekleyeceğim. Ben aramam. Bi daha arayan ben olursam, yine bowling'e razıyım demektir çünkü. Asla olmaz. İlişkiyi stand by'a aldım. Açmak için kumandayı almam lazım. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-4481776506809624927?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/4481776506809624927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=4481776506809624927&amp;isPopup=true' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4481776506809624927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4481776506809624927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/02/incili-devam-hatalar-zinciri.html' title='İncili devam... Hatalar Zinciri!'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2vfxqRdfuI/AAAAAAAAAI8/LBNpA7pG3WE/s72-c/bowl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-7772297809387335203</id><published>2010-01-30T16:41:00.015+02:00</published><updated>2010-12-23T11:24:34.213+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Johan Cruyff'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İncili'/><title type='text'>İncili ve Johan Cruyff</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Johan Cruyff&lt;/span&gt;, çok büyük adamdır. Tanımayan bilmeyenler için, eski bir futbolcu, tartışmasız olarak gelmiş geçmiş en iyilerden. Futbolculğu sonrası da futbolun teorisine dalmış ve bu alanda da dünyanın en büyüklerinden biri olmayı başarmış birisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;N'iye şimdi durup dururken ona değindim? Çünkü bence hayatın her alanına adapte edebileceğimiz çok çok önemli bir lafı var. Bir ropörtajında der ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Gazeteci&lt;/span&gt;: Sizce en güzel gol hangisidir?&lt;br /&gt;- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;J. Cruyff&lt;/span&gt;: En güzel gol, boş kaleye atılan goldür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2RHW2pxFaI/AAAAAAAAAIs/wHLe1BDn8Gc/s1600-h/cruyff.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 273px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2RHW2pxFaI/AAAAAAAAAIs/wHLe1BDn8Gc/s320/cruyff.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432545508469052834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Johan Cruyff&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Güzel gol demenin, güzel bir son vuruş demek olmadığını söylüyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Boş kaleye atılan gol, aslında öyle bir kombine çalışmanın ürünüdür ki, son dokunuş en kolayıdır. &lt;/span&gt;Ve o hazzı yaşamak içinse emek gerekir. Oysa herkes son dokunuşlara bakar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın-erkek İlişkilerinde de durumun böyle olduğunu düşünüyorum. Erkekleri de ikiye ayırıyorum. Bunu çözebilmiş erkekler ve bunu çözememiş erkekler. Bir cümleyle özetleyiver derseniz. Erkekler kadınlarla ilişkilerinde genellikle röveşata golü atmak ve bunu anlatmak istiyorlar. En güzel kadınla en kısa sürede en süper ilişkiyi yaşamak istiyorlar. Faydanı maksimize etmeye çalışmak, başka hiçbir dış etmen koymadığında doğru gözükebilir. Ancak elbette ki kazın ayağı öyle değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin bir erkek 2 türlü one night ilişki yaşayabilir. Ben one night dedim ama her tür ilişkide böyle. One night ilişki en temel, aslında basic demek istiyorum ama nasıl ifade edeyim bilemedim, tamam neyse, en basic ilişki olduğundan örneği onun üzerinden vereceğim.&lt;br /&gt;Erkek bir one night ilişkide ya röveşata atar, ya da boş kaleye... One night'ta bunun arası olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1-&lt;/span&gt; Fikren işi çözmemişsen, röveşata golü aramaya mahkumsundur. Çünkü başka şansın yoktur. Zemin iyi olacak, o gün gününde olacaksın, rakibin aklı bi sonraki maçta olacak, orta inanılmaz gelecek, senin de ayağına çok iyi oturacak. Vurduğun top da iyi yere gidecek. Olmaz mı? olur. İzleyin ama kaç maçta bir olur.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- &lt;/span&gt;Oysa bir erkek, ortamını çok iyi hazırlarsa, kendi oyununa konsantre olup işin rakibe değil kendine bağlı olduğunu çözerse, topu kaptırdığında da nasıl pozisyon alacağını bilirse, çirkefe yatmadan fair play'e inanırsa, oyunu zorlamak, daraltmak yerine açarsa, yönünü değiştirirse, elinden geleni yapsa da her maçı kazanamayabileceğini bilirse, yardımlaşalarını iyi yaparsa, kalenin önüne geldiğinde de ona sadece topa dokunmak kalır. Kaleye sırtı dönük, kaleyi görmeden, ayağını başının yüksekliğine kaldırıp fizik kurallarını zorlayan bir vuruş yapmasına gerek olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Önemli not:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yukarıda bahsettiğim maddelerde birinciyi yapan ikinciyi yapamaz ama ikinciyi yapan birinciyi de yapar başka inci'yi de. &lt;/span&gt;Tesadüf o ki bahsedeceğim hikayenin başkahramanının kod adı İnci, daha doğrusu incili. Bir one night değil. Sanki öyle bir şey anlatacakmışım gibi getirdim konuyu ama değil. Anlatacağım bu dediklerimin ışığında ama. Taze bir ilişki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kod adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İncili&lt;/span&gt;, çünkü, çok seviyordu inci takmayı. Ben de severim zaten ince boyun ve bilekteki zarif incileri. Güzel bir takıdır. İnci takan kadınlar genellikle zevkli olurlar. Aksine çok nadir rastladım. Ailesi Balıkesir'de yaşıyor. O ise üniversiteden itibaren İstanbul'lu bir kadın artık. Bunu özellikle belirttim, bu dönüşümü yaşamayı başaramayan ya da yaşamak istemeyen tiplerden değil, onu belirtmek için. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;25 &lt;/span&gt;yaşında, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1,65-1,70&lt;/span&gt; arası bir boyda, kumral, &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;7,6&lt;/a&gt;. Özel bir üniversite'de burslu okumuş. Burslu okumuş deyince de insanın aklında hep &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"aaa büyük mücadelelerle okumuş kızcağız, o zenginlerin arasında kimi zaman ayakkabısının altı delik, çıkınında bir somun ekmekleee..."&lt;/span&gt; filan gibi şeyler canlanıyor, hiç alakası yok. Puanı orayı tutmuş, burslu okumuş ama bir yandan rahat da bir kız. Bilmem demek istediğim profili tam anlatabildim mi? Pantolon giymeyi sevmeyen kadınlardan (bir parantezle belirtmeliyim ki çok severim bu kadın tipini). İlle de pantolonumsu giymesi gerekirse kısacık bir elbisenin altına tayt giyen model. Kokusuna, el-ayak bakımına düşkün. Bir kadının kendini kokusuyla hatırlatabilmesini çok seksi buluyorum. Bu yüzden kadınlar kendilerine en uygun kokuyu çok araştırmalılar bence, bulduktan sonra da vazgeçmemeliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2RH2xpmehI/AAAAAAAAAI0/VeqAA02nWZA/s1600-h/gibigibi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2RH2xpmehI/AAAAAAAAAI0/VeqAA02nWZA/s320/gibigibi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432546056881994258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gibigibi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Neyse, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İncili &lt;/span&gt;ile denk gelişim, inanmazsınız ama o &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/10/evlilik-fazla-kilolar-tinto-ortagm-ve.html" target="_blank"&gt;ortağımın&lt;/a&gt; vasıtası ile (&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&amp;amp;Kelime=kedi%20olal%C4%B1%20bir%20fare%20tuttu" target="_blank"&gt;bknz.&lt;/a&gt;) oldu. Arkasından çok konuşuyorum ama severim de... Bunun bir arkadaşı bizim şirkete gelmişti. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İncili &lt;/span&gt;de o gelen arkadaşının kuzeniymiş, arkadaı gelirken onunla beraberdi. Ben bi' gördüm zaten, .bne ortakla hemen göz göze geldim. Biliyo' göz koyacağımı p.şt :). Hemen beni kesiyo. Kızla kesişeceğime bu y.vşkla kesişiyorum. Kıl kıl bakmasın bana diye. Tabii zaten eften püften olan muhabbete derhal katılım gösterdim. Çocukluk anılarını filan anlatıyolar, zannedersiniz ben de bunların amcaoğullarıyım. Öylesine yaşıyorum o hikayeleri. Benim tutuk ortağın geçtim zengin baharatı, tuzu biberi olmayan hikayelerini dinliyorum. Muhabbet öyle bir hal aldı ki bir noktadan sonra, ikisi konuşuyorlar, İncili ve ben de ani ve saçmasapan bir yorum patlatıp kopuyoruz. Ortağın önünde de tam performans koyamıyorum. Babasının önünde sigara içemez ya bazıları, galiba bu hissettiğim onun gibi bir duygu. Tam bilemiyorum ama o da böyle bir şey olsa gerek. Kadınlarla olan tüm hamlelerime gıcık olduğu için, onun önünde yapmak tedirgin edici. Neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar öğle yemeğine çıkarken, tahmin edin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İncili &lt;/span&gt;ne dedi. "Ben gelmiyorum, burada kalayım biraz, İnternet'te işim var." Buyur burdan yak. Ben ne yapayım şimdi? Bundan da işaret almayayım da ne yapayım. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Sanki yıl 1991, bilgisayar Türkiye'ye yeni gelmiş, sırf bazı şirketlerde var. Eşin dostun çocuğu şirkete gelmiş de, hani olur ya, babası gitse bile gitmek istemiyo, bilgisayarda pacman mi he-man mi ne allahın cezasını oynuyosa gitmek istemiyor."&lt;/span&gt; resmen onun gibi bir durum. İnternet'te işi varmış. "&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Eee, çıkart telefonunu hallet, nerde ne zaman istersen"&lt;/span&gt; demedim tabi, &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"Oooo bizim bağlantı hızı var ya NASA'da yok."&lt;/span&gt; filan gibi bir şeyler dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra standart prosedürler girdi devreye. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Numaranı söyle, bundan böyle, saatini bana kur, sakın ha gecikme."&lt;/span&gt; Parola mıydı lan yoksa, nasıldı o şarkı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 akşam sonra onun arkadaşlarının olduğu bir ortamda yanına gittim, gece. Nasıl güzeldi anlatamam. Düzgün ve uzun bacaklı, kırmızı elbiseli, topuklu ayakkabılı... Eğlendik, coştuk. Ben seni bırakırım moduna girdim. Girmez olaydım dedim sonra da neyse, lavuk bir arkadaşı bana hop ağır ol koçum (tabii ki bu şekilde demedi de) filan yaptı. Ben de böyle durumlarda hemcinslerimle hiç dalaşmam. Zaten hepsi çok da alkollüydü, İncili de dahil. O zaman sen bırak, bırakınca da haber ver bana merak ederim ben dedim. (Bu poz için edilmiş bir cümle değil, gerçekten. Merak ederdim. Sanki ben yokken 26 yıldır napıyomuş diyeceksiniz, ama öyle değil, samimiyetle merak ettiğimi söyleyebilirim) Hiç düşünmeden ettiğim o cümle adamı aslında acayip ezdi. Çünkü bir anda kendimi öyle konumladım ki, sen bana hesap verirsin filan gibi. Komik. Halbuki ne alaka ama öye oldu. İncili'nin acayip hoşuna gitti. Kadınların böyle şeylerdeki hissiyatlarının çok sağlıklı olduğunu üşünüyorum. Kollanmak ve sahiplenilmekten hoşlandıkları açık, ama bunun samimisini ayırdedebiliyorlar. Ben de samimiydim. Tabii ki İncili ile beraber çıktım, onu evine bıraktım, kapıdan içeri girene kadar da eşlik ettim. Biraz da ayılmıştı. İçeri davet etti, ancak nezaket davetiydi.&lt;br /&gt;Teşekkür ederek uzadım. 3 gün geçti. Bugün cumartesi, sms attı, aradım hemen. Birazdan onunla buluşmak üzere evden çıkacağım. Planımı yaptım. detaylarını sizinle daha sonra paylaşırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&amp;amp;Kelime=kedi%20olal%C4%B1%20bir%20fare%20tuttu" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-7772297809387335203?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/7772297809387335203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=7772297809387335203&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7772297809387335203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/7772297809387335203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/01/incili-ve-johan-cruyff.html' title='İncili ve Johan Cruyff'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2RHW2pxFaI/AAAAAAAAAIs/wHLe1BDn8Gc/s72-c/cruyff.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-5585719662329195693</id><published>2010-01-14T17:49:00.003+02:00</published><updated>2010-01-29T17:34:43.238+02:00</updated><title type='text'>Lafonten de yazsın mı?</title><content type='html'>Tehlikeli İlişkileri severim. Bu bolg'u yazmaya başladığımdan beri giderek daha da çok seviyorum. Gerçi, hanım okuyucular biraz kıl oluyorlar bana zaman zaman ama yapacak hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster inanın ister inanmayın, ama şu ana kadar gerçekten %100 anonim kalmayı da başardım.  Bu blogun sahibini dünayda benden başka bilen yok. Birisine okutmam anonimiteye zarar verir, orası açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol tarafa mini bir anket koydum. Lafonten'le ilgili. Dediğim gibi, kendisi şu an bu blog'un varlığından haberdar değil. Okutursam ne der hiçbir fikrim de yok. Okutmak ister miyim onu da düşünüyorum ya, neyse... Siz ne düşünürsünüz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiden teşekkürler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T.İ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2L_vaiKsnI/AAAAAAAAAIk/T0BVvirlQu8/s1600-h/laf.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 172px; height: 216px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2L_vaiKsnI/AAAAAAAAAIk/T0BVvirlQu8/s400/laf.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432185290603803250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu durumdan çıkarttığım sonuç. Yazmasın. Çünkü, olayı bilenlerin neredeyse yarısı istemiyor. Kural budur, taraftarın yarısının istemediği transfer yapılmaz. Ben de düşündükçe bu fikre daha sıcak durduğumu fark ettim zaten. Katılan herkese çok teşekkür ederim.&lt;br /&gt;T.İ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-5585719662329195693?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/5585719662329195693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=5585719662329195693&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5585719662329195693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5585719662329195693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/01/lafonten-de-yazsn-m.html' title='Lafonten de yazsın mı?'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S2L_vaiKsnI/AAAAAAAAAIk/T0BVvirlQu8/s72-c/laf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-4964474154737715544</id><published>2010-01-06T17:41:00.009+02:00</published><updated>2010-12-23T11:25:31.479+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkeklik Evreleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Some girls are bigger than others'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='The Smiths'/><title type='text'>Erkeklik Evreleri ve Some Girls are...</title><content type='html'>&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_smiths"&gt;The Smiths&lt;/a&gt; diye bir grup vardır. İngiliz. İngiliz gruplarını genelde sevmişimdir zaten. Bilmeyenler için çok kısa bir özet geçeyim. Fazla da uzatmadan. Çok kral gruptur &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_smiths"&gt;The Smiths&lt;/a&gt;. Bu adamlar, Suede, Oasis, The Verve, Radiohead hepsinin yolunu açan adamlardır. Neyse dkısa kesiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılın açılışını neden &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_smiths"&gt;The Smiths&lt;/a&gt;'le yaptım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu adamların bir şarkısı üzerine kuracağım yazımı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1986&lt;/span&gt; yılında çıkardıkları bir albüm, albümün adı: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The Queen is Dead&lt;/span&gt;. Yani Türkçe'si, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kraliçe nalları dikti &lt;/span&gt;(Kraliçe öldü diye çevirenler de yok değil). Bu The Queen is Dead albümünün onuncu ve sonuncu şarkısı ise&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Some girls are bigger than others."&lt;/span&gt;, yani "Bazı kadınlar, diğerlerinden daha büyüktür." (Kızlar diye çevirenler de var, öyle değil.). Bazı kadınlar diğerlerinden daha büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, ben bazı kadınlar diğerlerinden daha büyüktür dediğimde, bu blogu takip edenler, benim kabarık sabıka kaydımdan ötürü otomatik olarak diyeceklerdir ki, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Tonaj olarak mı?"&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kilo bazında mı?"&lt;/span&gt;.&lt;span style="font-style: italic;"&gt; "Ne kadar büyük?"&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kadın var 48 kilo, kadın var 100 kilo."&lt;/span&gt; Yine neden bahsediyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnanın çok fesatsınız, şu tertemiz kalbim, karbeyaz zihnim için düşündüklerinize bakın. Neyse. Fesatla fesat olma oğlum T.İ, devam et sen full ciddiyetinle...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre, bir erkek kadınlarla ilişkisinde şu evrelerden geçer:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dönemlerin kısaca üstünden geçiyorum (O dönemler mi bizim üstümüzden geçti, şimdi biz mi üstlerinden geçiyoruz o da apayrı bir konu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Körpelik evresi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kadın yok. Hatta kızlardan nefret ediyorsun. Arkadaşlarınla her gün ayrı bir "çete" kurup kızları korkutmak olsun, oyunlarını bozmak olsun, bunlardan büyük zevk alınan zamanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pre-Ergenlik evresi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;"Lan ben bunları sevmiyorum, tamam. Oyunlarını moyunlarını bozuyorum, o da tamam. Ama, şu Tuğçe'yi de Allah özene bezene yaratmış valla. Maşşallah." dediğimiz acayip evre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ergenlik Rezillik Evresi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;"Kızlaaar. Hadi gelin ağzıma s.çın. Hadi bak bekliyorum. Aaaa, lütfen." dediğimiz evre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S0yeyte-A5I/AAAAAAAAAIc/WUO8qTPwGVw/s1600-h/ergen.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 251px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S0yeyte-A5I/AAAAAAAAAIc/WUO8qTPwGVw/s320/ergen.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425886245114741650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ergen misin derdin var.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ara-ergenlik evresi: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kızlarla hafif iletişim kurabilmeye başladın, öyle olunca tabii hemen g.tün de kalktı. Tam anlayamıyosun, aslında ama hala ergenliktesin. Sen, değilmiş gibi hissediyosun. Yediğin tokatlarla, olayı çözüyorsun, daha yolum çok diye anlıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;After-ergenlik evresi: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarla ilişkinde o eski ezikliğin yok. Yaşasın tecrübe. Yine de kadınlar seni isterlerse kolayca parmağında oynatır. Oynatır işte. İnsaflarına kalmış durumdayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ergenlikten çıkış - eziklik evresi: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Körü körüne bağlanıp, g.t oluşlarımdan tecrübe çıkarttığımız ve "Lan var yaaaa, hepiniz aynısınız. Punduna getirirsem hepinizi ...cem." dediğimiz, o yılların acısını kadınlara aşk, sevgi ve büyük nefret 3'ü birarada karışımı ile çıkartmak istediğimiz evre. Böyle büyük ideallerle yola çıkılıp, yine kadınların istedikleri gibi at koşturduklarına şahit olduğumuz bir evredir. Eziklik diye buna derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Adam oldum lan" evresi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Artık kadınlar nasıl ikna edilir öğrendin. O sert üçü bir arada karışımının etkileri de yok değil. Tepkiler biraz haşin. Kadınlar etti, kadınlar bulacak. Ne ekersen onu biçersin bu dünyada denilen evredir.  Erkeklerin, "uzun süreli ilişki istemiyorum, gönlümü eğlendireceğim." diye, kek gibi ağızlarıyla ayan beyan açık ettikleri evre. İstisnalar dışında kadınlar adamla top diye oynar. Büyük bir erkek kesimi, bu evrede eleğin üzerinde kalır ve evlenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola devam edenler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hamdım oldum Evresi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İlişkisel akıl dediğimiz şey [Kimsenin öyle bir şey dediği yok, varsa da ben okumadım hiçbir yerde. Bu ne &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/IQ"&gt;IQ&lt;/a&gt;'dur, ne de &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Emotional_quotient"&gt;EQ&lt;/a&gt;. Bu RQ'dur. Relationship Quotient, İlişki Zeka katsayısı diyeyim özetle ben].. Bu evreye kadar, İlişki zeka katsayısı kadında erkeğe göre çok üstündür. Pardon yanlış söyledim, çok çok üstündür. Burda biraz biraz dengelenmeye başlar. Eskiden yaptıklarındaki hataları bulursun. Daha doğru yaklaşmaya çalışırsın karşı cinse. Tavizin aslında ne sana ne ona yarar bir şey olmadığını görürsün. İlişkinin selameti açısından özgürlükleri yeniden tanımlarsın falan filan. Baya çğretici bir evredir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Semi-Pro Evre:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir kadını etkilemenin yolunun, onu etkileyecek bir şeyler yapmaktan geçmediğinin anlaşıldığı evredir. Etkileyici olmak istiyorsan, kendine yatırım yapmalısın. Kendin ne kadar her konuda gelişmiş olursan o kadar şansın vardır. Çok sevmekle, bir kadını etkilemek arasında korelasyon olmadığının anlaşıldığı evredir. Bu açıdan çok önemlidir. Kendine ne kadar yatırım yaparsan, evinde de o kadar "yatırım" yaparsın. (Bu laf benim değil, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt;'in)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pro Evre:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Her tür tadı alabilmeyi öğrenme evresi. Ciddi ve uzun ilişkiden zevk alırken bazı heyecanları yitirmeme, koruyabilme... Çok kelam edemeyeceğim konuyla ilgili olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Doktora Evresi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ben Bond, James Bond. Ne adam ya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu evrelerin elbette ki yaşla da alakası vardır. Ancak bir ilişki yaşarken bu evrelerin hangisinde olduğun ille de yaşına bakmaz. Çok iç kıpraştırıcı bir ilişki bir anda sana after-ergenlik stili bir ilişki yaşatabilir. Ya da ilişkiye biraz daha bu kızla nasıl olsa olmaz, ben ayrılırım bir aya kalmaz rahatlığıyla başlarsın ve bir anda pro düzeyde yaşarsın filan... Bu konu biraz karışık. Belki daha sonra ne demek istediğimi daha etraflıca yazarım. Benim anlatmak istediğim başka türlü bir şey. Biraz bu evreler üzeri. Evresi mevresi olmayan. Niye yazdım şimdi bu yukarıdakileri tam bilemedim. Geliverdi elime yazdım işte. Alın size bi' kategorizasyon daha işte, bakın bu kez erkekleri "genelledim". &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Uyduruyosun, salladın g.tunden&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;biz yaşamadık bunları"&lt;/span&gt;  diyen erkek çıkacak mı bakalım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kategorizasyon yapmayı biraz fazla seviyorum. Kabul. İlişkiler üzerine de genellikle fazlaca kafa yorduğum söylenebilir. İlişkiler üzerine kategorizasyon yapınca olunca genelliyor gibi gözüküyorum. Ancak unutulmaması gereken bir şey var ki birçok ilişki gerçekten bu klişeler, klişe olmasa bile bu kalıplar içinde gidiyor. Bunun dışında bir şey olmaz demiyorum. Oluyor çünkü. İnanılmaz nadir, ama olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediğiniz kadar laf sokun şimdi, yine birçok kişiye boktan gelen bir laf edeceğim çünkü. Bana göre kadınların sevgisi çok çok çok istisnai durumlar dışında erkekler kadar samimi değil. Değil işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten samimiyetle sevdiğini gördüğüm kadınlara çok saygı  duyuyorum (Sadece kendi ilişkimlerim için değil, kimi görürsem saygı duyuyorum). Onlar büyük kadınlar. Çok azlar. Binde birler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu post'u da onlara ithaf ediyorum. Şarkıyı da... Ne güzel şarkı. Dinleyin lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/xxaBnh-pKi0&amp;amp;hl=en_GB&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/xxaBnh-pKi0&amp;amp;hl=en_GB&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To be contintin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-4964474154737715544?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/4964474154737715544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=4964474154737715544&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4964474154737715544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/4964474154737715544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2010/01/erkeklik-evreleri-ve-some-girls-are.html' title='Erkeklik Evreleri ve Some Girls are...'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/S0yeyte-A5I/AAAAAAAAAIc/WUO8qTPwGVw/s72-c/ergen.png' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-8664783152177777998</id><published>2009-12-30T12:38:00.010+02:00</published><updated>2010-01-13T08:42:46.980+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Huzur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Y.rak otu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bitki çayı'/><title type='text'>Huzur Acil!</title><content type='html'>Hiç anlamıyorum. Gerçekten hiç anlamıyorum. Düşünün. Bu lafın pozitif bir anlamı var: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Bir yastıkta kocamak"&lt;/span&gt;... Ya bu lafın nasıl olumlu bir anlamı olabilir. Lan ben her duyduğumda yemin ederim tüylerim diken diken oluyor. Üç kelime yanyana gelince bu kadar mı çirkin durur. Hele ki aralarında yastık gibi güzel bir kelime varken. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Bir yastıkta kocamak."&lt;/span&gt; Bir kere cümlenin vaadettiği şey: Yaşlanmak. Kafadan kötü. Akla getirdiği şeyler hiç güzel değil. Yaşlanırken de öyle süper bi yaşlanma da vaadetmiyor ha. Bi' kişiyle, o da aynı yastıkta. Böyle gözümün önüne hep sararmış bir yastık, artık birisi hastayken yatağın altına &lt;a href="http://tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&amp;amp;Kelime=%C3%B6rdek" target="_blank"&gt;ördek&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:78%;"&gt;[ikinci anlam]&lt;/span&gt; koyan tipler filan geliyor. Ve insanlar bunu güzel bir şeymiş gibi lanse ediyorlar. Yahu, laf şöyle bile değil.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Bin yastıkta kocayın."&lt;/span&gt; Hadi tamam, tek eşliliği seçmişsiniz ama bari şöyle renkli bi hayatınız olsun bile demiyor. Çeşitlilik olsun, biraz baharatlı olsun. Yok arkadaş. Bir yastık, ille de terinizle koksun, şöyle ense terinizle. Sarartın onu, öyle oldu mu daha kutsal bir kurum haline gelir bu evlilik. Diğer türlü sıradan olur ille de biraz pislik olacak içinde. Yoksa gerçek evlilikten sayılmaz. Ne kadar çok sarılık, ne kadar çok ense teri, o kadar birbirine bağlı çiftsiniz. Hadi bakiym. Yahu resmen temel anlayış bunu öğütlüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ilişkisinde huzur arayanları sevmem. Bu da ayyynen bir yastıkta kocamak gibidir. Aynı tat aynı doku, bunu anlatabilmek için yazdım zaten yukarıdakileri. Çok iyi de reputasyonu vardır "huzur"un bu anlamda.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Bence ilişkide önce huzur."&lt;/span&gt; dedi mi birisi... Sanki .mına koyim ilişki gurusu oluyo'. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Öyle bi saygınlık geliyo üstüne. "Yani ben aştım o tatları, kalmadı bitti artık. Tattan tada koştum, &lt;/span&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=rocco%20siffredi" target="_blank"&gt;Rocco&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;'yla bile yattım ama zamanında, şimdi huzur, evet saaadece huzur istiyorum."&lt;/span&gt; S.ktir git lan. Yer miyim ben. İçim bayık benim demiyosun da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine sinirim tepeme çıktı işte, şahitsiniz. Var ya, Nerde ilişkide huzur arayan kadın var, kaçarım ben ondan. Hem de topuklarımı kıçıma vura vura, arkama bile bakmadan kaçarım. Erkeğin huzur arayanı samimidir, ama biraz saftır, kektir. Kadının huzur arayanı tehlikelidir. Bir kadın ilişkide önce huzur muzur diyosa anla ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"ben yatakta &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;4,5/10&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;'u geçmem çok zorlarsan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; olurum. Daha da zorlama huzurum kaçar. Hiçbi fanteziye de gelemem. Huzur diyorum anlamıyo musun ne fantezisi"&lt;/span&gt; filan gibi gibi bakar. Bi de o kadının içerde mutfakta bitki çayı için süzgeçli bardağı kesin vardır. En büyük mutluluğudur o. Y.rrak otu demler onla, en çok o mutlu eder onu. Sen g.tünü yırt o hazzı yaşatamazsın ona. Y.rrak otu dinginlik verir ona. Ben y.rrak otu içmem dediğinde de huzuru kaçar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szs5pN56JxI/AAAAAAAAAIM/K8EAeleS5_k/s1600-h/erectionotu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szs5pN56JxI/AAAAAAAAAIM/K8EAeleS5_k/s320/erectionotu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420989956740491026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gölgede yetişmiş otlarımızı güzeeeelce demliyoruuuz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşı azdır. &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"Büyük Huzur Projesi"&lt;/span&gt; adı altında senle uğraşır, huzurunu kaçırır. Ne zaman biraz işler iyi gitmese, öyle çok da değil ha biraz, hemen huzur istemeye başlar. Huzur Acil servisi kurmak lazım onlara bir tane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler yapı olarak zaten kadınlara göre daha huzurlu varlıklar. Bir kere kendi grupları içinde de huzurlu olabiliyorlar. Yalnız başlarınayken de huzurlular, hemen yapacak bir şey bulurlar. Hiç bir şey bulamazlarsa maç seyrederler, evde top sektirirler, bir şeyler okurlar, porno seyrederler... Özetle, kendi kendileriyle uğraşmazlar, iç huzuru yakalamaları daha kolaydır. Kadınlar yalnız kalınca (ilişkiler anlamında demiyorum gerçekten yalnız), kendilerini oyalayamazlar, gerilirler. Sonra da y.rak otunda derman ararlar [tamam tamam, bazıları]. Yani aslında sorunun kökü bence burada yatıyor. Erkek huzur arıyorum dediğinde ne istediğini daha bir biliyor. Kadınlarsa bilmiyor. Ben var ya, olmaz ya hadi diyelim "huzur işi"ne girdim. O minvalde yaşamaya karar verdim şu üç günlük hayatı, var ya o doğu felsefelerinin hepsinin ne kadar seks numarası varsa yalarım yutarım. Tao'sundan &lt;a href="http://www.numberonestars.com/alternatifsite/tantra.htm"&gt;Tantrasına&lt;/a&gt;  bulaşmadığım iş kalmaz. Lafta kalmaz o huzur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı yazıları yazarken, gerçekten sinirleniyorum. &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/40-ckmadan-clk-ckanlar.html" target="_blank"&gt;Bunu da yazarken sinirlenmiştim. &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/huzur-ahmet-hamdi-tanpinar/tanim.asp?sid=D47R060I0H1RXBDCQ4BF" target="_blank"&gt;Huzur çok güzel bir şey&lt;/a&gt;, içinin böyle s.kindirik olarak boşaltılması kanıma dokunuyor. &lt;a href="http://tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&amp;amp;Kelime=huzur" target="_blank"&gt;Anlamı da güzel.&lt;/a&gt; Lan otla çayla olacak iş mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kod adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Melita&lt;/span&gt;'ydı, adını tahmin etmişsinizdir. Hani bazı kadınlar vardır ya, yaşından çok genç gösterirler. Öyle bir tipti. 26 yaşındayken 17 gibi durur. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lafonten&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Lolita gibi olm"&lt;/span&gt; demişti, adı da Melis'ti. Adı da kaldı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Melita&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Olm bu reşit değildir, bi' kafa kağıdına bak şunun çaktırmadan"&lt;/span&gt; demişti bana. Melita tahmin edebileceğiniz gibi &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt;minyon kasa&lt;/a&gt;, kumral. Çok güzel bir ses. Tamamen tesadüf eseri tanışmıştım. Sosyal çevremden değil. Dıdının dıdısının dıdısı tadında. Çok beğenmiştim ilk gördüğümde, ilk görüşüm şöyle oldu. bir arkadaş toplantısıydaydık. hani şey olur ya, masadaki kızlardan birinin telefonu çalar, o da "Aaa gel gel tabi, 5 dakkacık da olsa uğrayıver" der. o şekilde gelir, aslında sırf onu görmek için. Hatta ilk geldiğinde hep şey ikilemini, stresini yaşar, gözlerinden okunur o stres. "Ya herkese merhaba desem masaya gelince, biri başka bir tarafa bakıyo olacak, sonradan beni masada görünce ay ne yabani şeymiş bi merhaba bile demedi diyecek. İlk bi herkese merhaba derken biraz daha bağırsam mı?" Ne demek istediğimi tam anlatabildim mi bilmiyorum. Tanımadığın kalabalık bir masaya merhaba deme sendromu. Ben Melita'da bunu o kadar net gözlemledim ki ve bu hali o kadar şirin ve seksiydi ki. Hemen karıncalandım. Öyle de bir durumdaki Melita'nın bizim masadaki arkadaşını da neredeyse hiç tanımıyorum. Bir yandan da içinde oldukça rahat olduğum bir grup.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szs_NDw8ZcI/AAAAAAAAAIU/6g4JPqAP31A/s1600-h/sexy-hello-there.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szs_NDw8ZcI/AAAAAAAAAIU/6g4JPqAP31A/s320/sexy-hello-there.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420996070051964354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kuvvetli bir merhaba&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Melita 5 dakika durdu zaten. Hemen kalktı. Ben hemen gittim Melita'nın bizim masadaki şubesine... Dedim ki, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"valla istersen öküz de, istersen küstah de, istersen her istediğini elde edebileceğini zanneden salak y.vşak de ben bu kızla bir kez daha mutlaka görüşebilmek istiyorum"&lt;/span&gt; dedim. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Hemen arasana"&lt;/span&gt; dedim. Kız da sağolsun hiç gıcıklık yapmadı bana, şimdi aramayayım da ben sizi konuştururum tekrar bir şekil filan dedi. Telefonunu verdi bana Melita'nın, msn'ini verdi. Ben de Melita'ya direkt söyledim. Ben senin bir masayı selamlarkenki ikilemine tutuldum diye. Ona da sevimli geldi herhalde. İyi bir giriş oldu. Sonrası bant kaydı. 2 ay aynı evde yaşadık Melita'yla, çok varlıklı bir kızdı. Çok da güzeldi ama neye yarar. Güzelliği kullanmayı bilmedikten sonra. Beni huzurla dövmüştü. Hayatta bir mücadelesi olmadığı için saçma saçma şeylere sarıyordu. O da iyi değil. Valla ben ayrıldım. Kusura bakma dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıldıktan sonra kesin bu acıya gelen iyi bir ot bulup demlemiştir. Arkamdan en çok bok atılan ayrılıklarımdan biri bu oldu. Uzun zaman geçti üstünden, pek umursamıyorum tabii ki. Dün akşam rastlaştım kendisiyle, galiba o çizgisinden biraz kayıp seksi kıza oynamaya başlamış. Yanlış zaman, yanlış insan diye düşündüm içimden. Bir selamlaştık, naber dedik sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizinle de paylaşayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sanırım 2009'un son postu&lt;br /&gt;Herkese huzur dolu bir yıl diliyorum, gerçekten.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&amp;amp;Kelime=hami%C5%9F" target="_blank"&gt;Hamiş:&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben huzuru bizim şirkette bi' Halime Ablamız var onun çayında buluyorum. Bi' demliyo, kokusu cihana yayılıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-8664783152177777998?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/8664783152177777998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=8664783152177777998&amp;isPopup=true' title='20 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/8664783152177777998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/8664783152177777998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/12/huzur-acil.html' title='Huzur Acil!'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szs5pN56JxI/AAAAAAAAAIM/K8EAeleS5_k/s72-c/erectionotu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-5448520011274117009</id><published>2009-12-28T15:42:00.012+02:00</published><updated>2010-01-05T16:53:09.500+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Djemba Djemba'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ex'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Esquisse'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eski sevgili'/><title type='text'>Eski sevgiliden hayır gelir mi? Gelmez mi?</title><content type='html'>Bazıları der ki, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"ex'ten next olmaz"&lt;/span&gt;, bazıları der ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağarmış"&lt;/span&gt;, ama bazıları şöyle der &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Eski sevgiliye duyrulur, özledim buna ne buyrulur."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu öyle bir konu ki bu işin doğrusu var mıdır yok mudur çok tartışmalı. Genel olarak ilişkiler konusunda kesin kararların her zaman daha sağlıklı bir durum olduğunu düşünmekle beraber&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; "Eski sevgiliyle yeniden biraraya gelmek iyi midir? Kötü müdür?"&lt;/span&gt; sorusuna küt diye verilecek bir cevabım yok. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Aaa olmaz, ille de ver."&lt;/span&gt;     derseniz. Yine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;vermem&lt;/span&gt;. Siz de alışın. Ben bu hayatta kaç kere ille de ver dedim de geri çevrildim biliyor musunuz? Biraz empati yapmış olursunuz. Ancak üzülmeyin, yazının sonunda bir final analizi yapacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kod adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esquisse&lt;/span&gt;'di, Türkçe'si bildiğiniz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;eskiz&lt;/span&gt;. Ancak o böyle yazardı. Yani kod adını ben takmadım, kızın özbeöz nickname'i. Çünkü mimardı. Eli de acayip yetenekliydi. Her şeyi 15 dakikada karakelem çizebiliyordu. Yolda yürürken bazen bir bakmışsın yanından yürümüyor bir şeyler çiziyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Kızım bırak şu işleri bak geç kalıcaz" &lt;/span&gt; filan demeye kalmadan, o güzel bir şeyler çizmiş oluyor. Bir gün, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Ulan"&lt;/span&gt; dedim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eloğlu ne kadar girintili çıkıntılı bina yapmışsa çizdin kara kara. Bi portresini çizmedin, onlar çıkıntı da, çıkıntı değil mi &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"target=_blank&gt;Djemba Djemba&lt;/a&gt;."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah uyandığımda ise yanımda bir karakalem çalışma vardı. Djemba Djemba'yı çizmiş. Ulan insanın uyurken mi çizilir Djemba Djemba'sı dedim. Güldü. Sanki Djemba Djemba'nın portresi değil de, "Boynu bükükler, garip yetimler" filminin afiş çalışması. Olmaz dedim. Dinletemedim. Öyle ihtişamlı bir halini de resmetmedi valla. Kadınlarla ters gitmemek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"&gt;Djemba Djemba&lt;/a&gt; üzerine yapılmış tek sanatsal çalışmanın, kendisinin uyku anına denk gelmesi sanatsal kariyerini başlamadan bitirdi diyebilirim. Ona da biraz moral bozukluğu olduğu oldu tabii. Ben de sonrasında kendisiyle kısa bi konuşma yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Oğlum dedim, senin yolun zaten bu yol değil. Sanatsal oluşumlar içinde varolmak işin değil, işçisin sen işçi kal dedim giy dedim tulumları dedim. Hem işe biraz da iyi yönünden bak dedim. En azından kara kara bak filan dedim. Daha çok bozuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szi53wQa-4I/AAAAAAAAAH8/gjs6VCn7ClI/s1600-h/prezervatif.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szi53wQa-4I/AAAAAAAAAH8/gjs6VCn7ClI/s320/prezervatif.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420286519038114690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ustam seslendi uzaktan, giy dedi tulumları...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esquisse&lt;/span&gt;, akıllı bir kadındı. Benden şöyle bir iki yaş büyük. Babası da mimar. O yüzden tuzu kuru. İstediğinde gidiyor ofise, istediğinde gitmiyor. Rahat bir hayatı var. Özenmiyordum desem yalan. Asla abartılı giyinmez. Abiye giyindiğinde çok güzel olur. Abiye dışında pek elbise giymeyen kadınlardan. Ben pek sevmem aslında o tarzı ama, gerçekten güzel yakıştırıyordu. Çok şıkır olmayan, ama hep yepyeni şeyler olurdu üzerinde. Güzel, özenli yemek yapan, kendisi çok az yiyen kadınlardan. Tam bir &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html"&gt;7,0&lt;/a&gt;. &lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/09/yasca-buyuk-bir-kadn-felicita.html"&gt;KGG endeksiyle 7,2&lt;/a&gt;. Çok çekici bir kadın. Kumral, azıcık kemikli bir vücudu var. Yüzü de kemikli, ama göğüsleri gayet tatmin edici büyüklükte, bilekler ince. İşaret parmağında biraz deformasyon var kalem tutmaktan. Çok seksi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudunda ufak iki dövme var. Bir tanesi görünen, bir tanesine görünmeyen bir yerde. Görünmeyen yerde olan dövmesi çok güzeldi. Kendi çizmiş. Bir göz, ama çok güzeldi. Bacaktan popoya tam geçiş yerinde, ne güzel bir yerdir orası, o dövmeyi gören ve onda iz bırakan her erkek için çok küçücükk bir işaret, bir nokta koyduracağını söylemişti o dövmenin çevresine (50 yaşında filan). Bildiğiniz deli yani. Benim her zaman hoşuma gitmiştir böyle kendiyle zevkli oyunlar oynayan kadınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szi6xeKYaiI/AAAAAAAAAIE/MQGfduCOGeM/s1600-h/small-tattoo-design1_2263_310x235.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 310px; height: 235px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szi6xeKYaiI/AAAAAAAAAIE/MQGfduCOGeM/s320/small-tattoo-design1_2263_310x235.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420287510613355042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Severim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Neyse bizim ilişkimiz iyi giderken, iyi giderken dediğim benim yine yemediğim bok yok ama &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esquisse &lt;/span&gt;ile ilgili hiçbir sorunum yok, birden her şey tersine döndü. Ben aslında mutluydum onunla birlikte olmaktan. Gerçek anlamdaki karıncalanmamı yaşamamıştım, yaşayacak gibi de değildim. Ama o çok sorgulamaya başladı, agresifleşti. Bu kız böyle biri değildir. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"İdare et oğlum T.İ"&lt;/span&gt; dedikçe içinden çıkılmaz bir hal aldı. Örneğin, benim işe geç gitmeme taktı kafayı. Lan sanane kadın. İşsiz güçsüz kalırmışım filan, akıl veriyordu. Kendi Arı Maya ya, bana akıl veriyor. Ben pek gelemiyorum böyle şeylere. Hiçkimseye de yapmıyorum böyle şeyler. Bencillik yok. Büyük bir kavgayla ayrıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İşte burası zurnanın zırt dediği yer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ilişki bittiği zaman, ayrılan bir çiftin yeniden bir araya gelmesi işin özünde o kadar zor değil. Matematiksel olarak baktığında, onbinlerin, belki yüzbinlerin  olduğu bir kümeden süzüp çiftleştiğin birisi var. Yeni bir süzüm yerine hazır süzülmüşe yönelmek aklen çok mantıksız durmuyor. Birçok insan bunu yapıyor zaten. Ancak iş burada bitmiyor. Bir ilişkinin Reload'unun çekilememesindeki en önemli etken, çevrenizedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bir ilişkisi olduğu zaman, ilişkide yaşadığı sorunları çoğu zaman göğüsleyebiliyor. O bana şunu yaptı ben de ona bunu yaptım, ben sütten çıkmış akkaşık mıyım muhasebesi, az adamla (yani iki kişi olunca) kolayca yapılabiliyor. Ancak bir ilişki ayrılıkla sonuçlandıktan sonra bu muhasebenin içine çevreniz de giriyor. Arkadaşlarınız, aileniz (benim için değil de genel olarak) falan filan. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özellikle kadınlarda daha çok bu durum.&lt;/span&gt; Ayrıldığınız gibi kendi aranızda değil başkalarıyla konuşmaya başlıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, biz ayrıldığımızda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esquisse &lt;/span&gt;çevresindeki herkesle dertleşmiş, benim ne siksok bi adam olduğumu filan söylemiş yakın arkadaşlarına, babasına mabasına. Kadınlar çok daha sert bu konuda, valla telefon listesini sıradan ararlar adama bok üstüne bok atmak için. Ben daha masumum. Ben bi tek Lafonten'e dedim ki, "Olm bak bu karıdan bana hayır gelmez, baksana Djemba Djemba'yı nası çizmiş" Lafonten baktı zaten, "Olm sizin ilişkiniz bu çizildiği gün bitmiş" dedi. "Djemba Djemba... Ama beğenirsin, ama beğenmezsin, kariyer sahibi bi oyuncu. Uykusu onun özel hayatır. Ayıp ayıp filan dedi." Kafam da bozuktu beni güldürmek için dedi bunları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, onun çevresinde, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Esquisse'in komik ve yakışıklı"&lt;/span&gt; erkek arkadaşıyken, babasının gözünde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Vay be efendi adama denk geldi bizim kız"&lt;/span&gt;ken bi anda, çok afedersiniz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;y.vşağın bayrak taşıyanı &lt;/span&gt;oldum. İnanın bu iki satte filan oldu. Esquisse desen, Lafonten'in gözünde, erkek düşmanı alet çizicisi, filan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl, bu işler yaşamadan öğrenilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E şimdi şartlar bir araya gelse, biz nasıl birleşicez şimdi. Olacak şey mi? Netekim, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esquisse&lt;/span&gt; İngiltere'ye gitti ve 8-9 ay orada kaldı. D&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;önmeye yakın bana habire mail atmaya başladı&lt;/span&gt;. Ben de için için istiyorum. Bir sevgilim  de var o sırada, ama karıncalar basmış durumda ortamı. İçim de istemiyor değil. Bi mail attım, açık açık yazdım durumu, ciddi bir ilişkinin zor olduğunu ama denemekten bir şey çıkmayacağını, bi' daha Djemba Djemba'yı güzellik uykusunda değil çizmek o sırada ona bakmayacağını filan aranti ederse gelince buluşmak istediğimi sdöyledim. Geldiğinde yeniden beraber olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz mutluyduk aslında, o beni iyi tanıyor ben de onu, kafa da rahatlamış. İşler güzel. O biraz sosyal çevresinden koptu, çünkü ben onla bir şekil onun çevresine girersem bu işin olamayacağı belli idi, bunu da onunla konuşmuştum. Orada yavşak adamdım. Kötüydüm, kızı zamanında üzmüştüm, yine üzerdim. O bu hayata bir süre katlandı. Güzel de vakit geçirdik, ancak sonrasında  tekrar İngiltere'ye döneceğini söyledi. Orda mimarlık daha bi bişeyler bişeyler saydı. Ben de tamam dedim. İyi gitmesine rağmen reloading işlemi yarım kaldı, çok pis erör verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii bu sadece bir örnek, çok yakın bir arkadaşımın süper başarılı bir rekonstrüksüyonu var mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Son sözüm:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Exten next olur. Ancak eğer ilişki çok çok ciddi, evliliğe filan koşan bir ilişki değilse... İlişki çok ciddi bir ilişkiyse, eski sevgiliyle yolların tekrar kesişmesi bi noktada bana göre patlak verir. Sen patlatmasan, çevrenden biri patlatır bir şeyleri. İnsanlar hiçbir şeyi unutmuyorlar çünkü, bi yerde hop adamın g.tune sokuveriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esquisse'den öğrendiklerim:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1-&lt;/span&gt; Zaten biliyordum, yine öğrendim, yine öğrendim: Kadınlar çok konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2-&lt;/span&gt; Bir kız babasıyla çok yakınsa, ilişkiye girmeden önce bir daha düşün. (Bu konuyu belki daha sonra takrar açarım, önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum.)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3-&lt;/span&gt; Sanat için soyunmak, Djemba Djemba'ya göre değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4068339568797239904-5448520011274117009?l=tehlikeliiliskiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/feeds/5448520011274117009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4068339568797239904&amp;postID=5448520011274117009&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5448520011274117009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4068339568797239904/posts/default/5448520011274117009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/12/eski-sevgiliden-hayr-gelir-mi-gelmez-mi.html' title='Eski sevgiliden hayır gelir mi? Gelmez mi?'/><author><name>T.I</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11642921994677793202</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SlB3eFL9mZI/AAAAAAAAAAc/Yo-B6MIz-bE/S220/shameless_girl_kinky.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/Szi53wQa-4I/AAAAAAAAAH8/gjs6VCn7ClI/s72-c/prezervatif.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4068339568797239904.post-1744309673748225477</id><published>2009-11-24T10:29:00.017+02:00</published><updated>2010-01-13T08:42:16.592+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Limbo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çevre ilişkiler'/><title type='text'>Oyunu Açmak - Pusu</title><content type='html'>Eğer okumadıysanız Bu yazıyı okumaya başlamadan önce,  bir önceki yazıyı okumanız gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde şöyle bir geyik vardır. Diyelim ki iki arkadaşını çiftleştirmek istersin. Bu durum sürekli öyle bir hazırlanır ki, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Aaa bak, Aylin'in haberi yok valla."&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Aaa Okan'a hiçbir şey söylemedim; heyecanlanıyor o şekilde, doğal davransın diye"&lt;/span&gt; filan. Güya ikisinin de haberi olmaz bu durumdan. Ancak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;%99,9&lt;/span&gt; ikisinin de haberi vardır. Bu salak kandırmacayı herkes oynar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mağdurita &lt;/span&gt;ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Carlos&lt;/span&gt;'un hakikaten haberleri yoktu. Benim, biraz dolaylı da olsa Limbo'nun kurduğu net bir pusu bu. Oyunu Açmak Pusu, adını işte bu durumdan  alır.&lt;br /&gt;Mekana vardık. Oturduk. &lt;a href="http://passiflora-rapunzel.blogspot.com/2009/11/3-umuze-3umuz-bayram-etsin-cukumuz.html" target="_blank"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PuCCa &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;geçen yazmıştı, başlık çok hoşuma gitmişti. Durum resmen, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;üçünüze üçümüz bayram etsin çükümüz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SwufnsE_hDI/AAAAAAAAAH0/z87YX6F2Nlw/s1600/restaurant.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 256px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OubHrUzvLMg/SwufnsE_hDI/AAAAAAAAAH0/z87YX6F2Nlw/s320/restaurant.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407591281784226866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturmadan önce restoranda hızlı bir çevre taraması. Hanımlar bakın bir restorana gidildiğinde yanınızdaki erkeğin beyni nasıl işliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada erkek beyni:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dıt dıt dıt&lt;/span&gt;, saat &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4 yönünde sarışın&lt;/span&gt;:&lt;a href="http://tehlikeliiliskiler.blogspot.com/2009/07/erkek-muhabbeti-vocabulary-ve-notlama.html" target="_blank"&gt; 6,8&lt;/a&gt; (sevgilisi var, Allah bağışlasın), &lt;span style="font-style: italic;"&gt;dırı dırı dıt&lt;/span&gt;: Yan masada &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sırtı dönük kumral&lt;/span&gt;, yüzünü göremedim ama umut vaadediyor (yalnız gibi, iki kız arkadaşıyla gelmiş, tuvaletten erkek arkadaşı gelip gelmeyecek mi kontrol et). &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dırı dıt dıt dıt:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uzak köşe, saat 9 yönü, esmer bomba&lt;/span&gt;, iki kız bir erkek (acaba erkek hangisinin yavuklusu), &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-style: italic;"&gt;Viyuv viyuv viyuv viyuv viyuv&lt;/span&gt; (red alert): &lt
